Öne Çıkanlar ABD Megali İdea Aşık Veysel Özgür Özel Abdülkadir Aslantaş

Erdoğan Nasıl Kazandı?

Yazan Dr. Muzaffer YURTTAŞ

Türkiye kamuoyu yaklaşık iki aydır Cumhurbaşkanlığı seçimlerine odaklandı. İkinci turda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bir kez daha seçimi kazandı. Seçimin kazananları ve kaybedenleri olmasına rağmen Erdoğan “Hiç kimse kaybetmedi, seksen beş milyon kazandı” diyerek birlik ve beraberlik mesajı verdi. “Kimseye kırgın, kızgın, küskün, öfkeli değilim. Milli hedeflerimiz etrafında birleşme zamanıdır.” diye yeni bir sayfa açtığını duyurdu.

Tüm dünyayı sarsan bir pandemi, salgının sonucunda ortaya çıkan tedarik zincirlerindeki aksamalar, dünyada ve bunun yansıması olan ekonomide yaşanan sorunlar, ülkemizin çok büyük bir coğrafyasında meydana gelen asrın felaketi diye nitelenen deprem, yirmi yıldır iktidarda olmanın zorlukları göz önüne alındığında tüm bunların Erdoğan’ın aleyhinde olan faktörler olarak gösterilmesine rağmen, pek çok ülkenin dikkatle izlediği, stratejik önemdeki seçimden Recep Tayyip Erdoğan ve Cumhur İttifakı başarı ile çıktı. Dünya medyası seçimleri yakından takip etti. Seçime katılım oranları dünya ortalamalarının üstündeydi. Seçim güvenliği konusunda ülkemiz tam not aldı.

Sonuçlara baktığımızda Cumhurbaşkanı Erdoğan açık ara ve net bir skorla, itiraza imkan tanımayan bir sonuçla seçimi kazandı. Seçim sonuçları elbette çok değişik açılardan ele alınacaktır. Ben bu yazımda Erdoğan’ın nasıl kazandığını analiz etmeye çalışacağım. Peki Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı başarılı kılan etkenler nelerdi?

1)İttifakların Yapısı: Cumhur İttifakı Meral Akşener’in deyimi ile bir dava ittifakıydı. Millet İttifakı ise geçici bir proje ittifakıydı. “Söz konusu vatansa gerisi teferruattır” diye hareket eden Devlet Bahçeli ve diğer Cumhur ittifakı ortakları Erdoğan’dan ne bir bakanlık, ne bir başkan yardımcılığı istemedi. Milletvekili pazarlığı yapmadılar. Millet Ittifakı’nı oluşturan partilerin başkanları ise Kemal Kılıçdaroğlu’ndan cumhurbaşkanlığı yardımcılığı, bakanlık ve çok sayıda milletvekilliği pazarlığına oturdular. Cumhur İttifakı her zaman birlik mesajları verirken, Millet İttifakı her toplantı sonrası krizlerle boğuştu. Millet İttifakı ortaklarının parti sözcüleri Dorsay bulduğunda diğer ortaklarına laf sokmaya çalıştı. Bu durum ve kaos milletin gözünden kaçmadı. Seçim sonrası her an aralarında kriz çıkabileceği algısı oluştu. Alman Der Spiegel dergisi “Sonsuza kadar Erdoğan” başlığını atarak sonuçları tartışmasız olarak kabul etti.

2)Söz Verilen Projeler: Recep Tayyip Erdoğan yirmi yıldır iktidarda ve pek çok projeyi hayata geçirmenin avantajına sahipti. Kemal Kılıçdaroğlu ve ortaklarının parlamenter sisteme geçiş ve Erdoğan’ı yenmek dışında halkın aklında kalan bir vaat ve projesi yoktu. Erdoğan son bir ayda seçmen tarafından beklenen, hayal bile edilmeyen pek çok sorunun çözümünü gerçekleştirdi.

Milli ve yerli otomobil TOGG, TCG Anadolu Gemisi, SiHA ve İHA, Karadeniz Doğalgazı, Şehir Hastaneleri, Yüksek Hızlı Tren, Köprüler ve Otoyollar için muhalefetin “durduracağız, sorgulayacağız, hesap soracağız, yaptırmayacağız” gibi ifadeleri halkta karşılık bulmadı. “Doğruya doğru, yanlışa yanlış” diyemeyen bir muhalefet anlayışı ile hareket edilmesi Millet Ittifakı’nın halktan destek görememesi ile sonuçlandı.

Yıllarca AK Parti ve MHP kadrolarında görev yapan, yer alan ve sonrasında kopan siyaset temsilcilerinin sadece milletvekili olabilmek uğruna CHP listelerinde yer almaları asla tasvip edilmedi.

3 )Depremzedelerin Etkisi: Ülkemizin çok büyük bir coğrafyasını vuran asrın felaketi depremin ilk anından itibaren tüm bakanları ve bürokrasisi ile enkazda kalanları kurtarmak, yaraları sarmak için çalışan Erdoğan ve ekibi kısa sürede köy evlerini yapıp hak sahiplerine teslim etti. Vatandaş, “Evimi yaparsa Erdoğan yapar.” dedi. Bunları yaparken depremzedelerin oylarını nereye vereceği ile ilgilenmedi. Bölgede bulunan bakanlar olağanüstü çaba, gayret ve samimiyetle çalıştılar. Millet İttifakı ortakları deprem bölgesine geldiğinde sürekli eleştiri dışında hiç bir katkı sunmadı. Kendilerine oy vermeyen seçmenlere ağza alınmayacak hakaretler edilmesi depremzedelerde büyük bir hüzne neden oldu. Hükümet tarafından pek çok konut projesi ihalesi yapılarak temeller atıldı. Hatay Defne’de iki ayda 300 yataklı devlet hastanesi hizmete sunuldu. Millet ittifakının deprem bölgesindeki kışkırtmaları tutmadı.

4)Seçim Sonuçlarından Dersler: Girdiği her seçimde kazanmasına rağmen Erdoğan özeleştiri yaptı. “Halkın mesajını aldık, kendimizi yenileyerek yola devam edeceğiz” dedi. Yapılan hizmetleri, “ben yaptım” demedi, “biz yaptık” dedi. Parti içinde ve bakanlarda sürekli yenilik ve değişiklikler yaptı. Oy alamadığı yerlerde kaybetmenin nedenini kendinde ve ekibinde aradı. Yapılanları yeterli görmedi. Hep kendine ve partisine yeni hedefler koydu. 2023, 2053 ve hatta 2053 yıllarını hedef gösterdi. Yaptıklarımız yeterli demedi. “Daha yapacağımız çok işler var” dedi. Kemal Kılıçdaroğlu ve ittifak ortakları ise sürekli kendilerine oy vermeyen seçmeni ve rakiplerini suçlayan beyanlar verdiler. İçinden yenilenmeyi başaramayanlar dışarıdan eskimeye mahkumdurlar.

Millet İttifakı taraftarlarının bazı akıl almaz paylaşımları, vatandaşlar tarafından “iyi ki seçilmediler” tepkisine neden oldu. Sosyal medya hesaplarından George Orwell’in “Rüşvetçi politikacıları, düzenbazları, hısızları ve hainleri seçen halk kurban değil, suç ortağıdır!" sözünü paylaştılar. Sunucu Fatih Portakal, YouTube hesabında yaptığı paylaşımda Cumhurbaşkanı Erdoğan'a oy veren seçmeni hedef alarak " Ben bunlara kör cahil diyorum" ifadelerini kullandı. Erdoğan’a oy veren seçmene hakaret eden ve köle yerine koyan “Yalnızca köleler efendisinin sarayı ve servetiyle gurur duyar. Düşünceden, sorgulamadan yoksun her insan, zincirsiz köledir" paylaşımları yaptılar. Bir gün yine seçmenin huzuruna çıkacağını unutup, dün helalleşme diyen parti kurmaylarının aksine, kendilerinin nerede yanlış yaptıklarını analiz etmeleri gerekirken seçmeni suçlu bulan bir anlayışın bundan sonra da başarılı olma şansı yok denecek kadar azdır.

5)Seçim Stratejileri: Cumhurbaşkanı Erdoğan tüm bakanlarını illerden milletvekili adayı yaptı. Bu büyük bir hamleydi. Bakanlar aday oldukları yerlerde bir lokomotif görevi ifa ettiler. Mitingler, açılışlar, ziyaretler göz doldurdu. Kemal Kılıçdaroğlu ve Millet İttifakı ortakları ise seçim pastasında pay kapma yarışına girdiler. CHP teşkilatlarında yıllardır canla başla çalışan aday adayları yerine % 1’lik oyu bile olmayan partilerin temsilcileri aday gösterilince teşkilatlarda kırgınlık ve dargınlıklar gün yüzüne vurulmasa da gizli küskünler oluşturdu. Geçmişte ne söylemi ne de eylemi uyuşmayan adaylar aynı listelerde çalışmak zorunda kaldılar.

6)Seçmenin İttifaklara Ve Adaylara Bakışı: Cumhur İttifakı adayı Recep Tayyip Erdoğan aylar öncesinde aday gösterildi. Millet İttifakı adayı Kemal Kılıçdaroğlu büyük tartışmalardan sonra zoraki başkan adayı gösterildi. Erdoğan için “Allahım benim ömrümden al, Erdoğan’a ver” diye yola çıkan sevdalılara karşın Millet İttifakını oluşturan partilerin pek çoğunun seçmeni istemeye istemeye sandığa gitti. Ortaya konulan adaya oy vermeye zorlandı. Bir tarafta siyaseti bir dava olarak gören seçmen, diğer tarafta gönülsüz oy vermeye zorlanan derleme bir topluluk vardı.

Bakanlık bekleyerek milletvekili adayı olmayan CHP kurmayları, partilerin genel başkanları ilk turda seçimi kaybedince ikinci turda hayal kırıklığı ile seçime gittiler. Şimdi tüm Millet İttifakı genel başkanları mecliste söz alamayacaklar. Bu liderle milletvekili olamayarak büyük bir mevzi kaybına uğradılar. Tüm bunlar ikinci tura giderken muhalefetin motivasyonunu düşürdü.

7)Meclis Çoğunluğu Faktörü: 14 Mayıs seçimlerinde Millet İttifakı ortaklarının tüm çabalara rağmen mecliste çoğunluğu elde eden Cumhur İttifakı adayı Recep Tayyip Erdoğan %5 lik ve 2,5 milyona yakın bir farkla ve motivasyonla ikinci tura yürüdü. Millet İttifakı’ndaki moral ve motivasyon düşüklüğü gözden kaçmadı.

8)İttifakın Gizli Ortakları: HDP yetkililerinin açıkça Kemal Kılıçdaroğlu’na destek vereceklerini beyan etmeleri, terör örgütü elebaşı ve hükümlülere af talepleri, ülkedeki terör eylemlerinde binlerce şehit veren halkımızın dikkatini çekti. Yeşil Sol Parti Ağrı Milletvekili adayı Sırrı Sakık, partisinin Ağrı mitinginde terörden tutuklu olanlara özgürlük vaat ederek, "Biz genel af istiyoruz. Selahattin özgürleşecek, Gülten özgürleşecek, Ayla özgürleşecek, Figen özgürleşecek" dedi. Tüm bu açıklamalar terör ile arasına engel koymayan HDP üst düzey yöneticilerinin beyanları halkta büyük tedirginlik oluşturdu. Ülkenin doğusunda güneydoğusunda terörden arındırılmış bölgelerde tarım ve hayvancılığın yeniden başlamasını, petrol ve diğer madenlerin serbestçe yeryüzüne çıkartılmaya başlanmasını gören ve bu ortamın devam etmesini isteyen vatandaş Millet İttifakı adayı Kemal Kılıçdaroğlu ile arasına mesafe koymayı tercih etti. “Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim” sözü etkili oldu.

Sinan Oğan’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a açıkça destek vermesi, Türkiye aleyhinde pek çok olaya mihrak teşkil eden İngiliz ve Fransız gazetelerin Kılıçdaroğlu’na destek vermesi, FETÖ ve yandaşlarının Kılıçdaroğlu için canhıraş çalışmaları ve dönüş biletleri yayınlamaları, bir önceki seçimlerde CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı olan Muharrem İnce ve arkadaşlarının büyük baskı ve dışlamaya tabii tutulmaları, Ümit Özdağ’ın kapalı kapılar ardında bakanlık pazarlıklarının gün yüzüne çıkması, ilk turda geride olmalarına rağmen gece yarısı birlikte televizyona çıkıp seçmenin gözünün içine baka baka yalan söylemekten çekinmeyen belediye başkanlarının oluşturduğu güvensizlik sorunu, seçimi kaybettiğini gören Kılıçdaroğlu’nun seçimi kazanmak için kendi seçmenini bile hiçe sayarak beyan ve söylemlerde bulunması, gerçeklerden uzak açıklamalar yapan kamuoyu araştırma şirketlerinin sözleri, Kılıçdaroğlu’un masaya sertçe vurarak “bur-da-yım” şeklinde kızgınlığını dışarı vurması ve benzeri pek çok etken üst üste gelerek sonuçta Recep Tayyip Erdoğan’ın kazanmasına neden oldu.

Partili cumhurbaşkanlığına karşı olan Kemal Kılıçdaroğlu, seçimi kazanacağından emin olmadığı için daha önce cumhurbaşkanı adaylarının parti genel başkanlığından istifa etmesi gerektiğini savunurken, kendisi istifa etmedi. Çünkü kazanacağından emin olmadığı için CHP’yi bırakmadı. Bu ince ayrıntı milletin gözünden kaçmadı.

Seçim sonuçları sadece Erdoğan’ın başarısı ve Kılıçdaroğlu’nun yenilgisi olarak kalmayacaktır. Siyasette taşlar yerinden oynayacağa benziyor. Kongre ve kurultaylar, seçim yenilgisinin kime fatura edileceği arayışları muhalefetin gündemini daha uzun süre işgal edecektir. Seçimler nedeniyle susan parti içi muhalefet bu partilerde baş kaldıracaktır. Altılı masada geçmişte konuşulanlar, kavgalar, pazarlıklar gün gelecek ortalığa saçılacaktır. “Ben demiştim” “Sen destek vermedin” “Köylü köyüne, evli evine” “Bizim sayemizde vekil oldunuz” “Bizim seçmen olmasa vekilliği rüyanızda görürdünüz”şeklindeki açıklamaları yakın zamanda son dakika haberi olarak okuyacağımız günler uzak değildir. Sabah ola hayrola! Gün ola harman ola!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.