Öne Çıkanlar Kovid19 Gökkuşağı terapötik Dr. Sucharit BHAKDI At Nalı Yarasası

KOBAY OLARAK KULLANIYORLAR!

Haber Merkezi – Antalya / 30 Ağustos 2026

Viyana'da Mayıs 2018'de düzenlenen ve BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in de katıldığı bir personel panelinde, “Eski bir BM Çalışanı (29 Mayıs 1999 – 28 Mart 2017) / Bağımsız Aktivist” sıfatıyla söz alan Claire Edwards'ın 5G'ye ilişkin uyarıları bugün yeniden gündeme geliyor.

BM'de 18 yıl boyunca editör ve kültürlerarası yazım eğitmeni olarak görev yapan Edwards, konuşmasında elektromanyetik radyasyona dikkat çekmiş; 5G teknolojisinin yaydığı milimetrik dalgaların insan sağlığı, çevre, biyolojik dokular ve bağışıklık sistemi üzerinde yıkıcı etkiler yaratabileceğini iddia etmiştir.

Küresel Deney İddiası: Edwards, 5G'nin insanlık ve gezegen üzerinde rıza alınmadan yürütülen “kitlesel bir biyolojik deney” olduğunu öne sürmüştür.

Hayati Tehdit: Uydular ve baz istasyonları aracılığıyla dünyanın her köşesine ulaştırılacak bu sinyallerin, doğal ekosistemleri geri dönüşü olmayan şekilde bozabileceğini savunmuştur.

Bu uyarılar, DSÖ'nün 11 Mart 2020'de ilan ettiği pandemiyle eş zamanlı olarak dünya gündemine oturan 5G tartışmasıyla birleşince, kamuoyunda "Covid-19 ile 5G arasında bağlantı" olduğu yönünde bir algı oluşmasına zemin hazırlamıştır. Edwards'ın konuşması da bu bağlantı kurulurken sıklıkla referans gösterilmiştir. Ne var ki bu bağlantı, oluşturulmak istenen resmi anlatının çatlamasına yol açtığı için ana akım medyanın sert tepkisiyle karşılaşmış ve “komplo teorisi” damgasıyla itibarsızlaştırılmak istenmiştir. (Bkz.)

Bugün geldiğimiz noktada ise Claire Edwards'ın o günkü konuşması, aradan geçen yıllara rağmen bize çok daha fazlasını anlatıyor.

Mayıs 2018'deki Claire Edwards Konuşması:

Hepinize merhaba. Benim adım Claire Edwards. 18 yıldır Birleşmiş Milletler’de metin düzenleyici (editör) olarak görev yapıyorum. Son zamanlarda, Viyana’daki Birleşmiş Milletler ofislerinde kurulan yeni nesil kablosuz iletişim ağları ve özellikle 5G (beşinci nesil veya nesnelerin interneti) teknolojisi ile ilgili çok ciddi endişelerimi dile getirmek için buradayım.

Bizler şu anda sormadan, onayımız alınmadan ve hiçbir güvenlik testi yapılmadan küresel bir biyolojik deneyin kobayları haline getiriliyoruz. Birleşmiş Milletler personeli olarak bizler, kendi kurumumuzun binaları içerisinde her geçen gün artan düzeyde elektromanyetik radyasyona maruz bırakılıyoruz.

Şu an yürürlüğe koyulmak istenen 5G teknolojisi, geçmişteki 3G ve 4G teknolojilerinden tamamen farklıdır. 5G, askeri alanda 'Aktif Reddetme Sistemi' (Active Denial System) olarak bilinen ve kitle kontrol silahı olarak kullanılan milimetrik dalga frekanslarını (30 GHz ile 100 GHz arası) sivil hayata taşımaktadır. Bu dalgalar çok kısa mesafelidir ancak son derece yoğundur. Sinyalin iletilebilmesi için her birkaç evin önüne, her sokağa, her köşeye yüz binlerce küçük hücre anteni (small cell) yerleştirilmesi planlanmaktadır. Bu durum, dünyada hiçbir canlının bu radyasyondan kaçamayacağı anlamına gelir.

Bilimsel araştırmalar ve bağımsız bilim insanları yıllardır elektromanyetik alanların (EMF) biyolojik dokular, bağışıklık sistemi, DNA yapısı ve nörolojik sağlık üzerinde yıkıcı etkileri olabileceğini göstermektedir. Çocuklar, hamile kadınlar ve yaşlılar bu risklere karşı en savunmasız olan gruplardır. Viyana’da bu teknolojinin ilk denemeleri başladığında, insanların burun kanaması, kalp çarpıntısı, göğüs ağrısı, kronik yorgunluk ve baş dönmesi gibi mikrodalga hastalığı belirtileri gösterdiğine dair raporlar aldık.

Buna rağmen, uluslararası güvenlik standartlarını belirleyen kuruluşlar (ICNIRP gibi) ve telekomünikasyon şirketleri, bu teknolojinin insan sağlığına zararlı olmadığını savunuyor. Ancak bu kılavuzlar sadece 'termal' yani ısıtma etkilerini baz almaktadır. Radyasyonun biyolojik ve hücresel düzeydeki etkilerini tamamen görmezden gelmektedir.

Sadece yeryüzünde değil, uzayda da Elon Musk’ın SpaceX şirketi gibi yapay uydu projeleriyle (Starlink) dünyanın etrafına on binlerce uydu fırlatılması ve tüm gezegenin uzaydan 5G sinyalleriyle kuşatılması hedeflenmektedir. Bu durum, dünyanın kendi doğal elektromanyetik dengesini ve ekosistemini geri dönülemez bir şekilde bozma riski taşımaktadır.

Bu durum, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’ni (Özellikle çocukların sağlıklı gelişme hakkını koruyan maddeleri) açıkça ihlal etmektedir. İnsanlığın rızası olmadan maruz bırakıldığı bu teknolojik dayatma, Nuremberg Kodları'na(*) ve uluslararası insan hakları anlaşmalarına aykırı, insanlığa karşı işlenen bir suç niteliğindedir.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'ne ve üst düzey yöneticilere sesleniyorum: Kendi personelinizin ve tüm insanlığın sağlığını tehlikeye atan bu acımasız teknolojik yarışı durdurun. 5G'nin küresel ölçekte yayılımına derhal bir moratoryum (durdurma kararı) getirilmelidir.” dedi.

Aradan geçen zaman içerisinde, ne BM ne de DSÖ, nesnelerin interneti olan 5G hakkında hiçbir bilimsel rapor sunmadı! Onun için Claire Edwards’in 2018 yılında BM’nin kayıtlara geçen eleştirisi gündemde kalmaya devam edecektir.    

(*) Nürnberg Kodu; 1947 yılında Doktorlar Davası sonucunda ortaya çıkan, insan üzerinde yapılacak tıbbi deneylerin etik kurallarını belirleyen 10 maddelik uluslararası bir belgedir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
e. w 23 saat önce

durmak yok deneye devam