Öne Çıkanlar Lefkoşa Metilen Mavisi David Nabarro FED Putin

RIZA GÖSTERMEYELİM

Yazan: Muammer KARABULUT

“Horoz gibi ötüp demiri tavında dövmek”

Toplumların en büyük yenilgisi, yalanlara inanması değildir.
Asıl yenilgi, gerçeği çok geç fark etmesidir.

Çünkü tarih bize şunu göstermiştir: Büyük manipülasyonlar ilk ortaya çıktığında değil, etkileri kalıcı hale geldikten sonra anlaşılır. O aşamadan sonra gerçeğin ortaya çıkmasının çoğu zaman bir anlamı kalmaz. Düzen kurulmuş, toplum dönüştürülmüş, yeni normlar yerleşmiştir.

İşte bu yüzden erken öten horoz olmak gerekir.

Türk milletinin hafızasında yer etmiş “Erken öten horozun başını keserler” sözü yalnızca zamansız konuşmayı eleştiren bir atasözü değildir. Aynı zamanda sistemin, düzeni bozan sesi susturma refleksinin tarifidir.

Çünkü sistemler, kendilerini tehdit eden sesi sevmez.

Özellikle de henüz kimsenin görmek istemediği gerçekleri dile getiriyorsanız…

O zaman size hemen bir etiket yapıştırılır: Komplocu, Provokatör, Marjinal ve
Manipülatör.

Fakat yıllar sonra aynı gerçekler, bu kez o sistemi kuranların ağzından itiraf edilir.

Irak bunun en açık örneklerinden biridir.

Daha savaş başlamadan önce: “Irak’ta kitle imha silahı yok. Amaç enerji kaynakları ve jeopolitik kontroldür.” diyenler susturuldu.

Ana akım medya bu insanları itibarsızlaştırdı.

Muhalif sesler bastırıldı.

Toplum korku üzerinden yönlendirildi.

Sonra ne oldu?

Yıllar geçti…

Kitle imha silahlarının olmadığı açıklandı.

Peki gerçek ortaya çıkınca dünya geri mi döndü?

Hayır.

Bir milyon insanın ölümü geri gelmedi.

Parçalanan ülkeler düzelmedi.

Kurulan yeni düzen değişmedi.

Demek ki mesele yalnızca gerçeğin ortaya çıkması değildir.

Mesele, gerçeği zamanında görebilmektir.

Çünkü demir soğuduktan sonra dövülmez.

Bugünün dünyasında savaş artık yalnızca silahla yapılmıyor. Asıl savaş; algılar, korkular, gündemler ve psikolojik yönlendirmeler üzerinden yürütülüyor.

İnsanların neye inanacağına, neyden korkacağına, neyi normal kabul edeceğine artık büyük ölçüde medya karar veriyor.

Ve burada karşımıza modern çağın en tehlikeli mekanizması çıkıyor: Rıza Mühendisliği.

Edward Bernays’ın “Engineering of Consent” olarak tarif ettiği bu sistemin özü şudur:
İnsanları zorla ikna etmek değil, onların kendi rızalarıyla teslim olmasını sağlamak.

Önce korku üretilir.

Sonra gündem büyütülür.

Ardından tekrarlarla normalleştirilir.

En sonunda toplum, başlangıçta reddettiği şeyi savunur hale gelir.

İşte modern manipülasyon budur.

Ana akım medya artık yalnızca haber veren bir yapı değildir; küresel güç odaklarının rıza üretim merkezine dönüşmüştür. Siyonist ideolojik eksende hareket eden uluslararası ağlar; korkuyu, gündemi ve algıyı yöneterek toplumları yönlendirmektedir.

Bugün medya, finans, teknoloji ve siyasal güç merkezleri birbirine geçmiş durumdadır. Gündemler rastgele oluşmuyor; servis ediliyor.

Bir kriz aniden büyütülüyor.

Toplum psikolojik olarak hazırlanıyor.

Tepkiler ölçülüyor.

Yeni sınırlar çiziliyor.

Sonra başka bir gündem geliyor ve insanlar önceki meseleyi unutuyor.

Fakat perde arkasında süreç işlemeye devam ediyor.

Yasalar değişmiş oluyor.

Ekonomik düzen dönüşmüş oluyor.

Toplumsal eşikler aşılmış oluyor.

İnsanlık, farkına varmadan yeni bir normale sürükleniyor.

İşte buna Overton Penceresi deniyor.

Dün “asla kabul edilmez” denilen fikirler, bugün sıradan hale geliyor.

Çünkü insanlar sürekli maruz bırakıldıkları düşünceleri zamanla normal kabul etmeye başlıyor.

En tehlikeli aşama da budur:

İnsanlar artık şaşırmamaya başlıyor.

“Şaşırdık mı?” nidasının yanıtı, -hayır- oluyor.

Çünkü zihin alıştı.

İşte rıza mühendisliğinin başarı noktası budur.

Artık insanlar baskıya direnmez; onu doğal kabul eder.

Oysa özgür toplumların temel şartı, sorgulayan insanlardır.

Bu nedenle erken öten horoz olmak zorundayız.

Çünkü manipülasyon, sonuçları ortaya çıktıktan sonra değil; kurulurken bozulabilir.

Gerçek yıllar sonra ortaya çıksa bile, kaybedilen zamanı geri getirmez.

Bugün “aşırı”, “uç”, “komplo” denilerek susturulan birçok düşüncenin yarın resmi itiraf haline gelmeyeceğinin hiçbir garantisi yoktur.

Tarih bunun örnekleriyle doludur.

Manipülasyonun doğruluğu yıllar sonra ortaya çıksa bile, önemli olan ilk anda gerçeği görebilmektir.

Bu nedenle mesele yalnızca konuşmak değil; zamanında konuşmaktır.

Horoz gibi ötmek…

Ve demiri tavında dövmektir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ufuk. 19 saat önce

elinize sağlık