HUMEYNİNİN MOLLALARI

YAZARLAR

“Türkiye’ye sürgüne geldiğinde onu MİT personeli bir Albay’ın evine yerleştirdiklerinde onun hasta ruhlu sorunlu bir kişi olduğunu ilk fark eden MİT’çi Albayın eşi Melahat Çetiner hanımdır.”

Yazan Mustafa DÖNMEZ

İran halkı hem hırsız dinci mollalardan hem de müsrif diktatörlerden çok çekti. Şimdi ise Siyonistlerin yıkımlarından kurtulmaya çalışıyor. Oysa İran halkı düzgün yönetilebilse bugün dünyanın sayılı zengin ve refah ülkesi olabilirdi. Yağmurdan kaçarken doluya tutulmuştu. Kendisini insanlara mütedeyyin hoşgörülü olarak tanıtan gerçekte hasta ruhlu Humeyni’nin peşine takılıp gitmişti. Yaklaşık 46 yıldır en basit seçimlerinde bile hile yapan dinci bir yapının elinden kurtulamıyor. Çünkü tüm yapılar ve kurumlar onların ellerinde.

Humeyni’nin en son sürgün yeri olan Paris'te Le Monde gazetesine verdiği ve burada da yaygınlaştırılmış olan bir röportaj büyük etki yaratmıştı. Şia tarihinde bugüne kadar bu denli hoşgörülü olan ve bu kadar özgürlük yanlısı fikirleri temsil eden bir din adamına rastlanmamıştı. CIA, MI6, MOSSAD onu öyle pazarladılar ki ülke içinde seküler, sosyalist partiler bile söylemine hayran kaldıklarını açıklayan bildiriler yayınlayarak onu İran’da Şah’ın yerine yönetimde görmek istediklerini söylediler. Oysa tüm dincilerin yaptığı gibi Humeyni’nin söylemleri bir takiye idi. İran’ın başına geldiği ilk yıl bunları kafir ilan ederek darağacında sallandırdı. İlk sırada subaylar vardı kumpas soruşturmaları ile ordunun subaylarının çoğunu zindana attı. Canını kurtaranların peşine CIA emrindeki SAVAMA’yı taktı. Ne ilginçtir Humeyni, Şah’ın emrindeki SAVAMA üyelerine karşı olumsuz bir tavır geliştirmemişti. Onların gizli teşkilatlarını kuran MOSSAD, MI6 ve CIA idi. (Bugün istihbarat onların yetiştirmelerinden gitmektedir)

Türkiye’ye sürgüne geldiğinde onu MİT personeli bir Albay’ın evine yerleştirdiklerinde onun hasta ruhlu sorunlu bir kişi olduğunu ilk fark eden MİT’çi Albayın eşi Melahat Çetiner hanımdır. Üç çocuğuyla Bursa’da eşi ile mütevazi evlerinde yaşarken, devlet emriyle misafiri olan Humeyni’nin kaprisleri ve takıntılı hallerini fark ederek tavır koyan odur. Başı açık kadınları şeytan gören, Atatürk’e din düşmanı, deccal diyen bir kişidir. Melahat hanım Humeyni ile evinde geçirdiği mecburi günlerde onu sindirmiştir, hasta ruhlu olduğunu yüzüne o kadar şiddetli söylemiştir ki ilerleyen aylarda Melahat Hanım yanına geldiğinde ayağa kalkarak başını öne eğerek ona selam vermeye başlamıştır. Fransa’ya gittiğinde de evlerinde aylarca kaldığı o aileden sitayişle bahsetmiştir. Humeyni zayıf karakterdir. Bursa’da İran’dan gelirken giydiği kara cüppesini Melahat Hanım’ın baskısı sonunda çıkarmaya ikna olmuştur. Türkiye’den sonra Irak’ın Necef kentine gitmiştir. Orada da aynı sapkın davranışlarına devam etmiştir. Şia’yı bölmüş birbirine düşman etmiştir. Bu anlatımların detaylarını, Katajun Amirpur’un ‘Humeyni’, Baqer Moin’in, ‘Son Devrimci Ayetullah Humeyni’ isimli betiklerinden ayrıntılı verdikleri bilgilerden okuyabilirsiniz.

İran’da Olanlar Nedir?

Humeyni ve Şürekası eğer CIA, MOSSAD ve MI6’nın yetiştirmesi ise neden onlarla savaş içine girdiler?

Önceki yazılarımda açıkladığım gibi Kaddafi, Saddam ve Baba Esad’ı Suriye’de iktidara getiren de onlardı. (Şimdi yerine İsrail yanlısı Şara’yı geçirdiler) BAAS yönetimleri sonradan kendilerini iktidara taşıyan kesimlere ters düşen uygulamalara girdiler. Buna biraz da emirleri altındaki milli menfaatleri korumaya çalışan bürokrasileri zorladı.

Bugün Molla takımı miadını doldurdu. Değişmeleri gerekiyor. Hiçbir yerde işbirlikçilerin oturdukları koltuktan gönüllü olarak kalktıklarını bugüne kadar tarih kaydetmemiştir. Yerine aynı özellikte yani başlangıç ayarlarına dönecek, taze kan işbirlikçiler gelmesi gerekiyor.

İran’ın işgal edilmesi değil parçalanarak ulusal bütünlüğünün kaybedilmesi yani yeni projelerde görev alması, edilgenleşmesi gerekiyor. Azınlıklar kaldıraç olarak kullanılacaktır. Asıl hesaplaşma, savaş yani yeni düzen Pasifik’te kurulacaktır.

İran tüm savunmasını (sıklet merkezini) bölgeye gelen uçak gemilerine ve İsrail’e değil bölge ülkelerine yöneltmesi mollaların takiyeci kafalarında pazarlık içindir. Bu savaş emperyalizmin emrine girmiş, onlarla perde arkasından iş tutmuş Mollaların karne notlarını düzeltme savaşıdır. Sonuç ne mi olur?

Mollalar kendilerine dokunulmamak kaydıyla anlaşmaya girebilir, Şah’ın yaptığı gibi mal varlıkları ile başka bir ülkeye gidebilirler. Yerlerine gelecekler kadim halka yeni bir nefes getirebilirler mi? Konuşulması gereken asıl meselenin bu olduğunu düşünüyorum.

HERAKLEİTOS MU? YOKSA PARMENİDES Mİ HAKLI?

Tartışma M.Ö. 500 dolaylarında geçiyor. Dünyayı kavramaya ve açıklamaya çalışan iki dev filozof, birbirlerinin tam tersini düşünüyor Herakleitos, Parmenides. Düşünce olarak Herakleitos daha nesnel bir bakışa sahipse de, Parmenides'in, varoluşu ve evreni deney dışı yöntemlerle açıklamaya kalkması, mistik dünyanın kapılarını bir daha kapanmamak üzere ardına kadar açtı. Parmenides, ısrarla deneyin bir kenara bırakılmasını, var olanın bilgisinin salt düşünceden, akıldan çıkarılması gerektiğini savunuyordu. Oysa Herakleitos her şeyin deneylerle kanıtlanacağında ısrarcıydı. Günümüze gelindiğinde bu tartışmanın hiçbir değişikliğe uğramadan, politik olarak aynen sürdürüldüğünü görmek mümkün. Toplumsal hareketlerin tamamen deneylere dayalı olarak geliştiğini savunan düşünce ile, deneyi bir kenara bırakarak salt düşünce ve dünyanın gidişatını insan iradesi dışına taşıyan din ideolojisi arasındaki uzlaşmazlık hala varlığını sürdürmekte. İşin bir başka ilginç yönü, Parmenides' e gelinceye kadar tüm filozoflar, doğayı deney ve buna dayalı düşünceyle açıklıyorlardı. Ellerindeki nesnelerin niteliklerini türetmeye çalışıyorlardı. Parmenides bunu değiştirerek kendisinden sonraki felsefe tarihine kaderciliğin kapılarını açıyordu.

Bugüne geldiğimizde kaderciliği ön plana koyan İran’ın Molla düzeni tehdit kapıya dayanmışken 42 üst düzey yöneticisini bir odaya toplayarak bir anda kaybetmesi 2500 yıl önce Herakleitos, Parmenides tartışmalarını hatırlattı. Siz ne dersiniz?

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.