Öne Çıkanlar Güney Kore 26 Eylül Ankara Gülümser HEPER Barış Terkoğlu İklim Değişikliği

MASKEYİ DANIŞTAY BOZDU!

DANIŞTAY’DAN TARİHİ MASKE KARARI: İÇİŞLERİ BAKANLIĞI İKİNCİ KEZ HAKSIZ BULUNDU!

İçişler Bakanlığına Karşı Açılan Maske Davasını BİR Vatandaş Kazandı; Henüz Karar Kesinleşmeden "Haciz" Gönderilen Davacı Haklı Çıktı!

5gvirusnews Haber Merkezi / ANKARA (Özel Haber)

 – Türkiye'de COVID-19 küresel salgını döneminin en tartışmalı uygulamalarından biri olan maske zorunluluğu ve yaptırımlarına karşı yürütülen altı yıllık hukuk mücadelesinde, idare hukuku tarihine geçecek nitelikte dev bir gelişme yaşandı.

2020 yılında 5G Virus News Platformu sözcüsü Muammer Karabulut tarafından İçişleri Bakanlığı aleyhine açılan davada, Danıştay’ın en üst idari yargı organı olan Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu (İDDK), alt dairenin reddettiği dosyayı ikinci kez davacı lehine bozdu.

Dünyada Örneği Olmayan “Haciz” Baskısı: Karar Kesinleşmeden Vatandaşa İcra Takibi!

Bu tarihi davanın en sarsıcı bölümünü ise yargılama süreci devam ederken idarenin sergilediği tutum oluşturdu. Dosya henüz Danıştay nezdinde temyiz incelemesinde ve süreç kesinleşmemişken; davalı İçişleri Bakanlığı, vekalet ücreti ve yargılama giderlerini tahsil etmek adına davacı hakkında icra takibi başlattı.

Almanya, Fransa, İtalya ve ABD gibi ülkelerde kamu yararı gözetilerek açılan kısıtlama davalarında; yargı süreci tamamlanmadan davacı yurttaşın üzerine hacizle gidilmesi uluslararası hukuk pratiğinde örneksiz ve son derece ayıplı bir uygulama olarak nitelendiriliyor. Türkiye'de pandemi döneminde kesilen idari para cezaları yasal düzenlemelerle kaldırılmışken, kamu hakkını arayan vatandaşa çıkarılan bu icra faturası sonucu 40.111 TL tutarındaki meblağ cebren ödendi.

Gelişmeyi değerlendiren Karabulut, ortaya çıkan çelişkiyi ve mağduriyeti şu sözlerle ifade etti:

“Dava henüz kesinleşmeden vatandaşın üzerine gidildi. Haciz ve icra tehdidiyle borcumuz olmamasına rağmen 40.111 TL'yi ödedik. Bu ayıp Türkiye Cumhuriyeti'nin değil, karar kesinleşmeden vatandaşa haciz yolunu seçen anlayışa aittir. Gelinen noktada Danıştay'ın en üst kurulu aynı dosyada beni haklı bularak ikinci kez bozma kararı vermiştir.”

Altı Yıllık Hukuk Mücadelesi ve Yüksek Yargının Yetki Tespiti

2020'de açılan dava önce “konusuz kaldı” gerekçesiyle kapatılmak istendi. Davacının itirazı üzerine İDDK ilk bozma kararını verdi. Dosyayı yeniden ele alan Danıştay 4. Dairesi bu kez davanın reddine karar verdi. Ancak temyiz üzerine dosyayı inceleyen İDDK, ikinci kez müdahale ederek alt daire kararını bozdu.

Kararın gerekçesinde yargı organı, idare hukukunun en temel kaidesini hatırlattı:

-Esas Yetki Sağlık Bakanlığı'nda: Bulaşıcı ve salgın hastalıklarla mücadelede toplum sağlığını ilgilendiren tedbirleri belirleme ve düzenleme yetkisi kanunen Sağlık Bakanlığı’na aittir.

-İçişleri Bakanlığı Yetkisizdir: Dava konusu genelgeler doğrudan İçişleri Bakanlığı tarafından tesis edildiği için “yetki unsuru yönünden hukuka aykırı” bulunmuştur.

Yüz Binlerce Cezanın Hukuki Altyapısı Tartışmaya Açıldı

Pandemi boyunca tüm Türkiye'de kolluk kuvvetlerince uygulanan denetimlerin, kesilen idari para cezalarının ve işletme kapatmalarının dayanağı olan İçişleri Bakanlığı genelgelerinin, Danıştay'ın en üst idari yargı kurulunca yetkisiz bulunması; salgın döneminde uygulanan kısıtlamaların hukuki meşruiyetini yeniden tartışmaya açtı.

Bu dava artık yalnızca bir maske zorunluluğu davası olmaktan çıkmış;

1-İdarenin yetki sınırlarını,

2-Olağanüstü dönemlerde kamu gücünün kullanımını,

3-Bakanlıkların görev alanlarını,

4-Vatandaşın devlete karşı anayasal hak arama özgürlüğünü, esastan denetleyen simge bir dosyaya dönüşmüştür.

Böylelikle tek bir vatandaşın açtığı bu dava, Türkiye'nin pandemi sürecine ilişkin en önemli idare hukuku emsali olarak tarihteki yerini aldı.

Bu Karar Ne Anlama Geliyor?

-İdari İşlemin Sakatlanması: İçişleri Bakanlığı'nın salgın döneminde çıkardığı maske ve kısıtlama genelgelerinin “yetki yönünden sakat” olduğu en üst idari yargı merciince tescillenmiştir.

-Dosya Daireye İade Edildi: Karar, Danıştay Dördüncü Dairesine yeniden bir karar verilmek üzere gönderilmiştir. Daire, İDDK kararı doğrultusunda dava konusu genelge hükümlerinin iptaline karar vermek durumundadır.

Altı Yıllık Hukuk Mücadelesinin Sonucu

Altı yıl boyunca, herhangi bir avukat desteği almadan, devletin en güçlü idari kurumlarından biri olan İçişleri Bakanlığı'na karşı yürütülen bu hukuk mücadelesi, yalnızca bir dava sonucundan ibaret değildir. Ortaya çıkan tablo, hukuk devleti, idarenin yetki sınırları ve vatandaşın hak arama özgürlüğü açısından dikkat çekici sonuçlar doğurmuştur.

Bu Sürecin Önemi Nedir?

Yetkinin Sınırları Yargı Denetimine Tabiidir

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun bozma kararı, olağanüstü dönemlerde dahi kamu otoritelerinin hukuk tarafından çizilmiş yetki sınırları içerisinde hareket etmek zorunda olduğunu bir kez daha göstermiştir. Kamu yararı amacı taşıyan işlemler dahi, kanunun öngördüğü yetki çerçevesi dışında tesis edildiğinde yargısal denetime tabi olmaktadır.

Hukuk Devleti İlkesi İşledi

Dava süreci boyunca davacı hakkında icra takibi yürütülmüş, haciz tehdidi altında toplam 40.111 TL ödeme yapılmış ve buna rağmen hukuki mücadeleden vazgeçilmemiştir. Nihayetinde dosyanın Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından bozulması, hukuk devletinde nihai sözün idare değil, bağımsız yargı tarafından söylendiğini göstermiştir.

Bir Vatandaşın Kararlılığı

Bu süreç, “Devlete karşı dava kazanılamaz” veya “Tek bir kişinin mücadelesi sonuç doğurmaz” şeklindeki yaygın kanaatlerin sorgulanmasına neden olmuştur. Bir vatandaşın, yıllarca süren hukuki takibi sonucunda, aynı zamanda küresel boyuttan ülke gündemine taşınan ve milyonlarca kişiyi ilgilendiren bir konuda yüksek yargı denetimini harekete geçirebilmesi, demokratik hukuk devletinin işleyişi açısından dikkat çekici bir örnek oluşturmuştur.

İdare Hukuku Açısından Dikkat Çeken Bir Karar

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun bozma kararı, dava konusu işlemlerin yetki unsuru yönünden değerlendirilmesi bakımından önemli bir hukuki tartışma ortaya koymuştur. Karar, gelecekte benzer nitelikteki idari işlemlerin yargısal denetiminde referans gösterilebilecek nitelikte görülmektedir.

Altı Yılın Özeti

2020 yılında başlayan dava, yalnızca bir maske uygulamasına ilişkin hukuki itiraz değil; idarenin yetki sınırlarının, hukuk devleti ilkesinin ve vatandaşın yargı yoluyla denetim hakkının sınandığı uzun bir süreç olmuştur. Gelinen noktada ortaya çıkan tablo, hak arama özgürlüğünün kararlılıkla kullanıldığında en güçlü kamu otoritelerinin işlemlerinin dahi yargı denetimine tabi olduğunu göstermektedir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
g. sentedou 1 saat önce

kutlarım