Öne Çıkanlar WHO Güler Sabancı Dünya Ekonomik Forumu ACU Glaxo Smith Kline

3. DÜNYA SAVAŞI DEVAM EDİYOR

Şu an 3. Dünya savaşının ortasındayız. Dünyanın binlerce yıllık tiranlık sistemini dönüştürücü güçte olan, tarihinin en kritik savaşı. Kurgulanması belki de yüzyıllar almış olan bu sinsi savaşın en büyük silahı ise bilinç ve bilinçsizlik arasındaki uçurumu kullanacak olması.

Heeey ışık kardeşim;

Senin bilincini geliştirmemen için her gün düzenli istikrarlı ve planlı bir şekilde çalışan gizli bir ordu var. Bu gizli orduyu uyuyan haldeki eski senle yenemezsin. Bilincini yükseltmelisin. Yatağından uyanıp günlük hayatına eskisi gibi devam ederek, iş , güç, ev, yemek ve faturaları yetiştirme derdinde zamanın peşinde koştururken o kuantum sıçramayı yaratamazsın. Sen sana doğuştan sunulan sandıklarınla oyalanırken, o her zaman istediğin hayata tam ulaşmışken hay Allah o da ne! Aksi gibi hiç hesapta olmayan bir bahane bir engel çıkıverir yoluna ve sen onunla oyalanırken o hep istediğin hayat hep birazcık daha ötelenir. Ama az kalmıştır o hayata kavuşmaya avuntun her zaman cebinde hazırdır; yorulduğun anlarda bıkkınlık hissi geldiğinde cebinden çıkarır güç alırsın ondan. Sonuçta hayat o cebindeki avuntu ve sürekli ötelenen bir türlü ulaşamadığın o hayat standardının illüzyonu arasında geçip gider. Bu illüzyonu ya onların istediği şekilde birilerinden ödünç almışsındır ya da kendin yaratmışsındır. Bilinç gelişirse illüzyon kaybolur. Bilinç büyümezse illüzyon seni kısır döngüde tutmaya devam eder. Bilinçsiz geçirdiğin her dakika kaybediyorsun. Ve kaybettiğin her an Dünyanın çöküşüne hizmet ediyorsun.

Bu savaşın en yıkıcı özelliği sinsiliğinde yatar. Sinsilik ise gündelik hayatına ustalıkla gizlenmiştir. Rutininde saklıdır; kendini taktir etmediğin her anın içinde, kendi öz değerini hissetmeyerek yaptığın her işte, zorundaymışsın gibi hissettiğin her ilişkide, ve ilahi sevgiye kendini kapattığın zamanlarda. Bu sinsiliğe karşı en güçlü silah ise, yükselmiş frekansla, ışıkla dolmuş bilinçtir. Işıkla dolmuş bilinç tek bir şeyden oluşmaz, somut bir şekli yoktur. Ruh, beden ve zihnin dengede kaldığı işbirliğiyle olur. Zihin berraklığıdır benliği vesveselerinden arındıran, ruhun şahin bakışlarıdır, baktığı şeyin içindeki sırrı görebilen, cesur bir kalptir. Öz karanlığı ile yüzleşebildikten sonra katman katman ilahi sevgiye açılır.

Eğer bu savaş fiziksel bir savaş olsaydı topla tüfekle yapılırdı. O zaman düşmanın en zayıf cephesinden vurmak gerekirdi. Oysa bu savaş maneviyatla ilgili. Işığın ve ışığa direnç gösteren soğuk yoğun ve ağır karanlığın arasında seyir ediyor. Bugüne kadar insan kılığında yaşamış varlıkların içindeki ışığa sahip çıkmaları ile sınandıkları bir savaş. Nedir karanlığın dayanamadığı? Nedir en büyük zaafı? Sonsuz ilahi şefkat, sevgi, pür neşe ve içimizde saklı olan çocuksu coşku.. Bunların karşısında dayanamaz karanlık.. Ya ışığa teslim olur ve onunla yayılmaya devam eder ya da şuanda olduğu gibi direnir ışığa ve daha da arttırır katılığını, karanlığını, soğukluğunu. Şiddetini arttırır karanlık, tıpkı şuanda dünyamızda tezahür ettiği gibi. Işık isen karanlığa direnirsin. Ona gittiğin yolu gösterirsin yaydığın ışıkla, istikrarlısındır gittiğin yolda; karanlığın en ağır ve katılaşmış katmanlarına çarpsan da ışığının katılık ile buluştuğu yerlere gölge düşer. Işık takılmaz gölgeye devam eder yoluna. Işık, ‘karanlık benle yürümüyor’ diye ona direnmez, lanet etmez, onun olgunlaşmamış ergenimsi direncine aldırış etmez. Karanlığın girdabında boğulmaz ışık. Paniğe kapılmaz, şüphe etmez, yayıldığı frekansını düşürmez. Arafta kalmaz. Bunlar ışığın kutsallığından falan değil tamamen fizik yapısındaki hafifliğinden ve bilimsel mizaç ve karakteristiğinden öyledir. Saygı duyar ilahi düzenin insanlara bahşettiği özgür iradeye. Karanlık ışığa saygı duyar. Ve coşkusundan sevgisinden, şefkatinden bir ramak bile eksilmez ışığın, aksine yükseldikçe parlar, parladıkça güçlenir yürüdüğü yolda. işte beni soranlara ben buyum! ben bu ışığın içimdeki tezahürüne izin veren saf bilincim. Ya benimle yol alırsın dünyanın kabuğunu çatlatıp yeniden doğuşuna şahit olursun, ya da karanlıktan sürekli kaçtığın için kendi kibirli karanlığını bir türlü kabullenip şifalandırmadığın için arafta kalırsın.

Hepimiz aynı gemideyiz unutmayalım. Ben senin için ışık yaymaya ant içtim. Sen de benim için karanlığınla(korkularınla) yüzleşme cesaretini gösterir misin?

Şuanda kolektif bilinçte çok büyük bir kitle arafta. Işığa hizmet etmek istese de karanlığın insanlık dışı diye nitelendirilen bütün vahşet ve acı içeren yönlerini kaldıramayanlar başlarını çevirip kaçmak istiyorlar. Zamanında kendi karanlıklarından kaçıp onunla yüzleşmeyenler, şimdi başlarını devekuşu gibi kumun içine gömüp kaçmaya çalışıyorlar. Ama farkında olmaları gereken bir şey var ki artık dünya silkeleniyor; yer ve gök yer değiştiriyor. Başlarını gömdükleri kum yüzeyi dağılıyor. Saklanacak yerleri gittikçe daralıyor. Karanlıklarıyla er ya da geç yüzleşmeyenler taraf seçmek zorunda. İki taraf arasındaki yarık iyice büyümeden bu gezegene gelmeden önce teslim aldığımız ışığı hatırlayalım…

Anahtar Kelimeler:
Aylin YAYLALI
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Alya Yaylalı 2 hafta önce

bencede çok haklı