Yazan Mustafa DÖNMEZ
İki gün önce, 31 Ekim 2026’da Hakkâri’nin Yüksekova–Esendere bölgesinde vurulan Piyade Er Yusuf Sait Ünlü şehit edildi. Kendisini kimin vurduğu henüz resmen açıklanmadı. MSB yalnızca, bir “hudut geçiş olayına müdahale sırasında açılan ateşle” yaralandığını bildirdi. Ateşi açanların PKK/PJAK mensubu, kaçakçı veya başka kişiler olduğuna dair doğrulanmış bir açıklama bulunmuyor. Görevi başında vuruluyor ve kimin vurduğu belirtilmiyor. Asker, Büyük Türk Milletinin çocuğu. Tek bir satır açıklamayla geçiştiriliyor.
Erinden orgeneraline kadar ülkemizde askerin durumu budur. Taziye mesajları gırla giderken Azerbaycan Savunma Bakanı Orgeneral Zakir Hasanov, Türkiye Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’e şehidin ailesi ve Türk milleti için başsağlığı mesajı gönderdi. O da kim veya kimler tarafından vurulduğunu söylemedi.
Bu olay yakın geçmişi hatırlattı.
İstanbul’da, 16 Nisan 1980’de, CIA çalışanı olduğu söylenen ABD’li astsubay Alberto Sam Novello öldürüldü. Olaya katılanlar şunlardı: Hakkı Kolgu, Kadir Tandoğan, Ahmet Soner ve Talip Aydın. Hakkı, olay esnasında Amerikalıların ateşiyle yaralandı ve hastanede öldü. Talip Aydın, Maslak Askeri Cezaevi’nden kaçmaya çalışırken öldürüldü. Olay sırasında kaçmayı başaran Ahmet ve Kadir yakalandılar. Cezaevine konuldular. ABD kan istiyor, can istiyordu. Bu arada 12 Eylül darbesi olmuştu. Avukatları Nebi Barlas’tı. Nebi Barlas, 22 Temmuz 2026’da vefat etti. Kendisi, Talat Aydemir zamanında tutuklanmış ve üç sene hapis yatmış bir Harbiyeliydi. Sonradan hukuk fakültesini bitirerek avukat olmuştu. Hapishane ve idam sahnelerine bizzat tanık olmuştu. Adalet Savaşçısı adlı kitabı vardır.
Cezaevinde Ahmet ve Kadir, yoğun işkenceden geçtikleri hâlde mahkeme karşısında “Tam Bağımsız Türkiye!” sloganı atmışlar; asılacakları gün sandalyelerine, cellada bırakmadan, kendileri tekme vurmuşlardı. Oysa ikisi de ayrı hücrelerde tutuluyordu ancak davranışları aynıydı. Son sözleri sorulduğunda Ahmet şunları söyledi:
“Bizi asmaya karar verenler şunu bilsinler: Kendileri de bir gün asılacaktır. Pardon, gebertilecektir. Her şey tam bağımsız Türkiye için!”
O saatleri Nebi Barlas şöyle anlatıyor: “Savcı, güle oynaya ölüme giden bu gençler karşısında şaşkındı. Titreme nöbeti geçiriyor, yüzü sapsarıydı. Kararı veren Yargıç Nafiz, ‘Keşke portakal, limon satsaydım da bu pis kararı vermeseydim.’ diyordu. Omuzları çökmüş, ağlıyordu. Pişmanlık ve üzüntü içindeydi.”
Ege Denizi’nde icra edilen NATO’nun Display Determination-92 (Kararlılık Gösterisi-92) tatbikatı sırasında, Amerikan uçak gemisi USS Saratoga’dan ateşlenen iki adet Sea Sparrow füzesi, doğrudan Türk Deniz Kuvvetlerine ait TCG Muavenet muhribini vurmuştu. Füzelerin geminin kaptan köşkünü ve savaş harekât merkezini doğrudan vurması sonucu 5 Türk askeri şehit olmuş ve 22 askerimiz yaralanmıştı. ABD hükûmeti ve askeri yetkilileri, olayın tamamen bir “kaza” ve “iletişim hatası” olduğunu savundu. Ancak askeri uzmanlar, Sea Sparrow füzelerinin ateşlenmesi için altı aşamalı onay ve hedef kilitleme protokolü gerektiğini, bu yüzden olayın kaza olamayacak kadar sistematik olduğunu belirtmiştir. Olay kasıtlıydı.
Askeri Personel Ceza Almadı: ABD Donanması olayı soruştursa da füzeyi ateşleyen personelin hiçbiri cinayet veya kasıtlı saldırı suçundan hapis cezası almadı. Gemi komutanı James M. Drager ve yedi subaya yalnızca hafif idari disiplin cezaları verildi.
Yargı Süreci Engellendi: Şehit ailelerinin ABD mahkemelerinde açtığı tazminat davaları, olayın “siyasi ve askeri bir mesele” olduğu gerekçesiyle reddedildi ve yargılama engellendi.
Diyet Firkateynleri: ABD, hukuki bir tazminat ödememek adına Türkiye’ye “yardım” kılıfı altında, kullanım dışı kalmış sekiz adet Knox sınıfı fırkateyni indirimli veya hibe olarak devrederek olayın üstünü diplomatik yollarla kapattı. Türk askerine verilen kıymet buydu.
Türkiye, bu müttefik görünümlü saldırıların ardından yabancı sistemlere bağımlılığın getirdiği tehlikeler sularda yüzerken, ödenen bedel kadim milletimize aittir.
Sözleşmeli Er Yusuf Sait Ünlü, vatani görevini yaparken şehit edildi. Ailesi ve Türk milleti, hesabının sorulmasını bekliyor.