Öne Çıkanlar DSÖ Şehzadeler Belediyemiz Elektrokmanyatik aŞI İznik

ROCKEFELLERİN “ÖZGÜRLEŞTİRDİĞİ” KADINLAR

Yazan Muammer KARABULUT

Yakın tarihte Öjenik hareket İngiliz nüfus bilimcisi Thomas Robert Malthusun, An Essay on the Principle of Population (1798), / Nüfus İlkesi Üzerine Bir Deneme isimli kitabında ortaya çıktı.

Kitapta, “Nüfusu istenen düzeyde tutmak için gerekli olanın üzerinde doğan tüm çocuklar, başka insanların ölümleri ile onlara yer açılmadıkça, kesinlikle yok olmalıdır.” yazılıydı. Bu görüşler dikkati kadının kontrollü doğurganlığını planlama eylemine götürdü. Böylelikle  Rockefeller Vakfı, 1933 yılında, embriyolog ve doğum kontrol hapının öncüsü olan George Washington Corner (1889-1981) ve Amerikalı jinekolog Willard Myron Allenin (1904-1993) birlikte, kadınları hamilelik dönemine hazırlayan progesteron hormonunu keşfetmesine ve menstrüel döngüdeki etkilerin araştırılmasını finanse etti.

HEDEFTE KADININ DOĞURGANLIĞI VARDI

Rockefeller Vakfı, yıllık raporlarında, 20. yüzyılın başında primatlarla başlayan araştırmanın bir devamı olarak, altmışlı yıllarda doğurganlık önleyici aşı araştırmalarının finansmanına büyük miktarda para ayırdı.

Sonra devreye hayırseverler zincirine katılan Melinda Gates girdi. Hortumladıkları dünyanın en fakir ülkelerindeki 120 milyon kadına daha fazla gönüllü aile planlaması hizmeti sunmak için, yani kısırlaştırmak üzere 2020 yılına kadar 2.6 milyar dolar taahhüt etti.

Gates organizasyonu, kadın ile erkek arasında basit ama gerçek bir sürtüşmeyi kullanıyordu. Örneğin Türkiye’de de, İstanbul Sözleşmesi olarak bilinen ve fazlası ile gündeme gelen, “kadına şiddet” ile “kadın sağlığına” yardımcı olmak gibi toplumda her zaman karşılığı bulunan konularla ile hareket ediyordu.

Burada “kadına şiddet” kadını erkekten ayırma, “kadın sağlığı” ise erkekten ayırdığı kadını kısırlaştırmaktı. Görünüşte kadına tam koruma sağlanıyordu.

SİLAHLARI, “KADINLARA KARŞI ŞİDDET”

İşte bu bağlamdaki düşünceler ile baba Gates1994'te William H. Gates Vakfı’nı kurarak, Öjenik hareketin çocuk oluşumunda etkili olacak olan planlarına  devam edecekti.

Bill Gates de babasının, çoğu insanın aynı zamanda sadece, "Umursamaz Yetiştiriciler"(!!!) olduğu konseptine dayanan Planlı Ebeveynlik kuruluna katılımından dolayı daha da gururludur.

Kurulan Gates Vakfı da Planlı Ebeveynlik gibi, öncelikle gelişmekte olan dünyada üreme ve çocuk sağlığını 'iyileştirmeye' odaklandı ve 2000 yılında da Bill ve Melinda Gates Vakfı ile birleşti. Vakıf organizasyonu, Gates ailesinin teknoloji, tıp ve şimdi de gıda, tarım da dahil olmak üzere dünya sistemlerini organizasyonu ve hükümetleri kontrol etmeye yönelik çalışmalar yürütüyor. Ön adı, “hayırsever” olan bu vakıf, Dünya Sağlık Örgütü ve UNICEF gibi güçlü Birleşmiş Milletler kuruluşlarını da yönlendiriyordu. Bu faaliyetler, dikkatlice bakıldığında teknolojik gelişmelere paralel Öjenik çabaların yeni biçimlerini doğurdu.

Yeni eylem planlarında kadın erkek olarak çatıştırdıkların cinsiyeti, şimdi cinsel olarak bölmek vardı.

KISIRLAŞTIRMA VE CİNSEL KİMLİKLER!

Ve Amerika’da gençlere yönelik Kuir-Queer; Heteroseksüel veya ikili cinsiyet sistemine uymayan, cinsiyet kimliği, cinsel yönelim veya her ikisini de içine alan bir örgütlenmeye gittiler. Böylelikle bu alanda Amerika Planlı Ebeveynlik Federasyonu (PPFA),  Human Rights Campaign-İnsan Hakları Kampanya ve LGBTQ ile birlikte seks eğitimini getirmek için koordineli bir kampanya başlattılar. Bu çabalar LGBTQ gençleri için, dijital kaynaklar, eğitim de LGBTQ'yu kapsayan müfredat planları ve tüm gençlerin ihtiyaçlarını yansıtan cinsel eğitim çalışmalarını hedefledi.

Burada umumi manzarayı görmek için, nüfus planlaması yapan, kadınları kısırlaştırmak gibi planları olan PPFA’nın veya Gates ekibinin kadın ve erkek kimlikleri yerine koymak istediği, Queer ve LGBTQ dolayısı ile İstanbul Sözleşmesi’ni de yanına koymak gerekiyor. (bkz)

Projenin ana temeli insanı bölmek, kadın ve erkeği birbirine düşman etmek ve uzaklaştırmaktı.

Merkez Bankacılar (FED) kitle iletişim araçlarının propaganda gücü ile feministleştirdiği kadınlar ile hedeflerine ulaştılar.

50 yıl gibi kısa bir sürede pek çok kadına erkeklerden korkmaları ve onlara güvenmemeleri öğretildi. (bkz)

Kadınlar erkeklere karşı doğal sevgilerini kaybettiler. Sonuç olarak, aile dağıldı, cinsel ahlaksızlık yaygınlaştı ve doğum oranları düştü. Kadın daha erkeksi bir rol üstlenmeye başladı.

BÜYÜK RESİMDE: MERKEZ BANKACILAR (FED) VAR

İnsanlar feminizmin, kitlesel bir eleştiri ve tartışma kabul etmeyen bir öğreti biçimi olduğunu fark etmediler. Çünkü faili konusunda, aracı ya da nedeni tespit edilmiyordu.

Onun için herkesin kolay ulaşabileceği bir örnek vermek gerekirse Nicholas Rockefeller, iş hayatında gece kulübü de çalıştıran film yapıcısı Aaron Russo'yu CFR'ye aldıktan sonra dostlukları ilerledi. O da Alex Jones'un Aaron Russ ile yaptığı röportajda Rockefeller’in aile vakfının insanlığı köleleştirmek için uzun vadeli bir planın parçası olarak, kitle iletişim araçlarını kontrollü kullanarak kadınların özgürleşmesini yarattığını söyledi. Rockefeller’in Yeni Dünya Düzeni için insanları, "çiplemek" istediklerini, 9/11, Federal Rezerv, dolar ve eylem kontrolünün eksiksiz olacağı mikroçiplerden bahsettiğini anlattı.

Ve röportajın tamamı Haziran 2011’de, “Aaron Russo, FED ve Rockefeller ile dostluk” isimli kitapta yayınladı. (bkz)

Kitabın doğruluğunu teyit etmek için, eğer Google'a "Rockefeller Vakfı-Rockefeller Foundation" ve "Kadın Çalışmaları- Women's Studies " yazarsanız yarım milyon alıntıya ulaşabilirsiniz.

Dünyayı değiştirmek için köklü bir paradigma-değerler değişikliği gerekmektedir. Rockefellerlar medya, savunma, ilaç ve diğer kartelleri de kontrol eden özel dünya merkez bankacılığı kartelinin bir parçasıdır. Kredi ve servet tekellerini korumak için, sahte 9-11 saldırısını ve sonsuz savaşı bahane ederek bir dünya polis devleti ("dünya hükümeti") kuruyorlar. Rockefeller Russo'ya bu planı 11 Eylül'den bir yıl önce anlattı!

MEDYA, “AŞKI YOK” EDİYOR

İnsanları etkilemenin, yönlendirmenin en etkili yol son yıllarda sosyal medya da devreye girse de kitle iletişim araçlarının her yönü (filmler, TV, dergiler, müzik, reklamlar, haberler), nihai amacı eleştiri kabul etmeyen hedefi köleleştirmek olan sosyal kontrol için kullanılmaktadır.

Aileyi yok etmek için, medya kadınları heteroseksüel ilişkiye güvenememeleri yönünde ikna edecek haberleri özenle seçiyor, film senaryoları ve dizilerin içine ustaca gömüyor. İnsanlığımıza yapılan bu korkunç saldırıyı sürekli hatırlamaya ihtiyacımız var.

Bir kadın bu yüce fedakârlığı, kendisine değer verecek ve ailesinin geçimini sağlayacak tek bir erkek için yapar. Erkekler de içgüdüsel olarak bu sorumluluğu yerine getirmek isterler. Heteroseksüel sözleşmenin (yani evliliğin) özü budur: Sevgi olarak ifade edilen erkek gücüne karşılık kadın gücü. Seks bu özel bağın sembolüdür. Evlilik ve aile herkes için olmayabilir ama çoğu kişi için tek doğal yoldur.

Ülkemizde de İstanbul sözleşmesi ile geç farkında olsak da kadın erkek çatışması planlı bir şekilde prim yaptırılmıştır.

Erkekleri güvensiz olarak nitelemek, sadakatsiz fareye benzetmek ve kadınları cinsiyetleri nedeniyle mağdur göstermek gibi yüzlerce propaganda söylemleri geliştirmişlerdir.

Sonuçta aile çatısı her geçen gün bozulmaya, dağılmaya ve evliliğin zayıflamasına neden olmuştur.

Bu da nüfus azaltmanın başka bir yöntemidir.

Ayrıca kadına şiddet, ilk önce anneye sonra da insana şiddettir. Asla kabul edilemez!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.