Yazan Muammer KARABULUT
“İKLİM KRİZİ OLACAK!”
Çünkü, “Yapay zeka su içmiyor ama en temiz suyu istiyor.” Bu nedenle yapay zeka, yani yeni teknolojinin temeli olan tüm dijital veri alt yapısı, tatlı su krizinin tam merkezinde duruyor.
-Yapay zeka su içmez; fakat en saf suyu talep eder.
İşte, Türkiye’de bu saf suyu tüketen, en büyük 5 operatör:
1-Turkcell
2-Türk Telekom
3-Vodafone
4-Equinix (Dünyanın en büyük veri merkezi-ABD)
5-NGN (Star of Bosphorus / İstanbul)

Türkiye’deki büyük tüketicilerin başında, Rus CROC ve Amerikan CROC-ADM Ventures ortaklığı büyüyen NGN (Star of Bosphorus / İstanbul) gelmektedir.
NGN Tüketimi 16 MW düzeyindedir. Bir veri merkezinde 1 MW güç için günde 3-5 milyon litre su gerektiği düşünüldüğünde, tüketimin hangi boyutlara ulaştığı kamuoyuna firma yetkililerinin açıklaması gerekir.

Burada sorun tek tek şirketler değil; kurulan soğutma mimarisinin kendisidir.
Türkiye’de büyük veri merkezlerinin neredeyse tamamı: Belediye / şehir içme suyu şebekesini kullanıyor. Buharlaşmalı (evaporatif) soğutma sistemi uygulamaktadır.
Bu nedenle buharlaşan su, aynı havzaya geri dönmemektedir.
Dolayısı ile bu durum teknik olarak geri döndürülemez bir tatlı su kaybıdır.
SAYILAR NE SÖYLÜYOR
Varsayalım, yapay zeka yıllık soğutma için 765 milyar litre su kullanıldı. Bunun %70’i buharlaşmalı sistemle tüketiliyorsa, geri dönmeyen tatlı su 535 milyar litredir.
Bu rakam:
Türkiye’nin yaklaşık 7–8 aylık şehir içme suyu, 15 milyon insanın yıllık su ihtiyacı demektir.
YAPAY GIDAYA YÖNELİŞİN ARKASINDA DA YAPAY ZEKA VAR
Bunun temel nedeni, yapay zekanın ortak olduğu tatlı su kaynağının %70’inin tarımda tüketiliyor olmasıdır.
Yapay zeka veri merkezlerinde soğutma işlemi sırasında su, ısıyı almak için buharlaşır. Buharlaşan su ise geri kazanılamaz duruma gelerek atmosfere karışır.
İşte bu yöntemle kullanılan suyun %60-90’ı KAYBOLUYOR! Yerel su sistemi açısından bu su “içilmemiştir” ama hidrolojik döngüden fiilen çekilmiştir.
Elbette küresel ölçekte su yok olmaz. Ancak ifade etmek istediğim bu değil. Asıl mesele;
Nerede koybolduğu,
Ne zaman geri döndüğü,
Geri döndüğü yerin durumudur.
Örneğin; Arizona’da buharlaşan su, 3 ay sonra okyanusa yağabilir. Ancak, o havzanın içme suyu geri gelmez. Yerel su güvenliği açısından bu = KAYIP SU demektir.
iklim değişikliği tam olarak bundan ibarettir.
GİZLENEN GERÇEK
Bugüne kadar gizlenen iklim değişikliği, veri merkezlerinin gelecekte tüketeceği içme suyu kaynaklıdır.
İklim değişikliği = saf sudur.
Yeni teknoloji saf su ister. O halde yeni teknoloji, iklim değişikliğini de beraberinden getirir.
- İklim değişikliği saf su üretmez; saf suyu yok eder.
Yapay zeka ve ileri teknolojiler;
En temiz suyu ister,
Yerel tatlı suyu kullanır,
Buharlaşma ile yerel olarak su kaybettirir.
Bu da içme suyu krizine neden olacak bir durumdur.
Yadsınmaz bilimsel gerçek şudur: İklim değişikliği, teknolojinin ihtiyacını karşılayan bir kaynak üretmez; teknolojinin yaşayacağı ortamı bozar.
O halde soru şudur: Teknoloji iklimi mi yönetecek, yoksa iklim teknolojiyi mi boğacak?
TÜRKİYE TABLOSU
Türkiye’deki aktif büyük veri merkezleri: İstanbul, Ankara, İzmir ve Kocaeli’de bulunuyor.
Toplam güçleri yaklaşık 300–400 MW düzeyindedir.
Bugün için yıllık su tüketimi 25- 40 milyar litre civarındadır. Bu miktar: Orta ölçekli bir barajın yıllık aktif hacmine, büyükşehirlerin de birkaç aylık içme suyuna eşdeğerdir.
EN RİSKLİ İL İSTANBUL
Bu bağlamda Türkiye’deki riskli bölgeleri sıralayacak olursak, Açık ara birinci ilimiz İstanbul’dur. Bu ilimizde finans, telekom, bulut merkezleri, Turkcell, Türk Telekom, Vodafone, Equinix, NGN, yabancı bulut sağlayıcılarının hepsi ve Türkiye node’leri vardır.
İstanbul’da içme suyunu sağlayan Melen, Terkos ve Ömerli havzas nüfus, sanayi ve veri merkezlerinin üçlü baskısı altındadır.
Üstelik İstanbul ülkemizin en kırılgan su–teknoloji noktasıdır. Ne yazık ki depremi, depreme dayanıklı yapıları konuştuğumuz İstanbul’da teknolojinin kaybedeceği su miktarını hiç konuşmuyoruz.
Yine bu bağlamada temiz su açısından riskli diğer iller Ankara, İzmir, Kocaeli, Bursa ve Antalya’dır.
SONUÇ
Türkiye, su stresi yaşayan bir ülkede, en fazla su tüketen dijital altyapıyı en kırılgan havzalara kurmuş durumdadır. Yapay veri merkezleri katlanarak büyüyecek, su tüketimi kaçınılmaz olarak artacak, İstanbul ve İç Anadolu ilk kırılacak bölgeler olacaktır. Bu noktada mesele artık nettir.
-Ulusal su güvenliği, bir egemenlik sorunudur.
Büyük İsrail Devletinin kurulduğu coğrafyaya bakıldığında, ne demek istediğim daha iyi anlaşılacaktır.
Yani mesele temiz sudur!
Kaynak;
https://www.arizton.com/market-reports/turkey-data-center-portfolio?utm_source=chatgpt.com
https://www.ngn.com.tr/tr/star-of-bosphorus-veri-merkezi/
https://blog.zutacore.com/zutacore-blog/data-centers-are-getting-thirsty?utm_source=chatgpt.com
https://www.researchgate.net/figure/Water-cooling-design-in-the-data-center-25_fig2_359538981




Haydaaa şimdi yeniden duşünelim