Haber Merkezi Ankara / 2 Ekim 2026
Anadolu Birliği Partisi Genel Başkanı Bedri Yalçın, Antalya'da 9-20 Kasım tarihlerinde düzenlenecek COP31 öncesinde yayımladığı basın açıklamasında, iklim gündeminin enerji ve su kaynakları üzerindeki etkilerinin yeterince tartışılmadığını savundu. Yapay zeka veri merkezlerinin su tüketimine dikkat çeken Yalçın, arıların ve doğal ekosistemin geleceği konusunda uyarıda bulundu. Yalçın, Özlem Türeci ve Uğur Şahin'e verilmesi gündeme gelen ödüle de tepki gösterdi.
Anadolu Birliği Partisi Genel Başkanı Bedri Yalçın, 2 Ekim 2026 tarihli basın açıklamasında, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin 31. Taraflar Konferansı (COP31) öncesinde gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
COP31'in 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya'da gerçekleştirilecek olmasına dikkat çeken Yalçın, konferans kapsamında ele alınacak başlıkların dünyadaki çevre sorunlarının temel nedenlerini yeterince kapsamadığını ileri sürdü.
“ASIL MESELE ENERJİ VE İÇİLEBİLİR SU KAYNAKLARI”
COP31 gündeminde sıfır atık, okyanuslar ve denizler, gıda güvenliği, iklime dirençli şehirler, temiz enerji, elektrifikasyon, yeşil sanayileşme, biyolojik çeşitlilik ve savunmasız ekosistemler gibi konuların bulunduğunu hatırlatan Yalçın, bu başlıkların önemli sorunları gündeme getirse de asıl tehlikenin gözden kaçırıldığını savundu.
Yalçın açıklamasında, “Asıl mesele, yeni dünya düzeninin idaresinde yer alacak veri merkezlerinin ve yapay zekanın vazgeçilmez unsurları haline getirilen enerji ve doğal, içilebilir su kaynaklarıdır” ifadelerini kullandı.
YAPAY ZEKANIN SU TÜKETİMİNE DİKKAT ÇEKTİ
Yapay zeka teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla veri merkezlerinin enerji ve su ihtiyacının artacağına işaret eden Yalçın, Birleşmiş Milletler Üniversitesi (UNU) tarafından Haziran 2026'da yayımlandığını belirttiği bir rapora atıfta bulundu.
Açıklamada, yapay zekanın üretim, veri merkezleri ve soğutma süreçleri dahil yıllık su ayak izinin 2030 yılına kadar 9,3 trilyon litreye ulaşabileceği, 2035 yılında ise en iyimser tahminlerle 15-20 trilyon litre bandına çıkabileceği öne sürüldü.
Yalçın, COP31 kapsamında küresel elektrifikasyon hedefleri konuşulurken 2035 yılına yönelik su tüketimi projeksiyonlarının ve olası sonuçlarının yeterince tartışılmamasını ciddi bir eksiklik olarak değerlendirdi.
Bu miktarın Türkiye'nin yıllık su tüketiminin neredeyse üç katına karşılık geldiğini savunan Yalçın, temiz su kaynakları bakımından İstanbul'un başta geldiğini; Ankara, İzmir, Kocaeli, Bursa ve Antalya'nın da risk altındaki iller arasında bulunduğunu ifade etti.
“ARILARIN YOK OLMASI GIDA GÜVENLİĞİNİ DE TEHDİT EDER”
Açıklamasının merkezine arıları ve doğal ekosistemi yerleştiren Bedri Yalçın, teknolojik gelişmelerin enerji ve su tüketiminin doğa üzerindeki etkilerinin sorgulanması gerektiğini belirtti.
Arıların ve diğer tozlaştırıcı canlıların ekosistemin devamlılığı açısından önemli bir role sahip olduğunu vurgulayan Yalçın, arıların yok olmasının bitkisel üretimden gıda güvenliğine kadar insan yaşamını doğrudan etkileyebileceğini kaydetti.
Yalçın, doğal kaynakların giderek azalmasıyla yapay gıdaların ve doğal kaynakların yerini alabilecek kimyasal içerikli ürünlerin yaygınlaşabileceği endişesini de dile getirdi.
Küresel güçlerin kamuoyunun dikkatini asıl sorunlardan uzaklaştırdığını savunan Yalçın, bu yaklaşımı “Cambaza bak!” sözleriyle eleştirdi.
Açıklamasını, “Arılar adına insanlığı ve halkımızı uyarıyoruz!” ifadeleriyle sürdürdü.
TÜRECİ VE ŞAHİN'E VERİLMESİ GÜNDEME GELEN ÖDÜLE TEPKİ
Bedri Yalçın'ın açıklamasında öne çıkan diğer başlık ise Özlem Türeci ve Uğur Şahin'e Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı tarafından verilmesi gündeme gelen ödül oldu.
Yalçın, mRNA teknolojisiyle geliştirilen COVID-19 aşıları hakkındaki tartışmalara dikkat çekerek, Türeci ve Şahin'e devlet düzeyinde ödül verilmesini doğru bulmadığını belirtti.
Aşıların güvenliği, olası etkileri, geliştirilme süreçleri ve acil kullanım onayları hakkında bağımsız, şeffaf ve kapsamlı incelemeler yapılması gerektiğini savunan Yalçın, farklı ülkelerdeki hukuki ve idari süreçlerin de kamuoyuna açık biçimde değerlendirilmesini istedi.
Açıklamasında Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu hakkında çıkardığı tutuklama emrine ve Türkiye'de Netanyahu hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan başvuruya da değinen Yalçın, aşılarla ilgili iddiaların da hukuki ve bilimsel yönden incelenmesi gerektiğini ifade etti.
Almanya'da gündeme gelen hukuki süreçleri de tartışmaya dahil eden Yalçın, söz konusu ödül kararının kamuoyunda ciddi soru işaretleri ve siyasi sorumluluk tartışmaları doğuracağını ileri sürdü.
“DOĞANIN VE İNSANLIĞIN GELECEĞİ İÇİN UYARIYORUZ”
Bedri Yalçın, açıklamasının sonunda COP31 gündeminin yalnızca iklim politikaları ve teknolojik dönüşüm üzerinden değil, enerji ve su kaynaklarının geleceği ile doğal yaşamın korunması açısından da değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Anadolu Birliği Partisi Genel Başkanı Yalçın, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Arıların, doğanın ve insanlığın geleceği için uyarıyoruz!”



