Öne Çıkanlar DSÖ Şehzadeler Belediyemiz Elektrokmanyatik aŞI İznik

KATİLLER BELLİ

Yazan Mustafa DÖNMEZ

Din ve Paranın yeşili yeni dünya düzenine geçişte en etkili iki yöntem. Özgürlük, Demokrasi ve Barış sözcükleri sömürücü ülkelerin ağızlarından düşürmediği, yerli halkların belleğini yok etmede kullanılan bir araç. Dünya’da ne kadar radikal dinci yapılanma varsa arkasında CIA, MI6 ve MOSSAD ilişkisi görülür. Kaos ve terörden, ekonomik bunalımlardan beslenirler.

Rockefeller’in BM iş konseyi toplantısında kayıtlara geçen ilginç bir cümlesi vardır; ‘Küresel bir değişimin eşiğindeyiz. Beklediğimiz şey, tam zamanında gelecek büyük bir bunalımdır. Uluslar, yeni dünya düzenini o zaman kabul edeceklerdir’

Uluslararası teşebbüsün dünyası, hükümetleri aşıyor. Yaklaşık 70 yıldır kandırılan yoksul kitlelerin, neo-liberalizmin payandası merkez sağa ve merkez sola inancı kalmadı.

Borsa ve Döviz sadece bizim gibi yoksul ülkelerde kumar niyetine oynanmaya devam ediyor.

Türkiye’de siyasal rant kapıları olmuş partilere bakıldığında, bencilliğin yerine dürüstlük, onur, merhamet, yardımseverlik, dayanışma göremiyorsunuz. Menfaatçi, asalak bir grup etraflarını adeta örümcek ağı gibi sarmış. Özelleştirme adı altında kamu kaynakları hiç pahasına satıldı. Tam da küresel sermayenin istediği şekilde. Oysa yalanın saltanatını iyi tanımak için ABD, İngiltere, Almanya, Fransa gibi ülkelerin korumacılık, sübvansiyonlar, kamu yatırımları gibi gelişmekte olan ülkelere önermedikleri iktisat yoluyla ekonomilerini büyüttüklerini görülebilir.

CHABAD ÖRGÜTÜNE YARGI İŞLEMEZ

‘Her türlü Milliyetçiliği ayaklar altında ezmeliyiz’ diyalektiği, küresel sermayeyi yeni dünya düzeninde dayatan Rothschild, Rockefeller ailelerinin başını çektiği sermaye imparatorlarının politikalarıdır. Ulus devletlerin varlığını istemezler. Onu amaçlarının önünde en büyük engel görürler. Ekonomik güçleri akıl ve mantık sınırlarını zorlayacak şekilde her geçen gün artmaktadır.

Dünyayı yöneten 13 ailenin hiçbir ferdi işlediği suçlardan kolay kolay yargılanamaz. Şimdiye kadarda ceza alan görülmemiştir. Kullandıkları siyasiler, gizli istihbarat örgüt elemanları ceza alırlar ancak bunlara dokunulamaz. Bu aileler gizli örgütlerin organik temsilcileridir. Örnek CIA ajanlarının çoğunun karıştığı Watergate hırsızlığının üzerini örtmeye çalışan, sürekli medyaya sayısız yalan söyleyen Adalet Bakanı John Michell halkın tepkisi üzerine yargılandı ve ceza aldı.

MİT gibi CIA’nın kuruluş yasası da örgütün ülke içindeki operasyonlara katılmasını engeller. Hırsızlık ve rüşvet skandalları, gizli devlet örgütlenmelerinin açmazıdır. Pisliğe batan elemanlar karşı istihbaratların zayıf halka oldukları gerekçesiyle kullandıkları elemanlardır. Her türlü istismarlara açıktırlar. Amerika’da patlak veren kirli ilişkilerde CIA elemanları ve Adalet Bakanı hüküm giydi. Ancak işi organize eden CHABAD gizli yapılanmasına dokunulamadı.

SAVAŞ VE TERÖRİZM BAHANEDİR

Uluslararası terörizm diye bir şey yoktur. Hakimiyet ve kontrol amacıyla tüm dünyaya yayılmış kuvvetlerin gerçek amacını örtmek, insanları görünmeyen bir düşmana karşı belirsiz hedefler için savaşmaya ikna etmek vardır.

Temel uluslararası kuralları yok etmek ve saldırganlık, devlet terörü ve diktatörlük ya da ulusal kurtuluş hareketleri gibi kavramların yerini değiştirmek vardır. Bugün bu cümlelerin anlamını kavramak için CHABAD yönetiminde kararlar alan İsrail’e bakılması yeterlidir. Tüm uluslararası kuruluşlar ve içinde Amerika’nın olduğu tüm BATI, Gazze’de ateşkesi konuşuyorken yardım konvoylarını ve yardım taşıyan lojistik personel tüm dünyanın gözü önünde İsrail tarafından vuruldu. Dünya çaresiz dar bir alana sıkışmış insanların katledilmesini izliyor. İsrail’i açıktan destekleyen ülkeler bile sınır tanımayan vahşete cevap veremediler. Şu an en büyük karşı direnişin, Müslüman ülkelerden değil İsrail’in içinden geldiğini görmek konunun yakıcılığını daha da artırıyor.

Küresel sistem, insanların haksızlıklara karşı meşru savunma hakkını ve karşılık vermesini, yabancı istihbarat servis faaliyetlerini reddetme haklarını ellerinden almıştır. Dikkat edilirse insanların örgütlenmesi önünde bürokratik birçok engel vardır. Buna karşın adeta teröre davetiye çıkaran şer örgütlenmelere verilen destekler herkesin gözü önünde yapılmaktadır. Halkın örgütlenmesi sadece ‘kanarya sevenler derneği’ adı altında olabiliyor. Oysa hangi direniş örgütsüz yapılabilir?

Teröre karşı savaş bahane edilerek iktisadi sorunları sert askeri tedbirlerle çözmek yaygınlaşmıştır.

Türkiye ve Ortadoğu ülkelerinde her türlü elektronik izleme, elektromanyetik izleme, televizyon ve infared izleme yapılabilmektedir. Telefonlar insanların gönüllü mahremlerini açtığı üstelik görsel ve duyusal kayıtlar oluşturduğu alanlardır.

NATO’nun olduğu gibi Rusya’nın da yapısı çok gizli GRU casus uyduları, uçakları, gemileri, denizaltıları ve diğer teknik donatımları ile eksiksiz bir altyapıya sahiptir. Yapısı çok gizli olan GRU’da 12 ana birim ve 9 alt birim olduğu bilinmektedir. Yasalar gereği Savunma bakanı ve Genelkurmay Başkanı, Sivil siyasi yetkililer doğrudan GRU istihbarat bilgilerine ulaşamazlar. Bu grup Rus ordusunun çelik çekirdeğini oluşturur. İngiltere veya Fransa farklı mıdır? Değildir. Hatta 2. Paylaşım savaşı sonrası işgal edilerek direk küresel sistemin parçası haline getirilen Almanya ve Japonya’da bile durum aynıdır. Peki Türkiye?

Türkiye’de halkını öncelleyen derin bir devlet yapısı olsa idi. Türk Milletinin çelik zırhı, savaş yeteneği yüksek, yetişmiş subaylarına yani TSK’yı operasyon yapılabilir miydi? Tam bağımsızlık yanlısı aydınlar ve bilim insanlarına kıyılabilir miydi? Küresel sistemin hizmet eri, FETÖ ile kim mücadele etmiş ise başına olmadık işler gelmiştir. Bugün değişen bir şey var mıdır?

MİLLİ GÜVENLİK SİYASET BELGESİ

İktidarsızlık, ne tarihe yön verebiliyor. Ne de tarihin yönünü izleyebiliyor? Küresel sistemden ayrı yönetsel bir erki olmayan ülke sadece olanları izlemekle yetinir. Bugün Türkiye’de her 5 yılda bir güncellenen ve dayanağını Anayasamızın 118 maddesinden alan Milli Güvenlik Siyaset Belgesi tartışılıyor. Güya çok gizli. Her nasılsa, dışarı sızdırılabiliyor.

FETÖ’nün siyasi ayağı ve istihbaratı tamamen çökertilmeden ve liyakate devletin her kademesinde önem verilmeye başlanmadan bu işler görsel medyanın magazin tartışma konularından öteye geçmeyecek düşüncesindeyim. Ergenekon ve türevi davalarını kurgulayan ve TSK’nin milli kanadını yok etmeyi planlayan CIA, FETÖ’nü kullanırken ‘Gladyo Türkiye’den tasfiye ediliyor’ yalanını bayrak yapmıştı. Bu kumpası hazırlayan CIA, içerideki işbirlikçileri kullandı. O işbirlikçiler hala devletten temizlenemedi. O günde Milli Güvenlik Siyaset Belgesi vardı. Kurulan tuzağı fark etmedikleri gibi içlerine girmiş FETÖ yapılanmasının işlerini kolaylaştırdılar. CHABAD’ın emrindeki NATO’nun içinde kalarak milli güvenlik siyaset belgesini hazırlanması uyarlama olur. Ergenekon kumpasında ortaya saçılan belgenin ismi, ‘Devletin Yeniden Yapılandırılması’ gizli ibareli plan unutuldu galiba…

NECİP HABLEMİTOĞLU’NUN KATİLLERİ BELLİDİR

Dün Ankara 28. Ağır Cezada Necip Hablemitoğlu cinayeti davası görüldü. Dava da isimleri geçen Abdurrahman Şimşek ve Zihni Çakır. Bu iki isimin geçmişte yazdıklarına ve faaliyetlerine bakmak aslında her şeyi özetliyor. Ne ilginçtir ki Necip Hablemitoğlu’nun katledilmesinden hemen sonra irtibatlı olduğu tüm yakın arkadaşları Ergenekon kumpasında Silivri cezaevine alındı. Bu görüş ve iddiamı hiçbir yerde okuyamazsınız oysa olguya dayalı yalın bir gerçektir. Küresel sistemin Türkiye ayağı Gladyo faaliyetlerine kesintisiz devam etmekte olduğunu değerlendiriyorum.

Türkiye’de Ergenekon kumpası dalgaları sürerken, ABD’nin ikinci adamı Dick Cheney’in Türkiye ziyaretinin bu operasyonla ne derece ilintili olduğunu irdelemek gerekir. 21 Mayıs 2009 tarihinde, eşinin yönetiminde görev yaptığı ve İsrail Lobisi'nin ABD'deki en aktif kuruluşlarından olan Neo-Con düşünce odaklı Amerikan Girişimcilik Enstitüsü'nde (AEI, American Enterprise Institute) yaptığı konuşmada Irak ve Afganistan savaşlarının İsrail'in güvenliği için hayati olduğunu iddia etmiş ve Guantanamo hapishanesinin yeni dünya düzeninde gerekli olduğunu belirtmişti. Dick Cheney CHABAD’ın en kritik elemanıdır. TSK operasyon yapılırken kumpası olumlaması unutulmadı. Dick Cheney ve eşi için hayatta en önemli konu, tek dünya devleti projesinin doktrini Siyonizm’dir. Ergenekon ve türevi davalarında Türk Milletine yapılan operasyonlar devam ediyor. Anlaşılan Özel Kuvvetler Komutanlığına yani TSK’lerine yeni operasyonlar yapılacak. TSK’ya operasyon üzerine operasyon yapılıyor. Oysa ÖKK kurulduğundan itibaren özellikle kolordu seviyesine çıkarılmasından sonra direk CHABAD’ın radarına ve hedefine girdi. Türk Milleti savunmasız bırakılmaya çalışılıyor.

Sömürge soygununda kılıç ve haç sürekli, CHABAD planında yan yana, omuz omuza yürümektedir. Küresel savaşlar yalan söyleyerek başlar ve devam eder. Vatikan, Washington ve Tel Aviv birlikte hareket ediyorlar.

Büyük Türk Milleti, kuruluş felsefesini gözden geçirmeli ve bugün nerede olduğumuz incelenmeli, irdelenmelidir. Yeni oluşan sorunları çözme ve çıkacak fırsatlardan yararlanacak hızlı hareket kabiliyetine sahip yapılar kurulmalıdır. Milli Güvenlik Siyaset Belgesi küresel sistemin boyunduruğundan çıkacak önlemleri almalıdır. Küresel sistemlere entegre olarak Milli Güvenlik Siyaset Belgesi hazırlanmasının gerçekliği mümkün görünmüyor.

TÜRKİYE’NİN TÜRK KİMLİĞİ DEĞİŞTİRİLİYOR

Vatan toprağının her karışında Türklerin akıttığı kan ve büyük fedakârlık vardır. Kendi ülkesini savunmayarak ülkemize gelen göçmenler ülkelerine gönderilmelidir. Ulusların düşüşünde en büyük etkenin dışarıdan gelen göç olduğu hatırlanmalıdır. 2021’de nüfus artış hızımız 1.3 iken 2022’de 0.7’e düşmüş durumda. Nüfusun kendisini yenileyebilmesi için minimum oran 2.13 olması gerekiyor. 2040 yılında bugünkü 5.4 doğum hızıyla Suriyeli göçmenlerin Türkiye’deki nüfusu 21 milyonu geçecektir. Irak ve Afgan göçmenleriyle bu rakam daha çok artacak ve nüfus demografimiz değişecektir şaka gibi.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hülya 2 hafta önce

Birikim ve aydınlanma. Yazılarınız zihin açıyor teşekkürler bu