Yazan Muammer KARABULUT
Almanya'nın yasama organı olan Federal Meclis de 19 Mart 2026 tarihinde, eski Pfizer Avrupa Baş Toksikoloğu Dr. Helmut Sterz dinlendi.
Sterz konuşmasında, “Uygun düzenleyici prosedürlere göre Comirnaty(*) asla onaylanmazdı.” sözleri, hatanın bu sıvının piyasaya sürülmeden önce yapıldığını açıkça gösterdi.

Alman Meclisi’ndeki sorgulamada Dr. Helmut Sterz’in dikkat çeken konuşmasındaki ana başlıklar şöyleydi:
- Biontech/Pfizer Aşısı Asla Halka Sunulmamalıydı!
- Dünya çapında milyonlarca mağdur var.
- Aşılama kampanyası, yasaklanmış insan deneyi niteliğindeydi.
- Almanya’da 2.133 bildirilen ölüm, tahmini 60.000.
- Kanser riski çalışmaları zaman baskısı nedeniyle yapılmadı.
- Üreme toksisitesi testleri güvenilmez bulundu.
- Üretimde DNA kontaminasyonu ve iki farklı versiyon farkı tespit edildi.
En kritik vurgusu ise şuydu: “Lipid nanopartiküllerin (mRNA’yı taşıyan madde, yani LNP(*) teknolojisi) toksisitesiyle ilgili kritik çalışmalar” da eksikti.

Dr. Pieter Cullis(*) tarafından uzun yıllar çalışılan LNP’ler, “Covid-19 hastalığına” karşı koruma sağlayacak mRNA sıvılarında da taşıyıcı olarak görev yapacaktı.

Bu teknolojiyle ilgili ilk önemli deneyim, Cullis’in şirketi Acuitas’ın 2017’de Zika virüsü için LNP kapsülleri hazırladığı dönemde yaşandı. O dönemde adını RNA’dan alan ModeRNA ile işbirliği yapıldı. Böylece Moderna’nın klinikteki beş ürününden dördü “aşı” haline geldi.ModeRNA, Zika veya influenza aşısı geliştirmek için Peter Cullis’ten mRNA’nın LNP ile paketlenmesini istedi. Bu sayede belirli virüse ait proteini kodlayan haberci RNA üretilecek ve işbirlikçilere gönderilecekti. Bu çalışmalar kısa süre sonra BioNTech’in dikkatini çekti. Acuitas, 2018-2019 yıllarında BioNTech ile çalışmaya başladı. Ardından 2020’nin başlarında pandemi gündeme geldiğinde BioNTech, bir grip aşısı projesi kapsamında Pfizer ile işbirliği içindeydi.
2020 yılının Ocak ve Şubat aylarında COVID-19 salgın hâline geldi. Cullis’in ifadelerine göre, “Sonunda lipid nanopartiküllerimiz, Pfizer ve BioNTech’in geliştirdiği COVID-19 aşısına dahil oldu.”Tasarıma göre LNP’ler, vücudun bağışıklık sistemi tarafından hızlıca bozulup tespit edilmesini önlemek için mRNA’yı saran lipit kabuklardı. Yani LNP’ler mRNA’nın kendisi değil, sadece onu taşıyan zarftı.Hem Pfizer hem de Moderna’nın COVID-19 aşıları, mRNA spike protein dizilerini insan hücrelerine ulaştırmak için bu LNP’leri kullandı. Hücreler mRNA’yı aldığında, bağışıklık tepkisini tetikleyen spike proteinini üretmeye başladı.
TEHLİKENİN FARKINDAYDILAR
Eğer LNP’lerin kendi toksisitesi (inflamasyon, doku hasarı, potansiyel genetik etkileşimler) yeterince test edilmezse ve mRNA’nın etkisiyle birleşirse, öngörülemeyen sorunlar ortaya çıkabilirdi. Anlaşılan, Dr. Sterz’in konuşmasında işaret ettiği sorunlar tam da bu şekilde yaşanmış ve etkileri hâlâ tam olarak bilinmeyen veya önlenemeyen sonuçlara yol açmıştır.
Sonuç olarak; Alman Federal Meclisi’nde Dr. Helmut Sterz’in itiraflarıyla ortaya çıkan tablo şudur: İnsanların üzerine atılarak ölüm ve yaralanmalara neden olan o görünmeyen bombanın (mRNA/LNP) mucidi Dr. Pieter Cullis’tir. Bombayı atan ise müşterileri olan Moderna ve Pfizer/BioNTech’tir. İnsanları kobay olarak kullanan, yani bombanın finansmanını sağlayan Bill Gates çevresi; atılma talimatını veren ise DSÖ’dür.
İnsanlara mRNA/LNP ile verilen hasar, Siyonist İsrail/ABD’nin Gazze, Lübnan, İran’a ve hatta Hiroşima ile Nagazaki’ye attığı atom bombalarının yanı sıra Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarından çok daha fazladır.
FEDERAL MECLİSTE GÜNAH ÇIKARTMA
Bu arada BioNTech’in merkezi, PCR testiyle varlığı bile kanıtlanamayan salgının viral hale geldiği yer olan Angela Merkel’in ülkesi Almanya’dır. Bu nedenle bu felaketin konuşulacağı yer Federal Meclis değil, Nazilerin yargılandığı Nürnberg Mahkemeleri’dir.
Eğer meclis üyeleri gerçekten dünyada yaşanan en büyük felaketi açığa çıkarmak istiyorlarsa, o mahkemeleri yeniden kurmalıdır.
ÖNEMLİ NOT: mRNA/LNP teknolojisiyle yapılan bilimsel çalışmalara karşı değilim. Karşı olduğum şey, bu teknolojinin salgın bahanesiyle toplu halde insanların kobay olarak kullanılmasıdır.

Dr. Sterz’in video olarak paylaşılan konuşmasının tamamı;
“Soru: Dr. Sterz, siz Pfizer Avrupa’da baş toksikolog olarak çalıştınız, doğru mu?”
Dr. Helmut Sterz:
“Evet, bu doğru. Orada ilaç güvenliği amacıyla yapılan tüm hayvan deneylerinden sorumluydum.”
Soru soran üye:
“Teşekkürler. Sorularım Pfizer/BioNTech’in Comirnaty aşısıyla ilgili.”
Dr. Sterz:
“Comirnaty’nin onay sürecini inceledim. Normalde bir ilaç için gereken toksikolojik çalışmaların büyük kısmı ya hiç yapılmadı ya da yetersiz yapıldı. Özellikle karsinojenite çalışmaları (kanser yapma riski testleri) tamamen atlandı. Bunun nedeni ‘zaman kısıtlaması’ olarak gösterildi. Bence bu çok endişe verici ve aynı zamanda üzücü. Alternatif herhangi bir inceleme de yapılmadı.”
Dr. Sterz (devam):
“Üreme toksisitesi çalışmaları (gebelik ve fetal gelişim) ise sıçanlarda yapıldı ama o kadar yetersiz ve hatalıydı ki, insanlardaki risk değerlendirmesi için hiçbir güvenilir veri sağlamıyor. Bu çalışmaların değeri sıfırdı. Ayrıca lipid nanopartiküllerin (mRNA’yı taşıyan madde, yani LNP teknolojisi) toksisitesiyle ilgili kritik çalışmalar da eksikti.”
Dr. Sterz:
“Toplamda on adet önemli toksikolojik çalışma ya hiç gözden geçirilmedi ya da onaydan önce ve sonra yeterince değerlendirilmedi. Klinik denemelerde kullanılan yüksek saflıkta versiyon ile halka verilen versiyon arasında büyük fark vardı. Üretim sürecinde ucuz Escherichia coli bakterisi kullanıldı ve bu, aşıda ağır bakteriyel DNA kontaminasyonuna yol açtı. Bu da ciddi kanser riski taşıyor.”
Dr. Sterz:
“Pfizer’in kendi ilk raporlarında ilk iki ayda bile 1.200’den fazla şüpheli ölüm kaydedilmişti. Almanya’da Paul Ehrlich Enstitüsü’ne 2.133 ölüm bildirildi. Amerika’daki VAERS sistemindeki gibi bir subnotifikasyon (eksik bildirim) faktörü olan yaklaşık 30’u uygularsak, gerçek rakam Almanya’da 60.000 civarında olabilir. Bu, kabul edilemez bir durum.”
Dr. Sterz:
“Normal düzenleyici prosedürlere göre Comirnaty asla onaylanmazdı. Bu hız ve eksiklikler ancak son derece ölümcül bir virüs için (örneğin Ebola gibi) düşünülebilirdi, grip benzeri bir hastalık için değil. Bu toplu aşılama kampanyası, yasaklanmış insan deneyi (verbotene Menschenversuche) niteliğindeydi. Yaralanmalar ve ölümler ancak piyasaya sürüldükten sonra takip edilmeye başlandı.”
Dr. Sterz (sonuç kısmı):
“Bu yüzden Comirnaty’nin piyasadan kaldırılması gerekirdi. Doğum oranlarındaki düşüş, kanser vakalarındaki artış ve diğer yan etkiler göz önüne alındığında, bu bir ‘aşılama trajedisi’dir. Dünya çapında milyonlarca mağdur var.”
Soru soran üye:
“Teşekkür ederim.”
(Salon genel çekimi, video bitiyor.)




Almanya Almanya ve Almanya