Öne Çıkanlar Çağla Yalçın Saraçhane Vedat Çalık ALSANCAK Mehmetçik

ANTALYA’DA TARİHİ DURUŞMA

Haber Merkezi Antalya / 2 Mart 2026

Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yarın tarihi bir duruşma görülecek. Aradan geçen 18 yılın ardından, Beşiktaş’taki İstanbul Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemesi’nde görev yapmış ve Fethullahçı Silahlı Terör Örgütü üyesi oldukları tespit edilen, 11 hakim ve savcı, verdikleri kararlar nedeniyle hakim karşısına çıkacak.

Bu yargılamanın merkezinde ise Muammer Karabulut var.

Karabulut, Antalya’daki evine sabaha karşı düzenlenen operasyonla, kamuoyunda “Ergenekon” davası olarak bilinen soruşturma kapsamında 22 Şubat 2008 tarihinde gözaltına alındı. Aynı gün İstanbul’a götürülen Karabulut, İstanbul Emniyeti’ndeki işlemlerinin ardından Beşiktaş’taki Özel Yetkili Mahkeme’ye sevk edildi ve 26 Şubat 2008 tarihinde tutuklandı.

Karabulut’un tutukluluğu 23 Ocak 2009 tarihine kadar Bayrampaşa, Kocaeli Kandıra ve Silivri cezaevlerinde devam etti. Silivri Cezaevi’nde kurulan Özel Yetkili Mahkeme’nin 41. duruşmasında, Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel’in aksi yöndeki mütalaasına rağmen Karabulut’un yurt dışı çıkış yasağı uygulanarak tutuksuz yargılanmak üzere tahliyesine karar verildi. Hakkındaki beraat kararı ise 4 Kasım 2019 tarihinde temyiz edilmeden kesinleşti.

Ergenekon davası mağduru Muammer Karabulut’un, koruma tedbirleri nedeniyle uğradığı zararlar için 2020 yılında Antalya 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde açtığı tazminat davası DEVLET ALEYHİNE sonuçlandı. Böylece ödenen tazminat nedeniyle kamu zararı oluştu.

Ergenekon davasında görev yapan bazı hakim ve savcıların, “haksız gözaltı, tutuklama ve tutukluluğun devamı kararlarıyla kamu görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanarak mağduru hürriyetinden yoksun bıraktıkları” yönündeki tespitlerin kesinleşmesi üzerine, Devlet Hazinesi ödenen tazminat nedeniyle zarara uğradı. Bu kapsamda Antalya Valiliği Defterdarlık Muhakemat Müdürlüğü, kamu hukuku adına ihbarda bulunarak Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde soruşturma açılmasını talep etti. Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) 2. Dairesi de 10 Şubat 2024 tarihinde şüpheli hakim ve savcılar hakkında soruşturma izni verdi.

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcı Vekili Ayhan Memük, 23 Ekim 2024 tarihinde meslektaşları olan hakim ve savcılar hakkında iddianame düzenledi.

İddianamede, Fethullahçı Silahlı Terör Örgütü üyesi olan (Hakim ve Savcıların) şüphelilerin, yapmış oldukları yargısal faaliyetlerinde Anayasaya, Kanuna ve Hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre karar vermedikleri, bağımsızlık ve tarafsızlık ilkeleriyle hiç bir biçimde bağdaşmayacak şekilde FETÖ (Fethullahçı Silahlı Terör Örgütü) /PDY (Paralel Devlet Yapılanması) Silahlı Terör Örgütü yapılanmasının içerisine girerek, örgüt hiyerarşisi ve ideolojik bağlılık duyguları ile anılan silahlı terör örgütünün amaçları doğrultusunda hareket ettikleri, maddi gerçeğin ortaya çıkmasına çalışmadıkları, buna göre tarafsızlık, doğruluk, tutarlılık, ehliyet ve liyakat ilkelerine aykırı davrandıkları anlaşıldığından; 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun 89. ve 90. maddeleri uyarınca 11 Hakim ve Savcının yargılanması talep edildi.

Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesi, 3 Aralık 2025 tarihinde aşağıda isimleri yer alan şüpheliler hakkında kamu davası açılmasına karar verdi. İlk duruşma, ihbarcı ve mağdurun bulunduğu Antalya’da yapılacak.

Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 3 Mart 2026 tarihinde saat 10.00’da yargılanacak hakim ve savcılar şunlar:

1-HASAN HÜSEYİN ÖZESE (Yakalamalı),

2- HÜSEYİN AYAR (Yakalamalı),

3- HÜSNÜ ÇALMUK (Sincan T Tipi Kapalı Cezaevi),

4-İDRİS ASAN (Ereğli Konya T Tipi Kapalı Cezaevi),

5- MEHMET ALİ PEKGÜZEL (İstanbul’da ikamet eder),

6- METİN ÖZÇELİK (Sincan 1 No’lu F Tipi Kapalı Cezaevi) ,

7- NİHAT TAŞKIN (İkameti UETS),

8- RESUL ÇAKIR (Yakalamalı),

9- SEDAT SAMİ HAŞILOĞLU (Yakalamalı),

10- YAKUP HAKAN GÜNAY (Yakalamalı), ,

11-ZEKERİYA ÖZ (Yakalamalı),

Yarın görülecek davada dosyanın görünen yüzü buraya kadar. Ancak bir de görünmeyen tarafı var.

Görünmeyen taraf, 21.07.2010 tarihinde Muammer KARABULUT tarafından yazıldı.

KARABULUT, yıllar önce kaleme alınmış, “BABAMI, ERDOĞAN’IN 12 EYLÜL’Ü ÖLDÜRDÜ!” başlıklı yazıyı, duruşma öncesi hatırlatılmazsa olmaz diyor.

2010 yılında yazılan o yazı:

Dün AKP grup toplantısında konuşma yapan, “Ergenekon savcısı ERDOĞAN” kendi 12 Eylül sivil darbesini unutturmak için, 12 Eylül askeri darbesini anlatırken, “bu zulümlerin, işkencelerin, insanlık dışı uygulamaların en yakın şahitlerinden, mağdurlarından biri de Ertuğrul GÜNAY’dır. GÜNAY hapisteyken, vefat eden babasının cenazesine katılamadı” dedi.

Sayın ERDOĞAN’a hatırlatmam gerekirse, bir de KARABULUT vardı. Onu da 11 ay içeri attın. Babası çok üzüldü, günlerce suçu ne? Diye sordu. Ancak yanıt bulamadı ve vefat etti. Avukatı, Kültür ve Turizm Bakanın E. GÜNAY gibi babasının cenazesine katılması için Silivri Cumhuriyet savcısından izin istedi. Savcı Adalet Bakanına (Mehmet Ali ŞAHİN) sordu. Ama istenilen izin çıkmadı. Kendisini 3 gün sonra tahliye ettiniz. O da tek evlat olarak bu acıyı ancak babasını görmek istediği zaman öğrendi.

O şimdi “babamın ölümünde sorumlu olanlardan birisi de ERDOĞAN” diyor!..

Eğer siz (ERDOĞAN) Ertuğrul GÜNAY örneği üzerinden 12 Eylül’ü anlatırken haklıysanız, KARABULUT da babasının ölümü konusunda sizi sorumlu tutarken kendi açısından haklıdır.

Ve bugün gelinen noktada tablo farklıdır.

Eğer 2026 yılında, kamu hukuku adına DEVLETİN İHBARCI olduğu ve KARABULUT’un MAĞDUR sıfatıyla yer aldığı bir davada; gözaltına alındığı şehir olan ANTALYA’da, 18 yıl sonra Fethullahçı Silahlı Terör Örgütü üyesi oldukları iddia edilen hakim ve savcılar yargılanacaksa, bir dönem kuşatılmış ve ele geçirilmiş yargının da sorgulanmasıdır.

Ve belki de 18 yıl sonra aynı şehirde görülecek bu duruşma; haklı olmanın ve gecikse de  adaletin  yerini bulmasının, yani “İLAHİ ADALETİN TECELLİ” etmesidir.

Cumhurbaşkanı ERDOĞAN’ın görevde olduğu bir dönemde, 18 yıl sonra böyle bir mahkemenin kurulması ise ayrı bir anlam taşımaktadır. Bu bağlamda ERDOĞAN’ın, hiç kuşkusuz, CIA ve MOSSAD’ın hizmetinde olan Fethullahçı Silahlı Terör Örgütü’ne karşı ortaya koyduğu kararlı tutum, “İLAHİ ADALETİN” tecellisinde belirleyici olmuştur.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
F. Yaren 3 saat önce

şaşkınım. tekrar basınız sağolsun