Yazan Sadi ÖZGÜL
5G’ye Hazır mısınız Yoksa Küresel Kontrol Ağının Sizler İçin Hazırladığı Kefene Teslim mi Olacaksınız?
GSM operatörleri telefon ekranlarında "5G'ye HAZIRIZ" mesajını göstermeye başlanmıştı geçtiğimiz Ekim aynın sonlarına doğru. Bildirim perde arkasının farkında olanlar açısından yeni nesil iletişim teknolojisinin yaygınlaşmasında kritik ve tehlikeli dönüm noktasını haber vermişti.
Teknolojik geçiş sadece hız meselesi değil aynı zamanda toplumun tüm katmanlarını etkileyecek devrim niteliğinde değişimdir. Herkes yeni düzene hazırlıklı mı sorusu akıllarda dolaşıyor. Yanıt beklenirken altyapı çalışmaları tüm hızıyla devam ediyor.
Yüksek Frekanslı Rüyaların Gerçek Yüzü: Milimetre Dalgalarla Kontrol
5G teknolojisinin en belirgin avantajı mevcut teknolojilere göre çok daha yüksek veri transfer hızlarına sahip olmasıdır. Teknik hedefe ulaşmak için 60 ile 100 GHz aralığındaki yüksek frekanslı karasal radyo EMF sinyalleri kullanılacak. Frekans aralığı saniyede gigabit düzeyinde veri transferine olanak tanırken milisaniye düzeyinde düşük gecikme süreleri sağlıyor.
Ancak yüksek frekans aralığında veri taşıma kapasitesi artarken dalga boyları aşırı derecede kısalıyor. Sinyallerin engellerden geçme yeteneği sınırlı hale geliyor. 5G sinyallerinin dalga boyları milimetre seviyelerine iniyorken sinyallerin duvarlar, ağaçlar, binalar, çatılar ve hava koşulları gibi fiziksel engellerden kolayca etkilendiği anlamına geliyor.
Her Sokakta Baz İstasyonu Cenneti mi Yoksa Gözetim Ağı mı?
Sinyallerin kesintisiz ve güçlü iletilmesi adına her sokak hatta her bina önüne baz istasyonu dikilmesi gerekiyor. Teknik kısıtlama nedeniyle 5G altyapısının yoğunluğu ve kapsama alanı artırılırken aynı zamanda toplumda şimdiden çeşitli tartışmalara yol açıyor. Çünkü 5G ağlarının kesintisiz çalışması için binlerce yeni sistem baz istasyonunun kurulması şart.
Baz istasyonlarının yoğunluk dağılımı kentsel alanlarda daha sık kırsal alanlarda ise daha seyrek olmasına rağmen genel olarak tüm ülke sathında kapsamlı altyapı yatırımı gerektiriyor. Yatırımların finansmanı teknolojik altyapının kurulumu ve işletilmesi ciddi maliyetleri beraberinde getiriyor.
Peki öyleyse maliyeti kim ödeyecek? Kime ödetecekler?Sağlığınızı Satın Aldılar mı? Yoksa Para Her Şey mi?
Yüksek frekanslı elektromanyetik dalgaların (EMF) insan sağlığı üzerindeki olası etkileri dünya genelinde derinlemesine tartışılan konu. Özellikle 60-100 GHz aralığındaki yüksek frekansların insan vücudu üzerindeki uzun vadeli etkileri konusunda bilimsel tartışmalar devam ediyor. Bazı kesimler evlerin yakınına dikilecek baz istasyonlarından yayılacak aşırı yüksek elektromanyetik frekansların insan sağlığına zarar verebileceği endişesini taşıyor.
Endişeler özellikle kanser, nörolojik hastalıklar, hormonal bozulmalar, üreme sistemine zararlar gibi ciddi sağlık sorunlarıyla ilişkilendiriliyor. Tabi ileride bilinmeyen yeni hastalıklara sebep olabileceği riskini de unutmamak gerekiyor. Bu nedenle 5G teknolojisinin güvenliğini kanıtlamak adına bağımsız araştırmacılar tarafından gerçekleştirilen çalışmaların kamuoyuyla paylaşılması gerekiyor. Kanıtlar sadece ilgili mahkemelerde değil tüm toplumun bilgisine sunulmalı.
Mahkemeler Sizin Yanınızda mı? Yoksa Sistem Kazanacak mı?
Vatandaşların kendi yaşam alanlarına yakın bölgelere baz istasyonu kurulmasına karşı çıkma hakları bulunuyor. Hukuki açıdan bakıldığında GSM şirketlerinin evlerin önüne veya yakınına 5G baz istasyonu dikmeye kalktıkları durumlarda ilgili kişilerin dava açma hakkı olduğu ifade ediliyor. Bu tür davaların görüldüğü mahkemelerde 5G teknolojisi için biyolojik güvenlik testlerinin sunulması gerekiyor.
Mahkemelerce talep edilen biyolojik güvenlik testlerinin sonuçlarının yanı sıra uluslararası standartlara uygunluk raporlarının sunulması gerekmektedir. Bu tür yükümlülükler GSM şirketleri için yasal zorunluluk olarak ortaya çıkıyor. Bireysel hakların korunması açısından yasal zeminin net ve uygulanabilir olması büyük önem taşıyor.
Akıllı Şehirler mi Yoksa Akıllı Kefenler mi?
Gelelim en önemli meseleye...
5G altyapısının oluşturulması sürecinde uluslararası anlaşmalar devreye giriyor. 15 dakikalık akıllı şehirleri 5G kablosuz ağ altyapısında inşa etmek amacıyla Dünya Ekonomik Forumu (WEF) Birleşmiş Milletler (UN) ve Dünya Bankası gibi uluslararası kuruluşlarla yapılan Yatırım ve Kalkınma Anlaşmaları bulunuyor ve uygulanması gerektiği düşünülüyor.
Akıllı şehir projeleri 5G teknolojisinin en önemli uygulama alanlarından birini oluşturuyor. 15 dakikalık akıllı şehir kavramı kentsel yaşamın tüm alanlarının 15 dakikalık ulaşabilirlik mesafesinde düzenlenmesini hedefliyor.
5G teknolojisinin yüksek bant genişliği kapasitesinden büyük ölçüde faydalanıyor. Gerçekten akıllıca mı?Ama tabii, en "akıllıca" kısım şurası: Yeni şehirler sizi özgürlük vaadiyle kandırıp, aslında sizi dijital kefenlerin içine sarıyor. Her adımınızı, her nefesinizi, her kalp atışınızı takip eden sistem, sizi yaşarken bile ölüme hazırlıyor. Belki de "akıllı şehir" demek yerine "akıllı mezarlık" demek daha doğru olurdu; çünkü orada sadece özgürlükleriniz gömülüyor, kontrolünüz ise sonsuza dek kayboluyor. Ne kadar da "akıllıca", değil mi?