Öne Çıkanlar Belçika Dublin Zelenski Grip Lipid

SUÇLARIMI İTİRAF EDİYORUM

Yazan Muammer KARABULUT

Bugün ülkemizi ziyaret eden Papa 14. Leo’yu Fener Rum Kilisesi’nin penceresinden bakarak görmemizi sağlayacak olan yazımı, 7 Temmuz 2009 tarihinde yazdım!(bkz) Değişen en ufak bir şey olmadığı için tekrar yayınlıyorum.

7 Temmuz 2009 tarihli yazım:

Ergenekon süreci, “gerici değişimi” gerçekleştirmek isteyenlerin bir icadı ve işgal aracıdır!..

Özetle ifade etmem gerekirse, 17 Haziran 2009 tarihinde Akşam gazetesinde yayınlanan habere göre Fener Rum Kilisesi adına konuşan Peder Dositheos Anagnostopulos iddialarımı doğrulamıştır.

Dositheos, “Ergenekon bizim hayatımızı normalleştirdi. Türkiye'de bir derin devlet olduğunu ve bu derin devletin Patrikhane'ye karşı yaptığını düşündüğümüz kışkırtmadan emin olduk, yanılmadığımızı gördük. Esasen bu iş bizim hayatımızı normalleştirdi. Eskiden burayı 50-100 polis korurdu, Ergenekon tutuklamaları başlayınca burada polis kalmadı”, dedi.

Çünkü Dositheos’un bahsettiği o polisler, 1600 yıldır laiklik karşıtı eylemlerin odağı, din terörünün mucidi olan Fener Rum Kilisesi önünde yapılan YASAL EYLEMLERİN başlamasına neden olan Muammer KARABULUT’u, “Ergenekon Terör Örgütü Üyesi” olduğu gerekçesi ile tutukladılar!.. (O polisler FETÖ operasyonu ile hala cezaevinde. O polisleri, savcılar ve hakimler FETÖ üzerinden CIA-MOSSAD tarafından kullanılmıştır.)

- Neden?

Lütfen yazdıklarımı dikkatlice okuyun, okuyacağınız abartı değil; Türkiye Cumhuriyeti Savcılarının yazıp imza attığı, hakimlerin olur vererek kovuşturmasını sürdürdüğü “Ergenekon Terör Örgütü” iddianamesinde “Muammer KARABULUT'un katıldığı örgütsel içerikli eylemler” olarak yazılıdır...

İşte Peder Dositheos Anagnostopulos’u rahatsız eden ve Ergenekon iddianamesinde yer alan o eylemlerim:

1- 28.10.2005 günü saat 11.00 sıralarında Fener Rum Patrikhanesi önünde… "Patrikhane Yunanistan'a" konulu protesto eylemi yapıldığı, Fener Rum Patrikhanesi önündeki topluluğa önce Kemal KERİNÇSİZ tarafından kısa bir konuşma yapıldıktan sonra, Noel Baba Vakfı Başkanı Muammer KARABULUT'un basın açıklamasını okuduğu, Patrikhane kapısına "Patrikhane Yunanistan'a, (…)” yazılı siyah çelenk bırakıldığı,

2- 10.11.2005 saat 08.30’da Fener Rum Patrikhanesi önünde, (…) “Fener Rum Patrikhanesinin Lozan'a ve Atatürk’e, Türk milletine meydan okuduğu ve Rum metropolitlerinin ‘Ekümenik’ iddiası ile Balat'taki Patrikhanede toplanmasının 10 Kasım, Atatürk'ün ölüm yıl dönümüne rastlamış olmasını protesto etmek”… Muammer KARABULUT isimli şahısların katıldığı… (Katılmadım ama destek verdim.)

3- 24.07.2005 günü saat 10.45 sıralarında Milli Güç Platformu tarafından “Lozan Barış Antlaşması’nın 83. yıl dönümü” nedeniyle (…) "Laik Türkiye Cumhuriyetini Patrikhaneye mi yıktıracaklar" isimli kitabın yazarı Muammer KARABULUT’un “sözlü konuşma yaptığı, 83. yıl dönümünde Lozan Barış Antlaşması’nın önemi ve anlamı ve Lozan Antlaşmaları ve AB Dayatmaları" başlıklı iki adet basın bülteninin basına dağıtıldığı” yazılıdır.

Bu bağlamda işlediğim suçlarıma gelince:

1- Fener Rum Kilisesi’nin Antalya-Demre’deki “siyasi ayin” faaliyetlerine karşı 1991 yılından itibaren mücadele veriyorum. Tarihi siyasi kilisenin, dini olmayan faaliyetlerini ortaya çıkartınca, uzun süre “siyasi ayin” yapamadılar. İleri sürdüğüm gerekçelerden dolayı Kültür Bakanlığı ilk kez 2001 yılında verdiği ayin izinini iptal etti…

Dositheos Anagnostopulos’un 17 Haziran 2009 yılında yaptığı açıklamayı nasıl anlamadıysak, aynı kişinin Başbakanın 10 Aralık 2004 tarihinde Belek'te üç semavi dinin mabedinin bulunduğu Dinler Bahçesi'nin açılışını yaptığı törene katılmak için geldiği Antalya'da yaptığı açıklamayı da anlamamıştık... Anagnostopulos o gün, Noel Baba Vakfı'nın Demre'deki inanç turizmine zarar verdiğini savundu. Fener Rum Patrikhanesi aleyhinde açıklamalarda bulunan Noel Baba Vakfı yetkililerine tepki gösterdi. Anagnostopulos, bu yılki Noel Baba Şenlikleri'ne katılımcı olmamasına vakfın neden olduğunu öne sürerek, “Şenliklere gelecek 700 kişi Noel Baba Vakfı Başkanı'nın alanı ören yeri olarak tanımlaması ve yapılacak ayinin yasadışı olduğunu söylemesi üzerine gelmediğini” söyledi...

Anagnostopulos, Demre'deki Noel Baba Müzesine “Hrisostomos Kalaycı'nın Metropolit olarak atanmasının da yasadışı bir yanı olmadığını” savundu. Ve “getirilen eleştirileri haksız buluyoruz” dedi. Noel Baba Kilisesi'ni bugün ören yeri olarak değil, dini bir mabet olarak gördüklerini ifade eden Anagnostopoulos, “Buradaki kilisenin fonksiyonunu kaybettiğini ileri sürenlere biz katılmıyoruz. Bu yıl burada dini ayin yapamadık diye biz orada dini ayin yapma düşüncesinden vazgeçmiş değiliz. Belki gelecek yıl, emin değilim ama gelecek sene izin alıp dini ayin yapabileceğimize ilişkin umudum var” diye ekledi. (Akşam gazetesi, 11 Aralık 2004)

- Ama tutuklanma sürecim ile yeniden başladılar ve bahsettiği siyasi ayinleri yapmaya devam ettiler!..

2- İstanbul’un dışında faaliyet göstermemesi gereken Fener Rum Kilisesi’nin yasadışı faaliyet gösterdiği sözde Myra(!) Metropolitine, “Demre’de ev aldıkları” için 2001 yılında karşı çıktım. 

- Evi gecikmeli de olsa aldılar!...

3- Aynı metropolite, Demre’de “okunmuş ikona sattırdığı”, yani üfürükçülük yaptığı için hakkında suç duyurusunda bulundum. 

- Bir sonuç alamadım!...(İkon satanlar ciddi bir servetin sahibi oldu)

4- İstanbul’un göbeğinde, 2005 yılında Cumhuriyet öncesinde olduğu gibi “şer’î mahkeme” kurarak yargılama yaptığından dolayı avukatım aracılığı ile dava açtım. 

- Cumhuriyet Savcıları soruşturma yer yok dediler.  

5- Fener Rum Kilisesi ülkemizde misafir olduğu ve ekümeniklik talebi ile siyasi faaliyette bulunursa Türkiye’yi terk edeceğine dair mutabakata rağmen, açıkça siyasi faaliyetlerini sürdüren adı geçen kilisenin “Yunanistan’a taşınması” için başlatılan kampanya ve ardından Danıştay’da açılan davaya öncülük ettim. 

- Karar çıkmadı!...

6- Başpapazın, Papa’nın 2005 yılında Türkiye’ye yapacağı ziyareti “ekümenik siyaset” için planladığını ve bu amaçla kullanacağını belgeleri ile ortaya çıkardım. Cumhurbaşkanı Sezer, Başpapazın 2005 yılı davetini iptal etti. 

- Fakat aynı Papa 2006’da yine Sezer’in daveti ile geldi!...

7- Fener Rum Kilisesi 2007 yılında Antalya/Demre’de yaptığı “siyasi ayine” izin aldı! Bunun üzerine izni veren Kültür ve Turizm Bakanı ile sözde Myra(!) Metropoliti hakkında suç duyurusunda bulundum. 

- Cumhuriyet Savcısı takipsizlik kararı verdi!...

8- Fener Rum Kilisesi siyasi ayinlerini, “inanç turizmi” kapsamında yaptığından dolayı Türkiye’de kilise işlevini yitirmiş müze ve ören yerlerinde ayin izni verilmemesi için Danıştay’da dava açtım… 

- Danıştay henüz bir karar vermedi. Fakat adı geçen kilise sözde Metropoliti ile 2008 yılında Noel Baba Müzesinde ayin yaptı!...

9- Silivri Cezaevinde tutuklu bulunduğum sırada, 2–14 Temmuz 2008 tarihlerinde Ergenekon soruşturmasını yürüten İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde, T.C. Devletinde hiçbir yetkisi olmadığı halde Vatikan ile uluslararası antlaşma yaparken, “egemenlik yetkisi” kullandığı için suç duyurusunda bulundum… Ve bu soruşturma kapsamında 15 Ocak 2009 tarihinde Fatih Cumhuriyet Başsavcılığı’nda ifade verdim… 

- Cumhuriyet Savcılarından hâlâ bir ses yok!...

10- Siyasi amaçları için kullandıkları Aziz Nikolaus’a, Noel Baba adı ile sahip çıktım… Ve Noel Baba 1993 yılından itibaren yapılan etkinlikler ile “insanlararası barışın” sembolü oldu… Fakat Noel Baba adına kurduğum dernek ve vakfı kapattılar. Hatta ABD’den kapatma davası mahkemede olan Noel Baba Vakfı’nı satın almak için aracı bile yolladılar! Yine de satmadım! Bunun üzerine, 2005 yılında kapanacağını tahmin ettiğim Noel Baba Vakfı’na Uluslararası Noel Baba Barış Konseyi’ni kurdurdum.

- İşte bunda çok başarılı oldum.

Tescilli din terörünün mucidi kilisenin papazı olan Anagnostopoulos’un “Türkiye’de bir derin devlet olduğunu ve bu derin devletin Patrikhane'ye karşı yaptığını düşündüğümüz kışkırtmadan emin olduk” sözlerine gelince:

- Burada derin devlet ben oluyorum…

Yani papaz Dositheos’un derin devlet yakıştırması:

T.C. Devletinin Anayasasına, kanunlarına, egemenlik haklarına, Lozan’a, Türk Milletini bağımsızlık ve vatandaşlık bilinci ile tanıştıran Mustafa Kemal ATATÜRK’e inanmanın tam karşılığıdır.

- Derin devlet mi?

- Daha doğrusu, bilinen yeni adıyla “kontra-Ergenekoncular” bunlardır…

Bunların kontra-Ergenekoncu olduğuna ise 19 yıldır yaşadığım birçok hadise ile bizzat tanıklık ettim.

Son olarak:

Gerici değişimi yaratmak için var edilen sanal-ERGENEKON’a karşı, aralarında Fener Rum Kilisesi’nin de olduğu kontra-Ergenekoncuların yanında yer alsaydım; 

- yalnızca on madde ile özetlemeye çalıştığım YASAL karşı duruşlarımın hepsinde başarılı olurdum, 

- Yunanlılarla bir olan Demre Belediye Başkanı bana saldırmazdı, 

- 11 ay tutuklu olarak cezaevinde yatmazdım, 

- babamı öldürmezlerdi; hiç değilse defnedilirken son görevimi yapmama müsaade ederlerdi!...

Bunların hepsi, bırakın, “derin devleti”, normal bir devletin üyesi olsam bile başıma gelmezdi!..

Türk milletini dize getiren, kurduğu Cumhuriyetin yasalarını tanımayan, Rus Ortodoks Patrikhanesi ile yeniden masaya oturma kıvraklığını gösteren bir zihniyet, olsa olsa kontra-Ergenekoncu olur…

Tabii ki Peder Dositheos Anagnostopoulos çok haklı; Türkiye’de ne amaçla ortaya çıkarttıkları artık belli olan “Ergenekon tutuklamaları başlayınca” Fener Rum Kilisesi’ni koruyan polis de kalmadı! 7 Temmuz 2009

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
F. M 2 gün önce

2009 ve 2025 hala anlamdik kusura bakmayın anlayacak biseyim kalmdi