Öne Çıkanlar WHO Nurfer Tercan Bill Gates DSÖ 5G Virüs – Platformu

HAZAR’DAN BAKINCA

Dr. Nurfer TERCAN

Bundan tam 2 yıl önce, Kazakistan’nın Aktau şehrinde 12 Ağustos’ta gerçekleşen bir Hazar Zirvesi vardı. Hazar Denizi’nin Hukuki Statüsü hakkında anlaşma imzalanmış idi. Hazar denizine kıyısı olan beş ülkenin cumhurbaşkanlarının katılımı ile 5'inci Hazar Zirvesi idi. Zirveye, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Türkmenistan Cumhurbaşkanı Gurbangulu Berdumuhamedov ve Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev katılımı ile gerçekleşmişti.

Toplantıda Hazar Denizi'nin hukuki statüsü hakkında anlaşma başta olmak üzere, bu anlaşmayı daha güçlü kılan bir takım anlaşmalar da imzalandı.

Hazar'ın deniz ve göl değil, "su havzası" olarak tanımlandığı anlaşmada karasuları, deniz sınırları, deniz dibinin bölünmesi, navigasyon kuralları, balıkçılık hakları, çevre koruma, deniz bilimsel araştırmaları, askeri işbirliği meseleleri, deniz kaynaklarının kullanımı ve diğer konuların düzenlenmesi yer alıyor.

2020’nin 12 Temmuz’unda başlayan Ermenistan – Azerbaycan çatışmalarının başlaması acaba bu söz konusu Hazar denizinin yeni statü anlaşması olabilir mi? Yansımalarını yaşamak için elbet belli bir süreci vardı. Söz konusu anlaşma yirmi yıldan fazla bir süredir devam eden sorunu çözen kritik önemde bir gelişme olarak değerlendirilmesi gerekir. Nitekim anlaşma noktasına getiren koşullara biraz daha yakından okuyacak olur isek; taraf ülkelerin herhangi bir dış müdahale olmadan böyle bir sorunun çözümü konusunda uzlaşmaya vardıkları anlayabiliriz. Hazar Denizi’nin kapsamlı bir biçimde kullanımı, korunması, geliştirilmesi, buradaki kaynakların çıkartılması, işlenmesi, pazarlanmasının yanı sıra bölge dışı askeri güçlerin burada yer alamayacaklarına dair koşullar içeren bu antlaşma taraf ülkeler ve diğer ülkeler açısından herhangi bir bölgede kaosa neden olabilecek bir sorunun sadece o bölge devletleri tarafından çözüme kavuşturulabileceğini gösteren çok önemli bir belgeye işaret etmektedir. Buradaki sorunların sadece taraf devletlerarasında işbirliği ve diplomasi yoluyla çözülebileceğine vurgu yapan anlaşma bölge dışı ülkelerin buraya müdahale etmesine izin verilmeyeceği kararlılığının ortaya konulması bağlamında da dikkat çekicidir. Bölgenin özellikle petrol ve doğalgaz kaynakları çerçevesinde Avrasya enerji jeopolitiğinde içerdiği önem düşünülürse gelecekte buna dönük projeler konusunda yeni gelişmelere sahne olabileceği kıymetlendirilmektedir. Sonuç olarak taraf ülkeler, Hazar’ın zenginliklerini kendi aralarında paylaşmayı ve bu bölgeyi kıskançlıkla korumayı öngören bir anlaşmaya imza atmışlardır. Hazar Denizi ülkeleri arasında mevzubahis türde bir anlaşmanın akdedilmiş olması deniz paylaşım alanları konusunda sorun diğer ülkelerin sorunlarını çözüme kavuşturmaları konusunda bir model teşkil edebilecektir. Statü sorununun çözülmesiyle Hazar Denizi ülkeleri arasında yeni işbirlikleri doğabilecektir. Kısacası gelecekte de bu bölge içerdiği jeopolitik, jeostratejik ve jeoekonomik özelliklerinden ötürü bölge ülkeleri ve bölge dışı ülkelerin dış politika değerlendirmelerinde kritik önemdeki konumunu sürdürmeye devam edecektir

Hazar bölgesi, çeşitli biyolojik kaynakları barındırması, hidrokarbon rezervlerinin olması ve bunun yanı sıra Rusya ve İran’a yakınlığı gibi nedenlerle birçok kıyıdaş olmayan devlet için ilgi çekicidir. Hazar Denizi statüsünün belirlenmemesi sorunu, çıkarları açısından bugün toplumun ve bu sorundan etkilenen devletlerin karşılaştığı en zor sorunlardan biridir. Hazar bölgesi sorunu, bir kaç devletin enerji ve jeopolitik imkânlarını pekiştirecek siyasi ve hukuki statüsünün belirsizliğinden ibarettir. Tarih boyunca kıyıdaş devletleri Hazar denizini kullanma imkânını belirleyen yasak araçların eksikliği ve devletler arasındaki siyasi çelişkiler bölgenin siyasi ve hukuki boyutunun yapılanmasını her zaman zorlaştırmıştır. Hazar bölgesi, diğer devletlerin jeopolitik çıkarlarını de etkilemektedir ve bu etki kıyıdaş devletler arasındaki çatışmaların artmasına ve hatta hiç bitmeyeceğini göstermektedir.

Sadece Çatışa Çatışa en sonunda bir anlaşmaya varan by kıyıdaş ülkelerin mi derdi, bu Hazar deniz? Peki Bölge Dışı Aktörler kim?

Avrupa Birliği

Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla Hazar’da oluşan yeni dönem, AB için de farklı planlamaları gündeme getirmiştir. Enerji tüketimi konusunda dünya piyasasının önde gelen aktörlerinden biri olan AB, 1990’larla birlikte enerji güvenliğini sağlamak için Hazar bölgesini ciddi bir alternatif olarak görmüştür. Rusya’ya olan enerji bağımlılığını azaltmayı amaçlayan AB devletleri, ABD’nin de desteğiyle Hazar üzerinden Türkmen, Kazak ve Azerbaycan kaynaklarını Avrupa’ya taşıyacak projeleri desteklemiştir. Özellikle genişletilmiş Avrupa düşüncesi ile sınırların Hazar’a kadar uzatılması, uzun süre gündemde kalmıştır.

Nitekim Hazar Havzası’nın Moskova’nın kontrolünden çıkmasıyla uluslararası sistemde bu bölgenin Ortadoğu ve Rusya’dan bağımsız üçüncü bir enerji havzası olacağı beklentileri artmıştır. Rusya’ya enerji açısından bağımlı olmak yerine Hazar üzerinden Türkmenistan, Kazakistan ve Azerbaycan’dan petrol ve doğal gaz temin etmek, jeopolitik bakımdan da AB için daha önemli görülmüştür. Bu sebeple Batılı devletler 1990’ları tarihî bir fırsat olarak algılayıp, enerji kaynaklarını çeşitlendirmek için hızlı adımlar atmayı denemişlerdir.

Enerji güvenliği dışında, Sovyetler Birliği sonrası dönemde bölgede yaşanabilecek bir istikrarsızlık ve bunun Avrupa’ya yayılması endişesi de AB’nin Hazar’a ilgisini artırmıştır. Bölgeye yönelik yeni bir güvenlik anlayışı oluşturan AB, yasa dışı silah ve uyuşturucu ticareti ile çevresel sorunlar gibi konularda da Hazar’a kıyıdaş ülkelerle iş birliğini geliştirmiş, ayrıca bölgede serbest piyasa ekonomisinin oluşması ve demokratikleşmenin gerçekleşmesi amacıyla da çeşitli yardımlarda bulunmuştur.

Reel-politik gerçeklerin farkında olan AB, yalnızca iş birliği ve çeşitli anlaşmalarla bölgede sağlam bir ilişki kuramayacağını kısa sürede anlamıştır. Nitekim Aralık 1993’te yedi Batılı petrol şirketi, Kazak hükümeti ile Almatı’da Hazar’daki petrol ve doğal gaz rezervlerinin işletilmesiyle ilgili bir anlaşma imzalamıştır. Benzer şekilde Azerbaycan ve Türkmenistan da pek çok Batılı şirket ve hükümetle bu tarz anlaşmalar yapmıştır.

AB’nin bu yaklaşımına karşın 11 Eylül 2001 sonrası ABD’nin Afganistan ve Ortadoğu’da başlattığı savaşlar, Hazar bölgesini son derece istikrarsız bir alanın tam ortasında bırakmıştır. İlerleyen süreçte Ortadoğu’daki istikrarsızlığın daha da artması, Kafkasya’daki çatışmalar ve Hazar’ın hukuki statüsüne dair anlaşmazlıklar, bölgede hedeflenen enerji transferlerinin gerçekleştirilememesine yol açmıştır.

Bölgenin statüsüne dair sorunları çözmede başarısız olan AB devletleri, Hazar’daki sürece çok boyutlu bakmak zorunda oldukları gerçeğini daha iyi kavramıştır. Bir anlamda Hazar’ın Ortadoğu ve Avrasya coğrafyasında yaşanan siyasi gelişmelerden bağımsız düşünülemeyeceği, kısa sürede AB içinde de anlaşılmıştır.

ABD

ABD’nin Hazar’daki en somut başarısı ise hiç şüphesiz Bakü-Tiflis-Ceyhan hattının hayata geçirilmesidir. Rusya’nın kontrolü olmadan Hazar petrollerinin uluslararası pazarlara ulaştırılması bu hat ile başlamıştır. Türkmen gazını Rusya, Çin ve İran haricinde dünyaya açacak ikinci alternatif ise Hazar’ın güney kanadıdır. Ayrıca Afganistan üzerinden Pakistan’a, oradan da Hindistan yahut okyanuslara Türkmen gazının akışını sağlayacak çeşitli projeler de sıklıkla gündeme gelmektedir. Nitekim 2020 yılında açıklanan ABD’nin “Yeni Orta Asya Stratejisi” belgesinde de Afganistan’a ve bu güzergâha dair yoğun vurgu bulunmaktadır.Bu bağlamda Hazar’daki yeni statü ile beraber, başta Trans-Hazar doğal gaz boru hattı projesi olmak üzere çeşitli projeler ve bölgedeki enerjinin uluslararası pazarlara taşınması ABD tarafından daha fazla destek bulacaktır.

Hazar’da Ulaşım Koridorları

12 Eylül 2000’de İran, Rusya, Umman ve Hindistan arasında Kuzey-Güney Ulaştırma Koridoru inşasına ilişkin bir anlaşma imzalanmış idi. Bu kapsamda Hint Okyanusu’ndan İran’ın Bender Abbas Limanı’na ve kuzeyde Hazar ve Rusya üzerinden Avrupa ülkelerine uzanması öngörülen bir ulaştırma ağı planlandı. Bu tarz bir planla jeopolitik olarak ekonomi koridorunun güneyden kuzeye bir ilerleme içinde olması amaçlanmaktadır.

Türk Keneşi çerçevesinde Ankara’nın bir kez daha gündeme getirdiği Orta Koridor ise bir başka önemli projedir. Bu proje, Türkiye’den başlayarak demir ve kara yolu bağlantılarıyla Gürcistan ve Azerbaycan hattından Hazar Denizi’ne, oradan da Türkmenistan-Özbekistan-Kırgızistan yahut Kazakistan güzergâhını kullanarak Çin’e uzanmaktadır. Bu çerçevede Bakü/Alat, Aktau/Kuryk ve Türkmenbaşı limanları Hazar geçişindeki çoklu taşımacılık için kullanılmaktadır. Orta Koridor kapsamında yürütülen iş birliği için Türk Keneşi ülkeleri ulaştırma bakanları arasında bir Ortak İşbirliği Protokolü imzalanmıştır. Ayrıca ticaret ve ulaştırma hatları noktasında doğu-batı koridorunun daha iyi işlediği gözlemlenmektedir. Özellikle Türkiye ve Çin’in hamleleri bu noktada önemlidir.

Kıyıdaş ülkeler arasında iş birliğini artırmak amacıyla 12 Ağustos 2019’da Türkmenistan’ın Avaza bölgesinde Hazar Ekonomi Forumu düzenlenmiştir. Bu önemli toplantıya Türkiye de temsilci göndererek bölgedeki gelişmelere verdiği önemi göstermiştir. Şüphesiz bu anlaşmanın hayata geçirilmesinden sonra bölge ülkeleriyle ikili ve çoklu ilişkiler geliştirerek süreci yönlendirebilmesi durumunda Türkiye, orta ve uzun vadede ciddi kazançlar elde edebilir. Zira bölge hem enerji hem de ulaşım konularında pek çok yeni imkânı barındırmaktadır. Türkiye’den başlayarak demir ve kara yolu bağlantılarıyla sırasıyla Gürcistan, Azerbaycan ve Hazar Denizi’ne, buradan da Türkmenistan/Özbekistan/Kırgızistan veya Kazakistan güzergâhını kullanarak Çin’e ulaşan Hazar geçişli Orta Koridor (Doğu-Batı) hattı bu anlamda oldukça önemli bir ulaşım güzergâhıdır. Tarihî İpek Yolu’nu canlandıran projede Bakü, Aktau ve Türkmenbaşı limanları Hazar geçişinde taşımacılık için kullanılmaktadır.

Yıllık 600 milyar dolardan fazla olan Avrupa-Çin ticaret trafiğinin %96’sı deniz yoluyla ancak %4’ü Kuzey Koridoru olarak isimlendirilen Trans-Sibirya demir yolu hattı üzerinden yapılmaktadır. Orta Koridor ile Avrupa-Asya arasındaki ticaret yolu, Kuzey Koridoru’na oranla daha hızlı (2.000 km daha kısa) ve daha ekonomiktir. Deniz yoluna kıyasla da ulaşım süresi bir hayli (15 gün) kısalmaktadır. Bu rotanın aktif şekilde kullanılmasıyla birlikte hem Orta Asya ülkeleri hem de Türkiye ciddi ekonomik fırsatlar elde edecektir. Nitekim Türkiye başta olmak üzere tüm taraflar bu konuda önemli projeler geliştirmektedir.

Hazar Denizi’nde boru hatlarının inşasını düzenleyen 14. madde ise sözleşmenin en önemli özelliklerinden biridir. Önceki yıllarda boru hattı inşası için tüm tarafların onayı gerekirken bu madde ile sadece boru hattının geçeceği deniz tabanına sahip devletlerin rızasının alınması yeterlidir anlayışı getirilmiştir. Böylece örneğin Trans-Hazar projesi için Türkmenistan ve Azerbaycan arasındaki bir anlaşma yeterli hâle gelmiş ve projenin önü açılmıştır. Ancak gerçekleştirilen projelerde Hazar’ın çevresinin korunmasına dair tüm taraflara sorumluluk yükleyen protokolle beş devlete de örtülü olarak herhangi bir projeye itiraz etme ve veto hakkı tanınmaktadır. Bu sebeple yeni projelerin önü açılmış olmakla birlikte uygulamada ciddi zorluklarla karşılaşılma ihtimali de söz konusudur.

Bu noktada Rusya, anlaşmanın Trans-Hazar Doğalgaz Boru Hattı Projesi’nin gerçekleşmesine imkân verdiğini görmüş ve bu konuda bazı adımlar atmıştır. Bu çerçevede 2019 yılı ile birlikte daha fazla Türkmen gazını daha iyi fiyata almaya başlayan Moskova, Aşkabat yönetimini bu projeden vazgeçirmeye çalışmaktadır. Ancak dünyanın dördüncü büyük doğal gaz rezervine sahip olan Türkmenistan’ın Rusya’nın alabileceğinden çok daha fazla doğal gazı bulunmaktadır.

Her şeye rağmen Türkmenistan, Azerbaycan, Türkiye ve AB ülkeleri için önemli kazanımlar getirebilecek bu projenin önü, Hazar uzlaşısı ile açılmıştır. Nitekim Kazakistan da uzun yıllardır kendi kıyısındaki Tengiz ve yeni keşfedilen Kaşhagan petrol sahalarını Bakü-Tiflis-Ceyhan hattına bağlamayı planlamaktadır. Sağlanan uzlaşının ardından bu projenin gerçekleştirilmesi daha olası bir hâle gelmiştir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.