Öne Çıkanlar WHO Müge ALİEFENDİOĞLU Güler Sabancı DSÖ Derviş Nikola

“KORKUDAN KURTULMALIYIZ”

Yazan Muammer KARABULUT

Dünya gündemi, korku pandemisi olan Covid-19  ve etrafında dönen her türden kirletilmiş bilgilerden oluşuyor.

Konuyla ilgili bir bilim insanın ifadesine göre var edilen korkunun nedeni, 5G teknolojilerinin ilk etapta  7 trilyon dolar tutarında bir ekonomi yaratacak olması. Bunun dünya piyasalarına sağlayacağı katma değerin ise 70 trilyon dolar olacağı tahmin ediliyor.

Bu ekonomik rantın merkezi ise Çin olup, 7 trilyon dolar Çin Komünist Partisi’nin yönetiminde başta Huawei olmak üzere şirketler aracılığı ile dünyaya dağıtılacaktır.

Ama bu kadar büyük bir rantın önünde çok büyük bir engel var. O da tartışmasız insan sağlığıdır.

2G, 3G ve 4G’de elde edilen  deneyimler ve gözlemler sonucunda bir kısım bilim insanları 5G teknolojilerinin, çevremizde bulunan mikrodalga ve milimetrik dalga radyasyonlarının aşırı derecede artıracağını ileri sürmektedir. Bunun sonucunda da vücudumuzun aldığı elektromanyetik radyasyonlar, hücre büyümesine yol açacak ve organlara da etki ederek kanserlerin artmasına neden olacaktır. En önemlisi ise bağışıklık sistemi, kalp ve dolaşım sistemi üzerindeki etkileri olacaktır.

Burada en çok konuştuğumuz ise bağışıklık sistemidir. Çünkü gündemimizde olan mevsimsel griplerin ve diğer bir çok hastalıkların nedeni de açıkça bağışıklık sistemimizin zayıflamasından kaynaklanmakta. Bağışıklık sisteminin çökmesi sonucu ortaya çıkan hastalık belirtileri ise vücudun her yerinde kendisini gösterecek ve  gözlenecektir.

Dünya’dan gizlenen de bağışıklık sistemimizin zayıflamasına neden olacak olan 5G teknolojileridir. Şu anda bizlere yaşatılan korkunun nedeni ve gizlenen sır da budur.  Karşımızda projesi tamamlanmış, kısmen üretilmiş ve dünya geneline yayılmak üzere üretim bandında bekleyen  7 trilyon dolar tutarında girdi sağlayacak bir ekonomi var. Şimdi Türkiye’nin bugünlerde 10 milyar dolara ihtiyacı olduğunu düşünerek, bu 7 trilyon ve 70 trilyon dolar yan yana koyarak düşünmemiz gerekiyor.    

Ama bu teknolojiyi yaratanların gelecekte çok net olarak gördükleri,  5G teknolojilerinin dünyada yaygın olarak kullanılması sonucu bağışıklık sistemimizin çökecek olmasıdır.  İşte o zaman yüz milyonlarca insan, yeni adlar verilecek olan yüzlerce virüs ile ölecektir. Bu tehlike çok iyi biliniyor. Ve DSÖ aracılığı ile 2015 yılından itibaren (Türkiye’de dahil mevsimsel grip ki tamamen bağışıklık sistemimizle ilgili olup) dünya genelinde veri toplamaya başladılar. Bugün her akşam Türkiye’de izlediğimiz günlük verilerin çok daha fazlasını,  www.grip.gov.tr de görebilirsiniz.  Tabii ki bu durumu, ileri ekonomileri olan ülkelerin  hükümetleri bilmekte. Fakat küresel güçlerin kudretini bildikleri için çaresizlik içinde sürecin tamamlanmasını beklemekteler.    

Eğer dünya sistemini değiştirecek olanlar, bağışıklık sistemimizi koruyacak bir aşı veya ilaç bulamazlarsa 5G Teknolojilerini de hayata geçiremeyecekler. Bu konuda sorumlulukta Bill Gates ve DSÖ’de bulunuyor. İki gün önce Bill Gates,  ABD’de korona virüsle mücadelenin en yetkili isminin, (üstelik Trump’un istenmediği)  Dr. Anthony Fauci ile iletişim halinde olduğunu açıkça söylemiştir. Sonra da yıl sonunda veya 2021 yılının başında bir aşını bulunabileceğini dile getirdi. Aynı açıklamada Gates, “aşının hastalığın yayılmasını engellemeyi garanti edemeyeceğini” de aktarmıştır.

Küresel güçlerin bu bağlamdaki açıklarını, çelişkilerini ve çaresizliklerini gösterecek iki habere bakalım. Birincisi Çin'in telekomünikasyon şirketi Huawei’nin İngiltere'de 1 milyar sterlinlik (1.24 milyar dolar) yatırım yapması için izin çıkması. İkincisi, uluslararası koalisyonun 4 milyar doz aşıyı üretecek ve dağıtacak şirketleri belirlemesidir.

Bu haberde;

1- Çin’li Huawei şirketi 5G konusunda yatırımı dünyayı idare eden güçlerden biri olan İngiltere’de yapıyor!

- İngiltere büyük referans ve Çin’in arkasında İngiltere de var.

2- Hastalığın yayılmasına engel olmayacak bir aşı bulundu. Ve dağıtımı yapılacak.

  • Ama 5G’nin insan sağlığı üzerindeki etkisi sürekli olacak!.. 1.2.3. dalga  ve sonsuza dek devam edecek…

Küresel güçler bugün bu tatbikatta, İsveç’te chiplenen  3 bin kişiyi değil,  chip bile takmaya gerek olmayan 1 milyar 400 milyon nüfusu olan Çin’i kullanıyorlar. Bugün İsveç’de 5G karşıtları vardır. Ama Çin’de 5G karşıtı bir kişi bulamazsınız!..

2020 yılının ilk aylarından itibaren sürdürdükleri bu operasyonu ise korku ile yönetmekteler. Eğer korkumuzu yenmeyi başarırsak bunlar hiçbir şey yapamazlar. 

Korku ile yaşamak ve yalan ile yaşamanın  neredeyse eş anlamlı olduğunu yaşayarak öğrendim. Yaşamın her dönemecinde, karşımıza çıkartılan korku ile bizlere boyun eğdirmek ve  kontrol etmek istiyorlar. O korkudan kurtulmanın tek yolu ise korkunun üzerine gidilmesidir.

  • Covid-19’un sırrı da bundan ibarettir.

Not: Aşağıdaki makale http://politeknik.org.tr/elektromanyetik-radyasyonlar-ve-elektromanyetik-alanlar-ile-ilgili-tanimlar-sagliga-olumsuz-etkileri-profdrhhilmi-sabuncu/  sitesinden 31/07/2019 tarihinde yayınlanmıştır. İlgili yazı da 5G teknolojilerinden ve hiçbir verisinden bahsedilmeden yazıldığı için dikkatinize sunuyorum. Böylelikle nasıl bir felaket ile karşı karşıya kaldığımızı daha iyi anlayalım.

Hazırlayan: Prof. Dr. H.Hilmi Sabuncu İstanbul Tıp Fakültesi, İş Sağlığı Bilim Dalı Başkanı. MESKA (Meslek hastalıkları ve İş kazaları araştırma,önleme) Vakfı Başkanı

ELEKTROMANYETİK RADYASYONLAR VE ELEKTROMANYETİK ALANLAR İLE İLGİLİ TANIMLAR – SAĞLIĞA OLUMSUZ ETKİLERİ

– PROF.DR.H.HİLMİ SABUNCU

Tanımlar:
Elektromanyetik Radyasyonlar (EMR), dalga özellikli radyasyonlar olarak tanımlanır. Elektromanyetik Radyasyonlar (EMR) boşlukta yayılma özelliğine sahiptir. Bu tür dalgalar, Dalga boyları ve frekansları ile belirlenir. Tüm elektromanyetik dalgalar, boşlukta aynı hızla yayılır. Bu hız ışık hızına eşit olup saniyede 300,000 km’dir. Böylece bu dalgaların hızı ile frekans ve dalga boyu arasındaki ilişki : Işık Hızı (3x 10 10 cm/sn)= Frekans (1/sn) x Dalga Boyu (cm)

Dalga boyu son derece küçüldüğünde EMR, madde ile karşılaştığında, dalga olmaktan çok, bir enerji kümesi gibi davranır. Bu enerji kümelerine “kuantum” veya “foton” denir. Bu tipteki EMR’ler, X ve gamma ışınlarıdır. Enerjileri çok yükselen bu ışınlar moleküllere çarptığında onları iyonlaştırarak, molekül yapısını,yani yaşamsal fonksiyonlarını bozar ve böylece olumsuz biyokimyasal tepkimeler sonucunda kanser oluşumunu kolaylaştırır. Yapılan çalışmalarda X ve gamma ışınlarına maruz kalan insanlarda, kanserlerin oluşumu (relatif risk) artmıştır. Bu nedenle bu ışınlar, “İyonlaştırıcı Elektro Manyetik Radyasyon” şeklinde ifade edilir.

Bir diğer Elektromanyetik Radyasyon (EMR) grubu ise, konumuz olan İyonlaştırmayan Elektromanyetik Radyasyonlar (EMR) grubudur. Bu gruba giren Dalga özellikli EMR’ler, az enerjiliden yüksek enerjiliye doğru, Radyo dalgaları, Mikro dalgalar, İnfrared radyasyon, görünür ışınlar ve laser ışınları, Ultraviyole ışınları olmak üzere sıralanırlar. Dalga boyu olarak, insan vücut kalınlığı içine düşen mikro dalgalar ve altındaki ışınların (İnfrared radyasyon, görünür ışınlar ve laser ışınları, Ultraviyole ışınları) insan vücuduna verdiği zararlar yapılan araştırmalarla kanıtlanmıştır. Mikro dalgaların pişirme özelliği, İnfrared ışınlarının göz merceğine, Görünür ışınların göz dibine, ultraviyole ışınlarının deriye verdiği zararlar artık kesinlikle bilinmektedir.

Bu gün üzerinde tartışılan konu, Radyo dalgalarının yarattığı zararlardır. Cep telefonlarının kullanım frekanslarının yükseltilmesi ve Dalga uzunluklarının (yaklaşık 15 cm), mikro dalga özelliği göstermesi, halkın bu tipteki radyasyonlar hakkında yeterli bilgiye sahip olmaması rahatsızlıklar oluşturmuş; ülkemizde, cep telefonu pazarlayan şirket sayısının artması, çevrede kurulan baz istasyonlarının sayısındaki artışlar ve düzensiz olarak her yere konuşlandırılması, denetimsizlik, bu tedirginliği giderek daha da arttırmıştır.

Cep telefonlarının ve baz istasyonlarının yaydığı radyasyonun insan dokularında oluşturduğu zararları, ısı etkisini, ifade etmek üzere ilgili kuruluşlar tarafından, “SAR (Spesifik soğurma hızı) değeri” kavramı ortaya atılmış ve yine aynı kuruluşlar tarafından standartlar belirtilmiştir. Temel standart olarak “ortalama insan vücut sıcaklığını 1oC arttıran EM enerji yutulmasının zararlı olduğu” kabul edilmiştir. Bu standarda göre kilogram başına dokuların yutabileceği maksimum güç 4 Watt olarak saptanmıştır. Fakat bu değer çalışan insanlar için 0,4 W/kg SAR, genel halk için 0,08 W/kg SAR değerine yani güvenlik sınırlarına çekilmiştir. Genel halk için standartların daha aşağıya çekilmesi, halk içerisinde yaşlıların, çocukların, hastaların ve diğer risk gruplarının bulunması nedeni iledir.

Diğer taraftan alternatif akımla çalışan bütün cihazların civarında veya üzerinden alternatif akım geçen yüksek gerilim hatlarının etrafında bir Elektromanyetik alan oluşmaktadır. Yapılan deneysel çalışmalar, EM alana maruz kalan deney hayvanlarında her türlü olumsuz etkiyi belirlemiştir. Ayrıca EM alana maruz kalan meslek grupları üzerine yapılan epidemiyolojik çalışmalar, bu gruplarda Lösemi ve beyin kanseri ölümlerinin normal halktan anlamlı biçimde yüksek olduğunu göstermiştir. Burada ifade edilen manyetik alanlar, 50.000 Volt üzerinde alternatif akım taşıyan havai hatlar veya indirme merkezlerinde yapılan çalışmalardır. Daha düşük seviyeli etkilenmeler, örneğin saç kurutma makinesi veya cep telefonları EM alanının etkileri gibi, henüz epidemiyolojik araştırmalarla kesin olarak kanıtlanmamıştır.

Fakat bu durum, uzun seneler bekleyip, risk gruplarının farklılıklarını belirlememizi gerektirmez. Deneysel olarak (hayvan deneylerinde) kanıtlanan etkileri nedeniyle bu tür Elektromanyetik alanlardan kendimizi mutlaka korumalıyız. Bu alanlar daha önceleri yok muydu? Tabii ki vardı. Fakat taşınabilir cihazlar ile (örneğin cep telefonları, Walkman ve note book bilgisayarlar gibi) bu alanlar, hem insan vücuduna çok yaklaştı, hem de taşınabilir olması dolayısıyla hayati haberleşme yapan araçlara veya merkezlere bilinçsiz olarak sokularak akut zararlara, kazalara neden oldu.
İnsanın temel yaşam felsefesi, yaşam süresini arttırabilmek için kendisine zarar veren her türlü zararlı etkenden (Fiziksel, kimyasal, biyolojik) uzak durmasıdır. Gen’ lerimiz üzerine çalışan bilim adamlarının ifadesinde DNA’ nın ölümsüz olduğu belirtilmektedir. DNA’ nın bu gün ölümlü olması, maruz kaldığı zararlı etkenler dolayısıyladır.

O halde Elektromanyetik ışınlar ve alanların, güncel olarak cep telefonları, baz istasyonları ve elektrikli cihazların sağlığımıza getirdiği riskleri de belirterek, bu etkiler karşısında yapmamız gerekenleri somut önerilerle sıralayıp, makalemizi daha yararlı bir hale getirelim:

1- Elektromanyetik Radyasyonların (Radyo frekansları, Mikro dalgalar, İnfrared, görünür ve Ultraviyole ışınlarının, yani genel olarak iyonize etmeyen radyasyonun) ve bu ışınları kullanan veya yayınlayan cihazların etrafa yaydığı Elektromanyetik alanın, biyolojik sistemler ve insan sağlığı üzerine olumsuz etkileri, yapılan çok sayıda deneysel çalışmayla kanıtlanmıştır.

Cep telefonları ve baz istasyonları gibi EM Radyasyon ve EM alan oluşturan cihazların etkilerinin toplum sağlığı açısından çok ciddi sağlık riskleri oluşturabileceğini; bu olumsuzlukların ortaya konmasının uzun yıllar alabileceğini, bu durumun bu gün önlem alınmamasının bir nedeni olmaması gerektiğini önemle ifade etmeliyiz. Ayrıca İnsanlarda, bu fiziksel etkilenmeler yanında, konu ile ilgili bilgi noksanlığına bağlı rahatsızlıkların oluşturduğu ruhsal sorunların da kesinlikle göz ardı edilmemesi gerekmektedir.

2-
Cep telefonu baz istasyonları, oluşturduğu sağlık riskleri dolayısıyla, okul bahçeleri, kreşler, hastaneler, parklar gibi yaşlıların, çocukların, hastaların daha çok bulunduğu toplu yaşam ve kullanım alanlarına kesinlikle kurulmamalıdır.

İnsanların toplu yaşadığı bina tepelerine baz istasyonlarının kurulması işlemi, kat maliklerinin kararına bırakılmamalıdır. Baz istasyonlarının nereye kurulması işlemi, bir kurum tarafından mutlaka denetlenmeli ve belirli kurallar çerçevesinde bu istasyonların kurulmasına izin verilmelidir.

Kurulan baz istasyonlarının civarında yaşayan insanları ne düzeyde etkilediği hususu kolayca belirlenebilmelidir. Bu ölçümleri kolayca yapabilecek kurumlar süratle oluşturulmalı ve başvurulara süratle cevap verilmelidir.


3- Şu anda piyasada kullanılan cep telefonlarının SAR değerleri kullanıcılara ilan edilmeli ve kullanıcıların uluslar arası standartlarla karşılaştırarak cihaz seçimi konusunda bilinçlenmesi sağlanmalıdır.

4- Özellikle Elektromanyetik radyasyona ve elektromanyetik alana maruz kalan çalışanların, maruziyetleri sonucu ortaya çıkacak olumsuzlukların saptanabilmesi için işyeri hekimleri tarafından periyodik muayenelerinin ve çalışma çevresi ölçümlerinin derhal yapılması gerekmektedir.

5- Belki de Elektromanyetik radyasyona ve elektromanyetik alana en fazla maruz kalan meslek gruplarından birisi hekim grubudur. Bu nedenle hekimlerin bu maruziyetler konusunda süratle bilinçlendirilmesi gerekmektedir. Hatta hekimlerin çalışma alanlarındaki sağlık risklerinin belirlenmesi için Hastanelerde “İşyeri Hekimliği Kurumu” derhal oluşturulmalıdır.

6- Hastanelerde, ameliyathane ve yoğun bakım üniteleri gibi hayati önem taşıyan elektronik cihazların bulunduğu yerlerde cep telefonlarının kullanılması, hastanın yaşamsal fonksiyonlarını denetleyen cihazlarda yaratabileceği etkileşim nedeniyle kesinlikle yasaklanmalıdır.

7- Cep telefonlarının, toplu taşıma araçlarında, elektronik haberleşme yapan sistemleri, olumsuz yönde etkilemesi nedeniyle oluşabilecek kazaların önlenmesi amacıyla, cep telefonlarının bu tür araçlarda kesinlikle kapalı tutulması konusunda gerekli uyarıların, sadece görsel uyarılar şeklinde değil, araçlarda gerekli anonslar yapılarak da halkın uyarılması ve bilinçlendirilmesi gerekmektedir. Bu bilinçlendirme eğitiminin araç sürücülerinden başlatılması en öncelikli konulardan biridir.

8- Taşıdıkları yüksek gerilim nedeniyle, etraflarında oluşturdukları Elektromanyetik alanın zararları kanıtlanmış Havai hatların, geçtiği yerler süratle denetlenmeli ve kesinlikle meskun alan bulunmamalıdır. Bu hatlar altında yaşayanlar varsa, bu insanlar kontrol altına alınmalıdır. Ülkemizde bu hatların özellikle olmaması gerektiği şekilde, okulların üzerinden geçtiği görülmektedir. Manyetik alanın şiddeti kaynaktan uzaklığın karesi ve içinde yayıldığı ortamın yoğunluğu ile ters orantılı olduğundan, bu hatlardan mümkün olduğu kadar uzağa gitmeli ve mümkünse bu hatlar, toprak altına alınmalıdır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.