Haber Merkezi Nürnberg / 21 Ocak 2026
Nihayet Almanya’da, COVID-19 salgını sürecinde uygulanan resmi sağlık politikalarını sorgulayan, doktor ve avukatlara yönelik ağır yaptırımlar nedeniyle ciddi insan hakları ihlalleri gündemde geldi.
Hastalarına maske veya aşı muafiyeti verdiği gerekçesiyle yüzlerce doktorun yargılandığı, bazılarına hapis cezası verildiği ve meslekten men yaptırımlarının uygulandığı bildiriliyor.
Yaşananlar, Almanya’nın Nürnberg Kanunları ile anılan tarihsel geçmişiyle birlikte değerlendirildiğinde, ülkede tıbbi özgürlük, terapi bağımsızlığı ve hukuk devleti ilkelerinin ağır biçimde zedelendiği yönünde eleştirilere yol açıyor.
“Devlet Kararlarına Uymayan Doktorlar Hedef Alındı”
Almanya’da maske muafiyeti verdiği için yargılanan doktorlardan Dr. Walter Weber, ülkede yaşananları, “anayasal bir devlette hayal edilemeyecek ölçüde sistematik baskı” olarak tanımlıyor. Weber’e göre, COVID-19 sürecinde devletin, “tüm zamanların en büyük pandemisi” olarak sunduğu resmi anlatıyı sorgulayan, eleştiren veya bilimsel gerekçelerle itiraz eden doktorlar, devlet ve bağlı kurumlar tarafından aşağılama, sindirme, kovuşturma ve hapis tehdidiyle karşı karşıya bırakıldı.
1.000’den Fazla Karar, Hapis Cezaları Gündemde
Bu tablo ilk kez ana akım basında 27 Ekim 2024’te, gazeteci Elke Bodderas tarafından Welt am Sonntag’ta yayımlanan haberle gündeme gelmişti. “Maske muafiyeti: Doktorlara karşı dava dalgası” başlıklı haberde, pandemi sürecinde maske muafiyeti veren doktorlar hakkında 1.000’den fazla yargı kararı verildiği belirtilmişti.
Habere göre verilen cezalar, birkaç yüz avroluk idari para cezalarından üç yıla kadar hapis cezasına kadar uzanıyor. Konuya ilişkin görüş bildiren bir avukat, devletin kendi düzenlemelerinde muafiyetlere izin verdiğini; ancak bu muafiyetleri kullanan doktor ve hastaların daha sonra keyfi ve sert biçimde cezalandırıldığını ifade ediyor. Aynı avukata göre, cezalandırılan hasta sayısı binleri, hatta on binleri buluyor.
Ev Baskınları, Ruhsat İptalleri, Göç ve Ölümler
Dr. Weber’in aktardığı bilgilere göre, maske muafiyeti sertifikası veren doktorların neredeyse tamamı en az bir kez ev baskınına maruz kaldı. Bazı doktorların evleri sekiz kez arandı. Bu baskınların çoğu sabah erken saatlerde, kaba kuvvet kullanılarak, kapılar kırılarak gerçekleştirildi ve bazı doktorlar fiziksel olarak yaralandı.
Ceza davalarının ardından, meslek odaları aracılığıyla açılan disiplin soruşturmalarıyla çifte kovuşturma yaygın hale geldi. Bu süreç, çok sayıda doktorun tıbbi ruhsatının iptal edilmesine yol açtı. Baskılar sonucunda birçok doktor ve hasta Almanya’yı terk etmek zorunda kaldı.
Weber’e göre, bu süreçte en az yedi doktor hayatını kaybetti.
Resmi Söylemle Sahadaki Uygulama Çelişiyor
Almanya Sağlık Bakanı Nina Warken, kamuoyuna yaptığı açıklamalarda “anayasal olarak korunan tıbbi terapi özgürlüğünden” söz ederken, sahadaki uygulamaların bunun tam tersini gösterdiği belirtiliyor. Weber’e göre, doktorlar açıkça susturulmak ve itaat etmeye zorlanmak istendi; Türkiye’de de olduğu gibi Almanya’daki tıp odalarından hiçbir destek gelmedi, aksine baskı mekanizması güçlendirildi.
ABD’den Müdahale: Kennedy’den Sert Mesaj
Alman doktorlar, yaşadıkları baskılar nedeniyle ABD Sağlık Bakanı Robert F. Kennedy Jr.’a başvurdu. Kennedy, 10 Ocak 2026’da Almanya Sağlık Bakanı Warken’a gönderdiği mesajda şu ifadeleri kullandı:
“Almanya’dan gelen raporlar, hükümetin hastaların özerkliğini göz ardı ettiğini ve bireylerin kendi inançlarına dayalı tıbbi karar alma hakkını kısıtladığını gösteriyor.”
Kennedy ayrıca, pandemi sırasında maske veya COVID-19 aşısı muafiyeti verdikleri için 1.000’den fazla Alman doktorun ve binlerce hastanın yargılandığını belirtti ve şu uyarıda bulundu:
“Bir hükümet, hastalarına danışmanlık yapan doktorları suç saymaya başladığında, özgür toplumların her zaman kutsal kabul ettiği bir sınırı aşmış olur.”
Kennedy’nin mesajı Almanya’da geniş yankı uyandırdı; neredeyse tüm büyük gazeteler haberi “Kennedy federal hükümete saldırıyor” başlığıyla verdi. Mesaj birkaç saat içinde milyonlarca kez görüntülendi.
Bakanlığın Yanıtı ve Hukukçuların Tepkisi
Sağlık Bakanı Nina Warken’ın aynı gün yayımlanan yanıtının, temel iddialara değinmediği; aksine yanıltıcı bilgiler içerdiği ileri sürüldü. Veri analisti Tom Lausen, bu açıklamaları “sahte haber” olarak nitelendirdi.
Hukuk profesörü Dr. Martin Schwab, bakanlığın açıklamalarının sorunun ciddiyetinin farkında olunmadığını gösterdiğini ifade ederken, avukat Ralf Ludwig ise şu değerlendirmeyi yaptı:
“Alman yargısının yardımıyla, 1.000’den fazla doktor mesleki yargılarına sadık kaldıkları için suçlu ilan edildi. ‘Sahte sertifika’ gerekçesi, tıbbi kararları kriminalize etmek için kullanıldı. Ancak rüzgar değişiyor; bu süreç artık uluslararası hukuk düzeyinde de inceleniyor.”
Doktorların Talepleri Net
Baskıya uğrayan doktorlar, üç temel talepte birleşiyor:
1-Devam eden tüm soruşturma ve davaların sona erdirilmesi,
2-Maske ve aşı muafiyetlerine ilişkin kovuşturmaların derhal durdurulması,
3-Mahkûm edilen doktorlar için tam hukuki ve mesleki rehabilitasyon.
Doktorlar, “devlet tıbbının uygulayıcısı” olmayı reddettiklerini, Hipokrat Yemini, Cenevre Yemini ve bilgilendirilmiş onam ilkesine bağlı kalacaklarını vurguluyor.
“Nürnberg ilkeleri hala geçerlidir. Bilgilendirilmiş rıza olmadan yapılan her müdahale bedensel zarar teşkil eder.” (bkz)
Tülay 8 Saat Önce
Way beeee