Öne Çıkanlar Deniz Gezmiş Gerçek Hayat Dergisi REPLİKON AŞILAR UNIVERSAL BASIC INCOME Çerkez

Neden

Dr. Nurfer TERCAN

Bir üniversite öğrencisine sorun:

“Yapay zeka nedir?”

Büyük ihtimalle size birkaç saniye içinde teknik bir tanım yapacaktır.

Sonra aynı öğrenciye ikinci soruyu sorun:

“Peki zeka nedir?”

İşte sessizlik tam da burada başlar.

Çünkü biz teknolojiyi öğretmeye başladık; fakat kavramları öğretmeyi unuttuk.

Bugün dünya, tarihin en büyük bilgi üretim hızını yaşıyor. Her dakika milyonlarca satır metin, görüntü, analiz ve yorum üretiliyor. Yapay zeka sistemleri bu bilgileri saniyeler içinde işleyebiliyor. Fakat bilgi çoğaldıkça başka bir şey hızla azalıyor:

Düşünme cesareti!

Sokrates’in yaklaşık iki bin beş yüz yıl önce Atina sokaklarında yaptığı şey aslında bugünün yapay zeka eğitiminden çok daha moderndi.

O hiçbir zaman cevap vermiyordu.

Sadece soru soruyordu.

Çünkü gerçek eğitim, cevap ezberletmek değil, zihni harekete geçirmektir.

Yapay zeka ise tam tersini yapma riski taşıyor.

Henüz düşünmeye başlamadan bize cevabı sunuyor.

İşte burada eğitim sistemlerinin önüne yeni bir görev çıkıyor:

Öğrencilere yapay zekayı kullanmayı değil, yapay zekaya ne zaman itiraz edeceklerini öğretmek.

Bu belki de geleceğin en önemli akademik becerisi olacak.

UNESCO’nun son yıllarda yayımladığı yapay zeka yeterlilik çerçeveleri de tam olarak bu noktaya dikkat çekiyor. Kurum, öğrencilerin yalnızca yapay zeka araçlarını kullanmasını değil; insan merkezli düşünmeyi, etik muhakemeyi, eleştirel sorgulamayı ve teknolojinin sınırlarını kavramasını eğitimin temel hedefleri arasında gösteriyor. Yapay zeka, insanın yerine geçen değil; insanın düşünme kapasitesini destekleyen bir araç olarak ele alınıyor. (bkz)

Bugün birçok üniversitede “Prompt Yazma Teknikleri” konuşuluyor.

Oysa belki de önce “Soru Yazma Teknikleri” öğretilmeli.

Çünkü iyi cevaplar, iyi soruların çocuklarıdır.

Kötü soruların ise en gelişmiş yapay zeka bile iyi cevaplarını üretemez.

Asıl mesele teknoloji değildir.

Asıl mesele zihindir.

Çünkü teknoloji insanın uzantısıdır.

Nasıl bir zihin inşa edersek, öyle bir yapay zeka geliştiririz.

Şiddeti normalleştiren toplumlar saldırgan algoritmalar üretir.

Önyargılarla yaşayan toplumlar ayrımcı algoritmalar geliştirir.

Adalet duygusunu kaybeden toplumlar ise adaletsiz otomasyonlar inşa eder.

Makine aslında bizi taklit eder.

Bu nedenle yapay zeka çalışmaları, bilgisayar mühendisliğinden önce insan bilimlerinin meselesidir.

Belki de geleceğin en değerli laboratuvarı bilgisayar laboratuvarı değil; etik laboratuvarı olacaktır.

Belki de geleceğin en önemli mühendisi yazılım mühendisi değil; vicdan mühendisi olacaktır.

Bunun için üniversitelerde yeni bir disipline ihtiyaç doğuyor:

Felsefe ve Yapay Zeka.

Bu bölüm yalnızca filozof yetiştirmeyecek.

Sorgulayan mühendisler…

Düşünen hukukçular…

Muhakeme eden doktorlar…

Algoritmaları denetleyen siyaset bilimciler…

Ve en önemlisi; insanı unutmayan teknoloji liderleri yetiştirecek.

Çünkü önümüzdeki yirmi yılın rekabeti, “Kim daha güçlü yapay zeka üretecek?” sorusundan çok daha önemli bir soruya dayanacak:

“Kim daha bilge insanlar yetiştirecek?”

Bilgelik, bilgiye hükmetme sanatıdır.

Yapay zeka ise bilgiye erişme hızıdır.

Hız ile hikmet aynı şey değildir.

Bir tren ne kadar hızlı giderse gitsin, yanlış raydaysa hedefe ulaşamaz.

İnsanlık bugün belki de tarihin en hızlı trenine binmiştir.

Şimdi asıl soru şudur:

Bu tren nereye gidiyor?

İşte bu sorunun cevabını bilgisayar mühendisleri tek başına veremez.

Bu sorunun cevabı; felsefenin, hukukun, sosyolojinin, psikolojinin, ilahiyatın ve insanlık tecrübesinin ortak masasında aranacaktır.

Çünkü geleceği yalnızca algoritmalar yazmayacak.

Onlara hangi değerlerin öğretileceğine karar veren insanlar yazacak.

Ve o insanlar, önce kendilerine şu soruyu sormayı öğrenmelidir:

“Yapay zeka ne yapabilir?” değil; “İnsan neyi yapay zekaya bırakmamalıdır?”

İşte XXI. yüzyılın en büyük felsefi sorusu budur.

Şimdi düşünmenin tam zamanı!

Rüzgarlı Şehrin Mavisinden Notlar

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.