TATBİKATIN  ADI; KONTRA C-19

Şu anda yaşadıklarımızın hepsi, olmayan bir virüs ile tatbikattır.  İşin aslı ise yeni dünya düzeni veya adı çokça bilinen 5G teknolojilerine geçişte ön görülen tehditler ile mücadeledir. Onun adının da virüs olduğunu artık herkes biliyor. Bu gelişmeler Bill Gates’in ve onun sayesinde Dünya Sağlık Örgütü’nün bilgisi dahilindeydi. DSÖ’de üye ülkelerden salgın hastalıklar konusunda tedbirli olunması gerektiğini ve özellikle mevsim geçişlerinde çokça rastlanan grip vakalarının izlenmesi konusunda veri bankası kurulmasını istedi. Türkiye’de de 2015 yılından itibaren Sağlık Bakanlığı bünyesinde, “Mevsimsel Grip” başlığı ile  www.grip.gov.tr adlı sitede grip vakalarının nasıl izlendiğinin bütün bilgisi vardır.

Konuyla ilgili bilim adamlarının çalışmaları önce münferit başladı. Daha sonra da yüzlerce bilim insanı bir araya gelerek,  2015 yılında BM ve 2017 yılından itibaren de AB nezdinde toplu dilekçeler verdiler. Bilim insanları 5G’ye geçiş ile birlikte yoğun elektromanyetik kirliliğin insan sağlığına zarar vererek virüsleri artıracağından dolayı çalışmaların durdurulmasını istediler.

Eğer 5G teknolojilerini korumasız kullanmaya başlarsak, adına ne dersek diyelim virüsleri tetikleyerek, insan sağlığına ve doğaya zarar verecektir. Dünyayı idare ve kontrol eden güçler bunun farkında. Zaten Bill Gates’in aşı merakı ve kurucusu olduğu Microsoft’un da  5G yazılımlarında başı çekmesinin tek nedeni, virüs ile 5G’nin birbirini etkileyen bu olumsuz durumuna çözüm bulmaktır.

5G’nin öncekilere oranla daha yoğun oluşturacağı manyetik kirliliği nasıl etki ettiğine gelince. Onu da konuyla ilgili 8 Mart 2020 tarihinde Milliyet Gazetesinde Gürkan Akgüneş’in, Işık Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Dr. Rüştü Murat Demirer'in verdiği açıklama ile yanıtlayalım.

Demirer,  “Koronavirüse benzer yapıdaki İnfulenzanın EM kirliliğin yüksek olduğu alanlarda daha kolay yayılım gösterdiği saptanmış. Koronavirüs gibi RNA etkili tek sarmallı viral yapılar, hücre içine girerek yaşıyorlar. Yapılan çalışmalar, EM yoğunluğun yüksek olduğu durumlarda bu tip virüslerin, RNA’lara daha iyi yapıştığını ortaya koyuyor. Yani virüsün replikasyon yeteneği artıyor. Bu da insanda enfekte etkileşiminin artması demek. Şu anda Türkiye’de EM kirliliğin atermal etkisi çok fazla önemsenmiyor. Geçerli olan termal sınır, elektromanyetik dalga, belli bir ısının üzerine çıkmayınca hücrelerin etkilenmeyeceği kabul ediliyor. Halbuki atermal etkilerin hücre içindeki RNA etkilerini bozduğunu biliyoruz. Gribe neden olan virüsler de bundan çok…”  yararlandığını söylüyor.

AB’ye 5G uygulamalarının çözüm bulununcaya kadar geri bırakılması konusunda imza veren 361 bilim insanı arasında yer alan, Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Osman Çerezci’de, “Kirlilik çok yüksekse bu sizi kanser yapar. Düşük seviyeli yoğun maruziyet ise vücudu zayıf düşürür. Virüs, bağışıklık sistemi zayıf kişiye denk geldiğinde de onu daha ağır etkiler.” uyarısında bulunuyor.

Bugünlerde virüsler konusunda sürekli duyduğumuz, ikinci dalga üçünü dalga veya 18 ay sürecek, üç yıl sürecek gibi tahminlerinin ana nedeni de budur. Ama asıl konuşmamız gereken maske, sosyal mesafe ve elimizi yıkamak değil, 5G ile daha da artacak olan elektromanyetik kirlilikten nasıl korunacağımızdır. O da ne yazık ki  bu sanal virüs tatbikatını yönetenlerin işine gelmiyor.

Türkiye’de açılan dava da bu açıdan dünyada ilk oldu. Davanın tek bir amacı var.  O da, BM ve AB’ye uyarı da bulunan bilim insanları gibi, 5G'nin neden olduğu toplam radyasyon seviyeleri ve yaydığı elektromanyetik kirliliğin zararlı olmayacağını garanti edene kadar bu teknolojiyi kullanmayalım. 4 Mayıs 2020

Muammer KARABULUT

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.