Sizi Rahatsız Etmeye Geldim

YAZARLAR

"Düşünen her insan, kucağına doğduğu toplumun üvey evladıdır." -Ali Şeriati

Yazan Nurfer TERCAN

Bazı insanlar dünyaya yaşamak için gelir. Bazıları ise uyandırmak için.

Uyandırmak, her zaman alkış almak değildir. Çünkü uyuyan bir toplumu uyandırmanın ilk sesi, çoğu zaman rahatsız edici gelir. Sessizliğe alışmış kulaklar, hakikatin sesini önce gürültü zanneder. Konforunu düşüncesizliğin üzerine kurmuş zihinler ise sorgulayan her sözü tehdit olarak algılar.

İşte bu yüzden Ali Şeriati, "Sizi rahatsız etmeye geldim." derken yalnızca bir cümle kurmuyordu; insanlığınen eski mücadelesini yeniden ilan ediyordu.

Çünkü hakikat, önce huzuru değil, huzursuzluğu getirir.

Düşünmek, insanın içinde yaşadığı çağla arasına mesafe koyabilmesidir. Bu nedenle gerçekten düşünen insan, çoğu zaman kendi toplumunun en yalnız insanıdır. Kalabalıkların içinde yaşar ama kalabalığa ait değildir. Alkışlanan doğruların değil, susturulan hakikatlerin peşindedir.

Belki de bu yüzden Şeriati, "Düşünen her insan, doğduğu toplumun üvey evladıdır." diyordu.

Çünkü toplumlar çoğu zaman kendilerini tekrar eden insanları severler; kendilerini yeniden düşünmeye zorlayanları değil.

Konfor düzen ister.

Hakikat ise değişim.

Bu yüzden tarih boyunca peygamberler, filozoflar, bilge insanlar, âlimler ve büyük mütefekkirler kendiçağlarında en çok eleştirilen insanlar olmuşlardır. Çünkü onlar mevcut düzenin içine yerleşmemiş, düzeni vicdanın terazisinde yeniden tartmışlardır.

Fakat düşünce tek başına yeterli değildir.

Şeriati'nin en önemli vurgularından biri de burada başlar.

Düşünce, imanla buluşmadığında yalnızca zekâ üretir.

İman ise düşünceyle buluşmadığında yalnızca alışkanlık üretir.

Oysa insanı dönüştüren şey, aklın imanla yaptığı ahlâkî ittifaktır.

Düşünce ve iman bir araya geldiğinde, yalnızca bilgi değil; uyanık bir şuur doğar.

Yalnızca dikkat değil; tetikte bir vicdan oluşur.

Yalnızca merak değil; hakikatin bütününü kavramaya çalışan bir tecessüs meydana gelir.

İşte medeniyetleri kuran asıl güç budur.

Çünkü bilgi, insana güç verebilir.

Fakat şuur, o gücün nasıl kullanılacağını öğretir.

Bugün insanlık belki de tarihin en fazla bilgi üreten dönemini yaşıyor. Fakat aynı zamanda en büyük anlam krizini de yaşıyor. Bilgi arttı; hikmet azaldı. İletişim çoğaldı; anlayış eksildi.

Görüntüler çoğaldı; hakikati gören gözler azaldı.

Sorun cehalet değildir.

Sorun, vicdandan kopmuş bilgidir.

Sorun, imandan ayrılmış akıldır.

Sorun, düşünmeyen inanç ile inanmayan düşüncenin aynı çağda yan yana yürümesidir.

Bu nedenle hakikati arayan insanın ilk görevi, kendisini alkışlayan kalabalıklar bulmak değildir.

İlk görevi, kendi vicdanına sadık kalabilmektir.

Çünkü inançlı olmak, çoğu zaman çok dosta sahip olmaktan daha değerlidir.

Hakikatin yanında duran insanın kalabalıklara ihtiyacı yoktur.

Çünkü hakikat, sayıyla ölçülmez.

Tarih bunun en büyük şahididir.

Hz. Nuh, tufandan önce yalnızdı.

Hz. İbrahim, putların arasında yalnızdı.

Hz. Musa, firavunun karşısında yalnızdı.

Hz. Muhammed (sav), Mekke'de ilk günlerde yalnızdı.

Ama yalnızlık, hakikatin zayıflığı değildi.

Hakikatin bedeliydi.

Bugün de aynı soru önümüzde duruyor:

Toplumun alkışladığı biri mi olacağız?

Yoksa vicdanın doğruladığı biri mi?

Çünkü medeniyetler, konfor alanlarını büyütenlerle değil; rahatsız olmayı göze alanlarla yükselmiştir.

Hakikat hiçbir zaman gürültülü kalabalıkların içinden doğmadı.

Her zaman sessizce düşünen birkaç insanın kalbinde filizlendi.

Belki de gerçek aydın, insanlara huzur dağıtan kişi değildir.

Gerçek aydın, onları hakikatin huzuruna ulaştırmak için önce rahatsız etmeyi göze alan kişidir.

Ali Şeriati'nin mirası tam da burada anlam kazanır.

Rahatsız etmek için değil…

Uyuşmuş vicdanları uyandırmak için.

Çünkü insanı değiştiren cevaplar değildir.

İnsanı değiştiren, artık susturulamayacak kadar büyüyen sorulardır.

Ve belki de en büyük soru şudur:

Biz gerçekten yaşıyor muyuz, yoksa bize öğretilen hayatı sadece tekrar mı ediyoruz?

Eğer bu soru zihnimizde yankılanmaya başlamışsa, rahatsızlık amacına ulaşmıştır.

Çünkü her büyük uyanış, önce küçük bir huzursuzlukla başlar.

Rüzgârlı Şehrin Mavisinden Notlar

Yorumlar (1)

Filiz Y 3 Hafta Önce

yazılarını büyük bir keyifle okuyorum

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.