Öne Çıkanlar Abdurrahman DİLİPAK COVID19 WHO Hayat eve sığar Santa Claus

TTB GÖRE ERDOĞAN, “ŞÜPHE UYANDIRDI”

TTB / Bilgi Kirliliği

Yazan Muammer KARABULUT

Yaptığım  bir araştırmaya göre Sağlık Bakanlığı ile Devlet Bahçeli’nin kapatılsın dediği TTB’nin özellikle Domuz Gribi ve Covid-19 virüsleri bahanesi ile ilan edilen pandemi de birlikte hareket etmesidir. Tabii ki Prof. Mehmet Ceyhan’da yine en önemli aktör.

Yalnızca TTB’nin 2009 yılında, Bill Gates çetesinin Kuş Gribi’nden sonra Meksika’da ortaya çıkarttığı Domuz Gribi sırasında oluşturduğu https://www.ttb.org.tr/h1n1   uzantılı web sitesine bakarak Covid-19 yalanı ortaya çıkar. Hatta TTB bu web sitesinde Domuz Gribi yerine, Covid-19 yazarak güncelleyebilir.  

DSÖ’nün pandemi ilanına Meksika’dan baksaydık parasal destek veren, senaryo ve kurumların aynı olduğunu görecektik. Ama göremedik araya bu sefer daha eskiye giderek İspanyol Gribini gösterdiler. Aslında yapmamız gereken, DSÖ’nün Meksika’da ortaya çıkarttığı, Domuz Gribi ya da resmi adı ile “H1N1 Enfluenza A”nın ilk zamanlarını Çin’de çıkartılan Covid-19 ile karşılaştırmaktı. Ama karşılaştırmayı ne yazık ki hiç yapmadık.

Türkiye’de ise bu bağlamda en son, TTB’nin 14 Ocak 2010(1) tarihinde kamuoyu ile paylaştığı basın açıklamasından 21 gün (4 Şubat 2010) sonra yalan değil dediği, “Domuz Gribi” yalan çıkması DSÖ merkezli virüs yalanın en somut örneğidir. Bu yalanı da Türkiye’de, küresel çete ile hala davam eden, onların söylediklerini, kararlarını sorgusuz kabul eden TTB üzerinden göstermektir.

TTB’nin yalan Domuz Gribi’ni  Avrupa Konseyi’ne taşıyanı siyasetçi olarak suçladığı bilim insanı Dr. Wofgang Wodarg, DSÖ’den Prof.  Ulrich Keil, "Domuz Gribi salgını ilaç üreticilerinin karlarını artırmak için bu şirketlerle ortak olarak üretilen bir korku kampanyasıydı." sözleri ile aklandı. TTB’nin suçladığı Wofgang Wodarg’ın da bilim insan olduğu anlaşıldı!..

TTB’nin 2009 yılında, Domuz Gribini izlemek ve gelişmeleri paylaşmak için,   https://www.ttb.org.tr/h1n1/ uzantısı ile açtığı web sitesi, geçmişte de bugün, “COVİD-19” adını verilen virüs ile ortaya çıkan pandemik yalanları tekrar ederek aynı  hataları yaptığı anlaşılıyor! Böylesi bir birliğin aynı hataları yapmasının tek nedeni, hadiseye bilimsel değil ekonomik, siyasi ve diğer çıkar ilişkileri bakmalarıydı. Meseleye bu gözlükle bakılınca, vurulmasını istemediğin bir hedefe yanlış koordinat vermek gibi doğal olarak bilimsel gerçeklikte görünmez oluyordu. Bomalar atılıyor ama hiçbirisi hedefe ulaşmıyordu. İşte bu anlayışla TTB’nin Pandemik İnfluenza A H1N1v Bilimsel Danışma ve İzleme Kurulu 13 Ocak 2010 tarihinde İstanbul’da toplandı ve Pandemik İnfluenza H1N1 hakkında son günlerde medyada yer alan iddiaları değerlendirdi.

Toplantı sonucunda yayınladıkları basın açıklamasının konusuna, “Bilgi Kirliği” adını verdiler ve DSÖ’nün yaydığı bu bilgi kirliğini de,  “BİR ÖRNEK: NEYİN SKANDALI” başlığı ile açıkladılar.

Hedeflerinde Domuz Gribi konusunda dünyanın gözünü açan, aşıların çöp olmasına neden olan Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nin Sağlık Alt Komisyonu Başkanı Dr.Wolfgang Wodarg vardı.  TBB profesörlerden oluşan kurlunu sonuçta bir bilim insanı olan Wodarg’ın iddilarına basın açıklaması ile yanıt vereceklerdi. Çünkü AK Parti milletvekilleri Lokman Ayva ve Mustafa Ünal Avrupa Konseyi’nde Domuz Gribi’nin yalan olduğunu ilişkin araştırma önergesi veren Wodarg ile birlikte hareket ediyordu.

Zaten TTB 12 Kasım 2009 tarihinde yaptıkları basın toplantısında, Sağlık Bakanı'nın kamuoyunu ikna etmek için büyük bir çaba harcadığı, bu amaçla basın önünde aşı olduğu sırada Başbakan'ın (Recep Tayyip Erdoğan) aşı konusunda şüphe uyandıran” (2) tavrını büyük bir talihsizlik olarak görüyorlardı. Domuz Gribi’ne karşı Erdoğan’ın 3 Kasım 2009 tarihinde çıkışı onu artık aşı karşıtı yapmıştı.

Demek ki bu Erdoğan’ın da  “şüphe uyandıran” aşı karşıtlığına karşı, Türkiye’de kamuoyu oluşturmak gerekiyordu. Bugün de aynı faaliyette bulunan Bill Gates’in pandemi çetesi, TTB’nin saygınlığını kullanarak 14 Ocak 2010 tarihinde yaptırdıkları basın açıklamasının siyasi mi yoksa bilimsel mi olduğunu bakalım;

  • Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi, resmi yönetsel görevi olmayan ve üye ülke siyasetçilerinden oluşan bir kuruldur.
  • Dr.Wodarg, bir süredir kişisel web sayfasında grip aşısına karşı görüşlerini dile getiren ve son olarak da 2009 pandemisinin sahte olduğunu iddia eden bir siyasetçidir.
  • Dr.Wodarg’ın bu görüşleri uzunca bir süredir kişisel web sayfasında yer almasına karşın, özellikle Türkiye’de son günlerde gündeme gelmiştir.

TTB’nin basın açıklaması Domuz Gribinin varlığına ilişkin  hiçbir bilimsel veri ortaya koymada,  “Dr. Wodarg’ın görüşleri bilimsel bir heyetin ya da uzman bilim adamlarının görüşlerini yansıtmamaktadır; ve hemen her ülkede dile getirilen az sayıda siyasetçi söyleminin bir örneğidir. Bu görüşlerin bilimsel kanıtı ve geçerliliği yoktur.” diye tamamlıyorlardı.

 Açıklamanın sloganı ise “PANDEMİ GERÇEKTİR!” ve “Sonuç olarak” şöyle devam ediyor;

  • Bu salgın iddia edildiği gibi “sahte” değil, küresel düzeyde gerçek bir pandemidir.
  • Salgının öldürücülük oranı, Kuş Gribi örneğinde olduğu gibi % 50 değil, çok daha düşük olarak hesaplanmaktadır ve bu sevindirici bir gelişmedir.
  • Lütfen pandemi hazırlık sürecinde önlemlerin kötü senaryolara göre kurgulandığını akılda tutalım. Şu anki veriler, şimdilik iyi senaryonun gerçekleştiğini göstermektedir.
  • Ancak dikkat! Gelebilecek yeni salgınlarda kötü senaryoları gözeterek hazırlık yapmak yine kaçınılmaz olacaktır.

Ve bu bildirinin altında da, TTB–PANDEMİK İNFLUENZA A H1N1v (DOMUZ GRİBİ) BİLİMSEL DANIŞMA VE İZLEME KURULU ÜYELERİ VE GÖREVLERİ yazılı.

Prof. Dr. Feride Aksu Tanık, A.Ü. Ankara Tıp Fakültesi Halk Sağlığı AD, TTB Merkez Konseyi II. Başkanı-TTB-PandemİK Başkanı

Uzm. Dr. Ali Özyurt, Siyami Ersek Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon Kliniği - TTB-PandemİK Sekreteri

Prof. Dr. Haluk Eraksoy, İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji AD

Prof. Dr. Selma Karabey, İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Halk Sağlığı AD

Doç. Dr. Önder Ergönül, M.Ü. Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve K.Mikrobiyoloji AD

Prof. Dr. Hande Harmancı-Gözlemci Üye, Dünya Sağlık Örgütü Genel Merkezi Küresel Grip Programı Pandemi Hazırlık Koordinatörü

Prof. Dr. Murat Akova, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları AD

Prof. Dr. Gülbin Gökçay, İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı Enstitüsü

Doç. Dr. Muzaffer Eskiocak, Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı AD

Prof. Dr. Gülden Yılmaz, Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji AD

Prof. Dr. Selim Badur, İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji AD

Doç. Dr. Pınar Ay, Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı AD

Prof. Dr. Ali Ergur, Galatasaray Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü

Uzm. Dr. Çağrı Kalaça, Sağlık İletişimi

Dr. Akif Akalın, İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Tıp Eğitimi AD

Dr. Ali Demircan, İstanbul Tabip Odası, Pratisyen Hekim Komisyonu Üyesi

TTB tarafından  Ocak 2010 tarihinde yapılan bu son açıklama oldu. 4 Şubat 2010 tarihinde neredeyse bütün dünyada DSÖ’nün Domuz Gribi itirafına ilişkin haberler vardı. Haber başlıkları, “Domuz Gribi bir korku kampanyasıydı”, “Domuz Gribinde skandal itiraf” ve “WHO'dan skandal Domuz Gribi itirafı!” ile yayınlandı. Haber içeriğinde ise Dünya Sağlık Örgütü'nden Profesör Ulrich Keil’in "Domuz Gribi salgını ilaç üreticilerinin kârlarını artırmak için bu şirketlerle ortak olarak üretilen bir korku kampanyasıydı" dediği yazılıydı.

Aynen bugünde olduğu gibi, Dünya Sağlık Örgütü'nün direktifleri doğrultusunda tüm dünyada gerçekleşen aşı kampanyaları ve milyarlarca dolara varan aşı ve ilaç stoklarına rağmen, "Yanlış yapıyorsunuz" diyen bazı bilim adamları ilk aylarda tepkiyle karşılanıyordu. Ancak son dönemde hastalığın neredeyse tamamen ortadan kaybolması ve ölüm vakalarının normal gripten ölümlerin bile kat kat altında kalması saygın bilim adamlarının da yavaş yavaş "Domuz Gribi abartıydı" diyen bu uzmanların yanına katılmasına sebep oldu.

TTB’nin  onca profesörün isim yazılı basın açıklaması, 21 gün sonra  çöp oldu! Halbuki 12 Kasım 2009 tarihli basın bildirilerinde, Domuz Gribine neden olan H1N1 virüsünü kast ederek, “Laboratuar tanısı imkânları kamu eliyle genişletilmeli,” diyordu.  Ama bu tanının nasıl yapılacağına ilişkin bir bilgi yayınlanmadı!. 

Aynı bildiri de yayınladıkları tek bilimsel açıklama bugünde olduğu gibi, “Kişisel korunma önlemleri olarak el yıkama sıklığının arttırılması, kişiler arası yakın temasın mümkün olduğunca azaltılması, hastaların maske kullanması, kalabalık ortamların sık havalandırılması…” vardı.

GELELİM TTB’NİN; “YALAN DOMUZ GRİBİ AŞISIN”

8 AYDA DOMZU GRİBİ AŞISI PİYASAYA SÜRÜLDÜ!..

Daha önce de yapılan basın açıklamalarında, 14 Mart 2009 tarihinde ortaya çıkan Domuz Gribi aşısının 8 ayda nasıl ortaya çıktığına ilişkin hiçbir bilgi bulunmuyordu. Ama   23 Kasım 2009(3) tarihinde  aynen bugün olduğu gibi hastanelerde yatan hasta sayısı verilerek, Hastalıktan korunmanın bilinen en etkili yolu aşı olmaktır. Halen sağlık kuruluşlarında kronik hastalığı bulunan ve beş yaşından küçük olan vatandaşlarımızın aşılanmalarına devam” edileceği yazılıdır.  

BAKAN “GEBE İNSANLAR AŞI OLMAZSA ÖLÜR” DİYOR,  TTB’DE DÜZELTME YAPARAK BAKANI  DESTEKLİYOR  

TTB’nin tarihine kara leke olarak geçecek açıklaması ise 17 Aralık 2009 (4) tarihinde geldi.  Birlik bakanın,  “Aşı olmayan hamile ölür” başlıklı haberle ilgili açıklama yapma gereği duyar. Çünkü yenilir yutulur bir açıklama değildir. Bunu da nacak AK Parti değil TTB düzeltebilirdi.

İşte o basın açıklaması;

“Haberde söz konusu edilen diyalogda Sayın Bakan, Pandemik A H1N1 salgınında hamilelerin risk altında olduğunu ifade etmiş, ancak tabiidir ki “Aşı olmayan her hamile ölür” şeklinde bir beyanda bulunmamıştır.

Pandemik grip sebebiyle gebelerde ölüm riski daha fazla olup, genel ölüm oranlarına göre 6 kata kadar çıkabilmektedir. Sayın Bakan Prof. Dr. Recep Akdağ’ın işaret ettiği hassasiyet bu yüksek risktir. Gebeler aşılamada öncelikli gruplar arasında yer almaktadır. Hastalıktan korunmanın en etkili yolu aşılanmaktır.

Aşı, aile hekimlikleri, sağlık ocakları ve hastanelerimizde ücretsiz olarak uygulandığı” bilgisi de verilmiştir.

TTB  aşı ile ilgili Türkiye’nin elinde hiçbir bilimsel veri olmamsına rağmen, üstelik aşı ve ilaç kullanımında, hamile ve emziren kadınlar riskli grup içinde yer almalarına rağmen, “Gebeler aşılamada öncelikli gruplar arasındayer aldığını duyurmuştur.

Yine TTB’nin “2010'a Doğru Ne Durumdayız?” başlıklı 22 Aralık 2009 (5) tarihli basın açıklamasındaki konusu aşı idi.

Bu satırlar da yalan olan Domuz Gribi aşısı ile ilgili olduğu için, TTB’nin ne kadar siyasi ve bilim dışı davrandığının kanıtıdır.  Ve bugünkü açıklamalarına da bu çerçevede bakalım.

TTB  yayınladığı basın bildirisinde;

“Bazı yoğun bakım ünitelerinde 6 aydan küçük bebeklerin H1N1vnedeni ile yatmaya başladığı bildirilmektedir. Bu veriden hareketle aşılanmanın önemine bir kez daha değinmek istiyoruz: 6 aydan küçük bebeklerin bakımını üstlenenler mutlaka aşı olmalıdır.” derken. Ne yazık ki bugünde  m.ceyhan, Mutant virüs problemi ortaya çıkmadan önce biz gebelere, gebelik sonrasına aşılama önerirken, şimdi mutlaka gebeliğin ilk 3 ayı bittikten sonra hemen aşılanmalarını istiyoruz"(6) demiştir.

TTB bildirisinin devamında;

“Ülkemiz Avrupa bölgesinde salgının yüksek aktivite gösteren ülkeleri arasında yer almaktadır. Ülkemizdeki grip izlem sistemi verilerine göre salgın sürmekte ve yaygınlaşmaktadır. Dolayısı ile hastalığı geçirenlerde artış olması; gribin akciğerlerde yarattığı ortam nedeniyle de zatürre görülme sıklığının yükselmesi beklenmektedir

NE YAPILMALI?

KORUNMA ÖNLEMLERİ YAŞAMSALDIR!

Aşılama oranları arttırılmalıdır. Burada her birimize büyük görev düşüyor. Unutmayalım: Aşılama sadece aşı olan kişiyi değil, toplumda henüz aşılanmamış ve hasta olmamış başkalarını, çocuklarımızı,yakınlarımızı da korur. Aşı bulaşma zincirini de kırar. Salgını yavaşlatır. Salgındaki ve kritik vakalardaki yavaşlama ve sayısal azalma, kısıtlı olan yoğun bakım gibi kaynaklarımızın daha uygun kullanımına olanak tanır. Daha az insanımızı kaybederiz. Aşılama oranlarının daha fazla gecikilmeden ve hızla yükseltilmesi için elbirliği ile çaba harcamalıyız. Sizin aracılığınızla halkımızı H1N1 aşısı olmaya bir kez daha davet ediyoruz.”

Anlaşılacağı üzere TTB’nin basın bildirisinde aşıdan bahsettiği bölümlerin bir kısmı, 2009 değil de sanki 2021 yazılmış gibi!

Çünkü aynı oyunu 2009 yılında Domuz Gribi ile gerçekleştiremediler. Ama adını Covid-19 verdikleri virüsün pandemesi ile 2020 yılında tekrar piyasaya sürdüler.

Şimdi  bu Covid-19’u, Domuz Gribi gibi yalan diyecek  güçlü bir sese ihtiyaç var.

Görüldüğü üzere 2009 yılında aşı olan Sağlık Bakanı, TTB, Prof. M. Ceyhan aynı ekip ve aynı yani Bill Gates çetesinin kontrolünde olan DSÖ’den besleniyorlar.

Son olarak;

Avrupa Konseyi Sağlık Birimi tarafından domuz gribinin, "sahte bir salgın" olduğu bizzat DSÖ yetkilisi tarafından 4 Şubat 2010 tarihinde resmi olarak açıklanırken, Pandemi Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Mehmet Ceyhan ise öncesinde DSÖ’nün açıklama yapacağına ihtimal vermediği için (12 Ocak 2010),  "Böyle bir şey yok. Yanlış bir haber"(7) dedi.

Diğer tarafta Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı öğretim üyelerinden Prof. Dr. Recep Akdur ise domuz gribi paniğinin daha başından beri sahte olduğunun belli olduğunu savundu ve "ilaç firmaları ve bazı güç odakları Dünya Sağlık Örgütü ve ilgili sağlık kuruluşlarını etkilemek suretiyle dünya ölçeğinde panik” (7)  yaratığını söyledi.

Aynı gün yayınlanan diğer bir haber de Türk Sağlık-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci: "Avrupa Konseyi Aile ve Sağlık Komisyonu Başkanın açıklamaları üzerinde dikkatle durulmalıdır. Bu konunun Avrupa konseyi tarafından soruşturulması teklifinin de kabul edilmesi yerinde ve doğru bir karardır.

Dünyada domuz gribi ile ilgili bir korku senaryosu üretildi. Milyonlarca aşı ve ilaç ülkelere satıldı. Büyük ilaç firmaları bu salgında servetine servet kattı. Fakat salgının seyrinin bahsedildiği gibi olmadığı anlaşıldı. Bizim ülkemiz de dahil olmak üzere özelikle Avrupa ülkelerinin elinde milyonlarca aşı” (7)  kaldığını belirtti.

Domuz Gribinde aynı sırada yer alan ve sınıfta kalan Sağlık Bakanlığı, TTB ve Prof. Mehmet Ceyhan, 10 yıl sonra bu sefer de Covid-19 ile  aynı senaryo ve taktikle tekrar kamuoyunun önünde. Karşılarında ise yine 10 yıl önce olduğu gibi en başta Dr. Wolfgang Wodarg ile birlikte bu sefer 100 bin doktor ve milyonlarca aldatılmayan insan var.

Türkiye’de yalan olduğu anlaşılan ama Domuz Gribi olan ve olmayan Domuz Gribi’nin aşısını 8 ayda piyasa çıkması hakkında söz etmeyen,  hala bilim insanı olarak çok değer verilen Prof. Dr. Mehmet Ceyhan 27 Ekim 2009 tarihinde yayınlanan bir röportajında, "Ben aşıyı yaptırmayacağım. Çünkü hastalığı geçirdim. Çocuklarım eğer hastalığa yakalanmazsa aşıyı yaptıracağız" (8) diyordu.

Hepi bu…

Kaynak :

  1. https://www.ttb.org.tr/h1n1/index.php?option=com_content&view=article&id=159:basinaciklamalari&catid=51:basinaciklamalari&Itemid=139
  2. https://www.ttb.org.tr/h1n1/index.php?option=com_content&view=article&id=109%3Ahaber&catid=1%3Agenel&Itemid=53
  3. https://www.ttb.org.tr/h1n1/index.php?option=com_content&view=article&id=139%3Asb-23112009-tarihli-aciklama&catid=57%3Abasn-acklamalar&Itemid=53
  4. https://www.ttb.org.tr/h1n1/index.php?option=com_content&view=article&id=137%3Asb-17122009-tarihli-aciklama&catid=57%3Abasn-acklamalar&Itemid=53
  5. https://www.ttb.org.tr/h1n1/index.php?option=com_content&view=article&id=145:ne-durumdayiz&catid=51:basinaciklamalari&Itemid=139
  6. https://www.haberturk.com/prof-dr-mehmet-ceyhan-dan-korkutan-aciklama-o-olumlerde-artis-yasaniyor-haberler-3058073
  7. https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/domuz-gribi-sahte-salgin-mi-112232
  8. http://www.sdplatform.com/Haberler/Haberler/2535/Ben-de-domuz-gribi-oldum-iki-gunde-gecti-gitti.aspx

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Cemalettin 2 hafta önce

Bu dırışkadan adamlar ülkenin başına ne bela açtılar