Öne Çıkanlar Anadolu İttifakı• Enstitüsü• Mümtazer Türköne• öjenik• Mustafa Kemal Atatürk•

KİMSE DUYMUYOR!

Yazan Muammer KARABULUT

Deprem, çoğunlukla yer altındaki sarsıntılarla açıklansa da toplumları derinden etkileyen önemli olayları anlatmak için de kullanılır.

Peki, bu bağlamda bir ülkede 10 şiddetinde deprem olur da duyulmaz mı? Evet, çok gizli tutulur ve üzeri örtülürse duyulmaz!

Gazze’deki katliamın arkasındaki asıl gücün Türkiye’de arazi satın alması ülkenin menfaatine olacakmış! Üstelik bu haber, ana akım medyada neredeyse alkışlarla karşılandı.

Kıbrıs üzerinden Türkiye’yi vuran 10 şiddetindeki depremin ilk sarsıntıları Güney Kıbrıs’tan yayıldı. Bu depremin tetikleyicisi ise Siyonist İsrail yanlısı yapılanmalarla bağlantılı olduğu öne sürülen ve 2003 yılından itibaren yatırımcı kimliğiyle GKRY’de de faaliyet gösteren CHABAD mensubu Roman Abramoviç oldu.

Aslen Litvanya doğumlu CHABAD mensubu Roman Abramoviç’in Rusya, İsrail ve Portekiz vatandaşlıkları da bulunmaktadır.

Daha öncede Abramoviç ile ilgili haber yapan Fatih Altaylı’nın kaleme aldığı ve kendisinde bayram sevinci yarattığını düşündüğümüz “Abramoviç Milas’a mı yerleşiyor?” başlıklı yazısı, ana akım medyada geniş biçimde kullanıldı.

Ne yazık ki ülkemizde, Abramoviç’in yatırımlarını övgüyle anlatan Fatih Altaylı’ya tepki gösterilmezken yatırımın çevreci olduğu ve Türkiye’nin değerini artıracağı yönündeki değerlendirmeler öne çıkarıldı.

Altaylı’nın yazısında, Abramoviç’in yatırımıyla bölgede Güney Fransa, Sardunya ve Marbella’daki gibi her biri 10 milyon, hatta 100 milyon dolar değerinde evlerin bulunacağı ifade ediliyor.

Yazıda Abramoviç’in bölgeye otel yapmak yerine, geniş araziye yalnızca üç ev inşa edeceği; böylece yoğunluk ve çevreye zarar verilmesi gibi tartışmaların önüne geçileceği belirtiliyor. Altaylı, bu tür yatırımların doğrudan herkese yarar sağlamasa da Türkiye’nin değerini artıracağını savunuyor.

DEPREMİN ETKİSİ DE TAM BURADA BAŞLIYOR

CHABAD ile bağlantılı olduğunu bilinen Abramoviç’in söz de yatırımı üzerinden Türkiye’nin değerinin artacağı düşüncesi tam bir faciadır. Asıl görünmesi ve sorgulanması gereken, yatırımın büyüklüğünden çok, bu sermayenin arkasındaki ilişkiler ve Türkiye açısından doğurabileceği trajik sonuçlardır.  

GİZLİ YATIRIM NASIL ÇALIŞIYOR?

Roman Abramoviç’in yatırımlarını merkezini Londra’dan Moskova’ya taşıdığı Millhouse Capital üzerinden yürüttüğü biliniyor. Şirketin CEO’su adı fazla bilinmeyen Rus-Amerikan iş insanı  Eugene Shvidler’dir. O da yüksek güvenlik ve gizlilik prensibi ile çalışan Abramoviç şirketinin beyni konumundadır.

İzlanda da ilk Beit Shvidler CHABAD merkezi Abramoviç’in CEO’su  Eugene Shvidler yardımları ile yapılmıştır.  Bu fotoğraflar Eugene Shvidler’in Gazze katliamının emrini veren CHABAD örgütü ile olan ilişkileri göstermek için yeterlidir.   

Tabii ki Abramoviç’de CHABAD’ın en büyük sponsorlarındadır. CHABAD’ın “tek din” yapılanması Siyonistler ile iç içedir.

Roman Abramoviç, son 20 yılda küresel CHABAD hareketine “500 milyon dolardan fazla bağış yapan” kişi olarak biliniyor.  

CHABAD İLE BAĞLARI

Abramoviç’in, Siyonizm karşıtı Yahudilerin de bulunduğu Yahudi dünyasında, antisemitizm tartışmalarının gölgesinde, hem İsrail’de hem de uluslararası Yahudi toplulukları içinde meşruiyet kazandığı bir konumda olduğu görülüyor.

1993 yılında Rusya’da Yahudi cemaatleri arasında başlayan ayrışmada Boris Berezovski ve Roman Abramoviç, CHABAD’ı ve örgütün Rusya’daki önemli isimlerinden Berel Lazar’ı destekledi.

Fotoğraf: Yahudi Müzesi ve Merkezi’nin kurucusu ve yöneticisi Alexander Boroda, Rusya’daki CHABAD’ın önde gelen isimlerinden Berel Lazar, “Yahudi Müzesi ve Merkez Vakıf Fonu”'nun kurucusu olarak adı geçen  Roman Abramovich ile birlikte.

Fotoğraf: Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, Çevre Koruma Bakanı Ze'ev Elkin ve Rusya’daki CHABAD’ın Başıı Berel Lazar, 29 Ocak 2018'de Moskova'da CHABAD’ın açtığı “Yahudi Müzesi ve Hoşgörü Merkezi.”

ABRAMOVİÇ NASIL BÜYÜDÜ?

Abramoviç, CHABAD’ın kontrolündeki “Rusya Yahudi Cemaatleri Federasyonu'nun (FJC)” en önemli destekçisidir. 2001 yılında Moskova'daki en büyük sinagog olan CHABAD bağlantılı Marina Roscha Sinagogu ve Yahudi Cemaati Merkezi'ne 5 milyon dolar bağışlamıştır.

Rusya’da 1993 Anayasası’yla din özgürlüğünün güvence altına alınmasının ardından Yahudi cemaatleri arasında yaşanan rekabette Berezovski ve Abramoviç Siyonist bir yapılanma olarak bilinen CHABAD’ı ve Rusya’daki baş haham Berel Lazar’ı destekledi.

Abramoviç’in CHABAD ile ilişkileri sonraki yıllarda da devam etti. 2014 yılında ABD’nin Aspen kentindeki, 18 milyon dolar değerindeki CHABAD merkezine destek verdi. Daha sonra Portekiz’in Cascais bölgesinde bulunan, Avrupa’nın büyük CHABAD merkezlerinden biri olarak anılan yapıya ve yerel CHABAD topluluklarına da katkı sağladı.

FON’UN DANİSKASI

Abramoviç’in yatırımlarını doğrudan kendi adı yerine uluslararası şirketler ve finansal yapılar üzerinden yürüttüğü iddiası, meselenin en dikkat çekici boyutlarından biridir. Türkiye’de kurulan veya Türkiye’ye fon aktaran şirketlerin bu süreçteki rolü ve Türkiye’nin Batı yaptırımlarına katılmamasının sermaye hareketleri açısından doğurabileceği sonuçlar araştırılmalıdır.

"Güvenli Liman" Olarak Türkiye

Türkiye’nin Batı ülkeleriyle ticari ve hukuki ilişkilerini sürdürürken Rusya’ya yönelik yaptırımlara katılmaması, Abramoviç gibi Rus oligarklarının varlıkları açısından dikkat çekici bir durum oluşturuyor.

Süper yatların Türkiye sularına getirilmesiyle başlayan süreç; marina satın alma girişimleri, İstanbul’daki lüks mülkler ve Muğla’nın Milas ilçesindeki yaklaşık 100 dönümlük arazi yatırımı iddialarıyla birlikte değerlendirildiğinde, sermayenin Türkiye’de kalıcı varlık edinme eğilimini gündeme getiriyor.

KARA PARA’nın Yeni Karakteri: Ekolojik ve Elit Entegrasyon

Milas’ın Kaplankaya bölgesindeki arazide, 100 dönümlük alana yalnızca üç malikine yapılmasının planlandığı belirtiliyor. Bu düşük yoğunluklu yapılaşma modeli, kitlesel ve görünür ticari yatırımlardan farklı olarak doğayla çevrili, yüksek güvenlikli ve izole elit yaşam alanlarının oluşturulmasına dayanıyor.

Roman Abramoviç ve Millhouse Capital örneği, küresel sermayenin jeopolitik risklerden kaçınırken tröstlerden, offshore finans merkezlerinden ve farklı ülkelerin hukuki düzenlemelerinden yararlanabilmesini gündeme getiriyor. Bu durum, uluslararası yaptırımların etkinliği ve küresel sermayenin izlenmesi açısından önemli sorular doğuruyor.

İSTANBUL’DAKİ GAYRİMENKUL VE MARİNA YATIRIMLARI

İstanbul’daki lüks mülkler…

Abramoviç’in İstanbul Boğazı’nda lüks bir yalı, İstanbul genelinde değerli rezidanslar ve araziler satın aldığına ilişkin haberler yayımlandı. Bu yatırımlar arasında yaklaşık 60 dönümlük başka bir arazinin de bulunduğu ileri sürülüyor.

Marina sektöründeki iddialar…

Millhouse aracılığıyla İstanbul’daki Marintürk marinasını satın almak üzere görüşmeler yürütüldüğü basına yansıdı. İddialara göre marina alanlarının lüks markaların yer alacağı büyük bir gastronomi merkezine dönüştürülmesi hedefleniyor.

Yüzen servetler: Süper yat yatırımları…

Abramoviç’in lüks yat filosu, Batı ülkelerinin yaptırım ve el koyma kararları sonrasında uluslararası gündeme geldi.

Eclipse: Yaklaşık 162,5 metre uzunluğundaki süperyatın Marmaris’te bulunduğu bildirildi. Yatın donanımına ilişkin havuzlar, füze savunma sistemi ve mini denizaltılar gibi özellikler de çeşitli haberlerde yer aldı.

Solaris (My Solaris): Yaklaşık 140 metre uzunluğundaki diğer süperyatın Bodrum’a demirlediği bildirildi.

Rusya’nın CHABAD örgütüne mensup oligarkların sahibi olduğu bu yatlarının Türkiye limanlarında bulunması kimseyi rahatsız etmiyor mu?  

ENERJİ VE FİNANS ALANINDAKİ GİZLİ ŞİRKET YAPILARI

Abramoviç’in yatırımlarını doğrudan kendi adı yerine uluslararası şirketler üzerinden yürüttüğü iddiası, finansal ilişkilerin incelenmesini gerektiriyor. Türkiye’deki şirketlerin faaliyetleri, fon hareketleri ve olası ortaklıkları bu açıdan önem taşıyor.

CHABAD, ROMAN ABRAMOVİÇ VE KIBRIS BAĞLANTISI

Türkiye açısından stratejik öneme sahip Kıbrıs ve Doğu Akdeniz’deki gelişmeleri, İsrail’in bölgesel politikaları ve CHABAD ile bağlantılı olduğu ileri sürülen kişi ve kuruluşlar üzerinden de değerlendirmek gerekiyor.

İsrail’in Kıbrıs’ın güneyindeki etkisi, adadaki CHABAD merkezleri ve Abramoviç gibi iş insanlarının faaliyetleri, bölgenin siyasi ve ekonomik ilişkileri bakımından birlikte incelenmelidir.

Abramoviç’in amacı: Gizlenmek…

Abramoviç ve Millhouse Capital’in varlıklarının uluslararası yaptırımlar karşısında korunması ve dondurulmasının önlenmesi amacıyla farklı şirketler ve tröstler üzerinden yönetildiği de biliniyor.

Güney Kıbrıs merkezli tröstler ve kurumsal hizmet sağlayıcıları da bu finansal yapılanmanın önemli unsurları arasında yer alıyor.

Şeffaflık çağı ve Kıbrıs modeli…

“Cyprus Confidential” (Kıbrıs Sırları) araştırması, Güney Kıbrıs merkezli offshore finans ekosistemini ve uluslararası sermaye ilişkilerini gündeme taşıdı. Araştırmada, Rus oligarklarının varlıklarının yönetiminde rol oynayan şirketler ve finansal hizmet sağlayıcıları da incelendi.

Kıbrıs merkezli MeritServus adlı kurumsal hizmet sağlayıcısının Abramoviç’in şirketleriyle çalıştığı bildirildi. İngiltere’nin MeritServus’a yönelik yaptırım kararı da Rus müşterilerle ilişkiler ve yaptırım ihlali iddiaları bağlamında gündeme geldi.

Rus varlıklarının Batı finans sistemine entegrasyonu (2001–2010)

Roman Abramoviç ve Millhouse Capital’in, 2000’li yılların başından itibaren Rusya’daki özelleştirmelerden, özellikle Sibneft petrol şirketinin satışından elde edilen serveti küresel finans sistemine entegre etmek için uluslararası şirket yapılarından yararlandığı belirtiliyor.

Bu süreçte Güney Kıbrıs merkezli finansal ağların ve MeritServus gibi kurumsal hizmet sağlayıcılarının rolü de araştırmalara konu oldu.

Matruşka tipi paravan şirket yapılanması (2010–2021)

Bu dönemde Güney Kıbrıs’ta Ervington Investments, Crosstrees Investments ve Harmony Trust gibi şirket ve tröstlerin Abramoviç’in yatırımlarının yönetiminde kullanıldığı ileri sürülüyor.

Bu tür yapılarda resmi hissedarlarla nihai ekonomik faydalanıcıların farklı olabilmesi, gerçek mülkiyetin belirlenmesini güçleştiriyor.

İsrail merkezli StoreDot gibi teknoloji girişimleri, sanat koleksiyonları ve süper yatlar dahil çeşitli varlıkların finansmanında bu şirket yapılarının rolü vardır.

Şubat 2022: Yaptırımlar öncesinde mülkiyet değişiklikleri

Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından Abramoviç ve diğer Rus oligarklarına yönelik Batı yaptırımları gündeme geldi.

Abramoviç’in varlıklarını kontrol eden bazı tröstlerin sözleşmelerinde savaş öncesinde değişiklik yapıldığı ve varlıkların yedi çocuğuna devredildiği ileri sürülüyor. Bu iddialar, mülkiyetin yaptırımlardan korunmak amacıyla yeniden düzenlenip düzenlenmediği sorusunu gündeme getiriyor.

KKTC’deki şirketlerde aynı kapsamda, hukuki sonuçları ve varlıkların gerçek faydalanıcıları, ilgili sözleşmeler titizlikle incelenmelidir.

“Cyprus Confidential” belgeleri ve sonrasındaki süreç

Uluslararası Araştırmacı Gazeteciler Konsorsiyumu (ICIJ) ve iş birliği yaptığı medya kuruluşlarının yayımladığı “Cyprus Confidential” araştırması, Güney Kıbrıs merkezli finansal hizmet sağlayıcılarıyla uluslararası müşterileri arasındaki ilişkileri ortaya koydu.

Araştırmalar, offshore şirketler ve tröstler aracılığıyla yürütülen finansal işlemlerin şeffaflığına ilişkin tartışmaları yeniden gündeme getirdi.

Abramoviç ve Millhouse Capital’in finansal operasyonlarının Türkiye ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelere kaydırıldığı iddiası da ayrıca araştırılmalıdır. Bu tür bir değişimin kapsamı ve zamanı, somut şirket kayıtları ve finansal işlemler üzerinden ortaya konulabilir.

Güney Kıbrıs merkezli paravan şirketler…

Millhouse Capital ve Abramoviç’in yatırımlarında, doğrudan sahiplik yerine farklı ülkelerde kurulan şirket zincirleri ve finansal yapılardan yararlanıldığı ileri sürülüyor.

Crosstrees Investments ve Ervington Investments gibi şirketlerin küresel yatırımların finansmanındaki rolleri bu açıdan araştırılmaya değer.

Bu yapılarda yerel avukatların, finansal danışmanların veya KKTC’de olduğu gibi %51 emanetçi hissedarların resmi kayıtlarda görünmesi, nihai faydalanıcının ayrıca araştırılmasını da gerektiriyor.

Gizli kredi sözleşmeleri ve borç transferleri…

Güney Kıbrıs merkezli şirketlerle Britanya Virjin Adaları’ndaki şirketler arasında gerçekleştirildiği ileri sürülen kredi ve borç işlemleri, fon hareketlerinin izlenmesini güçleştirebilir.

Bu işlemlerin kapsamı ve hukuki niteliği, ilgili sözleşmeler, şirket kayıtları ve finansal belgeler üzerinden değerlendirilmelidir.

Sanat koleksiyonu ve yatların Kıbrıs üzerinden yönetilmesi

Abramoviç’in Lucian Freud ve Francis Bacon gibi sanatçıların eserlerini içeren değerli bir sanat koleksiyonuna sahip olduğu da biliniyor. Koleksiyonun Harmony Trust üzerinden yönetildiği ileri sürülüyor.

Benzer şekilde, Türkiye limanlarına gelen süper yatların mülkiyetinde Güney Kıbrıs ve Karayipler merkezli şirketlerin rol oynadığı iddia ediliyor.

Bu şirket yapılarının yaptırımlar karşısında varlıkların gerçek sahipliğinin belirlenmesini zorlaştırıp zorlaştırmadığı, mülkiyet kayıtları ve ilgili belgeler üzerinden incelenmelidir.

KKTC’DEKİ CHABAD MERKEZLERİ VE YATIRIM İDDİALARI

Bu bağlamda, Girne’deki CHABAD merkezinin ve ağırlıklı İskele bölgesinde bulunduğunu bilinen yatırımların da araştırılması gerekiyor. Bu yatırımlara Abramoviç’in finansal destek sağlamış olabileceği iddiası, finansman belgeleri ve mülkiyet kayıtları üzerinden açıklığa kavuşturulmalıdır.

Gazze’de yaşanan insanlık dramı devam ederken, İsrail hükümetinin politikalarına destek verdiği düşünülen kişi ve kuruluşlarla ekonomik ilişkileri de sorgulanmalıdır.

Roman Abramoviç’in Türkiye’de arazi satın almasının yalnızca bir yatırım haberi olarak sunulmasını kabul etmek mümkün değildir. Sermayenin kaynağı, ilişkileri ve Türkiye açısından doğurabileceği sonuçlar da tartışılmalıdır.

Bir yatırımın ülkeye sağlayacağı ekonomik katkı konuşulurken, sermayenin arkasındaki ilişkiler ve olası jeopolitik sonuçlar neden aynı ölçüde sorgulanmıyor?

CHABAD, ROMAN ABRAMOVİÇ VE KIBRIS BAĞLANTISI

Türkiye için tartışmasız stratejik öneme sahip Kıbrıs ve Doğu Akdeniz’de, KKTC üzerindeki Siyonist İsrail’in neredeyse tapulu bir işgale dönüşen emellerini CHABAD ve Roman Abramoviç bağlantısı üzerinden de değerlendirmek gerekiyor.

Roman Abramoviç’in Kıbrıs’taki finansal operasyonları, Güney Kıbrıs’ın yasal ve vergisel boşluklarından, Deloitte ve MeritServus’un danışmanlık hizmetlerinden yararlanılarak servetinin Batı yaptırımlarından korunması iddiaları çerçevesinde ele alınmalıdır. Kıbrıs ve Britanya Virjin Adaları’ndaki karmaşık şirket ağı ile bir tröstün, yani piyasayı ele geçirmek, vergiden kaçınmak veya gerçek sahipleri gizlemek amacıyla birbirine bağlı onlarca şirketin tek bir merkezden yönetildiği devasa ve tekelci bir finansal yapının yalnızca Abramoviç’in bu işlemlerdeki rolünün gizli kalmasına hizmet ettiği ileri sürülüyor.

TÜRKİYE SİYONİZME KARŞI NASIL MÜCADALE VERİYOR?

Yaşananlar Türkiye’de Cumhurbaşkanı, TBMM Başkanı ve Dışişleri Bakanlığının  Siyonist İsrail’e karşı durduğu ve söylemde bulunduğu, hatta MİT’in MOSSAD’a operasyon yaptığı bir dönmede yaşanması kabul edilecek bir gelişme değil.  Çünkü Siyonizm’i, CHABAD’ı ve dolayısı ile MOSSAD’ı besleyen kaynak, Abramoviç gibi iş insanı kılığında yüzünde antisemitizm maskesi takanlardır.

Tüm bu anlatılanların ışığında, Gazze’de yaşanan insanlık dramı ortadayken, Netanyahu hükümetinin politikalarıyla ilişkilendirilen kişi ve kuruluşların faaliyetleri de sorgulanmalıdır.

CHABAD ile bağlantılı olduğu belirtilen Roman Abramoviç’in Türkiye’de arazi satın almasını yalnızca sıradan bir yatırım haberi olarak görmek, bu ilişkilerin olası sonuçlarını göz ardı etmektir. Asıl mesele, bu yatırımların Türkiye’nin geleceği ve ulusal çıkarları açısından ne anlama geldiğidir.

Bir ülkede 10 şiddetinde deprem olur da kimse farkına varmaz mı? Varsa ve hala sessiz kalınıyorsa, asıl tehlike depremin kendisinden çok, sarsıntının üzerinin örtülmesidir!

NE OLDU BİZE?..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.