Öne Çıkanlar WHO Derviş Nikola Özlem AK Dr. Heiko Schöning DSÖ

AYNI GÜÇLERİN ADAMLARI

Yazan Muammer Karabulut

Birisinin adı Zekeriya Öz, hukukçu, diğerinin adı Tedros Adhanom Ghebreyesus o da sağlıkçı olarak biliniyor. İkisi de aynı işi yapıyorlar. Efendileri için operasyon yapmak ve insanlara zulüm etmek. Biri eskiden de olsa, her ikisi de yetkilerini, ulusal ve uluslararası hukuk kuralları çerçevesinde kullanıyor. Ergenekon operasyonun  merkezi üssü İstanbul, Covid-19’un ise Cenevre olarak kullanıldı. 

Neden bu iki kuklayı yan yana getirdiğime gelince; İlk önce  hukukçu Zekeriya Öz’e bakalım.  Ona hazırlatılan Ergenekon iddianamesi  dünya hukuk tarihinde kocaman bir leke olarak yerini aldı. Bir anda Türkiye’nin en kudretli hukukçusu ve korkulan insanı oldu. Türkiye’deki bütün hakim ve savcılara emir veriyor, istediği kişiyi gözaltına alarak,  Beşiktaş’da bulunan, CMK’nın 250. Maddesi ile görevli Özel Yetkili İstanbul Adliyesi’ne getiriyordu. Ardından ya tutukluyor, ya da tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıyordu. Yürüttüğü soruşturmanın hedefinde,  Mustafa Kemal Atatürk düşüncesi, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türkiye’yi savunan en güçlü örgüt olan  TSK vardır. Mesleği Cumhuriyetin Savcısı olan bu zat, 1999 yılında hazırlıkları başlayan ama bir türlü başlamayan operasyonu, hazırladığı iddianame  ile başlatmıştır. O dönemlerde bu operasyonu, “dünyanın en büyük terör örgütü olan FTÖ”’yü kullanan ve merkezi ABD’de bulunan küresel güçler tarafından başlatıldığını  söylemiştim. Bugün Covid-19’da olduğu gibi, ne yazık ki o günlerde, bu gerçekleri de anlatmak çok zordu. Çünkü, istedikleri herhangi bir konuda çok hızlı ve yaygın  bir kamuoyu oluşturmak, birisini parlatmak ve karalamak bu güçler için en kolay işti. Özellikle 2008-2010  yılları arasında, Zekeriya Öz’e yapılan övgü ve o övgülerin sahiplerini yazsak onlarca sayfa tutar. O günlerde,  tüm TV kanallarında konuşulan  ve gazetelerde yazılanların başında hep Ergenekon’un dalgaları, tutuklular ve gözaltına alınanlar vardı. Türkiye’deki hukukçuların çoğu sorgusuz sualsiz Zekeriya Öz’ü alkışlıyordu. Bütün gözler onun üstüne çevriliyordu. Kendisi, anıtı dikilmesi gereken bir kahramandı.  

Türkiye’deki barolardan, siyasi parti liderlerinden, kanunsuzluğun merkezi olan Beşiktaş’da görevli  CMK’nın 250. Maddesi ile görevli, “Özel Yetkili Mahkeme” lerin T.C. Anayasası’na, İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırı olduğuna  ve kapatılması gerektiğine ilişkin destek istedim. Bırakın desteği, yazdıklarıma yanıt veren bile olmadı.  Tutuksuz yargılanmak üzere serbest kaldığım mahkemenin kapatılması ve davaları sonlandırması için dava açtım, açtığım davayı AİHM’e götürdüm yine olmadı.

Türkiye’de haklı olduğumu ilk söyleyen İstanbul Hukuk Fakültesi Ceza Hukuku ve Ceza Usul Hukuk Prof. Dr. Erdener Yurtcan, daha sonra da CHP Mersin Milletvekili İsa Gök oldu. O da konuyu o dönemde yeni seçilen Kemel Kılıçdaroğlu’na götürdüğünü, kongrede, “Özel Yetkili Mahkemeleri  kapatacaklarına” ilişkin konuşma yaptığını söyledi.

İŞÇİ PARTİSİ, ÖZEL YETKİLİ MAHKEMLERİN KAPATILMASINA DESTEK VERMEDİ

Ama en ilginci,  ısrarım sonucu İşçi Partisi’nin Merkez Yürütme Kurulu üyesi, Antalya il örgütünden Av. Bayram Atasoy’un, Özel Yetkili Mahkemelerin kapatılması  konusunda, İP’den istediğim destek teklifinin, parti organlarınca kabul edilmemesi oldu

Sonuçta Türkiye’de CMK’nın 250. Maddesi ile görevli mahkemeler, adil yargılanma, Anayasa, insan hakları ihlali gibi konulara aykırı olduğu için kapatıldı ve Ergenekon davası bitti. Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz’de 10 Ağustos 2015 tarihinde ne yazık ki ülkeden kaçtı.    

Şimdi sıra da DSÖ’nün Genel Başkanı Tedros Adhanom Ghebreyesus var. O da hukukçu denilen ama hukuku katleden Zekeriya Öz’ü kullanan güçlerin kontrolünde. Psikolojik Savaş’ın bütün ayrıntılarını kullanıyorlar. Yaptıkları iş ilk olarak  insanları korkutmak.

DSÖ’nün başkanı Tedros 12 Mart 2020 tarihinde olmayan sanal, “Covid-19”un varlığını salgın olarak ilan etti ve bütün dünyayı etkisine aldı. Zekeriya Öz’de olmayan Ergenekon örgüt soruşturmasını 2008 yılının Ocak ayında başlattı ve tüm Türkiye’yi yargılayacak güce ulaştı. Öyle ki, Ümraniye’de bulunan 27 el bombası ile silahlı Ergenekon Terör Örgüt’ü kurdu diye, emrinde savaş uçağı, tank, top ve ağır silahları olan ordu komutanlarını  tutukladı. Kocaman bu çelişkiyi kimse dikkate almadı. Buna, “algı kapatma” diyorlar.   

DÜNYA’DA EN TECRÜBELİ ÜLKE TÜRKİYE

İlk zamanlar, hatta yargılamanın devam ettiği yıllarda, Ergenekon projesini yürüten FGÖ ve onun yayın organları olduğu halde, arkasında da ABD’deki küresel güçler olduğu gerçeği kimseye inandırıcı gelmedi. Ama bugün de DSÖ’nün başkanı Tedros’un arkasındaki asıl patronun Bill Gates ile diğerleri olduğunu nerdeyse bilmeyen yok. Ama yine oynanan oyun fark edilmiyor.

Türkiye’nin şimdi o farkındalığı, tüm dünyaya yaşatması gerekiyor. Ergenekon kumpası ile dünyanın en ağır psikolojik savaşını yaşayan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, DSÖ’nün Covid-19 operasyonu konusunda, tarih tekerrür etmesin.  

Usul, yöntem, kullandıkları araçların hepsi aynı. Yalnızca birisinde insanlık için gerekli olan hukuk kullandı, diğerin de ise yine insan için olmazsa olamaz olan sağlık.

Nasıl ülkemizde gerçekleştirilmesi nerdeyse imkansız olan FETÖ operasyonunun üstesinden gelerek, büyük bir tehdidi bertaraf ettiysek, şimdi de DSÖ ve  olmayan, Covid-19’una karşı da aynı kararlıkla mücadele ederek ülkemizi koruyalım ve bütün dünyaya örnek olalım. Bu güç ve tecrübe yalnızca Türkiye’de var.  

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ata Sezgin 4 ay önce

ip nin özel yetkili mahkemelerin kapatılmasına destek vermemesi beni şaşırtmadı aksine destek verseydi şasırtırdı. Zira ip(vp) tarikatının şeyhi dp Zekeriya Öz'ün işbirlikcisidir. Siyasi şeyhin babası da geçmişinde özel mahkeme reisinin ve Menderes döneminde demokrat partiye biat etmeyenlere sözde ergenekon davasında fethoş örgütünün VATAN SEVERLERE yaptıklarını yapmıştır.
Kısaca siyadi şeyhin soyunda güç sahibi ile işbirliği ve emperyalizme uşaklık vardır.