Tarih Tekerrür Edecek mi?

Tarih Erdoğan’ı haklı çıkartmıştı, aynı tavırla tekrar haklı çıkartacaktır. Bugün de yaşananlar aynen Domuz Gribi adı altında yine DSÖ’nün aymazlığından kaynaklanan bir pandemi dönemi yaşandığı bir ortamda Erdoğan, “Sağlık Bakanımla aynı düşünmüyorum” diyerek aşının zorunlu değil, isteğe bağlı olduğunu söylemişti.

O gün Türkiye’deki gazeteler haberi, “Erdoğan’dan Bakan Akdağ’a aşı azarı” ve “Sağlık Bakanını Azarladı” diyerek vermişti.

Bugün yaşananlar ile dün yaşananlar arasında, hiçbir fark olmadığı zaman geçtikçe daha iyi anlaşılacaktır. Ancak  önce 3 Kasım 2009 tarihinde Erdoğan’ın TBMM’de partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmaya bakalım.  “Bu süreçte birçok spekülasyonlar yapılıyor. Ama ben tüm vatandaşlarıma sadece bir şey tavsiye ediyorum, lütfen bu süreç içerisinde öpüşmeyin. Bu süreç içerisinde tokalaştığınızda lütfen ellerinizi yıkayınız. Aşı konusuna gelince, bu konuda Sağlık Bakanımla aynı düşünmüyorum, onu da söyleyeyim, kimseyi zorlayamazsın. Bu konuda vatandaş kendi isteğine bağlı olarak böyle bir yolu tercih ederse eyvallah, ama etmiyorsa muhakkak yaptırmanız gerekiyor diye böyle bir kampanyanın sürdürülmesi doğru değildir, yanlıştır. Çünkü otoriteler de bu konuda görüyorsunuz değişik kanaatler belirtiyor, kimisi olmalı kimisi olmamalı diyor. Öyleyse bizim yapacağımız şey, siyasi irade olarak bunu isteğe bağlı hale getirmektir. Niye? Yarın siyasi iradeye kimse faturasını kesmesin. Cebren bu iş olmaz, isteğe bağlı olarak olur ve isteğe bağlı olarak da biz hazırlıklarımızı yaptık, alt yapımız hazır. Biz tedbirlerimizi aldık. Bizim görevimiz de bu.” dedi.  Grup toplantısı sonrası Erdoğan, gazetecilerin “Aşı olmayı düşünüyor musunuz?” sorusu üzerine, “Ben aşı olmayı düşünmüyorum” dedi. Sonra Akdağ’a dönen Erdoğan, Cumhurbaşkanı ile birlikte kendisinin de aşı olacağına ilişkin açıklamalarını ima ederek, “haberim olmadan Cumhurbaşkanı ile birlikte benim de adımı vermişsin, hemen düzelt” diye çıkıştı.

Bugün de  korkunun dozajı, yaptırımları artırmak için fazlaca çoğaltıldı. O gün, “panik ortamından en çok kâr elde eden kesim ise aşıların ve anti-viral (virüs önleyici) ilaçların üretim ve pazarlamasıyla ilgilenen bazı küresel ilaç şirketleri oldu.”

15 yıldır domuzdan insanlara taşındığı gerçeğine rağmen, Domuz Gribi adının uygun olmadığını bundan sonra bu hastalığı 2009 H1N1 Gribi olarak adlandıracaklarını açıkladılar.  İsmin değiştirilmesinde, domuz yetiştiriciliği ile satışların azalması etkiliydi.  

Yine, altıncı evre alarmı veren WHO’nun domuz gribiyle ilgili açıklamalarına baktığımız zaman ortada dünya çapında bir salgın alarmı vermeyi gerektirecek gerekli koşulların olmadığı da anlaşıldı. Çünkü İddia edilen domuz gribi hastalığının belirtilerine, seyrine ve etkilerine baktığımızda aslında mevsimsel gripten çok farkı olmadığı görüldü. Domuz gribine yakalandığı söylenen hastaların ise büyük çoğunluğunun 3-7 gün içinde iyileştiği tespit edildi.

Dünyadaki  büyük ilaç firmalarının yöneticilerinin Dünya Sağlık Örgütü’nde görevli olduğu, bunların ortaya çıkan hastalıkların salgın olarak ilan edilip edilmeyeceğine karar verdiğine dair bilgiler bugün Bill Gates’in ilişkisi ile de doğrulandı. Sağlık sektörünün ekonomik büyüklük açısından dünyada en büyük sektörlerden biri olduğu, Türkiye de ise enerji ve eğitim sektörlerinden sonra 3. büyük sektör olduğu da bilinmektedir.

Tüm bunların ışığında,  bugün gerek aşı gerekse tedbir amaçlı uygumlalar ile insanlar için eziyete dönüşen uygulamalara karşı, dün Domuz Gribi ile yaşanan skandallara haklı bir çıkış yapan Erdoğan’ın, aynı çıkışına ve dikkat çekmesine olağanüstü ihtiyaç vardır.  

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
İnci GÖNÜLAL 2 hafta önce

Aşnın içinde ne olduğu belli değil
Ayrıca, tüm ilaç sektörü belli firmaların elinde insanları zehirliyorlar. Genlerini bozuyorlar. Dayatma yapılmasını uygun bulmuyorum. Bu oyunlara dur denilmeli

Avatar
ArKaRiZmA 2 hafta önce

Kurtarıcı rolüne bürünmenin ne kadar faydası olur?
Bu aşamaları yürüten kendisi değil mi?
Yasaklar zorunlu maske hijyen kuralları vs bunun kontrolünde ve emrinde değil mi,?
Bu kadar korkuyu yaydıktan ve yaymaya devam ettikten sonra ben vuramam demek ne kadar etki eder. Bırakın etkiyi vebalden ne kadar kurtulabilir?

Avatar
muvahhid60 2 hafta önce

Artik bu isi kimin organize ettigini ,oynanan oyunu,asil amacin ne oldugunu söylemeyse oy vermeyecegime dair yemin ettim reise . yeter artik aylar oldu insanlara iskence yapiyorsunuz resmen . Allahtan korkun .