<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:yandex="http://news.yandex.ru"
	xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
>
	<channel>
	<title>5G Virüs Platformu - 5gvirusnews</title>
	<link>https://www.5gvirusnews.com/</link>
	<description>5G Virus Platformu 5G teknolojisinin getireceği yeniliklere karşı değil, İNSAN sağlığına ve doğaya  getireceği zararlara karşıdır.</description>
	<image>
		<title>5G Virüs Platformu - 5gvirusnews</title>
		<link>https://www.5gvirusnews.com/</link>
		<url>https://www.5gvirusnews.com/images/banner/logo-large.png</url>
	</image>

	
	<item>
		<link>https://www.5gvirusnews.com/yazarlar/bilekligin-golgesinde-h1998.html</link>
		<title>BİLEKLİĞİN GÖLGESİNDE</title>
		<category><![CDATA[yazarlar]]></category>
		<description><![CDATA[Tatilde neden başka biri oluyoruz?]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><b>Yazan Prof. Dr. Tansel TERCAN</b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Otele girişte resepsiyon görevlisi gülümseyerek bileğinize plastik bir bant takar.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Rengi bellidir, kilidi tek yönlüdür. Bir kez kapandı mı, ancak makasla çıkar.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">O andan sonra adınızı soran pek olmaz. Bileğinize bakarlar.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Bu küçük nesne tatil boyunca nereye girebileceğinizi, neyi alabileceğinizi, neyi bir daha isteyebileceğinizi söyler. Fakat bir şey daha yapar. Kim olduğunuzu da sessizce değiştirir.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Meslek hayatım boyunca aynı sahneyi defalarca izledim. Evinde bir dilim ekmeği israf etmeyen insan, büfede tabağını dağ gibi doldurup yarısını bırakır. İş yerinde sırasını sabırla bekleyen insan, sabah yedide şezlonga havlu atmak için koşar. Garsona, evinde çocuğuna konuştuğundan daha sert konuşur.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Kötü insanlar mı? Hayır.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Aynı insanlar. Yalnızca bileklik takmışlar.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Turizm literatürü misafiri yıllardır memnuniyet anketleriyle ölçtü. Neyi beğendiğini, neye kaç puan verdiğini sorduk. Ama tatilde insanın neye dönüştüğünü pek sormadık.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Bu yazı o soruyu soruyor.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><b>Tatil, insanın gündelik hayatta sakladığı yüzünü gösterdiği yerdir.</b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Turizm antropolojisinde Victor Turner'ın “eşik” kavramından söz etmiştir. Tatilde unvanlar askıya alınır; genel müdür ile öğretmen aynı havuzda, aynı bornozla durur. Turner buna hiyerarşisiz bir birliktelik, “communitas” der.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Bu, eşiğin aydınlık yüzüdür.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Bugün gölgesine bakmak istiyorum.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Çünkü eşikte yalnızca unvanlar askıya alınmaz. Bazen ölçüler de askıya alınır.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Gündelik hayatta bizi tutan şey çoğu zaman yalnızca vicdanımız değildir. Bakışlardır. Komşunun ne diyeceği, müdürün ne düşüneceği, çocuğumuzun öğretmeniyle markette karşılaşma ihtimali… Bu bakışlar görünmez bir korkuluk gibi davranışımızı hizada tutar.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Tatilde o korkuluk kalkar. Sizi tanıyan kimse yoktur. Ve insan belki ilk kez, iyi davranırken kimin için iyi davrandığı sorusuyla baş başa kalır.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Aslında otelde bakış eksik değildir. Garson görür, kat görevlisi görür, havuz görevlisi görür. Yalnızca o gözler, bizim önemsiz saymayı seçtiğimiz insanların gözleridir.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><b>Ahlak, kimse tanımazken de aynı kalabilen davranıştır.</b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Sosyal psikolojide “bireysizleşme” diye bir kavram vardır. Philip Zimbardo ve ondan sonraki araştırmacılar, insanın kalabalıkta, tanınmadığında ve tek tip göründüğünde kendi değer yargılarından uzaklaşabildiğini gösterdi. Maske, üniforma, kalabalık… Hepsi insanı biraz daha az “kendisi” yapar.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Her şey dahil bir tesiste bin kişi aynı renkte bileklik taşır.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Aynı büfeden alır, aynı havuza girer, aynı gösteriyi izler. Kimse kimsenin adını bilmez. Personel için bir oda numarasısınız, öteki misafir için kuyrukta önünüzdeki bir sırt.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Bileklik bir kimlik değildir, bir kategoridir. “Ultra”, “VIP”, “Standart”. İnsanı yalnızca neye hakkı olduğuyla tanımlar.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Ve insan, kendisine nasıl bakıldığına zamanla benzer.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Kendisine yalnızca hakları üzerinden bakılan insan, bir süre sonra yalnızca hakları üzerinden düşünmeye başlar. Sorumluluk dili susar, talep dili konuşur.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><b>Adını kaybeden insan, sorumluluğunu da kolay kaybeder.</b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Davranış iktisatçısı Richard Thaler'in “zihinsel muhasebe” kavramı bize önemli bir şey söyler. İnsan parasını tek bir kasada tutmaz; zihninde ayrı ayrı hesaplar açar.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Peşin ödenmiş tatil, o hesapta kapanmış görünür. Büfedeki her tabak artık bedava algılanır.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Bedava algılanan şeyin değeri düşer.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Buna bir de “batık maliyet” yanılgısı eklenir: “Parasını verdim, hakkımı alayım.” İnsan acıktığı için değil, ödediğinin karşılığını aldığını hissetmek için yer.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Bunu sahadaki rakamlarda da gördüm. Beş ülkede 21 beş yıldızlı otelde yürüttüğümüz araştırmada, geceleme başına satın alınan domates oda kahvaltı bir otelde 0,04 kilogramdı. Ultra her şey dahil bir tesiste ise 0,77 kilograma çıkıyordu.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Yaklaşık yirmi kat.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Misafir yirmi kat daha aç değildi.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Yirmi kat daha “hak sahibi” hissediyordu.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Tabaktaki fazlalık midenin değil, zihnin ürünüdür. Ve o zihnin bedelini önce çöp konteyneri, sonra toprak, sonra hepimiz öderiz.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><b>Tabağı dolduran açlık değil, kaybetme korkusudur.</b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Sabah yedi. Havuz başı henüz boş.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Ama şezlongların yarısında havlu var. Sahipleri kahvaltıda, bazıları hâlâ uykuda.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Bu küçük sahne, sosyal bilimlerin en eski sorularından birini anlatır. Ekolog Garrett Hardin buna “ortak alanın trajedisi” der: Herkesin olan ama kimsenin sorumluluğunda olmayan alan, her bireyin kendi payını büyütme çabasıyla tükenir.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Şezlong ortaktır. Havlu ise “benim” demenin en ucuz yoludur.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Psikologlar buna bölgesellik der. İnsan belirsizlik duyduğu yerde işaret bırakır. Havlu, “birazdan burada yer bulamayacağım” korkusunun nesnesidir.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Asıl dikkat çekici olan şudur: Havluyu ilk atan çoğu zaman kötü niyetli değildir. Ama onu gören ikinci kişi ertesi sabah daha erken kalkar. Üçüncüsü daha da erken. Birkaç gün içinde güvensizlik, tesisin kültürü olur.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Sosyal psikolojinin “sosyal kanıt” dediği bu mekanizma hem kötüyü hem iyiyi çoğaltır. Herkesin havlu attığı yerde havlu atmamak saflık sayılır. Kimsenin atmadığı yerde atmak ayıp sayılır.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><b>Kurallar havluyla değil, örnekle yerleşir.</b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">“Bütün yıl çalıştım, hak ettim.”</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Bu cümle tatilin en masum ve en tehlikeli cümlesidir.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Psikolojide “ahlaki izin” olarak bilinen bir etki vardır. Benoit Monin ve Dale Miller'ın çalışmalarının gösterdiği gibi, insan geçmişte iyi davrandığını ya da fedakârlık yaptığını hissettiğinde, sonrasında daha özensiz davranmayı kendine mubah görebilir.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Tatil, bütün yılın fedakârlığına kesilmiş bir ödül makbuzu gibi algılanır. Makbuz elimizdeyken garsonu bekletmek, odayı darmadağın bırakmak, gece yarısı gürültü yapmak “hak” sayılır.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Oysa hak yalnızca bizim yorgunluğumuzla değil, başkasının emeğiyle de ölçülür.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Sizin dinlendiğiniz o hafta, birileri bütün yılın en yorucu haftasını yaşar.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Daha önceki bir yazımda rasyonalizasyondan söz etmiştim: “Herkes yapıyor”, “kimse zarar görmüyor”, “hak ettim”. Tatil, bu üç cümlenin en kolay söylendiği yerdir.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><b>Dinlenmek hak edilir; başkasını yormak hak edilmez.</b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Misafirin bileğinde bir bant varsa, çalışanın göğsünde de bir yaka kartı vardır.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Çoğu zaman üzerinde yalnızca bir isim yazar. Soyadı yoktur, memleketi yoktur, hikâyesi yoktur.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Bilekliğin karşısında yaka kartı durur. İki anonimlik karşılaşır. Biri hizmet almayı, öteki hizmet etmeyi bir rol olarak oynar.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Sosyolog Arlie Hochschild, hizmet çalışanlarının yalnızca bedenleriyle değil duygularıyla da çalıştığını gösterdi ve buna “duygusal emek” dedi. Gülümsemek iş tanımının parçasıdır; incinmek değildir.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Bin misafirin bin farklı “tatil benliğini” gün boyu karşılayan insan, akşam lojmana döndüğünde kendi benliğini bulmakta zorlanır.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Sezon sonunda gençlerden en çok duyduğum cümle şudur: “Bir daha bu işi yapmayacağım.”</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Meslekten kopuşun sebebi her zaman düşük ücret değildir. Bazen yalnızca bir yaz boyunca insan yerine konmamaktır.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><b>Misafiri insan yapmayan sistem, çalışanı da insan olmaktan çıkarır.</b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Peki çözüm bilekliği kaldırmak mı?</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Hayır. Bileklik bir araçtır. Sorun aracın kendisi değil, insanı tanımlamaya başlamasıdır.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Otelciler olarak elimizde insan davranışını değiştirmenin yasaklardan çok daha güçlü araçları var.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Birincisi isimdir. Misafire adıyla seslenen, çalışana da adıyla seslenilmesini öğreten tesiste anonimlik kırılır. Tanınan insan daha özenli davranır.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">İkincisi tasarımdır. Davranış bilimcilerinin “dürtme” dediği küçük müdahaleler büyük sonuçlar doğurur. Daha küçük tabak, sık tazelenen ama az doldurulan tepsiler, ikinci kez gelmeyi teşvik eden servis. Misafiri azarlamadan israfı azaltır.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Üçüncüsü örnektir. Şezlong kuralını kağıda yazan değil, onu herkesin gözü önünde nezaketle koruyan bir havuz görevlisi. Havluyu toplayıp “yer herkes için” diyebilen bir kültür.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Dördüncüsü hikâyedir. Büfedeki yemeği kimin pişirdiğini, domatesin hangi köyden geldiğini anlatan küçük bir not, tabağı bir ürün olmaktan çıkarıp bir emek hâline getirir. İnsan emek olduğunu bildiği şeyi kolay atmaz.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Beşincisi en zor olanıdır: Misafiri müşteri olarak değil, emanet olarak görmek. Kendisine emanet gibi davranılan insan, çoğu zaman emanete yakışır biçimde davranır.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><b>İyi otel misafirini denetlemez; misafirin içindeki iyi insanı davet eder.</b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Tatil biterken bileklik makasla kesilir. Plastik çöpe gider.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Fakat tatilde kim olduğumuz bizimle eve döner.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">İnsan karakterini çoğu zaman sınırların içinde değil, sınırların gevşediği anlarda gösterir. Tatil, o anların en uzunudur.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Çocuklarımız bizi en çok orada izler. Tabağımızda ne bıraktığımızı, şezlongda kime yer açtığımızı, garsona nasıl teşekkür ettiğimizi görürler. Ve bir gün kendi tatillerinde aynı şeyi yaparlar.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Tatil, gündelik hayattan kaçış değildir. Gündelik hayatta kim olduğumuzun sınavıdır.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Bileklik size nereye girebileceğinizi söyler.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Nasıl biri olarak gireceğinize ise siz karar verirsiniz.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><b>İnsanın gerçek bileti bileğindeki plastik değil, yüreğindeki terbiyedir.</b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"></p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Mon, 19 Oct 26 20:53:26 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.5gvirusnews.com/yazarlar/bilekligin-golgesinde-h1998.html">BİLEKLİĞİN GÖLGESİNDE</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.5gvirusnews.com/yazarlar/almanyada-siyonizm-kazasi-oldu-h1997.html</link>
		<title>ALMANYADA SİYONİZM KAZASI OLDU!</title>
		<category><![CDATA[yazarlar]]></category>
		<description><![CDATA[Siyonizm, devletleşme yolunda önünü açan Almanya’da, bir ‘Türk kızının’ dinlediği rapçinin müziğine takıldı!]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><b><span style="color:#002060">Yazan: Muammer KARABULUT</span></b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><span style="color:#002060">Siyonizm’in İsrail devletiyle somutlaşmasına giden yolun açılmasında, Almanya’da Hitler’e mal edilen “Holokost” (1941-1945) hadisesi belirleyici bir rol oynadı.</span></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><span style="color:#002060">İkinci Dünya Savaşı’nı da Almanya’nın yükselişini durdurmak ve Siyonizm temelinde kurulacak yeni dünya düzeninin önünü açmak amacıyla planlanmış bir katliam olarak değerlendiriyorum.</span></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><span style="color:#002060">Avrupa’daki katliamların ardından, “soykırıma uğrayan halk” olarak gösterilen Yahudilerin ve Yahudi dininin Siyonist güçler tarafından araçsallaştırıldığını düşünüyorum. Bu süreçte antisemitizm, küresel ölçekte bir tabu ve uluslararası hukukta suç olarak ele alınan bir kavram hâline geldi. Bugün ise Siyonistlerin, Yahudi kimliğini ve antisemitizm suçlamasını kendi politikalarını korumak için bir kalkan olarak kullandıklarını ileri sürüyorum.</span></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><span style="color:#002060"><img class="detayFoto" src="https://www.5gvirusnews.com/images/upload/2026_10_18_19_59_141.png" /></span></span></span></span></p>

<p></p>

<p></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><span style="color:#002060"><img class="detayFoto" src="https://www.5gvirusnews.com/images/upload/2026_10_18_19_59_142.png" /></span></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><b><span style="color:#002060">PLANLI HOLOKOST PROJESİ</span></b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><span style="color:#002060">İşlediği suçların sorumluluğunu başkalarına yükleyen, düşmanlarını birbirine düşürerek zayıflatan ve eylemlerine hukuki kılıflar hazırlayarak kendisini dokunulmaz kılmaya çalışan Siyonist güçler, “Planlı Holokost” ile kurulduğunu ileri sürdüğüm İsrail devleti örneğinde olduğu gibi, dünyayı yönetmenin en kolay yollarından birinin bölmek, parçalamak ve yönetmek olduğunu da zaman içinde öğrendiler.</span></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><span style="color:#002060">Tanrı’ya olan inancı tarikatlarla ve laiklik çıkmazıyla karşı karşıya getirdiler. Sağ elimizi sol elimizle kavga ettirdiler. Kadınları ve erkekleri cinsiyet üzerinden birbirine düşman ettiler; renkleri bile çatışmanın konusu hâline getirdiler. Dünyanın vazgeçilmez zenginlikleri olan ana dillerimizi ve kültürlerimizi birbirinden ayrıştırarak soldurdular. Farklılıklarımızı zenginliğimiz olmaktan çıkardılar.</span></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><b><span style="color:#002060">Varlık içinde fakirleştik!</span></b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><span style="color:#002060">Şimdi ise yolun sonuna geldiğimizi düşünüyorum.</span></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><span style="color:#002060">Son yüzyılda farklı düşünce ve inançlara sahip insanları ayrıştırarak yöneten Siyonistlerin bu maharetli siyaseti; 20 Mart 2003’te Irak’a, gerçekte var olmayan “kitle imha silahları” gerekçesiyle girmeleri, 11 Mart 2020’de DSÖ aracılığıyla “pandemi” ilan edilmesi ve 7 Ekim 2023’te “Hamas yalanı” ile Gazze’de başlattıkları insan soykırımı, uyuyan, olup bitenin farkında olmayan veya işinden gücünden dolayı toplumsal olaylara ilgisiz kalan insanları uyandırdı.</span></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><span style="color:#002060">Toplumların ayrıştırılmış ve bu sayede yönetilebilir durumda kalmasını isteyen Siyonist güçlerin, insanların bu uyanışını bastırmaya çalıştığını ileri sürüyorum.</span></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><b><span style="color:#002060">SİYONİST ÇATLAK BÜYÜYOR</span></b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><span style="color:#002060">Yöntemlerinde etkin oldukları teknolojik üstünlükleriyle, tartışmasız küresel güç durumundaki FED, BM, AB, Avrupa Konseyi, NATO, siyasi partiler, STK’ler ve Mason locaları gibi örgütleri kullanıyorlar. Ancak toplumların önüne kurdukları bu barajlar çatlamaya başladı. Çatlak biraz daha büyürse insanların önüne kurdukları bu setlerin yıkılacağını biliyorlar.</span></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><span style="color:#002060">Son olarak, Siyonist İsrail’i kurmak için planladıklarını ileri sürdüğüm “Holokost yalanının” merkezi olan Almanya’da büyük bir çatlak çıktı. </span></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><span style="color:#002060">Berlin eyalet seçimleri öncesinde, Sol Parti’nin baş adayı Elif Eralp’in katıldığı seçim kampanyası sırasında yaşananlar bu çatlağın somut örneği oldu. Bir mitingde rapçi Dahabflex’in Gazze’deki yıkıma ve ölümlere karşı seslendirdiği şarkının ardından, Sol Parti’nin Neukölln ilçe örgütüne yönelik sağcı bir medya kampanyası başlatıldı.</span></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><span style="color:#002060">Partinin baş adayı Elif Eralp ile Sol Parti Berlin eyalet eş başkanı Kerstin Wolter, kendi partilerini savunmak yerine eleştirilere katıldı. Bana göre ikili, düzen siyasetinin gözündeki güvenilirliklerini kanıtlamak için çaba gösteriyordu.</span></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><span style="color:#002060">Sol Parti Neukölln ilçe örgütünün Herrfurthplatz’da, “Kapitalizme Öfke” sloganıyla düzenlediği seçim mitingine yaklaşık bin kişi katılmıştı. Berlin Eyalet Meclisi ve ilçe meclisi (BVV) adaylarının konuşmalarının yanı sıra müzisyenler de sahne aldı. Bu isimlerden biri de rapçi Dahabflex’ti.</span></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><b><span style="color:#002060">“YAHUDİ DEĞİL, SİYONİZME KARŞIYIZ” DEDİLER</span></b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><span style="color:#002060">Etkinliğin sonlarına doğru Dahabflex, “Soykırımı Durdurun” adlı şarkısını seslendirdi. Şarkının sözleri arasında “Yallah, yallah, intifada” ve “IDF’ye (İsrail Savunma Kuvvetleri) ölüm” dizeleri de yer alıyordu.</span></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><span style="color:#002060">Şarkının bir başka bölümünde ise “Biz antisemit değiliz. Milyonlarca insan yerinden edildi. Bu yüzden barış talep ediyoruz.” </span></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><span style="color:#002060">Ancak bu ifadeler, siyasetçilerin ve medyanın öfkeli bir linç fırtınası koparmasını engellemedi. Bana göre Siyonizm’in çatladığı &nbsp;tamda burada görünür hale geldi. &nbsp;</span></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><span style="color:#002060">Berlin’in önde gelen günlük gazetelerinden Tagesspiegel “açık Yahudi düşmanlığı”ndan söz ederken, sansasyon gazetesi Bild olayı “İsrail’e karşı şiddet çağrısı” olarak nitelendirdi. CDU’nun baş adayı Stefan Evers, Berlin Sol Partisi’ndeki antisemitizmin “artık bir istisna değil, siyasi sistemin bir parçası” olduğunu ilan etti. Yeşiller siyasetçisi Werner Graf, Sol Parti’yi “şiddeti kışkırtmakla” suçlarken, Sosyal Demokrat Parti’nin (SPD) baş adayı Steffen Krach da Sol Parti’yi “İsrail’e yönelik nefrete platform sağlamakla” itham etti.</span></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><span style="color:#002060"><img class="detayFoto" src="https://www.5gvirusnews.com/images/upload/2026_10_18_19_59_143.png" /></span>&nbsp;<span style="color:#002060">Gazze’deki soykırımın başlamasının üzerinden üç yıl geçmişken, bu tür uydurma karalamalar yeni değildi. Siyonist İsrail’in savaş politikalarını sorgulamaya cüret eden herkes, eleştirisi birkaç cümleden ibaret olsa bile &nbsp;satırdan ibaret olsa bile, derhal hedef tahtasına oturtuluyordu.</span></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><span style="color:#002060">Gerçekten sol bir parti, bu sağcı kampanyaya karşı durmalı ve “şiddet” olarak sunulan, “antisemitizm” ile ilişkilendirilen suçlamalara karşı kendi tutumunu açıkça ortaya koymalıydı. Sol Parti ise tam tersini yaptı. Kendi mitinginin arkasında durmak yerine, düzen siyasetçileri ve medyanın yürüttüğü kampanyaya katıldı.</span></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><span style="color:#002060">Sol Parti’nin seçimdeki baş adayı Elif Eralp, rapçinin performansını “mümkün olan en sert ifadelerle” kınadı. Eralp, “Şiddet çağrıları ve insanların öldürülmesine yönelik çağrılar kesinlikle kabul edilemez.” dedi.</span></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><span style="color:#002060">Eralp, Neukölln ilçe örgütünden “böyle bir ihlalin nasıl yaşanabildiğini aydınlatmasını ve bunun sonuçları olmasını” beklediğini söyledi. Eyalet eş başkanı Kerstin Wolter de sözler karşısında “çileden çıktığını” belirterek yaptırım talep etti.</span></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><span style="color:#002060">Buna karşılık Sol Parti Neukölln ilçe yönetim kurulu sözcüsü Hermann Nehls ise Dahabflex’in performansını savundu. Nehls, Berliner Zeitung’a yaptığı açıklamada, rapçinin “savaşa ve soykırıma karşı, barıştan yana ve antisemitizme karşı net bir tavır aldığı” için davet edildiğini söyledi. </span></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><span style="color:#002060">Şarkının “asıl programın bir parçası olmadığını” ve “kendiliğinden” seslendirildiğini belirtti. Nehls, “Şarkı sözlerinden yola çıkarak bizi şiddet çağrısı yapmakla suçlamak, apaçık bir seçim kampanyası manevrasıdır.” dedi. Buna rağmen, o akşam yaşananlarla ilgili bir iç değerlendirme yapılacağını da açıkladı.</span></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><span style="color:#002060">Dahabflex ise suçlamaları reddetti. Rapçi, etkinliğin bağlamından koparılarak iki dizeye indirgendiğini ve sivillerin öldürülmesi çağrısında hiçbir zaman bulunmadığını vurguladı.</span></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><span style="color:#002060">Elif Eralp’in kendisine örnek aldığını söylediği New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani de seçim kampanyası boyunca zaman zaman İsrail hükümetine yönelik sert eleştirileriyle öne çıkmıştı. Ancak bu, seçildikten sonra Beyaz Saray’a giderek Trump’la görüşmesine engel olmadı. Mamdani orada Trump’la son derece iyi anlaştı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun New York’a ayak basması halinde tutuklanacağı yönündeki vaadi ise verildiği hızla rafa kaldırıldı.</span></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><span style="color:#002060">Solun dışındaki sağ partiler, Gazze’deki soykırımı en başından beri destekledi ve bu politikayı mevcut seçim kampanyasında da sürdürdü.</span></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><span style="color:#002060">Ekim 2023’te Federal Mecliste (Bundestag) oybirliğiyle kabul edilen ve İsrail’le dayanışmayı ifade eden bir kararı desteklediler. 2025’te Trump’ın Gazze’ye yönelik katliamcı sömürge planını alkışladılar. Aynı yıl Federal Konseyde (Bundesrat) 1 trilyonluk savaş kredilerine onay verdiler.</span></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><span style="color:#002060">Bütün bu gelişmeler birlikte değerlendirildiğinde, Berlin’de Sol Parti’nin bir mitinginde rapçi Dahabflex’in Siyonist İsrail’e karşı Filistin’in yanında yer alması ve Gazze’deki soykırımı hatırlatması, partiyi bir anda antisemitizm suçlamalarının merkezine taşıdı. Bu tartışmada Siyonistlerin sivri oklarının hedefinde, seçimi kazanan Elif Eralp vardı.</span></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><span style="color:#002060">Seçim sonrasında rapçi Dahabflex’in sözleri yeniden gündeme geldi.</span></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><b><span style="color:#002060">ALMANYA’DA SİYONİZM KAZASI</span></b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><span style="color:#002060"><img class="detayFoto" src="https://www.5gvirusnews.com/images/upload/2026_10_18_19_59_144.png" /></span></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><i><span style="color:#002060">Sayfanın orijinali için <a href="https://www.jns.org/feature/german-jews-fear-for-their-future-as-political-extremes-gain"><b>(bkz)</b></a></span></i><a href="https://www.jns.org/feature/german-jews-fear-for-their-future-as-political-extremes-gain"> </a></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><span style="color:#002060">Tartışmanın ilk aşamasında, alışıldık kaygı yeniden gündeme getirildi: </span></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><span style="color:#002060">Siyonistlerin Gazze’de gerçekleştirdiği soykırım eylemleri, Almanya’daki Yahudilerin geleceğiyle ilişkilendirildi. Almanya’daki “Yahudiler” güya çok endişeliydi.</span></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><span style="color:#002060">Benim görüşüm ise farklı: Yahudilerin tamamını Siyonizm ile özdeşleştirmek doğru değildir. Nitekim İsrail’in Yahudiler adına konuşma iddiasına karşı çıkan ve kendisini Siyonizmden ayrı tutan Yahudi çevreler de bulunmaktadır.</span></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><span style="color:#002060">Bununla birlikte, Dahabflex’in performansına katılmak veya bu performansın gerçekleştiği mitingle ilişkilendirilmek bile, bugün Sol Parti’nin eyalet başbakanlığı için adı geçen Elif Eralp’in koalisyon sürecini kısa süreliğine çıkmaza sürükledi.</span></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><span style="color:#002060">Eralp, koalisyon görüşmeleri hakkında “SPD ve Yeşiller ile yanlış anlaşılmayı giderdik.” açıklamasını yaptı. Ancak krizin merkezinde, antisemitizmle mücadele konusunda hazırlanması gündeme gelen bildiri bulunuyordu.</span></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><span style="color:#002060">Eralp’in açıklamasına göre taraflar arasındaki görüş ayrılıkları giderildi ve ön görüşmelerin yeniden başlamasının önü açıldı. Üç partinin, antisemitizmle mücadele konusundaki ortak tutumlarını yansıtan metnin olası koalisyon protokolüne dahil edilmesi üzerinde uzlaştığı belirtildi.</span></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><span style="color:#002060">Elif Eralp’ın eyalet başbakanı olabilmesi için Sol Parti’nin diğer iki partiyle anlaşmaya varması gerekiyor. Bu nedenle antisemitizmle mücadele konusundaki anlaşmazlığın aşılması, koalisyon görüşmelerinin devamı açısından önemli bir gelişme olarak öne çıktı.</span></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><span style="color:#002060"><img class="detayFoto" src="https://www.5gvirusnews.com/images/upload/2026_10_18_19_59_145.png" /></span></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><i><span style="color:#002060">Koalisyonu kuracak olan Yeşiller Partisi (Werner Graf), Sol Parti (Elif Eralp) ve SPD’nin (Steffen Krach) önde gelen adaylarının katıldığı son basın toplantısı 17 Ekim 2026’da yapıldı.</span></i></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><span style="color:#002060">Ancak mitingdeki sözlerin Yahudileri hedef almak yerine İsrail devletinin Gazze’deki politikalarını eleştirdiği yönündeki açıklamalar, tartışmanın merkezinde yeterince yer bulmadı. Bana göre bu durum, Almanya’da Siyonizm eleştirisi karşısında giderek sağırlaşan siyasi ve medya çevrelerinin bir göstergesiydi.</span></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><span style="color:#002060">Bu olayda asıl tartışılması gereken, Yahudilerin tamamı değil; Yahudi kimliğinin siyasi amaçlarla kullanılması ve antisemitizm suçlamasının İsrail politikalarına yönelik eleştirileri bastırmak için bir kalkan haline getirilmesidir.</span></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><b><span style="color:#002060">Almanya’da yaşananlar, bir rapçinin sözleri üzerinden okunacaksa, şu soruyu gündeme getiriyor: Yahudilik ile Siyonizm arasındaki ayrım neden ısrarla göz ardı ediliyor?</span></b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"></p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Sun, 18 Oct 26 22:58:30 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.5gvirusnews.com/yazarlar/almanyada-siyonizm-kazasi-oldu-h1997.html">ALMANYADA SİYONİZM KAZASI OLDU!</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.5gvirusnews.com/yazarlar/turkiye-nereye-surukleniyor-2-h1996.html</link>
		<title>TÜRKİYE NEREYE SÜRÜKLENİYOR?</title>
		<category><![CDATA[yazarlar]]></category>
		<description><![CDATA[Yazan Mustafa DÖNMEZ]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Türkiye an itibariyle yol ayırımındadır. Sınırların ötesinde yaşanan fiili durumlarda aktif tarafsızlık izlese de tek başına oyun kuramamaktadır. Oyun kurucuların oyunlarına ise ayak bağı olmaktadır. Söz konusu nedenler Türkiye’yi cephe hattına sürüklemektedir.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Bölgenin ekonomik ve silahlı kuvvetlerinin durumuna bakmak konu hakkında temel fikir verebilecektir.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Türkiye’nin sekiz komşusunun toplam ekonomik büyüklüğü yaklaşık 1,227 trilyon dolardır. Türkiye’nin ekonomisi tek başına bu toplamdan yaklaşık 131 milyar dolar, yani %10,7 daha büyüktür. Türkiye, toplam ekonomi bakımından bütün kara komşularından açık ara öndedir. Fakat kişi başına gelirde Yunanistan ve Bulgaristan Türkiye’nin önündedir. Yunanistan’ın kişi başına geliri Türkiye’den yaklaşık %55, Bulgaristan’ınki %11 daha yüksektir. Türkiye’nin toplam ekonomik üstünlüğünün önemli bir kısmı 85 milyonu aşan nüfusundan kaynaklanmaktadır. Bu nedenle toplam GSYH büyük olsa da kişi başına refah aynı ölçüde yüksek değildir.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">İran, Türkiye’ye toplam ekonomi bakımından en çok yaklaşan komşudur; fakat Türkiye ekonomisi yine de İran’ın yaklaşık 3,3 katıdır.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Suriye verisi savaş, kayıt dışılık ve veri eksikliği nedeniyle diğer ülkeler kadar güvenilir ve güncel değildir.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Sonuç olarak: Türkiye bölgenin üretim kapasitesi ve pazar büyüklüğü bakımından merkez ülkesidir; ancak bu ekonomik büyüklüğünü kişi başına gelir ve yaşam standardına aynı ölçüde dönüştürememektedir.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><b>İKİNCİ DEĞERLENDİRME SİLAHLI KUVVETLERİN DURUMUDUR.</b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Ekim 2026 itibarıyla mevcut en karşılaştırılabilir kapsamlı veriler çoğunlukla 2025’e aittir. Genel sonuç şu: Türkiye, sekiz kara komşusu arasında en büyük ve en dengeli konvansiyonel askerî güce sahiptir. İran ise personel, balistik füze ve asimetrik harp kapasitesi bakımından Türkiye’nin en ciddi bölgesel karşılığı; Yunanistan da özellikle Ege’de hava ve deniz gücü bakımından güçlü bir yerel rakiptir. </span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Toplam millî askerî kapasite: Türkiye açık biçimde birincidir. Türkiye’ye en kapsamlı bağımsız tehdit oluşturabilecek komşu: İran’dır. Belirli bir cephede Türkiye’ye en yüksek konvansiyonel maliyeti çıkarabilecek ülke ise Ege ve Doğu Akdeniz’de Yunanistan’dır. Ham personel sayısı ile gerçek etkinlik arasındaki farkın en büyük olduğu ülke ise Irak’tır.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Türkiye’nin 2025 askerî harcaması SIPRI’ye göre 30 milyar dolara ulaşarak komşularının her birini önemli farkla geçti; Yunanistan 8,4, İran 7,4 ve Irak 6,4 milyar dolar seviyesindeydi. Ermenistan ve Azerbaycan ise ekonomik büyüklüklerine kıyasla olağanüstü yüksek oranlarda sırasıyla GSYH’nin %6,1 ve %6,5’ini harcama yaptı. (SIPRI 2025 verileri)</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Yalnız millî kuvvetler karşılaştırıldığında Türkiye üstün olsa da savaş senaryosunda ittifaklar tabloyu değiştirir: Türkiye, Yunanistan ve Bulgaristan NATO üyesidir; dolayısıyla NATO’nun 5. maddesi ve müttefik takviyesi, salt ülke envanterlerinden ayrı değerlendirilmelidir. </span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Aynı verilerde; Türkiye’nin toplam ekonomisi İsrail’in yaklaşık 2,5 katıdır. Türkiye’nin ekonomisi Güney Kıbrıs’ın yaklaşık 36 katıdır.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">İsrail ile Güney Kıbrıs’ın toplam GSYH’si yaklaşık 579,9 milyar dolardır. Türkiye ekonomisi bu toplamın yaklaşık 2,34 katıdır. Buna karşılık İsrail’in kişi başına geliri Türkiye’nin yaklaşık 3,4 katı, Güney Kıbrıs’ınki ise yaklaşık 2,45 katıdır.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Türkiye toplam ekonomik büyüklükte ikisinden de güçlüdür; ancak kişi başına gelir ve ortalama ekonomik refah bakımından İsrail ve Güney Kıbrıs Türkiye’nin belirgin biçimde önündedir.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Türkiye’nin “yakınlaşma veya stratejik iş birliği içinde bulunduğu ülkeler” olan Pakistan ve S.Arabistan’ın durumu; Türkiye ekonomisi, Suudi Arabistan’dan yaklaşık 104 milyar dolar veya %8,3 daha büyüktür. Buna karşılık Suudi Arabistan’ın kişi başına geliri Türkiye’nin yaklaşık 2,2 katıdır. Bunun temel nedenleri petrol gelirleri ve daha düşük nüfustur. Türkiye ekonomisi Pakistan’ın yaklaşık 3,65 katıdır. Türkiye’nin kişi başına geliri Pakistan’ın yaklaşık 10 katına ulaşmaktadır. Üç ülkenin toplam ekonomik büyüklüğü yaklaşık 2,98 trilyon dolardır. Bunun yaklaşık %46’sını Türkiye, %42’sini Suudi Arabistan ve %12’sini Pakistan oluşturur.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><b>YEMEN SAVAŞINDAKİ TARAFLAR</b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Türkiye; S.Arabistan’ın yanında dururken, Yemen’deki Husi’lerin arkasında Çin olduğu ve bu savaşın ABD ve Çin arasında gelişen bir savaş olduğunun umarım farkındadır. Bir tarafta Çin ve İran diğer tarafta ise İsrail, S.Arabistan ve Amerika vardır.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Özetle: Türkiye toplam üretim gücü ve çeşitlenmiş ekonomi bakımından önde; Suudi Arabistan kişi başına gelir ve enerji kaynakları bakımından daha güçlü; Pakistan ise büyük nüfusuna rağmen ekonomik üretim ve kişi başına gelirde belirgin biçimde geridedir.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><b>SONUÇ OLARAK</b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Türkiye komşularına göre büyük bir ekonomik ve askerî kapasiteye sahiptir; fakat bu üstünlük, ekonomik dayanıklılık ve stratejik korunmuşlukla aynı şey değildir. Bu veriler, Türkiye’nin bölgesel güç dengesinde önemli bir ağırlığa sahip olduğunu göstermektedir. Bu ağırlık, Türkiye’yi bölgesel krizlerde hem vazgeçilmez bir aktör hem de baskı altında tutulabilecek bir hedef hâline getirmektedir. Türkiye’nin enerji tesisleri, sanayi merkezleri, limanları ve ulaşım altyapısı uzun menzilli füze, İHA ve hava saldırılarına karşı bütünüyle dokunulmaz değildir. Yüksek dış finansman ihtiyacı, enerji ithalatına bağımlılık ve kur kırılganlığı da uzun süreli bir çatışmanın ekonomik etkilerini ağırlaştırabilir. Bu nedenle Türkiye açısından temel tehlike yalnız askerî yenilgi değil; sınırlı bir çatışmanın ekonomik, diplomatik ve toplumsal yıpranmaya dönüşmesidir. </span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Dolayısıyla asıl mesele, Türkiye’nin savaşa girip girmeyeceğinden çok, bölgesel rekabet içerisinde askerî caydırıcılığını korurken doğrudan çatışmaya sürüklenmesini önleyecek diplomatik ve ekonomik dayanıklılığı oluşturup oluşturamayacağıdır. Ayrıca; M.Kemal Atatürk’ün Musul konusunda emperyalistlere direnmesinin karşısına; Nasturi ve Şeyh Sait İsyanı ile çıkılması, Ordu içinde Kazım Karabekir, Ali Fuat (Cebesoy) Rauf (Orbay), Refet (Bele) ve Cafer Tayyar (Eğilmez) Paşaların karşı tutumları ve suikast planlarının ortaya çıkması tesadüf değildir ve unutulmamalıdır. İç cephenin güçlü tutulması hayatidir. </span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Son analizde, Türkiye iki ayrı yola sürüklenmektedir. İsrail karşıtı Husilerle veya Güney Kıbrıs üzerinden İsrail, Güney Kıbrıs ve Yunanistan’la savaşmak. Türkiye’nin birinci yola girmesi İsrail ve Batı ile hareket etmesini perçinler. İkinci yolu seçmesi Batı ile yol ayırımına getirir.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><b>Aslında Türkiye’nin bir üçüncü yol seçeneği daha vardır. Bir sonraki yazıda.</b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"></p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Sat, 17 Oct 26 21:59:06 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.5gvirusnews.com/yazarlar/turkiye-nereye-surukleniyor-2-h1996.html">TÜRKİYE NEREYE SÜRÜKLENİYOR?</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.5gvirusnews.com/yazarlar/misafir-mi-musteri-mi-h1995.html</link>
		<title>MİSAFİR Mİ, MÜŞTERİ Mİ?</title>
		<category><![CDATA[yazarlar]]></category>
		<description><![CDATA[Bir kelimenin değiştirdiği meslek…]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><b>Yazan Prof. Dr. Tansel TERCAN</b></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;">Eski müneccimler gökyüzünün en büyük gezegenine "Müşterî" adını verirdi. Osmanlı Türkçesinde Jüpiter'i karşılayan bu kelime uğuru, bereketi ve bolluğu simgelerdi. Bugün aynı kelime otel sistemlerinde bir rezervasyon kodu, bir kayıt numarası, bir gelir kalemi olarak yaşıyor. Kelime yerinde duruyor, anlamı ise gökyüzünden kasaya inmiş durumda.</span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;">"Misafir" ise sefer kökünden gelir: Yola düşmüş, yorulmuş ve sonunda bir kapıyı çalmış insanı anlatır. Anadolu bu insanı "Tanrı misafiri" diye karşılar; kim olduğunu sormadan önce suyunu, sofrasını, yatağını hazırlar. Müşteri ise satın alandır. Biri kapıya hikâyesiyle gelir, öteki cüzdanıyla.</span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><b><i>Kapıdan giren insana verdiğimiz ad, sunacağımız hizmetin ilk cümlesidir.</i></b></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;">Psikolog Elizabeth Loftus'un 1974'te yaptığı deneyi sık sık hatırlarım. Katılımcılar aynı trafik kazasının görüntüsünü izler. Bir gruba araçların birbirine "çarptığı" anda ne hızla gittiği sorulur; diğer gruba ise "parçalandığı" anda. İkinci grup hızı belirgin biçimde daha yüksek tahmin eder; bir hafta sonra görüntüde hiç bulunmayan cam kırıklarını gördüğünü bile söyler. Tek bir fiil, insanların gördüğünü değiştirmeye yetmiştir.</span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;">Bizim meslekte de durum farklı değil. Sabah toplantısında "Bugün 340 müşterimiz var" diyen ekiple "Bugün 340 misafirimizi ağırlıyoruz" diyen ekip aynı lobide çalışsa da aynı işi yapmaz. İlk cümle bir doluluk oranını, ikincisi bir sorumluluğu tarif eder.</span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><b><i>Dil, düşüncenin kıyafeti değil; davranışın provasıdır.</i></b></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;">Antropolog Alan Page Fiske insan ilişkilerini dört temel modelle açıklar. Bunlardan ikisi doğrudan mesleğimize dokunur: paylaşıma dayanan topluluk ilişkisi ve fiyata dayanan piyasa ilişkisi. Piyasa ilişkisinde her şey ölçülür, karşılığı ödenir ve hesap kapanır. Topluluk ilişkisinde ise hesap hiçbir zaman tam kapanmaz; çünkü verilen şey bir alışverişin değil, bir bağın parçasıdır.</span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;">Bu dengenin ne kadar kırılgan olduğunu kreşlerde yapılan ünlü bir araştırma çarpıcı biçimde gösterir. Çocuğunu geç alan velilere para cezası getirildiğinde gecikmeler azalmamış, tersine artmıştır. Çünkü ceza, mahcubiyeti bir fiyata dönüştürmüştür. Veli artık öğretmeni bekletmenin utancını değil, ek hizmetin bedelini düşünmeye başlamıştır. Daha da dikkat çekicisi, ceza kaldırıldığında eski davranış geri gelmemiştir.</span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><b><i>Bir ilişkiyi bir kez fiyata çevirdiğinizde, onu yeniden gönüle çevirmek çok zordur.</i></b></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;">Misafiri müşteriye dönüştüren de çoğu zaman tek bir kelime, tek bir form, tek bir tavırdır. Kapıda önce "ek ücretlidir" demekle, önce kapıyı açıp ardından nazikçe bilgilendirmek arasında bir meslek farkı vardır.</span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;">Yine de bu satırlar romantik bir çağrı olarak okunmamalı. Otelcilik bir ticarettir; maliyeti, bütçesi ve gelir hedefi olan ciddi bir iştir. Fatura kesmeyen misafirperverlik bir hayır kurumudur, otel değil. Rakamlar da işin ciddiyetini hatırlatıyor. TÜİK verilerine göre Türkiye 2025'te turizmden yaklaşık 65,2 milyar dolar gelir elde etti; geceleyen ziyaretçinin gecelik ortalama harcaması 100 dolar oldu. Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü'nün (UN Tourism) son barometresi ise 2026'nın ilk yarısında uluslararası seyahatin yalnızca yüzde 0,4 büyüdüğünü, Orta Doğu'ya gelişlerin yüzde 22 gerilediğini ve akaryakıt, enflasyon ile uçak bileti fiyatlarının seyahati pahalılaştırdığını ortaya koyuyor. Yıl sonu büyüme beklentisi de yüzde 3-4'ten yüzde 1-2'ye çekilmiş durumda.</span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;">Bu tablonun söylediği açık: Seyahat pahalandıkça insanlar daha çok hesap yapar. Kapımızdan giren kişi cebindeki her doları, her lirayı tartarak gelir. Böyle bir dönemde onu yalnızca müşteri olarak görürsek aramızdaki tek bağ fiyat olur. Fiyat ise her zaman daha ucuzunu arayan bir bağdır.</span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><b><i>Fiyatla kazandığınız misafiri daha ucuz bir fiyat elinizden alır; gönülle kazandığınızı kimse alamaz.</i></b></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;">Immanuel Kant, 1795'te yayımladığı <i>Ebedi Barış Üzerine</i>'de "evrensel konukseverlik" kavramını, yabancının başka bir ülkeye vardığında düşman muamelesi görmeme hakkı olarak tanımlar. Jacques Derrida bir adım daha ileri giderek iki ayrı konukseverlikten söz eder: koşullu ve koşulsuz. Koşullu konukseverlik kuralları, kimlik sorusunu, kapı açılmadan önceki sorgulamayı içerir. Koşulsuz olan ise adını bile sormadan kapıyı açmaktır. Derrida'ya göre bu ikisi birbirine muhtaçtır: Kurallar olmadan konukseverlik sürdürülemez, ama ruhunu koşulsuz olandan alır.</span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;">Modern otelciliğin bütün sanatı, bence, bu iki uç arasında durabilmektir. Rezervasyon sistemi, provizyon ve giriş saati koşullu konukseverliğin araçlarıdır; bunlardan vazgeçemeyiz. Ama resepsiyondaki arkadaşımızın yolcunun yorgun yüzünü görüp "Önce bir çayımızı için, formu sonra tamamlarız" demesi koşulsuzluğun sesidir. Sistemler işi yürütür; o cümle ise oteli hatırlatır.</span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><b><i>Sistem misafiri kaydeder, insan misafiri karşılar.</i></b></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;">Bugün yapay zekâ destekli self check-in kioskları, dijital oda anahtarları ve otomatik mesajlar sektörün en çok konuşulan başlıkları arasında. Bunlara karşı değilim. Doğru kurgulandıklarında çalışanlarımızı evrak yükünden kurtarır, misafire ayırabilecekleri zamanı artırırlar. Yanlış kullanıldıklarında ise misafiri hızla müşteriye, müşteriyi de bir veri satırına indirgerler. Asıl soru teknolojinin ne kadar hızlı olduğu değil, kazandırdığı zamanı kime ayırdığımızdır.</span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;">Sosyolog Arlie Hochschild, hizmet çalışanlarının "duygusal emek" harcadığını yazar. Hissetmedikleri bir sıcaklığı yüzlerine takmak zorunda kalan insanlar zamanla tükenir. Meselenin içeriden görünen yüzü de burada başlar. Çalışanına "Müşteriyi memnun et" diyen yönetim ona bir performans maskesi verir; "Misafirimizi ağırla" diyen yönetim ise bir ev sahipliği kimliği kazandırır. Maske yorar, kimlik besler. Ev sahibi olduğunu hisseden çalışan gülümsemeyi bir rol olarak değil, bir onur olarak taşır.</span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><b><i>Çalışanına ev sahibi olduğunu hissettiremeyen otel, misafirine de evinde olduğunu hissettiremez.</i></b></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;">Anadolu'nun güzel bir sözü vardır: "Misafir on kısmetle gelir, birini yer, dokuzunu bırakır." Bu söz misafirin yük değil bereket olduğunu anlatır. Bugünün diliyle söylersek misafir yalnızca bıraktığı geliri değil; anlattığı hikâyeyi, getirdiği yeni misafiri, yazdığı yorumu, yıllar sonra çocuklarıyla yeniden geldiği tatili de beraberinde getirir. Ekonomistlerin bugün "müşteri yaşam boyu değeri" dediği şeye Anadolu yüzyıllar önce "kısmet" adını vermişti.</span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;">O hâlde soruyu yeniden soralım: Misafir mi, müşteri mi?</span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;">Benim cevabım şu: Bütçede müşteri, kapıda misafir. Raporda müşteri, hafızada misafir. Bu iki kelimeyi birbirinin düşmanı değil, birbirinin dengesi olarak görmeliyiz. Müşteri disiplini olmayan misafirperverlik amatörlüğe; misafirperverliği olmayan müşteri disiplini ise ruhsuzluğa dönüşür.</span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><b><i>Faturayı müşteriye keseriz; hatırayı misafire bırakırız.</i></b></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;">Önümüzdeki yıllarda sektörümüzü ayakta tutacak olan ne en ucuz fiyat olacak ne de en parlak teknoloji. Savaşların, sınırların ve maliyetlerin seyahati zorlaştırdığı bir dünyada insanlar yine yola çıkacak; çünkü insan, karşılanmaya ihtiyaç duyan bir varlıktır. Kapısını açtığımız kişiye hangi adla seslendiğimiz, mesleğimizi ne kadar ciddiye aldığımızın da göstergesidir.</span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;">Bir kelime bir mesleği değiştirebilir. Doğru kelime ise onu yeniden ayağa kaldırabilir.</span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"></p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Fri, 16 Oct 26 16:33:56 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.5gvirusnews.com/yazarlar/misafir-mi-musteri-mi-h1995.html">MİSAFİR Mİ, MÜŞTERİ Mİ?</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.5gvirusnews.com/yazarlar/azerbaycanin-sessiz-esigi-h1994.html</link>
		<title>AZERBAYCANIN SESSİZ EŞİĞİ</title>
		<category><![CDATA[yazarlar]]></category>
		<description><![CDATA[Zenginlikten Medeniyete]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><b>Yazan Dr. Nurfer TERCAN </b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><b>Toprağının altında servet, üstünde gelecek kaygısı taşıyan bir ülke gerçekten ne kadar zengindir?</b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Bu soru yalnızca Azerbaycan’ın sorusu değildir. Çağımızın kalkınma düşüncesinin bütün iddialarını sınayan bir sorudur. Zenginliği ölçmek kolaydır: Varil fiyatları, rezerv tabloları ve büyüme oranları bunu bize her çeyrek yeniden bildirir. Zor olan, zenginliğin bir toplumun hayatında neye dönüştüğünü ölçmektir. Servet çoğu zaman bir imkân olarak gelir. Medeniyete dönüşmesi ise ancak bir emeğin, bir bilincin ve bir sabrın eseri olabilir.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Hazar’ın kıyısında, toprağın kendiliğinden alev verdiği Abşeron’da insanlar yüzyıllardır ateşe bakarak düşündüler. Yanardağ’ın sönmeyen alevi ve Ateşgâh’ın taş duvarları, bu coğrafyanın enerjiyle kurduğu ilişkinin petrol çağından çok eski olduğunu hatırlatır. “Odlar Yurdu” adı bir mecaz değil, bir hafızadır. Fakat ateşin tarihi bize bir şey daha öğretir: Alev ısıtır, aydınlatır, dönüştürür. Ama yanlış tutulduğunda yakar da.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Bugün Azerbaycan, ateşin bu iki yüzü arasında duruyor. Bakü’nün kıyı şeridinde yükselen kuleler, enerji koridorları ve uluslararası yatırımlar modernleşmenin görünen yüzünü oluşturuyor. Ancak her dönüşümün bir de görünmeyen yüzü vardır. Evlerin içinde ertelenen planlar, yurtdışındaki bir üniversitenin ilanına uzun uzun bakan gençler, şehre taşınan çocuklarını köyde bekleyen anne babalar, değişen beklentiler ve sessizce yeniden yazılan hayatlar.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><b><i>Bir ülkenin hakiki hikâyesi, çoğu zaman istatistiklerin satır aralarında saklıdır. Kalkınma yalnızca rakamların yükselmesi değildir. İnsanın hayata duyduğu güvenin derinleşmesidir.</i></b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><b>Yer Altının Serveti, Yer Üstünün Sorusu</b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Azerbaycan’ın modern iktisadi tarihi büyük ölçüde petrol ve doğal gaz üzerinden yazıldı. Bu kaynaklar ülkeye stratejik ağırlık, mali birikim ve altyapısını yenileme imkânı kazandırdı. Bağımsızlığın ilk kırılgan yıllarından bugüne uzanan yolda enerji, devletin hem omurgası hem de dünyaya açılan kapısı oldu.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Ne var ki doğal kaynak zenginliğinin kendine özgü bir paradoksu vardır. Toprağın altından kolayca çıkan servet, toprağın üstünde zahmetle üretilmesi gereken değeri ertelemeye meyleder. İktisatçıların “kaynak laneti” dediği şey aslında bir lanet değil, bir ayartmadır. Kolay gelirin, zor olanı yapma iradesini sessizce aşındırmasıdır. Petrol fiyatlarının yükseldiği yıllarda ulusal paranın değer kazanması, tarımın ve imalatın rekabet gücünü yitirmesi, yeteneklerin üretken alanlardan rant alanlarına kayması bu ayartmanın bilinen biçimleridir.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Uluslararası Para Fonu’nun 2026 değerlendirmesi, Azerbaycan ekonomisinin 2024'teki yüzde 4,2'lik büyümesinin 2025'te yüzde 1,4'e gerilediğini ve petrol dışı sektörlerde de ivmenin yavaşladığını gösteriyor. Öte yandan ülke, enerji gelirlerinden biriktirilmiş güçlü mali rezervlere sahip.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Bu iki gerçeği yan yana koyduğumuzda ortaya çıkan tablo bir yoksunluk tablosu değil, bir tercih tablosudur. Azerbaycan’ın sınavı imkânsızlıkla değil, imkânla ilgilidir. Asıl soru, biriktirilmiş sermayenin geleceğe nasıl tercüme edileceğidir: Bilimsel araştırmaya mı, tarımsal verimliliğe mi, katma değerli sanayiye mi, yoksa yalnızca bugünün istikrarını korumaya mı?</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Petrolün değerini piyasa belirler. İnsanın ürettiği değerin sınırını ise bilgisi, hayal gücü ve kurabildiği kurumlar belirler. Biri dışarıdan dikte edilir, öteki içeriden inşa edilir. Bu yüzden bir ülkenin en büyük başarısı, yer altındaki kaynakları tükenmeden önce yer üstündeki insanının potansiyelini keşfedebilmesidir.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><b><i>Yer altı servetinin bir son kullanma tarihi vardır. İnsan zekâsının yoktur.</i></b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><b>Demografi: Bir Milletin Zamana Yazdığı Mektup</b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Her toplum, farkında olmadan geleceğe bir mektup yazar. Bu mektubun mürekkebi doğumlar, evlilikler, göçler ve yaşlanmadır. Demografi, bir milletin kendi geleceğine duyduğu güvenin en dürüst kaydıdır. Çünkü insanlar anketlerde başka, hayat kararlarında başka konuşabilir. Ama çocuk sahibi olma, kalma ya da gitme kararları yalan söylemez.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Azerbaycan’ın 10 milyonu aşan nüfusu, bölgesinin dinamik toplumlarından birine işaret ediyor. Ancak doğurganlıktaki düşüş, yavaş ama kararlı biçimde ilerleyen yaşlanma eğilimi ve nüfusun büyük kentlere doğru akışı, bu potansiyelin kendiliğinden kalıcı olmadığını hatırlatıyor. Demografik avantaj bir pencere gibidir: Açık kaldığı süre sınırlıdır ve o süre içinde ne yapıldığı, pencerenin kapandığı günün nasıl geçeceğini belirler.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Bir gencin geleceği, aldığı eğitimin kendi ülkesinde bir karşılığı olduğuna inandığı ölçüde bir ihtimaldir. Bilgi ile fırsat, emek ile karşılık, yetenek ile tanınma arasındaki bağ zayıfladığında ise gelecek, giderek başka coğrafyalarda aranan bir umuda dönüşür.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Ancak burada ince bir ayrım yapmak gerekir. Her göç bir kayıp değildir. Dünyayı dolaşan bir zihin, döndüğünde ya da geride bağlarını koruduğunda, ülkesine bilgi, deneyim ve ağlar taşır. Asıl mesele insanların gidebilmesi değil, kalmak istediklerinde kalabilecekleri bir Zemin bulup bulamamalarıdır. Özgürce gitmek bir haktır. Mecburen gitmek bir yaradır.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Bu nedenle Azerbaycan’ın demografik geleceği yalnızca nüfus politikalarına bağlı değildir. Eğitimin niteliğine, istihdamın onuruna, konuta erişime, kadınların çalışma hayatında bulduğu imkânlara ve yaşlıların güvencesine bağlıdır. Doğurganlık oranı, nihayetinde bir güven endeksidir.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><b><i>Bir toplumun yaşlanmasından daha düşündürücü olan, gençlerinin umutlarının kendilerinden</i></b><i> önce yaşlanmasıdır.</i></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><b>Görünmeyen Mimari: Kurumsal Güven</b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Her ekonomik dönüşüm, er ya da geç, kurumların niteliği sorusuyla karşılaşır. Azerbaycan’ın bağımsızlık sonrası yolculuğu; devletleşme, egemenlik, güvenlik ve istikrar arayışıyla biçimlendi. Savaşların, belirsizliklerin ve büyük güçler arasındaki sıkışmışlığın gölgesinde kurulan bir devletin önceliklerini anlamak gerekir. İstikrar, bu coğrafyada bir lüks değil, bir varoluş meselesi olarak tecrübe edildi. </span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Ne var ki enerji merkezli bir kalkınma modelinin ihtiyaç duyduğu kurumsal yapı ile çeşitlenmiş, yenilikçi bir ekonominin ihtiyaç duyduğu kurumsal yapı aynı değildir. Bir petrol sahası birkaç büyük sözleşme ve güçlü bir merkezle yönetilebilir. Fakat binlerce girişimden, araştırma laboratuvarından ve yaratıcı işletmeden oluşan bir ekonomi başka bir toprağa ihtiyaç duyar. Girişimci hukuki öngörülebilirlik ister. Üniversite düşünce özgürlüğü ve nitelikli araştırma ortamı ister. Yatırımcı şeffaf kurallar, genç ise liyakate dayalı fırsatlar bekler.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Burada İbn Haldun’un Mukaddime’de geliştirdiği asabiyet kavramı yeniden anlam kazanır. Toplumları ayakta tutan yalnızca iktisadi kaynaklar değildir. İnsanların ortak bir düzen içinde birlikte yaşayabileceklerine, o düzenin kendilerine de ait olduğuna duydukları inançtır. İbn Haldun’a göre devletler, bu bağ zayıfladığında değil, bu bağın zayıfladığı fark edilmediğinde çözülmeye başlar.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Devletin kurumsal gücü ile toplumun yaratıcı kapasitesi birbirini tamamladığında gelişme dayanıklı hâle gelir. Fırsatlar dar çevrelerde biriktiğinde ve liyakat algısı aşındığında ise en sağlam ekonomik göstergeler bile toplumsal güvendeki çatlağı örtemez. Bu riskler Azerbaycan’a özgü değildir. Hızla modernleşen bütün toplumlar aynı yapısal sınavla karşılaşır. Fark, sınavın varlığında değil, onunla yüzleşme biçimindedir.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><b><i>Ekonomik sermaye tükenebilir ve yeniden kazanılabilir. Toplumsal güven ise bir kez zedelendiğinde, onu yeniden inşa etmek bir kuşağın ömrünü alabilir.</i></b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><b>Bakü’nün Işığı, Taşranın Sessizliği</b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Modern şehirler kalkınmanın en görünür sembolleridir. Fakat gökdelenlerin yüksekliği, toplumsal refahın derinliğiyle aynı şey değildir. Bir ülkenin vitrini başka, salonu başkadır.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Bakü’nün ticaret, finans, kültür ve hizmetler alanında kazandığı ağırlık, Azerbaycan için tartışmasız bir avantajdır. Ancak fırsatların başkentte yoğunlaşması, ülkenin geri kalanında sessiz bir bekleyişe dönüşme riski taşır. Merkez parladıkça çevrenin gölgesi koyulaşabilir.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Oysa Azerbaycan’ın her bölgesi kendi sesiyle konuşabilecek bir birikime sahiptir. Gence, Nizâmî’nin şehri olarak bilimin ve düşüncenin merkezi olabilir. Şeki, kervansaraylarıyla ve ipek hafızasıyla kültürel üretimin ve zanaatın yuvası olabilir. Lenkeran, çayıyla, narenciyesiyle ve bereketli toprağıyla tarımsal yeniliğin örneği olabilir. Nahçıvan ise ticaretin ve bağlantısallığın kapısı olabilir. Bu çeşitlilik yalnızca ekonomik bir strateji değil, toplumsal bütünleşmenin de güvencesidir. Kendi bölgesinde gelecek göremeyen insan, önce başkente, sonra sınırların ötesine bakar. </span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Karabağ’ın yeniden imarı da bu çerçevede düşünülmelidir. Yolların, konutların ve altyapının kurulması büyük bir iştir. Fakat bir yerin yeniden yurt olması, betonun dökülmesinden daha uzun ve daha ince bir süreçtir. İnsanların güvenle yaşayabildiği, üretime katılabildiği, çocuklarını büyütebildiği ve komşuluk bağlarını yeniden örebildiği bir hayat düzeni, fiziki kalkınmanın asıl tamamlayıcısıdır.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><b><i>Bir şehrin mimarisi taşla, çelikle ve betonla kurulabilir. Ama bir şehrin ruhu,</i></b> <b><i>orada yaşamaya devam etmek isteyen insanların varlığıyla oluşur.</i></b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><b>Coğrafya Bir İmkân, Tarih Bir Emanet</b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Azerbaycan, Avrupa ile Orta Asya, Türkiye ile Hazar havzası arasında uzanan yolların kesiştiği bir eşikte duruyor. Orta Koridor’un gelişmesi, demiryolu ve liman yatırımları, enerji ve dijital bağlantıların genişlemesi, bu kadim coğrafyaya yeni bir ekonomik anlam kazandırıyor.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Fakat coğrafya kader değildir. Coğrafya yalnızca bir imkândır. Üzerinden ticaret yolları geçen her ülke zenginleşmemiştir. Kimi ülkeler yalnızca geçiş noktası olarak kalmış, kimi ülkeler ise kendi üzerinden geçen yolları bir üretim ve bilgi merkezine dönüştürmüştür. Aradaki fark, o ülkenin kendi insan kaynağına, teknolojik yetkinliğine ve üretim kapasitesine yaptığı yatırımdır.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Azerbaycan için mesele, yalnızca malların geçtiği bir koridor olmak değil, bilginin, üretimin ve yenilikçiliğin filizlendiği bir duraktır. Kervanların konakladığı yer olmakla, kervanlara yük veren yer olmak arasındaki fark, tarihin her döneminde zenginlik ile medeniyet arasındaki farkı belirlemiştir.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Bu potansiyelin gerçekleşmesi bölgesel barışa ve iş birliğine de bağlıdır. Ekonomik koridorların kalıcılığı yalnızca raylara ve limanlara değil, ülkeler arasındaki öngörülebilir ilişkilere dayanır. Güven olmadan yol yalnızca bir çizgidir. Tarih boyunca ticaret yolları şehirleri zenginleştirdi. Fakat medeniyetleri büyüten, o yollarda taşınan fikirlerin, kültürlerin ve insanların birbirleriyle karşılaşmasıydı. İpek Yolu’nun asıl yükü ipek değil, insanlığın birbirine anlattığı hikâyelerdi.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><b>Kültürün Ekonomisi Değil, Ekonominin Kültürü</b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Azerbaycan’ın geleceği üzerine düşünürken gözden kaçırılmaması gereken en derin unsur, kültürel hafızasıdır.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Nizâmî Gencevî’nin insanı ahlaki bir yolculuğun öznesi olarak gören derin hikmeti, Fuzûlî’nin acıyı bile zarafete dönüştüren şiir dili, muğamın sükûn ile coşku arasında gezinen estetik evreni, halının düğümlerine işlenmiş semboller ve kadim şehirlerin taşa yazılmış hafızası... Bunlar Azerbaycan’ın yalnızca geçmişine değil, geleceğine de ait değerlerdir.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><b><i>Bu mirasın belki en derin sesi muğamdır. Kelime, Arapça “makam”dan gelir: Bir yer, bir duruş, bir konak. Muğam, bir ezgi olmadan önce bir mekândır; ruhun içinde konakladığı, sesin kendini aradığı bir iç ülke. Batı müziği ses dünyasını majör ve minörün iki kapısından geçirirken muğam onu Rast’tan Şur’a, Segâh’tan Çahargâh’a uzanan bir menziller silsilesine dönüştürür. Her makam başka bir iklim, başka bir hâl, başka bir insan durumudur. </i></b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Hanende, elindeki defle, tar ve kemançenin arasında yalnızca şarkı söylemez; Nizâmî’nin, Fuzûlî’nin, Nesîmî’nin, Vâhid’in gazellerini yeniden nefes alır hâle getirir. Şiir orada okunmaz, sesin içinde yeniden doğar. Bu yüzden muğam, yazılı kültür ile sözlü hafızanın buluştuğu nadir eşiklerden biridir. Bir millet kitaplarını yalnızca raflarda değil, seslerinde de saklar. Şuşa’nın “Kafkasya’nın konservatuvarı” diye anılması bundandır ve Karabağ’ın yeniden imarı, bu anlamda, bir sesin kendi evine dönüşüdür.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">1977’de fırlatılan Voyager sondalarının taşıdığı Altın Plak’ta, insanlığı bilinmeyen muhataplara tanıtmak için seçilen sesler arasında balabanla çalınmış bir Azerbaycan muğamı da yer alır. Hazar’ın kıyısında doğan bir ezgi, bugün güneş sisteminin sınırlarını aşmış, yıldızlararası boşlukta yol alıyor. UNESCO’nun insanlığın somut olmayan kültürel mirası arasına kaydettiği bu sanat, Azerbaycan’ın dünyaya armağan ettiği en sessiz ve en kalıcı servettir.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Ancak kültürün kalkınmayla ilişkisi, onu bir turizm ürününe ya da bir ihracat kalemine indirgemekten ibaret olamaz. Kültürü yalnızca ekonomik bir kaynak olarak görmek, onu da bir başka petrol sahasına dönüştürmek olur: Çıkarılan, paketlenen ve tükenen bir şeye.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Kültürün asıl gücü başka yerdedir. Kültür, bir toplumun neyi değerli gördüğünü, başarıyı nasıl tanımladığını, emeğe nasıl baktığını ve gelecek kuşaklara neyi emanet etmek istediğini belirler. Bu yüzden asıl mesele kültürün ekonomisi değil, ekonominin kültürüdür. Hangi ahlak, hangi değerler ve hangi insan tasavvuru üzerinde bir ekonomi kurduğumuzdur.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><b><i>Petrol bir gün tükenebilir. Ama bir milletin sesi, bir kez insanlığın hafızasına emanet edildiğinde tükenmez.</i></b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Bir toplumda bilgiye duyulan saygı artıyor, üretken emek itibar görüyor, liyakat güçleniyor ve kuşaklar arasında sorumluluk bilinci derinleşiyorsa, orada kalkınma yalnızca iktisadi değil, medeniyet düzeyinde gerçekleşiyor demektir.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Fârâbî’nin el-Medînetü’l-Fâzıla’sı burada çağdaş bir anlam kazanmaya d. Erdemli şehir, zengin insanların yaşadığı yer değildir. İnsanların ortak iyiliği mümkün kılan bir düzen içinde, birbirlerinin olgunlaşmasına katkıda bulunarak yaşadıkları bir toplumsal ufuktur. Fârâbî’ye göre bir şehrin değerini zenginliği değil, sakinlerine kazandırdığı mutluluğun niteliği belirler.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Bugünün diliyle söylersek, mesele daha yüksek gelir değil yalnızca. Daha nitelikli eğitim, daha adil fırsatlar, daha güçlü kurumlar ve daha anlamlı bir ortak hayattır.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><b>Bir Ülke Çocuklarına Ne Bırakır?</b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Azerbaycan’ın önünde küçümsenemeyecek imkânlar var: Enerji gelirlerinden biriktirilmiş mali güç, stratejik konum, gelişen bağlantılar, köklü bir kültürel miras ve genç bir insan kaynağı. Aynı zamanda tek bir kaynağa bağımlılık, demografik dönüşüm, bölgesel eşitsizlikler, üretkenlik sorunları ve kurumsal reform ihtiyacı da yolun zorlu taraflarını oluşturuyor.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Olgun bir bakış, ikisini birlikte görebilmeyi gerektirir. Fırsatları görürken sorunları inkâr etmemek, sorunları tartışırken de bir milletin tarihsel birikimini ve yeniden dogma kapasitesini küçümsememek. Ülkeler yalnızca başarılarıyla değil, sorunlarıyla yüzleşebilme cesaretleriyle de olgunlaşır.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Azerbaycan, enerjinin sağladığı imkânları gelecek kuşakların bilgi, üretim ve refah kapasitesine dönüştürebilirse tarihsel bir eşiği aşmış olacaktır. Aksi hâlde zenginlik, gelişmenin bir ön koşulu olarak kalabilir; ama hiçbir zaman onun güvencesi olamaz.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Ve burada bütün kalkınma tartışmalarını aşan daha derin bir soru belirir:</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><b><i>Bir ülke çocuklarına ne bırakmalıdır?</i></b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Daha fazla bina mı? Daha büyük rezervler mi? Daha uzun yollar, daha gösterişli şehirler mi?</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Bunların hepsinin bir değeri vardır. Fakat hepsinden daha kıymetli bir miras daha vardır: İnsanların bilgiyle yükselebildiği, emekleriyle karşılık bulabildiği, farklılıklarıyla birlikte yaşayabildiği ve geleceklerinden korkmadan hayal kurabildiği bir toplum.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Hazar’ın petrolü Azerbaycan’ın bir çağını zenginleştirdi. Şimdi tarih, bu kadim ateş toprağına daha büyük bir soru soruyor: Bu zenginlik, gelecek nesillerin insanlık, bilgi ve medeniyet birikimine dönüşebilecek mi?</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Petrol bir ülkeye güç verebilir. O gücü kalıcı bir medeniyete dönüştürecek olan ise insanına duyduğu saygı, bilgiye verdiği değer ve geleceğe karşı taşıdığı sorumluluktur.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Abşeron’un toprağından yükselen alev binlerce yıldır yanıyor. Ama bir ülkeyi asıl aydınlatacak ateş, toprağın altından değil, insanın içinden yükselir.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><b><i>Gerçek kalkınma, bir ülkenin ne kadar zenginleştiğinin değil,</i></b> <b><i>insanının ne kadar değer kazandığının hikâyesidir.</i></b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Rüzgârlı Şehrin Mavisinden Notlar</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"></p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Thu, 15 Oct 26 20:54:25 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.5gvirusnews.com/yazarlar/azerbaycanin-sessiz-esigi-h1994.html">AZERBAYCANIN SESSİZ EŞİĞİ</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.5gvirusnews.com/hukuk/akpye-abramovic-sorusu-h1993.html</link>
		<title>AKPYE ABRAMOVİÇ SORUSU:</title>
		<category><![CDATA[hukuk]]></category>
		<description><![CDATA[TÜRKİYE, CHABAD&#039;ÇIYA ARAZİ SATARAK NASIL SİYONİZME KARŞI OLACAK?]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><b>Haber Merkezi Ankara / 15 Ekim 2026</b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal">Anadolu Birliği Partisi (ABP) Genel Başkanı Bedri Yalçın, Rus iş insanı Roman Abramoviç’in Türkiye’de yaklaşık 100 dönüm arazi satın aldığına ilişkin iddiaları gündeme taşıdı. Yalçın,<b> “Sözle karşı çıkmak yeterli değil; ekonomik ilişkiler de aynı hassasiyetle incelenmeli” </b>mesajı verdi.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal">Gazze’de yaşanan insanlık dramı devam ederken, Roman Abramoviç’in Türkiye’de arazi satın aldığına ilişkin iddialar siyasi tartışma yarattı. Anadolu Birliği Partisi Genel Başkanı Bedri Yalçın, söz konusu yatırımın yalnızca ekonomik boyutuyla değerlendirilmemesi, sermayenin kaynağı ve arkasındaki ilişkilerin de açıklığa kavuşturulması gerektiğini belirtti.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><b>“Sözle karşı çıkmak yeterli değil”</b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal">ABP’nin basın açıklamasında, Cumhurbaşkanı, TBMM Başkanı ve Dışişleri Bakanlığının İsrail politikalarına yönelik açıklamaları hatırlatılarak, bu söylemlerin ekonomik ilişkilerde de karşılığının olması gerektiği vurgulandı.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal">Açıklamada, Abramoviç’in CHABAD ile ilişkileri, Güney Kıbrıs’taki şirket ve finans bağlantıları, KKTC’deki CHABAD merkezleri ve Türkiye’deki yatırım iddialarının birlikte incelenmesi çağrısı yapıldı.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><b>ABP’DEN DÖRT KRİTİK SORU </b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal">Bedri Yalçın, açıklamasında yetkililere şu soruların yanıtlanması çağrısında bulundu:</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal">-Türkiye’de satın alındığı belirtilen arazinin devri ne zaman yapıldı?</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal">-Araziyi alan şirketin Türkiye’de başka hangi yatırımları bulunuyor?</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal">-Abramoviç’in Güney Kıbrıs üzerinden yürüttüğü belirtilen finansal ilişkilerin KKTC’de bağlantıları var mı?</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal">-Söz konusu finansal ilişkilerin Türkiye’nin güvenliği ve ulusal çıkarları açısından doğurabileceği sonuçlar araştırılıyor mu?</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><b>“Arazi kayıtları ve finansal ilişkiler incelenmeli”</b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal">ABP açıklamasında, Türkiye’nin toprağı, güvenliği ve geleceği söz konusu olduğunda kamuoyunun soru sormasının doğal bir hak olduğu vurgulandı. Arazi kayıtlarının ve finansal ilişkilerin şeffaf biçimde incelenmesi istendi.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"></p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Thu, 15 Oct 26 10:26:31 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.5gvirusnews.com/hukuk/akpye-abramovic-sorusu-h1993.html">AKPYE ABRAMOVİÇ SORUSU:</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.5gvirusnews.com/yazarlar/kimse-duymuyor-h1992.html</link>
		<title>KİMSE DUYMUYOR!</title>
		<category><![CDATA[yazarlar]]></category>
		<description><![CDATA[TÜRKİYE VE KIBRIS’TA 10 ŞİDDETİNDE DEPREM OLUYOR!]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><b>Yazan Muammer KARABULUT</b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal">Deprem, çoğunlukla yer altındaki sarsıntılarla açıklansa da toplumları derinden etkileyen önemli olayları anlatmak için de kullanılır.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal">Peki, bu bağlamda bir ülkede 10 şiddetinde deprem olur da duyulmaz mı? Evet, çok gizli tutulur ve üzeri örtülürse duyulmaz!</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal">Gazze’deki katliamın arkasındaki asıl gücün Türkiye’de arazi satın alması ülkenin menfaatine olacakmış! Üstelik bu haber, ana akım medyada neredeyse alkışlarla karşılandı.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal">Kıbrıs üzerinden Türkiye’yi vuran 10 şiddetindeki depremin ilk sarsıntıları Güney Kıbrıs’tan yayıldı. Bu depremin tetikleyicisi ise Siyonist İsrail yanlısı yapılanmalarla bağlantılı olduğu öne sürülen ve 2003 yılından itibaren yatırımcı kimliğiyle GKRY’de de faaliyet gösteren CHABAD mensubu Roman Abramoviç oldu.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><img class="detayFoto" src="https://www.5gvirusnews.com/images/upload/2026_10_14_12_49_021.png" /></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal">Aslen Litvanya doğumlu CHABAD mensubu Roman Abramoviç’in Rusya, İsrail ve Portekiz vatandaşlıkları da bulunmaktadır.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><img class="detayFoto" src="https://www.5gvirusnews.com/images/upload/2026_10_14_12_49_022.png" /></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal">Daha öncede <b>Abramoviç </b>ile ilgili haber yapan Fatih Altaylı’nın kaleme aldığı ve kendisinde bayram sevinci yarattığını düşündüğümüz <b>“Abramoviç Milas’a mı yerleşiyor?”</b> başlıklı yazısı, ana akım medyada geniş biçimde kullanıldı.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal">Ne yazık ki ülkemizde, Abramoviç’in yatırımlarını övgüyle anlatan Fatih Altaylı’ya tepki gösterilmezken yatırımın çevreci olduğu ve Türkiye’nin değerini artıracağı yönündeki değerlendirmeler öne çıkarıldı.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal">Altaylı’nın yazısında, Abramoviç’in yatırımıyla bölgede Güney Fransa, Sardunya ve Marbella’daki gibi her biri 10 milyon, hatta 100 milyon dolar değerinde evlerin bulunacağı ifade ediliyor.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal">Yazıda Abramoviç’in bölgeye otel yapmak yerine, geniş araziye yalnızca üç ev inşa edeceği; böylece yoğunluk ve çevreye zarar verilmesi gibi tartışmaların önüne geçileceği belirtiliyor. <b>Altaylı, bu tür yatırımların doğrudan herkese yarar sağlamasa da Türkiye’nin değerini artıracağını savunuyor.</b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><b>DEPREMİN ETKİSİ DE TAM BURADA BAŞLIYOR</b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal">CHABAD ile bağlantılı olduğunu bilinen Abramoviç’in söz de yatırımı üzerinden Türkiye’nin değerinin artacağı düşüncesi tam bir faciadır. Asıl görünmesi ve sorgulanması gereken, yatırımın büyüklüğünden çok, bu sermayenin arkasındaki ilişkiler ve Türkiye açısından doğurabileceği trajik sonuçlardır. &nbsp;</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><b>GİZLİ YATIRIM NASIL ÇALIŞIYOR?</b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal">Roman Abramoviç’in yatırımlarını merkezini Londra’dan Moskova’ya taşıdığı Millhouse Capital üzerinden yürüttüğü biliniyor. Şirketin CEO’su adı fazla bilinmeyen<b> </b>Rus-Amerikan iş insanı &nbsp;<b>Eugene Shvidler’</b>dir. O da yüksek güvenlik ve gizlilik prensibi ile çalışan Abramoviç şirketinin beyni konumundadır.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><img class="detayFoto" src="https://www.5gvirusnews.com/images/upload/2026_10_14_12_49_023.jpg" /></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal">İzlanda da ilk Beit Shvidler CHABAD merkezi Abramoviç’in CEO’su &nbsp;<b>Eugene Shvidler yardımları ile yapılmıştır.</b> &nbsp;Bu fotoğraflar <b>Eugene Shvidler</b>’in Gazze katliamının emrini veren CHABAD örgütü ile olan ilişkileri göstermek için yeterlidir. &nbsp;&nbsp;</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><img class="detayFoto" src="https://www.5gvirusnews.com/images/upload/2026_10_14_12_49_024.jpg" /></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal">Tabii ki Abramoviç’de CHABAD’ın en büyük sponsorlarındadır. CHABAD’ın <b>“tek din”</b> yapılanması Siyonistler ile iç içedir. </span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><img class="detayFoto" src="https://www.5gvirusnews.com/images/upload/2026_10_14_12_49_025.png" /></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal">Roman Abramoviç, son 20 yılda küresel <b>CHABAD </b>hareketine <b>“500 milyon dolardan fazla bağış yapan”</b> kişi olarak biliniyor. &nbsp;</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="background:white"><b><span style="color:black">CHABAD İLE BAĞLARI</span></b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="background:white"><span style="color:black">Abramoviç’in, Siyonizm karşıtı Yahudilerin de bulunduğu Yahudi dünyasında, antisemitizm tartışmalarının gölgesinde, hem İsrail’de hem de uluslararası Yahudi toplulukları içinde meşruiyet kazandığı bir konumda olduğu görülüyor.</span></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="background:white"><span style="color:black">1993 yılında Rusya’da Yahudi cemaatleri arasında başlayan ayrışmada Boris Berezovski ve Roman Abramoviç, CHABAD’ı ve örgütün Rusya’daki önemli isimlerinden Berel Lazar’ı destekledi.</span></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="background:white"><span style="color:#281e1e"><img class="detayFoto" src="https://www.5gvirusnews.com/images/upload/2026_10_14_12_49_026.png" /></span></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="background:white"><b><i><span style="color:#281e1e">Fotoğraf: </span></i></b><i><span style="color:#281e1e">Yahudi Müzesi ve Merkezi’nin kurucusu ve yöneticisi Alexander Boroda, Rusya’daki CHABAD’ın önde gelen isimlerinden Berel Lazar, <b>“Yahudi Müzesi ve Merkez Vakıf Fonu”</b>'nun kurucusu olarak adı geçen &nbsp;Roman Abramovich ile birlikte. </span></i></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="background:white"><i><span style="color:#281e1e"><img class="detayFoto" src="https://www.5gvirusnews.com/images/upload/2026_10_14_12_49_027.png" /></span></i></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="background:white"><b><i><span style="color:#281e1e">Fotoğraf: </span></i></b><i><span style="color:#281e1e">Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, Çevre Koruma Bakanı Ze'ev Elkin ve Rusya’daki CHABAD’ın Başıı Berel Lazar, 29 Ocak 2018'de Moskova'da CHABAD’ın açtığı “Yahudi Müzesi ve Hoşgörü Merkezi.” </span></i></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="background:white"><b><span style="color:black">ABRAMOVİÇ NASIL BÜYÜDÜ?</span></b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="background:white"><span style="color:black">Abramoviç, <b>CHABAD</b>’ın kontrolündeki “Rusya Yahudi Cemaatleri Federasyonu'nun (FJC)” en önemli destekçisidir. 2001 yılında Moskova'daki en büyük sinagog olan CHABAD bağlantılı Marina Roscha Sinagogu ve Yahudi Cemaati Merkezi'ne <b>5 milyon dolar</b> bağışlamıştır. </span></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="background:white"><span style="color:#281e1e">Rusya’da 1993 Anayasası’yla din özgürlüğünün güvence altına alınmasının ardından Yahudi cemaatleri arasında yaşanan rekabette Berezovski ve Abramoviç Siyonist bir yapılanma olarak bilinen CHABAD’ı ve Rusya’daki baş haham Berel Lazar’ı destekledi.</span></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal">Abramoviç’in CHABAD ile ilişkileri sonraki yıllarda da devam etti. 2014 yılında ABD’nin Aspen kentindeki, 18 milyon dolar değerindeki CHABAD merkezine destek verdi. Daha sonra Portekiz’in Cascais bölgesinde bulunan, Avrupa’nın büyük CHABAD merkezlerinden biri olarak anılan yapıya ve yerel CHABAD topluluklarına da katkı sağladı.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><b>FON’UN DANİSKASI</b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal">Abramoviç’in yatırımlarını doğrudan kendi adı yerine uluslararası şirketler ve finansal yapılar üzerinden yürüttüğü iddiası, meselenin en dikkat çekici boyutlarından biridir. <b>Türkiye’de kurulan veya Türkiye’ye fon aktaran şirketlerin</b> bu süreçteki rolü ve Türkiye’nin Batı yaptırımlarına katılmamasının sermaye hareketleri açısından doğurabileceği sonuçlar araştırılmalıdır.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><img class="detayFoto" src="https://www.5gvirusnews.com/images/upload/2026_10_14_12_49_028.png" /></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><b>"Güvenli Liman" Olarak Türkiye</b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal">Türkiye’nin Batı ülkeleriyle ticari ve hukuki ilişkilerini sürdürürken Rusya’ya yönelik yaptırımlara katılmaması, Abramoviç gibi Rus oligarklarının varlıkları açısından dikkat çekici bir durum oluşturuyor.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal">Süper yatların Türkiye sularına getirilmesiyle başlayan süreç; marina satın alma girişimleri, İstanbul’daki lüks mülkler ve Muğla’nın Milas ilçesindeki yaklaşık 100 dönümlük arazi yatırımı iddialarıyla birlikte değerlendirildiğinde, sermayenin Türkiye’de kalıcı varlık edinme eğilimini gündeme getiriyor. </span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><b>KARA PARA’nın Yeni Karakteri: Ekolojik ve Elit Entegrasyon </b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal">Milas’ın Kaplankaya bölgesindeki arazide, 100 dönümlük alana yalnızca üç malikine yapılmasının planlandığı belirtiliyor. Bu düşük yoğunluklu yapılaşma modeli, kitlesel ve görünür ticari yatırımlardan farklı olarak doğayla çevrili, yüksek güvenlikli ve izole elit yaşam alanlarının oluşturulmasına dayanıyor.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal">Roman Abramoviç ve Millhouse Capital örneği, küresel sermayenin jeopolitik risklerden kaçınırken tröstlerden, offshore finans merkezlerinden ve farklı ülkelerin hukuki düzenlemelerinden yararlanabilmesini gündeme getiriyor. Bu durum, uluslararası yaptırımların etkinliği ve küresel sermayenin izlenmesi açısından önemli sorular doğuruyor.<b> </b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><b>İSTANBUL’DAKİ GAYRİMENKUL VE MARİNA YATIRIMLARI</b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><b>İstanbul’daki lüks mülkler…</b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal">Abramoviç’in İstanbul Boğazı’nda lüks bir yalı, İstanbul genelinde değerli rezidanslar ve araziler satın aldığına ilişkin haberler yayımlandı. Bu yatırımlar arasında yaklaşık 60 dönümlük başka bir arazinin de bulunduğu ileri sürülüyor.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><b>Marina sektöründeki iddialar…</b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal">Millhouse aracılığıyla İstanbul’daki Marintürk marinasını satın almak üzere görüşmeler yürütüldüğü basına yansıdı. İddialara göre marina alanlarının lüks markaların yer alacağı büyük bir gastronomi merkezine dönüştürülmesi hedefleniyor.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><b>Yüzen servetler: Süper yat yatırımları…</b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal">Abramoviç’in lüks yat filosu, Batı ülkelerinin yaptırım ve el koyma kararları sonrasında uluslararası gündeme geldi.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal">Eclipse: Yaklaşık 162,5 metre uzunluğundaki süperyatın Marmaris’te bulunduğu bildirildi. Yatın donanımına ilişkin havuzlar, füze savunma sistemi ve mini denizaltılar gibi özellikler de çeşitli haberlerde yer aldı.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal">Solaris (My Solaris): Yaklaşık 140 metre uzunluğundaki diğer süperyatın Bodrum’a demirlediği bildirildi.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal">Rusya’nın CHABAD örgütüne mensup oligarkların sahibi olduğu bu yatlarının Türkiye limanlarında bulunması kimseyi rahatsız etmiyor mu? &nbsp;</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><b>ENERJİ VE FİNANS ALANINDAKİ GİZLİ ŞİRKET YAPILARI</b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal">Abramoviç’in yatırımlarını doğrudan kendi adı yerine uluslararası şirketler üzerinden yürüttüğü iddiası, finansal ilişkilerin incelenmesini gerektiriyor. Türkiye’deki şirketlerin faaliyetleri, <b>fon hareketleri</b> ve olası ortaklıkları bu açıdan önem taşıyor.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><b>CHABAD, ROMAN ABRAMOVİÇ VE KIBRIS BAĞLANTISI</b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal">Türkiye açısından stratejik öneme sahip Kıbrıs ve Doğu Akdeniz’deki gelişmeleri, İsrail’in bölgesel politikaları ve CHABAD ile bağlantılı olduğu ileri sürülen kişi ve kuruluşlar üzerinden de değerlendirmek gerekiyor.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal">İsrail’in Kıbrıs’ın güneyindeki etkisi, adadaki CHABAD merkezleri ve Abramoviç gibi iş insanlarının faaliyetleri, bölgenin siyasi ve ekonomik ilişkileri bakımından birlikte incelenmelidir. </span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><b>Abramoviç’in amacı: Gizlenmek…</b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal">Abramoviç ve Millhouse Capital’in varlıklarının uluslararası yaptırımlar karşısında korunması ve dondurulmasının önlenmesi amacıyla farklı şirketler ve tröstler üzerinden yönetildiği de biliniyor. </span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal">Güney Kıbrıs merkezli tröstler ve kurumsal hizmet sağlayıcıları da bu finansal yapılanmanın önemli unsurları arasında yer alıyor.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><b>Şeffaflık çağı ve Kıbrıs modeli…</b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal">“Cyprus Confidential” (Kıbrıs Sırları) araştırması, Güney Kıbrıs merkezli offshore finans ekosistemini ve uluslararası sermaye ilişkilerini gündeme taşıdı. Araştırmada, Rus oligarklarının varlıklarının yönetiminde rol oynayan şirketler ve finansal hizmet sağlayıcıları da incelendi.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal">Kıbrıs merkezli MeritServus adlı kurumsal hizmet sağlayıcısının Abramoviç’in şirketleriyle çalıştığı bildirildi. İngiltere’nin MeritServus’a yönelik yaptırım kararı da Rus müşterilerle ilişkiler ve yaptırım ihlali iddiaları bağlamında gündeme geldi.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><b>Rus varlıklarının Batı finans sistemine entegrasyonu (2001–2010)</b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal">Roman Abramoviç ve Millhouse Capital’in, 2000’li yılların başından itibaren Rusya’daki özelleştirmelerden, özellikle Sibneft petrol şirketinin satışından elde edilen serveti küresel finans sistemine entegre etmek için uluslararası şirket yapılarından yararlandığı belirtiliyor.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal">Bu süreçte <b>Güney Kıbrıs merkezli finansal ağların</b> ve MeritServus gibi kurumsal hizmet sağlayıcılarının rolü de araştırmalara konu oldu.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><b>Matruşka tipi paravan şirket yapılanması (2010–2021)</b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal">Bu dönemde <b>Güney Kıbrıs</b>’ta Ervington Investments, Crosstrees Investments ve Harmony Trust gibi şirket ve tröstlerin Abramoviç’in yatırımlarının yönetiminde kullanıldığı ileri sürülüyor.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal">Bu tür yapılarda resmi hissedarlarla nihai ekonomik faydalanıcıların farklı olabilmesi, gerçek mülkiyetin belirlenmesini güçleştiriyor. </span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal">İsrail merkezli StoreDot gibi teknoloji girişimleri, sanat koleksiyonları ve süper yatlar dahil çeşitli varlıkların finansmanında bu şirket yapılarının rolü vardır. </span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><b>Şubat 2022: Yaptırımlar öncesinde mülkiyet değişiklikleri</b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal">Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından Abramoviç ve diğer Rus oligarklarına yönelik Batı yaptırımları gündeme geldi.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal">Abramoviç’in varlıklarını kontrol eden bazı tröstlerin sözleşmelerinde savaş öncesinde değişiklik yapıldığı ve varlıkların yedi çocuğuna devredildiği ileri sürülüyor. Bu iddialar, mülkiyetin yaptırımlardan korunmak amacıyla yeniden düzenlenip düzenlenmediği sorusunu gündeme getiriyor.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal">KKTC’deki şirketlerde aynı kapsamda, hukuki sonuçları ve varlıkların gerçek faydalanıcıları, ilgili sözleşmeler titizlikle incelenmelidir. </span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><b>“Cyprus Confidential” belgeleri ve sonrasındaki süreç</b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal">Uluslararası Araştırmacı Gazeteciler Konsorsiyumu (ICIJ) ve iş birliği yaptığı medya kuruluşlarının yayımladığı <b>“Cyprus Confidential”</b> araştırması, Güney Kıbrıs merkezli finansal hizmet sağlayıcılarıyla uluslararası müşterileri arasındaki ilişkileri ortaya koydu.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal">Araştırmalar, offshore şirketler ve tröstler aracılığıyla yürütülen finansal işlemlerin şeffaflığına ilişkin tartışmaları yeniden gündeme getirdi.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal">Abramoviç ve Millhouse Capital’in finansal operasyonlarının <b>Türkiye ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi</b> ülkelere kaydırıldığı iddiası da ayrıca araştırılmalıdır. Bu tür bir değişimin kapsamı ve zamanı, somut şirket kayıtları ve finansal işlemler üzerinden ortaya konulabilir.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><b>Güney Kıbrıs merkezli paravan şirketler…</b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal">Millhouse Capital ve Abramoviç’in yatırımlarında, doğrudan sahiplik yerine farklı ülkelerde kurulan şirket zincirleri ve finansal yapılardan yararlanıldığı ileri sürülüyor.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal">Crosstrees Investments ve Ervington Investments gibi şirketlerin küresel yatırımların finansmanındaki rolleri bu açıdan araştırılmaya değer.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal">Bu yapılarda yerel avukatların, finansal danışmanların veya KKTC’de olduğu gibi %51 emanetçi hissedarların resmi kayıtlarda görünmesi, nihai faydalanıcının ayrıca araştırılmasını da gerektiriyor.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><b>Gizli kredi sözleşmeleri ve borç transferleri…</b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal">Güney Kıbrıs merkezli şirketlerle Britanya Virjin Adaları’ndaki şirketler arasında gerçekleştirildiği ileri sürülen kredi ve borç işlemleri, fon hareketlerinin izlenmesini güçleştirebilir.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal">Bu işlemlerin kapsamı ve hukuki niteliği, ilgili sözleşmeler, şirket kayıtları ve finansal belgeler üzerinden değerlendirilmelidir.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><b>Sanat koleksiyonu ve yatların Kıbrıs üzerinden yönetilmesi</b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal">Abramoviç’in Lucian Freud ve Francis Bacon gibi sanatçıların eserlerini içeren değerli bir sanat koleksiyonuna sahip olduğu da biliniyor. Koleksiyonun Harmony Trust üzerinden yönetildiği ileri sürülüyor.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal">Benzer şekilde, Türkiye limanlarına gelen süper yatların mülkiyetinde Güney Kıbrıs ve Karayipler merkezli şirketlerin rol oynadığı iddia ediliyor.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal">Bu şirket yapılarının yaptırımlar karşısında varlıkların gerçek sahipliğinin belirlenmesini zorlaştırıp zorlaştırmadığı, mülkiyet kayıtları ve ilgili belgeler üzerinden incelenmelidir.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><b>KKTC’DEKİ CHABAD MERKEZLERİ VE YATIRIM İDDİALARI</b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal">Bu bağlamda, Girne’deki CHABAD merkezinin ve ağırlıklı İskele bölgesinde bulunduğunu bilinen yatırımların da araştırılması gerekiyor. Bu yatırımlara Abramoviç’in finansal destek sağlamış olabileceği iddiası, finansman belgeleri ve mülkiyet kayıtları üzerinden açıklığa kavuşturulmalıdır.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal">Gazze’de yaşanan insanlık dramı devam ederken, İsrail hükümetinin politikalarına destek verdiği düşünülen kişi ve kuruluşlarla ekonomik ilişkileri de sorgulanmalıdır.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal">Roman Abramoviç’in Türkiye’de arazi satın almasının yalnızca bir yatırım haberi olarak sunulmasını kabul etmek mümkün değildir. Sermayenin kaynağı, ilişkileri ve Türkiye açısından doğurabileceği sonuçlar da tartışılmalıdır.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal">Bir yatırımın ülkeye sağlayacağı ekonomik katkı konuşulurken, sermayenin arkasındaki ilişkiler ve olası jeopolitik sonuçlar neden aynı ölçüde sorgulanmıyor?</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><img class="detayFoto" src="https://www.5gvirusnews.com/images/upload/2026_10_14_12_49_029.png" /></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><b>CHABAD, ROMAN ABRAMOVİÇ VE KIBRIS BAĞLANTISI</b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal">Türkiye için tartışmasız stratejik öneme sahip Kıbrıs ve Doğu Akdeniz’de, KKTC üzerindeki Siyonist İsrail’in neredeyse tapulu bir işgale dönüşen emellerini CHABAD ve Roman Abramoviç bağlantısı üzerinden de değerlendirmek gerekiyor.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal">Roman Abramoviç’in Kıbrıs’taki finansal operasyonları, Güney Kıbrıs’ın yasal ve vergisel boşluklarından, Deloitte ve MeritServus’un danışmanlık hizmetlerinden yararlanılarak servetinin Batı yaptırımlarından korunması iddiaları çerçevesinde ele alınmalıdır. Kıbrıs ve Britanya Virjin Adaları’ndaki <b>karmaşık şirket ağı ile bir tröstün</b>, yani piyasayı ele geçirmek, vergiden kaçınmak veya gerçek sahipleri gizlemek amacıyla birbirine bağlı onlarca şirketin tek bir merkezden yönetildiği devasa ve tekelci bir finansal yapının yalnızca Abramoviç’in bu işlemlerdeki rolünün gizli kalmasına hizmet ettiği ileri sürülüyor.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><b>TÜRKİYE SİYONİZME KARŞI NASIL MÜCADALE VERİYOR?</b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal">Yaşananlar Türkiye’de Cumhurbaşkanı, TBMM Başkanı ve Dışişleri Bakanlığının &nbsp;Siyonist İsrail’e karşı durduğu ve söylemde bulunduğu, hatta MİT’in MOSSAD’a operasyon yaptığı bir dönmede yaşanması kabul edilecek bir gelişme değil. &nbsp;Çünkü Siyonizm’i, CHABAD’ı ve dolayısı ile MOSSAD’ı besleyen kaynak, Abramoviç gibi iş insanı kılığında yüzünde antisemitizm maskesi takanlardır.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal">Tüm bu anlatılanların ışığında, Gazze’de yaşanan insanlık dramı ortadayken, Netanyahu hükümetinin politikalarıyla ilişkilendirilen kişi ve kuruluşların faaliyetleri de sorgulanmalıdır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">CHABAD ile bağlantılı olduğu belirtilen Roman Abramoviç’in Türkiye’de arazi satın almasını yalnızca sıradan bir yatırım haberi olarak görmek, bu ilişkilerin olası sonuçlarını göz ardı etmektir. Asıl mesele, bu yatırımların Türkiye’nin geleceği ve ulusal çıkarları açısından ne anlama geldiğidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><b>Bir ülkede 10 şiddetinde deprem olur da kimse farkına varmaz mı? Varsa ve hala sessiz kalınıyorsa, asıl tehlike depremin kendisinden çok, sarsıntının üzerinin örtülmesidir!</b></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><b>NE OLDU BİZE?..</b></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><img class="detayFoto" src="https://www.5gvirusnews.com/images/upload/2026_10_14_12_49_0210.png" /></span></span></p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Wed, 14 Oct 26 15:47:54 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.5gvirusnews.com/yazarlar/kimse-duymuyor-h1992.html">KİMSE DUYMUYOR!</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.5gvirusnews.com/hukuk/bedri-yalcindan-erdogana-mesaj-h1991.html</link>
		<title>BEDRİ YALÇINDAN ERDOĞANA MESAJ:</title>
		<category><![CDATA[hukuk]]></category>
		<description><![CDATA[“KATILDIĞIMIZ VE KATILMADIĞIMIZ HUSUSLAR VAR!”]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><b>Haber Merkezi Ankara / 13 Ekim 2026</b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><b>Anadolu Birliği Partisi Genel Başkanı Bedri Yalçın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gençlik, eğitim ve yapay zeka hakkındaki açıklamalarına ilişkin değerlendirmesinde, teknolojik gelişmelerin insan merkezli olması gerektiği görüşüne katıldıklarını belirtti. Yalçın, İlim Yayma Cemiyeti’nin kuruluş felsefesine ve dijital teknolojilerin geleceğine ilişkin ise sert eleştiriler yöneltti. Açıklamada köy enstitülerinin yeniden kurulması çağrısı da öne çıktı.</b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Anadolu Birliği Partisi Genel Başkanı Bedri Yalçın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın gençliğin yetiştirilmesi, teknolojik gelişmeler ve yapay zeka hakkındaki sözlerine ilişkin bir basın açıklaması yayımladı.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Açıklamasına <b>“Erdoğan’a katıldığımız ve katılmadığımız hususlar”</b> başlığını veren Yalçın, insanın Türkiye’nin en büyük hazinesi olduğu ve gençlerin bilinçli, sağlıklı, vatanını ve milletini seven bireyler olarak yetiştirilmesi gerektiği yönündeki ifadeleri destekledi. Ancak Yalçın’a göre bu hedeflerin hayata geçirilmesi için yalnızca söylemler yeterli değil; eğitim ve teknoloji politikalarının da sorgulanması gerekiyor.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><b>“Türkiye’nin var olma felsefesi bir cemiyetin kuruluş felsefesi olamaz”</b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Yalçın, Erdoğan’ın konuşmasını yaptığı İlim Yayma Cemiyeti üzerinden Türkiye’nin kuruluş değerleri ve cemiyetin tarihsel konumuna ilişkin eleştirilerini dile getirdi.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Komünizmle Mücadele Derneği’nin kuruluş amacına ve FETÖ elebaşının bu dernekle ilişkisine de değinen Yalçın, açıklamasında şu görüşü savundu:</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">“Türkiye’de İlim Yayma Cemiyeti’nin kuruluş felsefesi ‘Türkiye’nin var olma felsefesi’ olamaz. Türkiye’nin felsefesi, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluş değerleridir.”</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Yalçın, cemiyetin tarihsel rolünü kendi siyasi perspektifinden değerlendirirken, Türkiye’nin temel referansının Cumhuriyet’in kuruluş değerleri olması gerektiğini vurguladı.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><b>Yapay zeka ve dijitalleşme: Gençler nasıl korunacak?</b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Yalçın, Erdoğan’ın yapay zekanın insan hayatında köklü değişikliklere yol açtığı yönündeki değerlendirmesine katıldığını belirtti. Ancak çocukların ve gençlerin bu dönüşüme hazırlanması konusunda yeterli çalışma yapılmadığını savundu.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Yapay zekanın yalnızca teknolojik bir yenilik olarak ele alınamayacağını ifade eden Yalçın, insanın yaşamını ve geleceğini değiştiren bu teknolojinin eğitim politikalarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Açıklamada, gençlerin teknoloji karşısında doğru yönlendirilmesi konusunda mevcut yaklaşımın yetersiz olduğu görüşü öne çıktı.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><b>“İnsan merkezli teknoloji” söylemi ile dijital dünyanın geleceği arasındaki çelişki</b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Erdoğan’ın teknolojik gelişmelerin insan merkezli bir anlayışla değerlendirilmesi gerektiği yönündeki sözlerine de katıldığını belirten Yalçın, 5G, 6G ve 7G teknolojileriyle şekillenecek dijital dünyanın insan üzerindeki etkilerine ilişkin kaygılarını dile getirdi.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Yalçın, yapay zekayı ve yeni nesil iletişim teknolojilerini yalnızca teknik gelişmeler olarak görmediğini; bunların insanın yaşamı, üretimi, verileri ve geleceği üzerindeki etkilerinin de sorgulanması gerektiğini savundu.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Açıklamasında bu teknolojileri “Siyonist merkezli yeni dünya düzeninin bir güç merkezi” olarak nitelendiren Yalçın, milli&nbsp;ve manevi değerlerin teknolojik dönüşüm karşısında korunması gerektiğini ileri sürdü.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><b>“Daha fazla okuyan, düşünen ve üreten gençlik masallarda kalacak”</b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Yalçın, Erdoğan’ın daha fazla okuyan, düşünen ve üreten bir gençlik hedefini de değerlendirdi. Bu hedefin mevcut koşullarda gerçekleşmesinin güç olduğunu savunan Yalçın, eğitim sisteminde köklü bir değişiklik yapılması gerektiğini belirtti.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Çözüm önerisini ise geçmişteki köy enstitüsü modelinin yeniden gündeme alınması üzerinden ortaya koydu.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Yalçın, açıklamasının son bölümünde şu çağrıyı yaptı:</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">“BEDRİ YALÇIN’DAN ERDOĞAN’A ÇAĞRI: ‘KÖY ENSTİTÜLERİNİ YENİDEN KURALIM!”</span></span></span></strong></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">“Gelin, 75 yıl önce yapılan hatalara sahip çıkmak yerine, konuşmalarınızda dile getirdiğiniz doğruları hayata geçirelim ve o doğrulardan hareketle köy enstitülerini yeniden kuralım.”</span></span></span></strong></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Yalçın, insanı, üretimi ve verileri merkeze alan bir yaklaşımın benimsenmesi gerektiğini belirterek, Gazze’de yaşananlar bağlamında eleştirdiği güç odaklarına karşı da insanların korunması çağrısında bulundu.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><b>Tartışmanın merkezinde eğitim, teknoloji ve Cumhuriyet değerleri var</b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Bedri Yalçın’ın açıklaması üç temel tartışma başlığını bir araya getiriyor: Türkiye’de eğitimin hangi değerler üzerine kurulacağı, yapay zeka ve yeni nesil iletişim teknolojilerinin insan hayatını nasıl etkileyeceği ve teknolojik dönüşüm karşısında milli ve manevi değerlerin nasıl korunacağı.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Yalçın’ın yaklaşımında dikkat çeken nokta, Erdoğan’ın gençlik ve teknoloji konusundaki bazı hedeflerini desteklerken, bu hedeflerin gerçekleşmesi için izlenen yaklaşımı eleştirmesi ve köy enstitülerini alternatif bir eğitim modeli olarak önermesi oldu.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><b>Haber kaynağı:</b> 13 Ekim 2026 tarihli Anadolu Birliği Partisi Genel Başkanı Bedri Yalçın’ın basın açıklaması.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"></p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Tue, 13 Oct 26 11:15:10 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.5gvirusnews.com/hukuk/bedri-yalcindan-erdogana-mesaj-h1991.html">BEDRİ YALÇINDAN ERDOĞANA MESAJ:</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	</channel>
</rss>


