Yazan Prof. Dr. Alişan YILDIRAN
Değerli okuyucular yıllar evvel kaleme aldığım “yenidoğmuş bebeğe K vitamini uygulaması doğru mudur?” başlıklı yazıma (1) beklediğim cevap taa İsveç’den ancak geldi, çünkü memleketimin okumuşları fakir gibi vatanperverleri bilerek görmezden gelmeyi tercih ediyor, iyi de ediyorlar....
Görmezden gelmedikleri, diş geçirebildiklerini yok etmeye çalışıyorlar, ama bu memleketin, milletin anaları daha ne yiğitler doğurur evvel Allah. İsveç’de yapılan çalışmadan da (2) haberim tanışmadığımız ama severek takip edip bilgisinden istifade ettiğim Dr Ferhat Arslan’ın twitter sayfası sayesinde oldu.
Ne demişti Kör’ün Oğlu Ruşen Ali “tüfek icat oldu mertlik bozuldu”. Sun’i Zekâ (SZ) icat oldu işler değişti. Baksanıza sahipleri bile bu SZ ilerlemesini yavaşlatalım yoksa insanlığın sonu gelecek diyorlar (3). Akademisyenlik artık gereksiz oldu çünkü, uygun kelimeleri yazarak birkaç dakika içinde bahsettiğim makale nedir, nasıl yapılmış, eksik ve güçlü yönleri nedir hemen elinizin altına geliyor. Yine de bahsettiğim makaleye erişim sağlayıp BİZZAT okuduktan sonra gördüm ki, yine hayatlarında hiç doğum yaptırmamış, yenidoğmuş bebeği kucağına almamış bir takım adamlar yine de dikkate değer bir retrospektif kohort değerlendirmesi yapmışlar, ama işe yarayacak noktaları atlamış ve tipik ‘RF tıbbı etki ajanlığı’ yaparak K vitamini iğnesi yapılmazsa bebekte beyin kanaması olur algısı satıyorlar. Hızlıca bir tarama yaptıktan sonra bu makaleyi gayet güzel tenkit eden bir Avustralya’lı ebe hanımın (ebe=midwife etimolojik olarak çok hoş bir kelime bizim tecrübeli anlamına gelen ‘kocakarı’ gibi) mütalaasını buldum, okudum ama özetleme ve tercüme işini SZ’ya yaptırdım, affedin (4). Yenidoğan dernekleri ebe hanımı küçümsemeden cevap yazsınlar lütfen. Ebe hanımın sitesinin adı BirthSavvy’de ‘akıllı doğum’ manasına geliyor yanlış anlamayın.
BirthSavvy’nin (Ebe hanım kendisini PIP diye adlandırmış) tenkidini sunuyorum;
1-Çalışma ne yaptı?
İsveç'te 2003–2021 arasında doğan, ≥35 haftalık 2.020.302 bebek incelenmiş, yani erken doğanlar alınmamış (halbuki bunlar da kolayca karşılaştırılmalı idi-AY). Bunların 24.089'unda doğumda intramüsküler (IM-kas içi) vitamin K uygulandığına dair kayıt bulunmamış. Sağlık kayıtlarından ICD 10 kod sistemine göre ilk 6 ay içinde çeşitli kanama teşhislerinin görülüp görülmediğine bakmışlar.
Yani çalışma aslında “vitamin K alanlar” ile “vitamin K almayanları” değil: “IM vitamin K uygulandığı belgelenenler” ile “IM vitamin K uygulandığı belgelenmeyenleri” karşılaştırmış
2- “%52 daha fazla kanama” ifadesi yanıltıcı olabilir
Çalışmanın en çok gündeme gelen sonucu, IM vitamin K kaydı olmayan bebeklerde kanama teşhisi için düzeltilmiş odds'un (yani oranın) %52 daha yüksek olması.
Ama bu mutlak kanama riskinin %52 arttığı anlamına gelmez.
Dolayısıyla “%52 daha fazla risk” yerine, gözlenen mutlak fark yaklaşık 1000 bebekte 2,6 ek kanama tanısı şeklinde ifade edilebilir.
3- En önemli nokta: “kanama” = VKDB değil
Araştırmanın esas bulgusu ispatlı vitamin-K-deficiency bleeding (VKDB) değil.
Sağlık kayıtlarından intrakraniyal, gastrointestinal, solunum sistemi, umbilikal (göbek, yumuşak doku kanamaları bulunuyor (Bir ilave yenidoğanda kanama denince ilk birkaç gün göbekten sızan kan da tehlikeli zannediliyor ama değil_AY). Bu sebeple: 1/157 = vitamin K almayan her 157 bebekten birinde VKDB gelişti sonucu çıkarılamaz. Aynı şekilde: 1/454 bebekte vitamin K eksikliğine bağlı beyin kanaması oldu demek de mümkün değildir.
4- Her kanamayı vitamin K önleyemez
Vitamin K profilaksisi, vitamin K eksikliğine bağlı pıhtılaşma bozukluğundan kaynaklanan kanamaları önlemeye yardımcı olabilir. Ancak bir bebeğin kanaması hipoksi, enfeksiyon, vasküler anomaliler, başka bir pıhtılaşma bozukluğuna bağlı ise vitamin K verilmesi o kanamayı mutlaka önlemez.
5- “Ebeveynler vitamin K'yı reddetti” sonucu da doğrudan gösterilmemiş
Makalenin sonuç bölümünde ebeveynlerin vitamin K'yı reddetmesine dair eğitim çalışmalarının artırılması tavsiyesi var. Fakat araştırmacılar “Bu bebeğe vitamin K verilmedi çünkü ebeveyn reddetti.” şeklinde bir veri toplamamışlar. Yani çalışmada olmayan bir veriyi tavsiye eden başlığı atmışlar (Tipik bir RF uygulaması-AY).
Fakirin ebe hanımın tenkidine ilave edeceği nokta ise şudur, İsveç’de bile K vitamini uygulanması ciddi şekilde sorgulanmaktadır. Bizde nerede ise kalmamış olan evde doğum yine yüksek bir orandadır.
Makalede Varmland vilayetini neden dışladıklarını çok merak ettim, halbuki bu vilayetin tıbbi kayıtları oldukça sağlam görünüyor (5).
Bu vesile ile doktoralı bir ebenin de vitamin K uygulaması hakkında çok satan bir kitap yazdığını hatırlatmak icap eder (6). Amazon.com’un verdiği bilgiye göre bu kitab gebelik ve çocuk hakkındaki yaklaşık 244bin kitap arasında 365’inci, vay canına. Acaba İsveç’de bu kitabın popülaritesi ne kadardır? Maalesef lisanımıza tercümesi yok tabii.
Adı geçen makalenin neden JAMA pediatrics’de yayınlandığı da merak konusu. JAMA meşhur AMA (American Medical Association)’nın dergisidir. Günümüz tıbbının bu derece zavallılaşmasının ana sebebi olan AMA, malum kişilerin desteklediği kurucuları iyi bilinen şarlatanlardır (7).
Değerli okuyucularım tekrar söylemek lazım akıl, mantık ve tecrübe olmadan makale ile tababet OLMAZ.
Değerli Bakanlığımızı bu konudaki verilerini ortaya koymaya davet ediyorum, bakalım topuk kanı, k vitamini, doğar doğmaz aşı gibi uygulamalar 2000’den önceki nüfus artış hızını etkilemiş mi, etkilememiş mi? Hiç merak eden yok mu?
(2) https://jamanetwork.com/journals/jamapediatrics/article-abstract/2851525#google_vignette
(4) https://birthsavvy.com.au/vitamin-k-and-the-new-swedish-study-what-the-headlines-dont-tell-parents/
(5) https://www.arkivdigital.net/blog/birth-records/new-births-in-varmland-1800-1840



