Yazan Dr. Erdem ULAŞ
700 yıldan uzun bir süre boyunca, Arap-İslam Altın Çağı’nın (MS 9.–16. yüzyıl) hekimleri, keneviri dünyanın en gelişmiş tıbbi metinleri ve farmakopelerinden bazılarında tıbbi bir bitki olarak belgeledi.
Tarihî kayıtlar, kenevir tohumlarının, yapraklarının, köklerinin ve çiçekli üst kısımlarının sinir, sindirim, solunum, genitoüriner, kas-iskelet, metabolik ve deri sistemlerini etkileyen durumlar için kullanıldığını anlatmaktadır.
Orta Çağ bilginleri; ağrı, nörolojik bozukluklar, gastrointestinal şikâyetler, deri hastalıkları, yara bakımı, eklem rahatsızlıkları, solunum yolu hastalıkları ve çeşitli kronik semptomlar için uygulamalar kaydetmiştir.
Bu gözlemler; klinik deneyimi, farmakolojiyi, botaniği ve sistematik belgelendirmeyi birleştiren gelişmiş bir tıp geleneği içinde geliştirilmiştir.
Kültürel ve dinî faktörler kenevirin nasıl reçete edildiğini ve kabul gördüğünü etkilemiş olsa da, tıbbi değeri bu dönem boyunca yaygın biçimde kabul görmeye devam etmiştir.
Bugün, bin yıldan daha uzun bir süre sonra, modern bilim aynı tedavi alanlarının birçoğunu gelişmiş analitik kimya, genomik, yapay zekâ, klinik araştırmalar, kannabinoid farmakolojisi ve hassas tıp kullanarak araştırmaktadır.
Bileşikler aynı. Araçlar gelişti..
El yazması metinlerden HPLC, LC-MS/MS, genomik ve klinik araştırmalara kadar, kanıt arayışı sürüyor.
Kadim gözlem. Modern doğrulama. İnsanlığın en uzun soluklu tıbbi bitki araştırmalarından biri.
Ref: Merzouki G., Redouan F.Z., Merzouki A. ve diğerleri. Arap-İslam Altın Çağı’nda (MS IX.–XVI. yüzyıllar) Kenevirin Etnofarmakolojik Kullanımları. Journal of Ethnopharmacology and Traditional Medicine, 2026. DOI: 10.1177/02780771261458775.