Haber Merkezi Antalya / 10 Şubat 2026
Ergenekon kumpas davasının hakim ve savcılarına yeni bir suç isnadı; “Kamu görevinin sağladığı nüfusu kötüye kullanılmak suretiyle kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma.”
İhbar, Antalya Valiliği Defterdarlık Muhakeme Müdürlüğü tarafından yapıldı.
Hürriyetinden yoksun bırakıldığı belirtilen mağdur; 22/02/2018 tarihinde Antalya’da gözaltına alınan, 26/02/2019’da tutuklanan, 01/07/2019 tarihinde beraatine karar verilen ve 04/11/2019 tarihinde temyiz edilmeksizin beraati kesinleşen Muammer KARABULUT.
Suç tarihi 22/02/2008-23/01/2009 tarihleri arası İstanbul’da geçen iddianamede, Antalya Valiliği Defterdarlık Muhakeme Müdürlüğü’nün 2539524 sayılı ihbarına, HSK 2. Dairesinin 10/09/2024 tarihli 2024/ 641 Esas, 2024/1446 sayılı kararı ile şüpheli konumunda olan Ergenekon savcı ve hakimleri hakkında kovuşturma izni verildiği belirtilmiş.
İddianamede suç tarihi, 22/02/2008 – 23/01/2009 tarihleri arasında İstanbul’da gerçekleşen kararlar olarak belirtildi. Antalya Valiliği Defterdarlık Muhakeme Müdürlüğü’nün 2539524 sayılı ihbarı üzerine, HSK 2. Dairesinin 10/09/2024 tarihli, 2024/641 Esas ve 2024/1446 sayılı kararıyla, Ergenekon davasında görev yapan savcı ve hakimler hakkında kovuşturma izni verildi.
KOVUŞTURMA İZNİ VERİLEN 11 KİŞİDEN 6’SI KAÇAK 3’Ü CEZAEVİNDE
Kovuşturma izni verilen 11 kişi var. Bunlardan 6 kişi firari-kaçak, 3’ü cezaevinde 2 kişi ise adresi tespit edilen şüphelilerden oluşuyor.
Şüphelilerin isimleri ve durumları şöyle:
1-Hasan Hüseyin ÖZESE -Yakalamalı
2-Hüseyin AYAR -Yakalamalı
3-Hüsnü ÇALMUK -Sincan T Tipi Kapalı İnfaz Kurumu Sincan
4-İdris ASAN - Konya T Tipi Kapalı İnfaz Kurumu Ereğli
5- Mehmet Ali PEKGÜZEL -Ümraniye / İstanbul
6-Metin ÖZÇELİK -Sincan 1 No’lu F Tipi Kapalı İnfaz Kurumu Sincan
7-Nihat TAŞKIN - Hendek/Sakarya
8-Resul ÇAKIR -Yakalamalı
9-Sedat Sami HAŞILOĞLU -Yakalamalı
10- Yakup Hakan GÜNAY -Yakalamalı
11-Zekeriya ÖZ -Yakalamalı
İDDİANAME: “KAMU ZARARI VE HÜRRİYETTEN YOKSUN BIRAKMA”
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığını hazırladığı iddianamede, “Muammer KARABULUT’un; Antalya Ağır Ceza Mahkemesinin 2020/34 esasına kayden açtığı koruma tedbiri nedeniyle tazminat davasının davalı hazine aleyhinde sonuçlanmasına ve bu suretle kamunun zarara uğramasına neden oldukları gibi haksız yere verdikleri gözaltı/tutukluluğun devamı kararlarıyla kamu görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanarak mağduru hürriyetinden yoksun” bıraktıkları yer aldı.
“VİCDANİ KANAATLE DEĞİL, ÖRGÜT TALİMATIYLA HAREKET ETTİLER”
İddianamede, şüphelilerin; “vicdani kanaatlerine göre karar vermedikleri, bağımsızlık ve tarafsızlık ilkleriyle hiçbir biçimde bağdaşmayacak şekilde, FETÖ / PDY Silahlı Terör Örgütü yapılanmasının içerisine girerek, örgüt hiyerarşisi ve ideolojik bağlılık duyguları ile anılan silahlı terör örgütünün amaçları doğrultusunda hareket ettikleri, maddi gerçeğin ortaya çıkmasına çalışmadıkları, buna göre tarafsızlık, doğruluk, tutarlılık, ehliyet ve liyakat ilklerine aykırı davrandıkları” nedeni ile soruşturma açılması istendi.
DAVA TARİHİ VE MAHKEME
Hazırlanan iddianame, Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 03/12/2025 tarihinde kabul edildi.
Muammer KARABULUT’a 09 Şubat 2026 tarihinde tebliğ edilen davanın ilk duruşması, 03/03/2026 tarihinde Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.
KARABULUT: “EMRİ KİM VERDİ, ARTIK SORULMALI”
Muammer KARABULUT konuyla ilgili yaptığı açıklamada şu ifadeler yer verdi:
“FETÖ iltisaklı kişilerin, ABD Adalet Bakanlığı tarafından eğitilerek oluşturdukları Ergenekon davası, bir CIA–MOSSAD eseridir. Mahkemenin kabul ettiği iddianameye göre, FETÖ / PDY Silahlı Terör Örgütü içerisinde yer alan ya da talimatları doğrultusunda hareket eden savcı ve hakimlere bu emri kimin verdiğinin sorgulanma zamanı gelmiştir. Yargı mensupları için bu yapıya ilişkin bir örgüt şeması mutlaka ortaya çıkarılmalıdır.”
Ayrıca KARABULUT, düne kadar toplumu yıllarca Ergenekon davasına kitleyen, olmayan Ergenekon Örgütünü var gibi gösteren, haksız yere insanları hapishanede yatıran, ölümlere, hiç konu edilmeyen aile eziyetlerine neden olan bu savcı ve hakimlerin yargılanacakları bu davada, 6’sının kaçak ve 3’nün firari olması, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin nasıl dış tehdit ve büyük bir beladan da kurtulduğunu gösterdiğini söyledi.