Öne Çıkanlar Işık Hızı M Fioranelli Cafer Gürcafer Yeni Şafak Stefano Scoglio

“TANRI’NIN BİTKİSİ”

“Patentli Teknoloji”

Haber Merkezi | West Lafayette | 18 Ağustos 2026

Türkiye’de sayısız doğal faydasıyla yeniden gündeme gelen, tedavi edici özellikleri nedeniyle tarihsel değeri sıkça vurgulanan ve kimi çevrelerce manevi bir tanımlamayla “Tanrı’nın Bitkisi” olarak anılan kenevirin yeni kullanım alanları üzerinde iki Türk bilim kadını çalışıyor.

Ağustos ayının başında Türkiye’den ayrılan Doç. Dr. Gülizar Kurtoğlu Akkaya, kenevir temelli sürdürülebilir çevre teknolojileri alanındaki çalışmalarını ABD’de sürdürüyor.

Akkaya’nın, ABD’nin Indiana eyaletindeki West Lafayette kentinde bulunan Purdue Üniversitesi ana kampüsünde yürüteceği projede, kenevir temelli materyallerin sulardaki mikroplastiklerin uzaklaştırılmasında kullanım potansiyeli araştırılacak.

NANO VE MİKROPLASTİK KİRLETİCİLERE KARŞI KENEVİR

Proje, aynı zamanda deniz canlılarını mikroplastiklerden korumayı ve bu kirleticilerin besin zinciri yoluyla insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmayı hedefliyor.

Kenevirin, denizlerdeki müsilaj ve petrol kaynaklı kirlilik sorunlarına karşı da çözüm sunabilecek biyomalzemelerin geliştirilmesinde önemli bir rol üstlenmesi bekleniyor.

Doç. Dr. Gülizar Kurtoğlu Akkaya’nın yürütücülüğünde gerçekleştirilen araştırmaların temelinde, atıkların yeniden değerlendirilmesi ve endüstriyel kenevirin çevre teknolojilerinde yüksek katma değerli bir biyokaynak olarak kullanılması yer alıyor.

Bu çalışmaların önemli bir bölümünde, atıksu arıtma tesislerinde oluşan arıtma çamurlarının yalnızca bertaraf edilmesi gereken bir atık olarak değil, kontrollü koşullarda yeniden değerlendirilebilecek bir kaynak olarak ele alınması hedefleniyor.

Bu kapsamda yürütülen TÜBİTAK 2218 çalışmasında, arıtma çamuru ve biyokömür uygulanmış topraklarda endüstriyel kenevir yetiştirilmiş; bitkinin gelişimi, toprak ve su ortamındaki değişimler ile ağır metallerin bitki tarafından alınma potansiyeli araştırılmıştır.

Çalışma, kenevirin hem atıkların yeniden değerlendirilmesinde hem de kirlenmiş ortamlardaki bazı metallerin kontrolünde kullanılabilecek çok yönlü bir bitki olduğunu ortaya koyan sonuçlar üretmiştir.

Araştırmanın devamında yetiştirilen kenevirin lifleri de değerlendirilmiş; liflerden selüloz elde edilmiş, selüloz asetat üretilmiş ve biyoplastik film geliştirilmiştir.

Böylece çalışma, bir atığın yeniden değerlendirilmesinden başlayıp bitkisel üretime ve oradan yüksek katma değerli biyomalzeme üretimine uzanan bütüncül bir araştırma yaklaşımına dönüşmüştür.

KENEVİR, İKİ TÜRK BİLİM KADININI BULUŞTURDU

Kenevirin toksik olmayan ve biyobozunur özellikleri, yaşamın birçok alanında yeni sağlık ve çevre çözümleri üretilmesini sağlıyor.

Hassas cilde sahip bebeklerin kullandığı ilk dönem bezlerinden kişisel bakım ürünlerine kadar birçok alanda kullanılabilecek biyobozunur süper emici materyaller geliştirilmiş ve bu çalışmalar için patent başvuruları yapılmıştır.

Doç. Dr. Gülizar Kurtoğlu Akkaya’nın ABD’ye davet edilmesini sağlayan ve Purdue Üniversitesi’ndeki araştırma ekibine liderlik eden Prof. Dr. Şenay Şimşek de endüstriyel kenevirden elde edilen selülozu kullanarak biyobozunabilir süper emici malzemeler geliştiriyor.

Bu malzemelerin, günümüzde tek kullanımlık bebek bezlerinde, kadın hijyen ürünlerinde, tarımsal su tutucularda ve çeşitli endüstriyel uygulamalarda kullanılan petrol bazlı kimyasalların yerini alması hedefleniyor.(bkz)

Purdue'da araştırmaya liderlik yapan Prof. Dr. Şenay Şimsek. (Fotoğraf: Purdue Tarımsal İletişim/Tom Campbell)

ÇEVRE KENEVİRİ İSTİYOR

Kenevir bazlı süper emici malzemelerin aynı zamanda biyosensör görevi görebileceğini belirten Prof. Dr. Şenay Şimşek, geri dönüşümü olmayan petrol bazlı emicilerin yerini alabilecek yeni nesil teknolojiler üzerinde çalıştıklarını ifade ediyor.

Şimşek, bir sonraki hedeflerinin bu teknolojiyi endüstriyel ölçekte üretilebilir hâle getirmek olduğunu belirtiyor.

Küresel tek kullanımlık bebek bezi pazarının 2023 yılında yaklaşık 80–90 milyar dolar büyüklüğe ulaştığı tahmin edilirken, tamponlar, hijyenik pedler ve benzeri kadın hijyen ürünlerini kapsayan pazarın 2025 yılı itibarıyla 50–55 milyar dolar seviyesine ulaşacağı öngörülüyor.

Diyabet hastalarının kullandığı biyosensör glukoz test şeritleri ile ev tipi gebelik testlerinin oluşturduğu küresel pazarın ise geçtiğimiz yıl yaklaşık 20–25 milyar dolar büyüklüğünde olduğu tahmin ediliyor.

Tarımsal su tutucu ürün pazarı, yaklaşık 500 milyon ila 1 milyar dolar arasında değerlendirilen nispeten küçük bir segment olmasına rağmen; su kıtlığı ve sürdürülebilir tarım uygulamalarının yaygınlaşmasıyla birlikte önümüzdeki yıllarda önemli bir büyüme potansiyeli taşıyor.

Kenevirin az bilinen bu özellikleri üzerine Purdue Üniversitesi’nde geliştirilen süper emici kenevir bazlı malzemeler, üniversitenin ticarileştirme ofisine sunulmuş; ofis tarafından da ABD Patent ve Marka Ofisi nezdinde patent başvurusu yapılmıştır.

Türkiye’de ise üretimi ve kullanım alanları konusundaki tartışmaları devam eden kenevirle ilgili gelişmelerin önümüzdeki günlerde de takipçisi olacağız.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.