ALMANYA’DA SİYONİZM KAZASI OLDU!

YAZARLAR

Siyonizm, devletleşme yolunda önünü açan Almanya’da, bir ‘Türk kızının’ dinlediği rapçinin müziğine takıldı!

Yazan: Muammer KARABULUT

Siyonizm’in İsrail devletiyle somutlaşmasına giden yolun açılmasında, Almanya’da Hitler’e mal edilen “Holokost” (1941-1945) hadisesi belirleyici bir rol oynadı.

İkinci Dünya Savaşı’nı da Almanya’nın yükselişini durdurmak ve Siyonizm temelinde kurulacak yeni dünya düzeninin önünü açmak amacıyla planlanmış bir katliam olarak değerlendiriyorum.

Avrupa’daki katliamların ardından, “soykırıma uğrayan halk” olarak gösterilen Yahudilerin ve Yahudi dininin Siyonist güçler tarafından araçsallaştırıldığını düşünüyorum. Bu süreçte antisemitizm, küresel ölçekte bir tabu ve uluslararası hukukta suç olarak ele alınan bir kavram hâline geldi. Bugün ise Siyonistlerin, Yahudi kimliğini ve antisemitizm suçlamasını kendi politikalarını korumak için bir kalkan olarak kullandıklarını ileri sürüyorum.

PLANLI HOLOKOST PROJESİ

İşlediği suçların sorumluluğunu başkalarına yükleyen, düşmanlarını birbirine düşürerek zayıflatan ve eylemlerine hukuki kılıflar hazırlayarak kendisini dokunulmaz kılmaya çalışan Siyonist güçler, “Planlı Holokost” ile kurulduğunu ileri sürdüğüm İsrail devleti örneğinde olduğu gibi, dünyayı yönetmenin en kolay yollarından birinin bölmek, parçalamak ve yönetmek olduğunu da zaman içinde öğrendiler.

Tanrı’ya olan inancı tarikatlarla ve laiklik çıkmazıyla karşı karşıya getirdiler. Sağ elimizi sol elimizle kavga ettirdiler. Kadınları ve erkekleri cinsiyet üzerinden birbirine düşman ettiler; renkleri bile çatışmanın konusu hâline getirdiler. Dünyanın vazgeçilmez zenginlikleri olan ana dillerimizi ve kültürlerimizi birbirinden ayrıştırarak soldurdular. Farklılıklarımızı zenginliğimiz olmaktan çıkardılar.

Varlık içinde fakirleştik!

Şimdi ise yolun sonuna geldiğimizi düşünüyorum.

Son yüzyılda farklı düşünce ve inançlara sahip insanları ayrıştırarak yöneten Siyonistlerin bu maharetli siyaseti; 20 Mart 2003’te Irak’a, gerçekte var olmayan “kitle imha silahları” gerekçesiyle girmeleri, 11 Mart 2020’de DSÖ aracılığıyla “pandemi” ilan edilmesi ve 7 Ekim 2023’te “Hamas yalanı” ile Gazze’de başlattıkları insan soykırımı, uyuyan, olup bitenin farkında olmayan veya işinden gücünden dolayı toplumsal olaylara ilgisiz kalan insanları uyandırdı.

Toplumların ayrıştırılmış ve bu sayede yönetilebilir durumda kalmasını isteyen Siyonist güçlerin, insanların bu uyanışını bastırmaya çalıştığını ileri sürüyorum.

SİYONİST ÇATLAK BÜYÜYOR

Yöntemlerinde etkin oldukları teknolojik üstünlükleriyle, tartışmasız küresel güç durumundaki FED, BM, AB, Avrupa Konseyi, NATO, siyasi partiler, STK’ler ve Mason locaları gibi örgütleri kullanıyorlar. Ancak toplumların önüne kurdukları bu barajlar çatlamaya başladı. Çatlak biraz daha büyürse insanların önüne kurdukları bu setlerin yıkılacağını biliyorlar.

Son olarak, Siyonist İsrail’i kurmak için planladıklarını ileri sürdüğüm “Holokost yalanının” merkezi olan Almanya’da büyük bir çatlak çıktı.

Berlin eyalet seçimleri öncesinde, Sol Parti’nin baş adayı Elif Eralp’in katıldığı seçim kampanyası sırasında yaşananlar bu çatlağın somut örneği oldu. Bir mitingde rapçi Dahabflex’in Gazze’deki yıkıma ve ölümlere karşı seslendirdiği şarkının ardından, Sol Parti’nin Neukölln ilçe örgütüne yönelik sağcı bir medya kampanyası başlatıldı.

Partinin baş adayı Elif Eralp ile Sol Parti Berlin eyalet eş başkanı Kerstin Wolter, kendi partilerini savunmak yerine eleştirilere katıldı. Bana göre ikili, düzen siyasetinin gözündeki güvenilirliklerini kanıtlamak için çaba gösteriyordu.

Sol Parti Neukölln ilçe örgütünün Herrfurthplatz’da, “Kapitalizme Öfke” sloganıyla düzenlediği seçim mitingine yaklaşık bin kişi katılmıştı. Berlin Eyalet Meclisi ve ilçe meclisi (BVV) adaylarının konuşmalarının yanı sıra müzisyenler de sahne aldı. Bu isimlerden biri de rapçi Dahabflex’ti.

“YAHUDİ DEĞİL, SİYONİZME KARŞIYIZ” DEDİLER

Etkinliğin sonlarına doğru Dahabflex, “Soykırımı Durdurun” adlı şarkısını seslendirdi. Şarkının sözleri arasında “Yallah, yallah, intifada” ve “IDF’ye (İsrail Savunma Kuvvetleri) ölüm” dizeleri de yer alıyordu.

Şarkının bir başka bölümünde ise “Biz antisemit değiliz. Milyonlarca insan yerinden edildi. Bu yüzden barış talep ediyoruz.”

Ancak bu ifadeler, siyasetçilerin ve medyanın öfkeli bir linç fırtınası koparmasını engellemedi. Bana göre Siyonizm’in çatladığı tamda burada görünür hale geldi.

Berlin’in önde gelen günlük gazetelerinden Tagesspiegel “açık Yahudi düşmanlığı”ndan söz ederken, sansasyon gazetesi Bild olayı “İsrail’e karşı şiddet çağrısı” olarak nitelendirdi. CDU’nun baş adayı Stefan Evers, Berlin Sol Partisi’ndeki antisemitizmin “artık bir istisna değil, siyasi sistemin bir parçası” olduğunu ilan etti. Yeşiller siyasetçisi Werner Graf, Sol Parti’yi “şiddeti kışkırtmakla” suçlarken, Sosyal Demokrat Parti’nin (SPD) baş adayı Steffen Krach da Sol Parti’yi “İsrail’e yönelik nefrete platform sağlamakla” itham etti.

 Gazze’deki soykırımın başlamasının üzerinden üç yıl geçmişken, bu tür uydurma karalamalar yeni değildi. Siyonist İsrail’in savaş politikalarını sorgulamaya cüret eden herkes, eleştirisi birkaç cümleden ibaret olsa bile satırdan ibaret olsa bile, derhal hedef tahtasına oturtuluyordu.

Gerçekten sol bir parti, bu sağcı kampanyaya karşı durmalı ve “şiddet” olarak sunulan, “antisemitizm” ile ilişkilendirilen suçlamalara karşı kendi tutumunu açıkça ortaya koymalıydı. Sol Parti ise tam tersini yaptı. Kendi mitinginin arkasında durmak yerine, düzen siyasetçileri ve medyanın yürüttüğü kampanyaya katıldı.

Sol Parti’nin seçimdeki baş adayı Elif Eralp, rapçinin performansını “mümkün olan en sert ifadelerle” kınadı. Eralp, “Şiddet çağrıları ve insanların öldürülmesine yönelik çağrılar kesinlikle kabul edilemez.” dedi.

Eralp, Neukölln ilçe örgütünden “böyle bir ihlalin nasıl yaşanabildiğini aydınlatmasını ve bunun sonuçları olmasını” beklediğini söyledi. Eyalet eş başkanı Kerstin Wolter de sözler karşısında “çileden çıktığını” belirterek yaptırım talep etti.

Buna karşılık Sol Parti Neukölln ilçe yönetim kurulu sözcüsü Hermann Nehls ise Dahabflex’in performansını savundu. Nehls, Berliner Zeitung’a yaptığı açıklamada, rapçinin “savaşa ve soykırıma karşı, barıştan yana ve antisemitizme karşı net bir tavır aldığı” için davet edildiğini söyledi.

Şarkının “asıl programın bir parçası olmadığını” ve “kendiliğinden” seslendirildiğini belirtti. Nehls, “Şarkı sözlerinden yola çıkarak bizi şiddet çağrısı yapmakla suçlamak, apaçık bir seçim kampanyası manevrasıdır.” dedi. Buna rağmen, o akşam yaşananlarla ilgili bir iç değerlendirme yapılacağını da açıkladı.

Dahabflex ise suçlamaları reddetti. Rapçi, etkinliğin bağlamından koparılarak iki dizeye indirgendiğini ve sivillerin öldürülmesi çağrısında hiçbir zaman bulunmadığını vurguladı.

Elif Eralp’in kendisine örnek aldığını söylediği New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani de seçim kampanyası boyunca zaman zaman İsrail hükümetine yönelik sert eleştirileriyle öne çıkmıştı. Ancak bu, seçildikten sonra Beyaz Saray’a giderek Trump’la görüşmesine engel olmadı. Mamdani orada Trump’la son derece iyi anlaştı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun New York’a ayak basması halinde tutuklanacağı yönündeki vaadi ise verildiği hızla rafa kaldırıldı.

Solun dışındaki sağ partiler, Gazze’deki soykırımı en başından beri destekledi ve bu politikayı mevcut seçim kampanyasında da sürdürdü.

Ekim 2023’te Federal Mecliste (Bundestag) oybirliğiyle kabul edilen ve İsrail’le dayanışmayı ifade eden bir kararı desteklediler. 2025’te Trump’ın Gazze’ye yönelik katliamcı sömürge planını alkışladılar. Aynı yıl Federal Konseyde (Bundesrat) 1 trilyonluk savaş kredilerine onay verdiler.

Bütün bu gelişmeler birlikte değerlendirildiğinde, Berlin’de Sol Parti’nin bir mitinginde rapçi Dahabflex’in Siyonist İsrail’e karşı Filistin’in yanında yer alması ve Gazze’deki soykırımı hatırlatması, partiyi bir anda antisemitizm suçlamalarının merkezine taşıdı. Bu tartışmada Siyonistlerin sivri oklarının hedefinde, seçimi kazanan Elif Eralp vardı.

Seçim sonrasında rapçi Dahabflex’in sözleri yeniden gündeme geldi.

ALMANYA’DA SİYONİZM KAZASI

Sayfanın orijinali için (bkz)

Tartışmanın ilk aşamasında, alışıldık kaygı yeniden gündeme getirildi:

Siyonistlerin Gazze’de gerçekleştirdiği soykırım eylemleri, Almanya’daki Yahudilerin geleceğiyle ilişkilendirildi. Almanya’daki “Yahudiler” güya çok endişeliydi.

Benim görüşüm ise farklı: Yahudilerin tamamını Siyonizm ile özdeşleştirmek doğru değildir. Nitekim İsrail’in Yahudiler adına konuşma iddiasına karşı çıkan ve kendisini Siyonizmden ayrı tutan Yahudi çevreler de bulunmaktadır.

Bununla birlikte, Dahabflex’in performansına katılmak veya bu performansın gerçekleştiği mitingle ilişkilendirilmek bile, bugün Sol Parti’nin eyalet başbakanlığı için adı geçen Elif Eralp’in koalisyon sürecini kısa süreliğine çıkmaza sürükledi.

Eralp, koalisyon görüşmeleri hakkında “SPD ve Yeşiller ile yanlış anlaşılmayı giderdik.” açıklamasını yaptı. Ancak krizin merkezinde, antisemitizmle mücadele konusunda hazırlanması gündeme gelen bildiri bulunuyordu.

Eralp’in açıklamasına göre taraflar arasındaki görüş ayrılıkları giderildi ve ön görüşmelerin yeniden başlamasının önü açıldı. Üç partinin, antisemitizmle mücadele konusundaki ortak tutumlarını yansıtan metnin olası koalisyon protokolüne dahil edilmesi üzerinde uzlaştığı belirtildi.

Elif Eralp’ın eyalet başbakanı olabilmesi için Sol Parti’nin diğer iki partiyle anlaşmaya varması gerekiyor. Bu nedenle antisemitizmle mücadele konusundaki anlaşmazlığın aşılması, koalisyon görüşmelerinin devamı açısından önemli bir gelişme olarak öne çıktı.

Koalisyonu kuracak olan Yeşiller Partisi (Werner Graf), Sol Parti (Elif Eralp) ve SPD’nin (Steffen Krach) önde gelen adaylarının katıldığı son basın toplantısı 17 Ekim 2026’da yapıldı.

Ancak mitingdeki sözlerin Yahudileri hedef almak yerine İsrail devletinin Gazze’deki politikalarını eleştirdiği yönündeki açıklamalar, tartışmanın merkezinde yeterince yer bulmadı. Bana göre bu durum, Almanya’da Siyonizm eleştirisi karşısında giderek sağırlaşan siyasi ve medya çevrelerinin bir göstergesiydi.

Bu olayda asıl tartışılması gereken, Yahudilerin tamamı değil; Yahudi kimliğinin siyasi amaçlarla kullanılması ve antisemitizm suçlamasının İsrail politikalarına yönelik eleştirileri bastırmak için bir kalkan haline getirilmesidir.

Almanya’da yaşananlar, bir rapçinin sözleri üzerinden okunacaksa, şu soruyu gündeme getiriyor: Yahudilik ile Siyonizm arasındaki ayrım neden ısrarla göz ardı ediliyor?

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.