Yazan Mustafa DÖNMEZ
Anlatacaklarım düşüncelerimin kısa bir özetidir. Her cümlenin altı doludur ve her bir konuda oldukça fazla sayıda kitap ve makale yazılmıştır.
Bugün karşımızda tüm dünya medyasında karşılık bulan ve gündeme oturan bu davanın arkasında istihbarat yapılanmasının basit bir sunumu vardır. Her sunum bir yönlendirme içerir. Başarılı olma yüzdesi oldukça yüksektir.
EPSTEİN bir kişinin değil; siyaset, finans, medya, akademi gibi birbirini kollayan küresel elit ağının iç hesaplaşmasıdır. Bunların sadakati halka değil birbirinedir. Omurga; akçeli, hukuk dışı iş ve işlemler etrafında döner.
Julian Assange önderliğindeki WikiLeaks organizasyonun sızıntısı da aynı özelliktedir. Hiçbir zaman dikey bağlantıları vermemiştir. Yatay ve aşağı bağlantıları kısıtlı formatta karartılarak verilir.
Yönlendirme; arşivin belli bir bölümünü, tarih ve isim verilerek etiketlenmiş bilgiyi skandal içeren dikkat çekici açıklamalarla verilmesidir. Sonuçta oluşturulan gizemin gizliliği ve üzerindeki karartma hiçbir zaman kalkmayacaktır.
Sızdırılan veya açıklanan yarım yamalak bilgiler neyi amaçlıyor?
-Yönlendirmek, korku salmak…
Üstelik içeriği hiçbir zaman tam olarak hukuksal karara bağlanamayacaktır. Çünkü içinde her daim yalan bilgi ve görüntü vardır. Mahkemeler bunları nesnel verilere bağlayamazlar.
Hepimizin bildiği ve inandırıldığı 17/25 Aralık olayları. Kumpasta verilen görüntüler ve montajlama (hepsi değil) olay gününden 22 gün önce hazırlanmıştı. Medya’nın amiral gemisi o dönem Zaman ve Taraf gazeteleri ile STV görsel yayınlarıydı.
Zir Vadisi kumpası ’da aynı şekildedir. Kendi koydukları ve buldukları meşhur mühimmatlarla halkı ve devlet kurumlarını yanıltmışlardır. Koydukları mühimmat ve silahların görüntü ve konuşmaları mahkemede olmasına karşın 7 sene süren davalarda netice alınmaması buna verilecek en güzel örnektir. Oysa kendi koyduklarına, kumpas kurduklarına dair nesnel veriler (görüntü ve itiraf konuşmaları) olmasına karşın bugün bile tek bir suçlu yargılanmamış, ceza almamıştır. Tersine kumpas kuranlar terfi ettirilmiştir. Olaya karışan ve planlama yapanlardan Emniyet İstihbaratından Zeki Güven (15 Temmuz kalkışmasına karıştığı için içeri alınmıştır) içeride iken Zir Vadisi kumpasını açıklayacağım, itirafçı olmak istiyorum dediğinde ise ne tesadüftür cezaevi koğuşunda ölü bulunmuştur. İntihar etti demişlerdir.
Örnekler çoktur. Bu nedenle EPSTEİN davasını anlamak zor değildir ve hiçbir zaman gerçekler tam olarak ortaya çıkmayacaktır. Yıllarca belki onlarca yıldır FETÖ ile ilgili yazılı ve görsel yayınlar bulunmasına karşın, neden sonuç alınamadı? Üstelik hepsinin nesnel belgeleri ortaya konulduğu halde? Ne zaman işin ucu siyasete, mevcut iktidara dayandı, o zaman düğmeye basıldı.
Unit 848’den bugün 8200 evrilen İsrail’in gizli istihbarat istasyonları sadece yöneticileri değil yeryüzünde merceğe aldıkları her bir ülkenin vatandaşlarını izlemektedirler. İlgi alanları ve yöntemleri yüzyıllarca siyasete yön veren Papalık’dan devralmışlardır. Özel yaşantılar ilgi alanlarıdır. İstedikleri politikalara ulaşmada şantaj önemli bir yer tutar.
FETÖ çatısı altında birleşen Seküler, Kemalist, Muhafazakâr, Liberal ve Sosyalistlerin, Tarikat ve Cemaat yapılarının bağlantıları, sindirme, tasfiye, korkutma, gözdağı, şantaj ve rüşvet, soru hırsızlığı, kurumlara sızma teknikleri, finans kaynakları, insan kaynakları, medya organları ve istihbaratı bir bütün olarak bilmeden nasıl ki bugün FETÖ’nü çözemiyorsak küresel elitin piyonları ve oyunlarından birisi olan milyonlarca sayfalı EPSTEİN davası tüm yönleriyle çözülemeyecektir.
Son olarak (ilgililere); bizdeki sosyal Medya’daki ‘Fuatavni’ ismi nasıl bilinçli ve çok özel hesaplamalar yapılarak seçilmiş ve şifrelenmişse (Fethullah’ın üç isminin başındaki; Mehdi, Muhterem, Muhammed’in değerleri ile aynıdır.), EPSTEİN davasının metinlerinde bu gibi özel isimleri çokça barındırması ‘cifr’ hesabıyla değerlerine iyi bakılarak, Türkiye bağlantılarını değerlendirmeyi gerektiriyor. (Yapay zekadan faydalanılabilir.)