Haber Merkezi Lefkoşa / 24 Mart 2026
UBP İskele Milletvekili Yasemin Öztürk, İran’ın Güney Kıbrıs’ta bulunan Trodos Dağları’ndaki radar üssünü hedef alabileceğini ileri sürdü.
Dünyanın üç dijital istihbarat merkezlerinden birisinin GKRY’de, ABD-İngiliz ve Siyonist İsrail’in kontrolünde olması dikkatleri Kıbrıs adasına çevirdi… Bilindiği üzere, Dünyadaki İnternet gözetim çalışması üç yerde gerçekleşiyor. Ve bu dinleme yapılan yerler, "Benhall, Bude ve Sounder"da bulunuyor. Bunlar GCHQ'nun merkezinde oluşuyor. Benhall, GCHQ merkezinin adresi ve Bude, Cornwall'daki ana İngiliz dinleme istasyonu. Üçüncü lokasyon olan, "Sounder" konumundan dolayı Kıbrıs’ta ‘sık bir sır’ olarak bulunuyor. Burada toplanan veriler anlık olarak İsrail’in kullanıma veriliyor. Ortadoğu coğrafyasında soykırıma dönüşüyor, çocukların öldürülmesine, aç ve barınaksız kalmasına neden oluyor. İşte bu kapsamda Yasemin ÖZTÜRK İsrail ile İran arasında başlayan ve dünya savaşına evirilen savaşta Troodos’daki radara dikkat çekti.

Fotoğrafta görüleceği üzere yeraltı kablolarını hepsi GKRY bölgesinde bulunuyor!
Ve bunlarda İsrail’in güvenliği açısından son derece önemli.
ÖZTÜRK yaptığı açıklamada, benim edindiğim bilgiye göre İran’ın, Güney Kıbrıs Rum Kesimi’nde bulunan Doğu Akdeniz’in en yüksek dağı olan Troodos’da bulunan ve işlevi açısından siyasi anlaşmalarda yer almayan Radar üssünü vuracağını söyledi.
Kıbrıs’ta herkesin İngiliz egemen askeri Agrotur ve Dikelya üslerini bildiğini, ancak asıl stratejik öneme sahip Troodos’un Siyonist İsrail tarafından kullanıldığını bilinmediğini söyleyen ÖZTÜRK, “Troodos, dünyanın ‘telekulağı’ olarak bilinen Echelon sisteminin ana merkezlerinden biridir. GKRY sınırları içinde sınırsız faaliyet gösteren Amerikan ve İngiliz istihbarat birimleri, Troodos Dağı’nda dinleme, izleme, sinyal ve iletişim istihbaratı gibi her türlü casusluk faaliyetini yürütmektedir. Ayrıca İngilizler, Süveyş’teki askeri üslerini Mısır milliyetçiliği nedeniyle kaybettikten sonra tüm operasyonlarını Kıbrıs’a taşımış ve adaya nükleer bomba depoladıkları da bilinmektedir. GKRY’nin 2019 yılından itibaren İsrail ile geliştirdiği ilişkiler kapsamında, gerek sinyal istihbaratı gerekse nükleer silah depolama gibi askeri faaliyetlerin arttığı görülmektedir.
Bugün Siyonist İsrail’in İran’a yönelik saldırısı, yalnızca Körfez ülkelerini değil, dünyayı da ateşe verecek bir fitili ateşlemiştir. Savaşın merkezinde yer alan GKRY, kısa vadeli çıkarlar uğruna Kıbrıs’ı da bu ateşin ortasına sürüklemiştir. Bunu gören Yunan ve GKRY siyasetçileri de durumu sert şekilde eleştirmektedir.
Bu nedenle, Kıbrıs genelinde başta Troodos olmak üzere diğer İngiliz üsleri kapatılmalı ve ada hızla silahsızlandırılmalıdır. Yarın İran’dan atılacak bir füzenin Troodos’u vurması beklenmemelidir. İran, açıkça savaşın tarafı olan her yeri vuracağını ilan ediyorsa, öncelikli hedeflerden birinin Troodos olması kaçınılmazdır.
Ben, Kıbrıs’ın bir barış adası olmasını istiyorum.” dedi.

KKTC’de gelişmeleri yakından takip eden bir gazeteci de ÖZTÜRK’ün açıklamasın şöyle yorumladı;
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin ABD-İsrail ikilisinin İran’a saldırılarından önce 2015 yılından bu yana Doğu Akdeniz’de gerçekçi ve akılcı olmayan bir şekilde Türkiye’ye karşı bir denge oluşturma amacı ile İsrail ile yakınlaşması, Tel Aviv’in bölge ülkeleri ile derin sorunlarının bulunması zaten Kıbrıs’ın Güneyini Ortadoğu sorunlarının merkezinde konumlandırmıştı.
KIBRIS (TROODOS) İKİ YIL ÖNCE HEDEF İLAN EDİLDİ!
İsrail’in, Lübnan, Filistin ve İran’a yönelik Troodos İstasyonu’nu bir istihbarat merkezi olarak kullanması 2 yıl önce hem Lübnan’daki Hizbullah hem de Yemen’deki Husiler tarafından hedef ilan edilmiş, İngiliz üslerinden Tel Aviv’e verilen askeri & istihbarat desteği sonucu buralar birer askeri hedef haline gelmişti.
Son 5 yıldır uluslararası basın Kıbrıs’ın güneyine yönelik hem örgütlerin tehdidini hem de İran’ın açıklamalarını sayfalarına taşıdılar.
Güney Kıbrıs’ın hedef olmasının uluslararası medyadan takip ettiğimiz kadarı ile 2 ayrı sebebi bulunmaktadır.
Birincisi Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile İsrail’in askeri ittifaklar kurarak tehlikeli bir oyun oynaması ikincisi de Ada’da bulunan İngiltere’ye ait egemen üslerin ABD ve İsrail kullanımında tehlikeli askeri amaçlara hizmet etmesidir.
İran’ın saldırı hedefleri arasında Troodos İstasyonu’nun bulunması yeni bir şey değildir.
Zira Lübnan’daki İran’ın vekili Hizbullah Lideri Hasan Nasrallah, Haziran 2024’te İngiliz yayın kuruluşu BBC’de de yer alan haberde, açıkça GKRY’nin İsrail uçaklarına hava sahasını açması halinde vurulacağını duyurmuş, yine aynı tarihlerde Yemen’deki İran vekili Husiler İngiltere’ye ait savaş uçaklarının Yemen’i bombardımanından dolayı İngiliz üslerinin vurulacağını duyurmuşlardır.
Son savaşta İran’ın Bahreyn, Irak, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki ABD ve İngiliz radar sistemleri ile diğer askeri hedeflerine yönelik saldırılar açık kaynaklarda mevcuttur.
Kaldı ki İran’ın Kıbrıs’taki İngiliz egemen üslerine hem saldırısı hem de saldıracağına dair açıklamaları mevcuttur.
Birçok uluslararası medya kuruluşu ile savunma sitesi İran’ın saldırabileceği hedefler arasında Troodos İstasyonu’nu da göstermiştir. Akrotiri Üssü’ne 2 Mart gecesi yapılan saldırıdan sonra Türkiye Cumhuriyeti ile NATO’nun önlediği İran’dan çeşitli tarihlerde atılan Doğu Akdeniz üzerinde imha edilen 2 füzenin de asıl hedefinin de Kıbrıs olduğu Türk yetkililerce Fransız AFP ajansına yapılan açıklamada vurgulanmıştır.
Son yaptığınız açıklama tamamen İranlı yetkililerin açıklamaları, uluslararası basında ve açık kaynaklarda yer alan bilgilerin paylaşımıdır.
İran’ın Troodos’u hedef alma ihtimali sadece biz değil tüm herkes tarafından bilinmektedir ve zaten bunun için hem Rum tarafı hem de İngiltere tedbirler almaktadır.
Yaptığımız açıklama sadece malumun ilanıdır ve gelen tsunaminin uyarısıdır.
Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta sulh, Cihanda sulh” anlayışını benimsemiş birisi olarak, savaşın çıkmasını bir yerlerin vurulmasını asla ve asla tasvip etmemek ile birlikte, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, İsrail, ABD ve İngiltere’nin askeri eylemlerinden duyulan rahatsızlığı dile getirmeyi de her şeyden önce bir vatandaşlık görevi olarak addediyorum.
Saygılarımla





Rumlara ders olsun