İznik / 25 Eylül 2026
325 İznik Konsili Derneği’nin 1. Olağan Genel Kurulu İznik’te gerçekleştirildi. Genel Kurul’da Dernek Yönetim Kurulu Başkanlığına Osman Canavar seçildi.
Divan Başkanlığını 21. Dönem Afyonkarahisar Milletvekili Müjdat Karayerli’nin yürüttüğü toplantının kapanışında Karayerli şu değerlendirmelerde bulundu:
“Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye’nin dinî ve millî egemenliğini korumak amacıyla 1925 yılında İznik’te yapılması planlanan yabancı dinî törenlere ve ekümenik, yani evrensel dinî otorite girişimlerine izin vermemiştir. Atatürk’ün gerekçesi açıktır:
a) Türkiye’nin dini ve milli egemenliğine gölge düşürecek her girişime izin verilmez.
b) Türkiye, kendi topraklarında başka bir ülkenin ya da dinî otoritenin siyasî veya ekümenik iddiasına izin vermez. Dinî törenler ibadet sınırlarını aşmamalıdır.
c) Atatürk, Papa’nın görüşme ve ziyaret taleplerini resmî olarak kabul etmemiştir.
Hristiyan teolojisinde ekümenik kabul edilen konsillerin ilki ve en önemlisi İznik Konsili’dir. Milano Fermanı’nın ardından farklı kültürlerin baskısı altında kalan Hristiyanlığın kilise kuralları tartışılmaya başlanmıştır. Topraklarını genişletmek isteyen İmparator Konstantin, bu anlaşmazlıklara çözüm bulmak, topraklarını büyütmek, imparatorluk birliğini sağlamak ve gücüne güç katmak amacıyla milattan sonra 325 yılında İznik’te Hristiyanlık tarihinin ilk ekümenik konsilini toplamıştır.
14 Haziran 325’te başlayan ve 25 Ağustos 325’te sona eren konsilde sahte kutsal metinler ayıklanmış, inanç esasları üzerinde görüş birliği sağlanmıştır. Hz. İsa’nın ilahi tabiatı, kilise birliği ve ekümenik otorite ilkeleri ‘İznik İman Bildirgesi’yle kabul edilmiş; Roma, İskenderiye ve Antakya kiliseleri ‘ekümenik kiliseler’ olarak tescil edilmiştir.
Günümüzde, ekümeniklik iddiasını güçlendirmek ve Lozan Antlaşması’nı delerek tartışmaya açmak amacıyla planlanan girişimlere izin verilmemelidir. Mevcut iktidarın Papa ziyaretine izin vermesi kafaları karıştırmakta, siyaset kurumunun tepkisizliği ise anlaşılır ve kabul edilebilir değildir. İktidardakileri görevlerini tam yapmaya, sorumluluklarının bilinciyle hareket etmeye davet etmek vatan borcumuzdur.”
Toplantı sonrasında kamuoyunu bilgilendirmek üzere basın açıklaması yapan Dernek Başkanı Osman Canavar, şunları söyledi:
“Derneğimiz, İznik’te Vatikan bağlantılı bir yapıya ‘Hac Evi / Hac Merkezi’ tabelası asıldığını tespit etmiş ve bu hukuksuz duruma karşı İznik Kaymakamlığı’na resmi dilekçe vermiştir. Genel Kurulumuz bu başvuruyu derneğin kurumsal faaliyeti olarak onaylamış ve kamuoyuyla paylaşılmasına karar vermiştir.
Söz konusu taşınmazda asılı tabelanın Türkçe karşılığı şöyledir:
‘Kralın ebedî hatırasına. Aradan bin yedi yüz yıl geçtikten sonra, İznik şehrinde ilk ekümenik konsilin toplandığı yerde, Papa Franciscus’un isteğiyle, Evrensel Kutsal Yıl’ın düzenlenmesinden sorumlu komitenin desteğiyle, bu kutsal toplantının ebedî anısına bu hacı evi kurulmuştur. Papa XIV. Leo, Türkiye’ye yaptığı apostolik ziyaret sırasında burayı kutsamıştır. 28 Kasım 2025 – Jübile Yılı.’
Bu tabela asılmıştır. Bu bir söylenti değil, yerindeki fiilî durumdur ve hukuken kabul edilemez.
Vatikan aynı zamanda bir din devletidir. Türkiye Cumhuriyeti ise laik, demokratik bir hukuk devletidir. Devletler arası ilişkilerde esas olan mütekabiliyettir. Anayasa, Lozan Barış Antlaşması, Tapu Kanunu, Medenî Kanun, Vakıflar Kanunu ve 3194 sayılı İmar Kanunu dâhil yürürlükteki hiçbir hukukumuz, yabancı bir din devletinin veya dış dini otoritenin ülkemizde kendi adına ‘hac merkezi’ açmasına, tabela asmasına ve bu unvanla faaliyet yürütmesine izin vermez.
Türkiye’de inanç özgürlüğü vardır. Ancak inanç özgürlüğü, yabancı bir din devletinin Türkiye toprağında egemenlik alanı yaratması, izinsiz unvan kullanması ve ‘hac evi’ tabelası asması anlamına gelmez. Türk mevzuatında ‘hac merkezi’ diye bir statü yoktur. İbadet yeri veya dinî tesis açılması imar planı, mülkî amir izni ve Türk hukuku tüzel kişiliği şartlarına bağlıdır. Bu şartlar yokken tabela asılması ve yerin bu unvanla tanıtılması izinsiz ve hukuka aykırıdır.
Derneğimiz bu nedenle Kaymakamlık’tan şunları talep etmektedir:
- Asılan tabelanın derhal kaldırılması,
- Taşınmazın kim tarafından alındığının veya kiralandığının açıklığa kavuşturulması,
- İzin ve ruhsat belgelerinin incelenmesi,
- Hukuka aykırılık nedeniyle faaliyetin durdurulması ve mekânın mühürlenmesi,
- Sorumlular hakkında adlî ve idarî işlem başlatılması.
Başvurumuz 1 Haziran 2026’da İznik Kaymakamlığı’na sunulmuş; İznik Belediyesi ve İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne de bildirilmiştir. Yasal süre içinde cevap verilmemesi veya talebin reddi halinde idari yargı yolu ile CİMER ve ilgili bakanlıklar nezdindeki haklarımız saklıdır.
Derneğimiz, Anayasa’ya aykırı bu fiili durumun ortadan kaldırılması için mücadelesini sürdürecektir. Çünkü 7 bin yıllık Türk yurdu Anadolu’nun kadim şehri, bir dönem Anadolu Selçuklu Devleti’nin başkenti olan İznik birçok tarihi hadiseye sahne olmuştur; 325’teki konsil de bunlardan yalnızca biridir. İznik, yabancı bir din devletinin fiili üssü değildir. ‘Mütekabiliyet varsa uygulanır; yoksa izin de yoktur’ ilkesinden hareketle laik hukuk devleti, kendi toprağında kimin hangi unvanla tabela astığını sormak zorundadır.” ifadeleriyle tamamladı.

İznik’te yapılan gezi sırasında Vatikan’ın ilçedeki Roma Tiyatrosu girişinin tam karşısında bulunan “Hac Merkezi” önünden geçerken, ABP Genel Başkanı ve 325 İznik Konsili Derneği kurucu üyesi Bedri Yalçın, “Ruhban Okulunu açılacağını, kullanışlı teröriste villa yapılacağını duyduk. Ancak Vatikan’a “HAÇ MERKEZİ” açıldığını da İznik’e gelerek burada görmüş olduk… Söyleyeceklerim bundan ibarettir.” dedi.



