Öne Çıkanlar WHO Mikro Dalga Coca Cola Abdurrahman DİLİPAK DSÖ

ERGENEKON GERÇEĞİ 13 YIL SONRA GELDİ!

-ERGENEKON DAVASI “FOTOKOPİ BELGESİ” İLE AÇILDI!

5gvirüsnews Haber Merkezi İstanbul / 23 Mayıs 2021

Yıllar sonra ilk kez Ergenekon davasının, “FOTOKOPİ BELGELERİ” ile açılması nedeniyle, davayı açan savcılara ve hakimlere FETÖ üyeliğinden dava açıldı.  

Asrın Davası diyerek yıllarca gündemde kalan Ergenekon Davasını araştıran HSK müfettişleri, sanık olarak yargılanan Muammer KARABULUT’un; davanın “FOTOKOPİ BELGELERİ” ile açıldığına ilişkin itirazını, 2009 yılında yazdığı, “OYUNUN ADI KONTRA ERGENEKON” isimli kitapta yayınlan belgeleri  ve son olarak 19 Ocak 2015 tarihli HSK’ya verdiği dilekçeyi dikkate alarak  FETÖ davasına dönüştürdü. Açılan davaya da, Hakim ve Savcılar Kurulu 2. Dairesinin 8 Aralık 2020 Tarih 2020/483 Esas, 2020/1017 sayılı kararı ile kovuşturma izni verildi.   

Ergenekon Davasında iddianameyi düzenleyen savcı Zekeriya ÖZ, Mehmet Ali PEKGÜZEL, Nihat TAŞKIN ve davaya sonradan katılan Mehmet Murat DALKUŞ ve hakim Hasan Hüseyin ÖZESE, Sedat Sami HAŞILOĞLU ve Hüsnü ÇALMUK’a Silahlı Terör Örgütüne (FETÖ) üye olma, görevi kötüye kullanmaktan TCK 257/1, 314/2, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5/1, TCK 53/1’den tüm şüpheliler için ayrı ayrı olmak üzere iddianame düzenlendi. İlgili iddianame de 2021/70  Dosya No’su ile Bakırköy 18. Ağır Ceza Mahkemesi’ne kayıt edildi.

Ergenekon dosyasına bakan savcıların ellerinde yalnızca, “FOTOKOPİ BELGELERİ” olduğu halde ve üstelik o belgeyi oluşturan kişinin dava dosyasında karalanmış 3 ayrı(!) isim olmasına rağmen, dava açmış ve açılan bu “FOTOKOPİ BELGELERİ” ile yazılan Ergenekon iddianamesi de  25 Temmuz 2008 tarihinde kabul edilmişti.

İddianameyi hazırlayan savcılar, Ergenekon adını verdikleri örgütü  ismi karalı olduğu için okunmayan, kimin ne zaman yazdığı belli olmayan bu “FOTOKOPİ BELGELERİ”ne göre kurdu. Örgütünü şemasını da bu “FOTOKOPİ BELGELERİ”ne uygun olarak oluşturdu.     

Bu belgeler ise başlangıçta Tuncay GÜNEY’nin güya ev aramasında bulundu. Sonra da Ergenekon’dan yakalanan  bazı tanıklara virüs gibi bulaştırıldı. Yapılan aramalarda da  özellikle Ergenekon belgesi bulundu diyerek  dikkat çekildi. Bu belgelerin  bir tanesi Doğu PERİNÇEK’e, mahkemede de itiraf ettiği üzere Aslı AYDINTAŞBAŞ tarafından verilmişti. İkincisi Veli KÜÇÜK’e  ve diğeri de Sevgi ERENEROL’a fax yolu ile gelmişti.

Adı “Ergenekon  Analiz Yeni Yapılanma Yönetim ve Geliştirme Projesi İstanbul / 29 Ekim 1999” başlıklı belgenin varlığı konusunda hiç araştırma yapmadan iddianame yazan ve bu iddianameyi kabul eden hakimlerin, bu belgenin “FOTOKOPİ” olduğunu bildiği halde davayı kabul etmesi hukuki değil, ancak siyasi ve örgütsel bir hareket olabilirdi. Nitekim öyle olduğu da geçen süreç içinde bütün detayları ile ortaya çıktı.

Ergenekon davasının temel dayanağı aslı olmayan bu “FOTOKOPİ BELGESİ” idi. Ve dava dosyasında bulunan tutuklu 256 kişi de bu, “FOTOKOPİ BELGESİNE”  göre örgütsel şemalar yapıldı,  suç uydurularak tutuklandı ve yıllarca cezaevinde yattı. Türkiye yıllarca,  “FOTOKOPİ BELGESİ” ile var edilen Ergenekon korkusu yaşatıldı. Tutuklananlar ile geçmişi olan herkes korktu, telefonlarını sildi,  adeta bu kişiler ile geçmişini unutmak istedi. Genelkurmay Başkanı İlker BAŞBUĞ ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin komuta kademesinde görev yapmış birçok kişi bu belge ile yargılandı.

Aslında yapılması gereken tek bir şey vardı. O da yalnızca bu, “FOTOKOPİ BELGESİNE” itiraz etmekti. Çünkü aslı olmayan bir evrakla dava açılmayacağı hukukun olmazsa olmazıydı. Bu temel ilke bir türlü kuvvetlice algılanıp, ısrarla mahkemede verilen dilekçelerde gündeme getirilmedi. Mahkemede temel olan bu “FOTOKOPİ BELGESİ”’nin dışında aslında konuşulacak başka hiçbir şey yoktu. Üstüne konulan suçlamaların hepsinin altında da bu “FOTOKOPİ BELGESİ” vardı.

Davanın çökmesinin temel nedeni de, “FOTOKOPİ BELGESİ” olmasındandır. Eğer temelinde bu “FOTOKOPİ BELGESİ” olmasaydı, dava konusu maddi gerçekler ile görülürdü. Öyle ki Doğru PERİNÇEK gibi daha önce kendi kurduğu örgütlerden yargılan ve cezaevinde yatan bir kişinin bile, ilk kez yöneticisi olduğu iddia edilen Ergenekon örgütünden haberi yoktu.  Eğer haberi olsaydı, eminim tutuklular arasında Ergenekon örgütünü en iyi o savunurdu. Ama olmayan bir örgütü, yani “FOTOKOPİ” örgütünü savunamadı. Tam tersi karşı çıktı.     

Ergenekon örgüt  davası nasıl fotokopi belgeleri ile açıldı ise pandemi de olmayan virüs ile ilan edildi. İkisi de aynı güçler, aynı el, aynı metotlar kullanılarak var edilmiştir.

Dün Ergenekon davasında bu kadar   basit bir gerçeği  ısrarla gündeme getiremedik. Hiç değilse bugün henüz izole edilmediği için, varlığı kabul edilmeyen  COVİD-19 virüsü ile pandemi ilan edilmesine itiraz edelim. Covid-19 virüsünün orijinalini ve izole edildiğini görmek istiyoruz diyelim. Eğer eve kapatıyorlarsa, aşı yapmak istiyorlarsa buna hakkımız var.

Çünkü bir terör örgütü, “FOTOKOPİ BELGESİ” ile var edilmeyeceği gibi, bir pandemi de izole edilmeyen bir virüs ile var edilemez.  

Umarım, Ergenekon savcı ve hakimlerine açılan temel FETÖ davası, bugün yaşadığımız pandemi sürecinde, her açıdan algımızın açılmasına neden olur.

Ayrıca bu davanın açılmasına izin veren HSK ve müfettişlerinin, Ergenekon davasında görülmesi gereken hukuki gerçeği göstererek, ve bu davayı da bir terör örgütünün eylemi olarak kabul ettikleri için teşekkür ediyorum. En büyük dileğim, bu bağlamda pandemi gerçeğinin de  Ergenekonun “FOTOKOPİ BELGESİ”nde olduğu gibi görünmesidir.    

Anahtar Kelimeler:
ErgenekonFotokopiFETÖ
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Sitare Beşe İnce 3 hafta önce

yazıklar olsun. ülke boşuna oyalandı zaman kaybetti. insanların hayatlarından çalındı yaşamlarını yitirenler oldu. itibar iş ailesini kaybedenler.. bunun telafisi yok. yapan da kanan da savcısıyım diyen de suçludur..