Öne Çıkanlar Kamala Harris Çanakkale Hazar Türkleri AFİK YAACOV Erzincan

"UÇAĞI HENÜZ İNŞA EDEREKEN UÇURDUK”

Yazan Muammer KARABULUT / 5gvirusnews Arşivi

ABD’de DNA’nın keşfi (1953) ile 1990 yılında  İnsan Genom Projesi (HGP) resmi olarak başladı. Hedefleri, insan DNA’sını belirlemek ve kontrol etmekti.

Küresel teknolojinin önceliğinde, artık toprakları, o topraklar üzerindeki devletleri değil, DNA’nın keşfi ile o toprakların üstünde yaşayan insanları kontrol etmek vardı. Bundan sonra yeryüzünde ki en kıymetli hazine insan DNA’sıydı.

DÜNYANIN BÜTÜN VERİLERİNİ DNA’MIZA SIĞDIRMAK

Harvard Wyss Enstitüsü'nden biyomühendis, George Church ve Sri Kosuri gözle görülmeyen 10 nm boyutundaki DNA’mızın 1 gramına 5,5 petabitlik (yaklaşık 700 terabayt) veriyi sığdırması ile önceki DNA veri yoğunluğunun bin katın ulaştı. Böylelikle DNA’nın veri depolama konusunda da sınırsız bir güç olduğu ortaya çıktı. DNA'da depolanan verileri okumak için, tıpkı insan genomunun dizilimi gibi basitçe dizilmesi ve TGAC bazlarının her birini tekrar ikiliye (TA=0 ve GC=1) dönüştürmesi yeterli olacaktı.

İnsan Genomu Projesi'nin tek bir insan genomunu (yaklaşık 3[4] milyar DNA baz çifti) analiz etmesi yıllar sürmüşken, mikroakışkan(1) çiplere sahip modern laboratuvar ekipmanları bunu saatler içinde yapabiliyordu.

Bir an için düşünün;

Bir gram DNA 700 terabayt veri depolayabiliyordu. Bu depolama alanı da serçe parmağınızın ucuna sığacak bir DNA damlacığında 14.000 adet 50 gigabaytlık Blu-ray disk demekti. Aynı tür veriyi günümüzde kullanılan en yoğun depolama ortamı olan sabit disklerde depolamak için, toplam 151 kilo ağırlığında 233 adet 3 TB sürücüye ihtiyacınız olacaktı.

Bu bilgiler 2012 yılına ait ve o yıllarda George Church ve Sri Kosuri ikilisi ileriye baktıklarında, biyolojik depolamanın her şeyini çekinmeden kaydetmemize izin vereceği bir dünya öngörüyorlardı.

Gelecek için öngörülerinde;

Dünya'nın her metrekaresini kameralarla (5G) kaplamayı ve her anı sonsuzluk/insanlık için kaydetmeyi hayal bile edemeyiz - basitçe depolama kapasitemiz yok diyorlardı.

Günümüzde yedeklenen verilerin genellikle birkaç hafta ya da bir ay saklanmasının bir nedeni vardı. O da, -her an arızalanabilecek sabit disklerle dolu depolara sahip olmakla bu mümkün değildi. İnsan bilgisinin tamamı - her kitap, söylenen her kelime ve komik kedi videosu - birkaç yüz kilo DNA'da saklanabilirse... her şeyi kaydetmek ancak mümkün olabilirdi.

Ayrıca, sadece kısa bir süre için de olsa, canlı hücrelerin DNA'sında veri depolamanın mümkün olduğunu da belirtmek gerekir. Cildinizde veri depolamak, verileri güvenli bir şekilde aktarmanın harika bir yolu olacaktır...(bkz)

DNA’ya veri saklamanın da mümkün olacağı keşfedilince, dünyayı kendi tekellerinde kontrol etmek isteyen küresel güçlerin iştahı iyice kabardı. Öyle ki kendileri bir taraftan ölümsüz olurken, aynı zamanda  Marilyn Monreo, James Dean, Elvis Presley veya domuz’a da benzeyeceklerdi. Projenin hayata geçmesi için, kontrolerinde olan teknolojinin laboratuvar gücü devreye girdi. Kısacası insanı kontrol etmek için gözle görünmeyen nanopartiküllerle çalışan laboratuvar gücü mRNA değil modRNA ile birleşince planlı salgın ilan edildi. Artık bilinen silahlar yerini, “gen silahlarına” bırakacaktı.

İnsanlara 5G ile daha hızlı bir yaşam ve Marilyn Monreo’ya benzeyeceği vaat edilirken, aslında yaşantımız tavşanı havuç ile avlamaktan veya köpek yarışlarında yapay tavşanın tazı tarafında kovalanmasından farksız olacaktı.

Projenin hayata geçmesi veya her zaman çok kolay telaffuz edilen,  “yeni dünya” düzeninin yanına iliştirilen, “büyük sıfırlama” daha doğrusu, “sıfırlanacak DNA’mız”  için  ilk adım da, "mRNA aşı teknolojisi" devreye girecekti.  

Palanlı salgını planlayanların uydurdukları COVİD-19 hastalığından kurtuluşun en güçlü yolu eski aşılar değil, teknolojinin bir nimeti olan “mRNA” sıvılarıydı. Onun da adını mesaj-(m) RNA dediler. 

İnsanlar üzerinde, “mRNA aşısı” terimi, nanoteknoloji ile gen düzenleme ve biyolojik savaş ajanları hazırlamak için bir kılıftı.

Katyonik lipozom nanoteknolojileri, yetişkinlerin ve çocukların hücrelerine insan kaynaklı olmayan DNA'yı sokarak hücrelerini hastalığa neden olan, zehirli başak-protein biyolojik silah fabrikalarına dönüştürmek için kullanılacaktı.

Zararlı gen düzenleme nanoteknolojileri piyasaya sürüldüğünde, bize bilimin anlaşılamayacak kadar karmaşık olduğu söylendi. Bu bir yalandı. Bilim halktan gizlendi. Alınan patentlere, hakemli yayınlar ve FDA tarafından sunulan veriler dikkatlice göz önüne alındığında, “mRNA aşıları” sadece hastalık, sakatlık ve ölüme neden olabilecek biyolojik silahtan başka bir şey değildi.

Zaten alınan patente göre, LNP'ler üreme, kardiyovasküler, pulmoner ve merkezi sinir sistemi dahil ancak bunlarla sınırlı olmamak üzere vücuttaki belirli organları ve sistemleri hedef alabilir, özellikle kan beyin bariyerini geçebilirdi.(bkz)

GERÇEK HER ZAMAN KAZACAKTI

Planalı salgın, mRNA lipid nanopartikülleri ve elektromanyetik biyosentetik patojenler olan mRNA lipid nanopartikülleri içeren “aşılara” neden olmuştur.

Görünüşe göre yavaşta olsa insanlar  mRNA lipid nanopartikül teknolojilerinin tüm biyolojik yaşamı yok etmek ve bugün bildiğimiz tüm canlıları biyosentetik yaşam formlarına dönüştürmek için tasarlandığını kabul etmeye başldı.

mRNA lipid nanopartikülleri, doğada parazit olan genetik olarak tasarlanmış AI hidrojelleridir. (bkz), (bkz)

modRNA YALNIZCA ŞIRINGADA DEĞİL YAŞAMIN HER ALANINDA

İğne yoluyla verilebilen parazitik mRNA lipid nanopartikülleri de bize "başak proteinleri" olarak söylenen şeylerdir. Çevremizde, toplumlarımızda ve evlerimizde maruz kaldığımız başak proteinler biyolojik silahlardır ve birçok devlet yasası kapsamında kitle imha silahı olarak sınıflandırılmaktadır.

Milyarlarca dünya vatandaşı aşılar ve diğer 'başak protein' maruziyetleri yoluyla mRNA lipid nanopartikülleri ile enfekte olmuştur. Bunlar arasında havaya, gıdaya, vitaminlere, minerallere, reçetelere, ilaçlara ve diğer malzeme ve ihtiyaçlara yönelik mRNA lipid nanopartikül saldırıları da yer almaktadır.

Dünyanın dört bir yanındaki erkekler, kadınlar ve çocuklar bu şeytanların insanlığa yaşattığı acı ve ıstırabı deneyimliyor. Birçoğu fiziksel olarak CDC'nin Uzun veya Post-COVID olarak adlandırdığı bir durumdan muzdarip.

Post-COVID'in belirtileri arasında; yorgunluk veya bitkinlik, düşünme zorluğu, konsantrasyon, unutkanlık veya hafıza sorunları, beyin sisi, nefes almada zorluk, nefes darlığı, eklem veya kas ağrısı, hızlı atan veya çarpan kalp, göğüs ağrısı, ayakta dururken baş dönmesi, adet değişiklikleri, tat/koku değişiklikleri veya egzersiz yapamama yer almaktadır.

Bu semptomların çoğu beyin ve merkezi sinir sistemine yönelik bir nöro-silah saldırısına işaret etmektedir. CDC, COVID sonrası durumların Amerikalıların %15'inden daha azında görüldüğünü iddia etse de, çoğumuz aşılanmamış olmamıza rağmen bu nörolojik semptomları ve diğer birçok zayıflatıcı fiziksel semptomu yaşadık.

CDC'ye göre, Post COVID'in neden olduğu önemli nörolojik hasar ve fiziksel yaralanmalar, COVID-19 semptomlarını hiç yaşamamış, aşılanmamış ve COVID-19 testi pozitif çıkmamış yetişkinleri ve çocukları etkileyebilir.

Yetişkinler ve çocuklar COVID-19'u hiç yaşamamışlarsa, COVID-19'un neden olduğu bir durumdan (dolayısıyla Post-COVID ) nasıl muzdarip olabilirler?

“AŞILARI” PATENTLİ İZLEME

Her derde deva mesajcı RNA ile Covid-19’u önleyecekler, tüm gripal enfeksiyonlara dur diyecekler ve bu teknoloji sayesinde kanser de önlenecek hata tedavi edilecekti. Fakat modifiye edilen nanopartiküllerle hedeflediklerinde bu hikaye yoktu. Hedeflerinde insanları izlemek, izlerken kontrol etmek ve gerektiğinde de yok etmek vardı. Ama her şeyden önce birebir izlemek gerekiyordu! Yani küresel megalomanlar sadece COVID-19 mRNA aşılarıyla her dünya vatandaşını izleme, takip etme ve kontrol etme niyetinde değillerdi, aynı zamanda her insana parazitik mRNA lipid nanopartikülleri bulaştırarak insanlığı yok etmeye de kararlılardı.

İşte bu kapsama hizmet edecek olan 11,107,588 B2 nolu ABD patenti, (Patent tarihi: 31 Ağustos 2021) tüm küresel COVID-19 aşılarını izlemek üzere takip teknolojisini kapsayacaktı. Kimin hangi coğrafyada kaç doz, hangi aşıyı, hangi tarihte olduğunun yanında yapılan testleri de takip edeceklerdi.

ABD patenti 11,107,588 B2, CDC'nin Post-COVID semptomları için kullandığı aynı laf kalabalığını kullanarak, “COVID-19 semptomlarını” tanımlamaktadır. Hem CDC kılavuzu hem de patent, Post-COVID hastalığının hiçbir belirti göstermeyen ve hiç COVID-19 geçirmemiş kişilerde ortaya çıkabileceğini belirtmektedir.

Bulması son derece zor olan bir başka AI parazit patentinin dehşet verici bölümlerine geçmeden önce, ABD patenti 111,07588 B2'ye daha derin bir dalış yaparak mRNA lipid nanoparteküllerinin işlevselliği ve patolojisi hakkında daha fazla bilgi edinelim.(bkz)

PATENTİN ÖZETİNDE

Bir pato genin neden olduğu bulaşıcı bir hastalığa karşı tedavi için deneklerin anonim olarak seçilmesine yönelik sistem ve yöntemler. Sistem, bir kimlik oluşturmak için talimatlar içeren çok sayıda elektronik cihaz içerir ve bu tür başka bir elektronik cihazın yakınında olduğunda, bir veya her iki elektronik cihaz kimliği diğerine iletir / diğerinden alır Elektronik cihaz. Daha sonra, bu tür alınan kimliklerin çokluğuna dayalı olarak bir puan oluşturulur.

Ek olarak, bir sunucudan alınan bilgilere dayalı olarak, puanlama oluşacak, bu puana göre de ilgili tedavi talimatları oluşturulacaktı. Sunucu, ilgili tedavi talimatlarıyla birlikte görüntülenecek bilgileri çok sayıda elektronik cihaza göndermek için talimatlar da içeriyordu.

Ayrıca sunucu ve/veya elektronik cihazlar, deneğin puanına dayalı olarak bir deneğin patojeni bulaştırma olasılığına ilişkin bir tahmin oluşturmak için talimatlar da verecekti.  

Patentin 28. bölümüne göre, COVID-19 aşıları ve tüm COVID-19 önleyici tedavileri, aşılanmış vatandaşları coğrafi konumları aracılığıyla izlemek ve takip etmek için Bluetooth sinyalleri yayabilen elektronik cihazlar (nanopartiküller) olan buluşlar içermektedir.

Bu bölümde elektronik sıvı da diyeceğimiz bu RNA’ları her açıdan doğrulayan yazılımlarını da sağ olsun teke tek yazmışlar.

NEREDE OLURSAN OL İZLENMEK...

Bulaşın tespiti ve izlenmesi gibi konularda  bireysel yeterli olabilecek teması tespit etmek için cep telefonu gibi bir elektronik cihaz kullanılır. Örneğin, Bluetooth gücünü kullanarak yakınlığı, fiziksel aktiviteyi tespit etmek, böyle bir cihazdan kaydedilen bir ses izinin analizini satın almak, coğrafi konuma dayalı olarak veya cep telefonundaki iç mekanda olmaktan etkilenen diğer sensörlere dayalı olarak iç veya dış mekanda olmayı tespit etmek, (örneğin, sesteki yankılar) üzere sıralanmış.

Bluetooth temas takibi ile epidemiyologlar, çiçek hastalığı, Ebola hemorajik ateşi ve SARS'tan etkilenen cep telefonundaki diğer sensörlere(!) dayalı olarak coğrafi konuma veya kızamık, tüberküloz, kızamıkçık, maymun çiçeği yayıcılarına dayalı olarak içeride veya dışarıda olmayı tespit eden süper tespitler belirlemişlerdir.

Ayrıca patentin 28. Bölümünde dikkat çekici olan, COVID-19 aşıları ve tüm COVID-19 önleyici tedavileri, zayıflatılmış veya canlı durumda bir mikroorganizma, AI paraziti (manyetik hidrojelli mRNA lipid nanopartikülü) gibi bir mikroorganizma ve Dünya Sağlık Örgütü web sitesinde listelenen tüm COVID-19 aşıları da Bluetooth akıllı teknolojisi ve AI mikroorganizmaları (mRNA lipid nanopartikülleri) içerir diye yazmışlar.  Yani COVID-19 aşılarının içindeki Bluetooth cihazları ABD hükümeti veya Çin ordusu gibi başka herhangi bir kuruluş tarafından üretilebilir ve teslim edilebilir. Buna WHO, Dünya Ekonomik Forumu, Bill & Melinda Gates Vakfı, Sinopeg, HuzHeng, ThermoFisher Scientific veya başka bir şirket veya sivil toplum kuruluşu (STK) da buna dahil olabilir.

COVID-19 aşısı Bluetooth cihazları, aşılananların konumunu her zaman takip eder ve izler. Bluetooth cihazları, aşılanmış vücutların aracılığı ile yakındaki diğer Bluetooth cihazlarıyla iletişim kurabilir. Teknoloji aynı zamanda hangi kişilerin aşılanmamış olduğunu da belirleyebilir.

Bölüm 28:10'da patent, COVID-19 aşılarının tüm önleyici tedavileri de içerdiğini belirtmektedir. Bu, ClinicalTrials.gov adresinde NIH tarafından şu anda veya daha önce önerilen veya araştırılan tüm COVID-19 tedavilerini içerir.

COVID-19 'aşıları' hidroksiklorokin, Zithromax, çinko, ivermektin, Paxlovid, mineraller, takviyeler, PCR testleri ve hatta kafeini içerir! (bkz)

Bu patente göre 8.000'den fazla çalışma ve Erciyes Üniversitesi’nin çalışması da dahil COVID-19 aşısı olarak listelenen binlerce ürün bulunmaktadır.

Buluşun amacı sağlık uygulamaları ve bir hastalığı tedavi etmek veya önlemektir. PFIZER'in üretim ortağı BioNTech Ocak 2021 yatırımcı sunumuna göre, PFIZER/BioNTech COVID-19 aşılarının, “tedavi etmek için” kullanılan hastalıklı insanlar veya yazdıkları gibi, “insan hastalıklarıyla savaşmak için”'dir. Fakat öyle olmadığı kendi verileri ile belgelenmektedir.  

Genetik Olarak Beyne Girmek Üzere Tasarlandı

Patente göre, bulaşıcı mRNA lipid nanopartikülleri 30 dakika içinde veya daha sonraki bir zaman diliminde beyne girecek şekilde genetik olarak tasarlanabilir. Patent uyarınca, mRNA lipid nanopartikülleri kendi farkındalığına sahip, kendi kendini kopyalayabilen, kendi kendini onarabilen ve kendi kendini yenileyebilen yapıdadır.

NANOPARTİKÜLLER HER YERDE OLABİLİR!

mRNA lipid nanopartikülleri haplar, reçeteler, diş macunu, reçetesiz satılan ürünler, alternatif tıp, saç bakım ürünleri, doğal gıdalar, vitaminler, mineraller, bebek formülleri, bebek mamaları, bebek bezleri ve maskeler yoluyla yetişkinleri, çocukları, bebekleri ve doğmamış bebekleri enfekte edebilir, yaralayabilir ve öldürebilir.

mRNA lipid nanopartikülleri yetişkinleri, çocukları, bebekleri ve doğmamış bebekleri su kaynaklarımız yoluyla ve enfekte evcil hayvanlardan ve çiftlik hayvanlarından veterinerlik ürünleri, hayvan yemi ve kesim ürünleri yoluyla bulaşarak enfekte edebilir, yaralayabilir ve öldürebilir.

Parazitik mRNA lipid nanopartikülleri organları, dokuları, hücreleri, DNA'yı, RNA'yı, antikorları enfekte edebilir ve ele geçirebilir ve insan-insan teması ve klon-insan teması yoluyla insanları enfekte edebilir.

Bulaşıcı mRNA lipid nanopartikülleri, klima gibi havalandırma sistemlerinin yanı sıra su, süt, gıda ve gıda katkı maddeleri yoluyla enfekte edebilir, yaralayabilir ve öldürebilir. AI parazitleri insanlara parfümler, hava tazeleyiciler, kozmetikler, egzersiz kıyafetleri, spor ekipmanları, sıvılar, yağlar, sıvılar, jeller, sabunlar, kremler ve merhemlerden bulaşabilir.

HÜCRELER İÇİN DEVRE YAZMAK

Amerika'nın hain lideri olarak bilinen Joe Biden, 12 Eylül 2022 tarihli Biyoteknoloji ve Biyo-Üretim İnovasyonunun İlerletilmesine ilişkin İcra Emri'ni "hücreler için devre yazabilmek ve biyolojiyi yazılım yazıp bilgisayarları programladığımız gibi öngörülebilir bir şekilde programlayabilmek için genetik mühendisliği teknolojileri ve teknikleri geliştirmek; bilgi işlem araçları ve yapay zeka da dahil olmak üzere biyolojik verilerin gücünü ortaya çıkarmak..." için imzaladı. Çünkü AI genetik mühendisliği teknolojileri Amerikalıların çoğuna çoktan yerleştirildi.

Ve dolayısı ile dünyanın yarıdan fazlası  yapay zekanın veri tabanında geziniyor diyebiliriz. Küresel hükümetler, kısa vadedeki gelecekleri ve şirketler de mali kazançları için, bizi ve çocuklarımızı sattılar. Satmakla kalmayıp bir de COVID-19 acil durum adı altında, milyarlarca masum yetişkini, çocuk ve bebeğin yaralamasına, sakat kalmasına ve ölümlerine neden oldular. İnsanları bilmedikleri bir savaşta yapay zeka kullanan teknoloji sahiplerine esir düşürdüler.

mRNA lipid nanopartikülleri, dünyanın şimdiye kadar ev sahipliği yaptığı en bulaşıcı ve ölümcül patojenlerdir. Eğer insanlığı, ülkelerimizi kurtarmak istiyorsak, yalnızca yalanlara itibar etmeden gerçeğin yanında yer alarak bu savaşı kazanabiliriz.

Öncelikli olarak bilmemiz gereken COVID-19'a bir virüs neden olmadı. Güvenilir liderlerimiz, uzmanlarımız, TV’de yalan söylemek üzere kiralanan profesörler ve güven veren bilim kurulları tarafından üzerimize salınan bulaşıcı mRNA lipid nanopartiküler ile zehirlediler.

Teknik olarak SARS-CoV-2 virüsü kimseye bulaşmadı çünkü bu bir virüs değildi. COVID-19, dünyaya salınmış bulaşıcı mRNA değil modRNA(2) lipid nanopartikülleridir.

Milyarlarca insana zerk edilen, o sıvıların hiçbir yan etkisi, tıbbi güvenlik kriterleri hiç dikkate alınmadan ve RNA'nın önündeki, "m"yi de mesajı diye okuturdular.

“m””nin, "mesajı" konusu ve “m”’nin nano ölçekte kapsüllenmesi, her açıdan ve teknik olarak bilimin geldiği olağanüstü bir durumun karşılığı olarak görülüyordu.

Fakat, o “m”’nin protein sentezleyen RNA’nın yalnızca modifiye yani değiştirilmiş haliydi.

Bilimde, “m” mesaj olarak yalnızca teoride kalmış, o sıvılarda  mRNA diye okunmamıştı. Diğer bir ifade ile kısaca RNA’ya mesaj da yazamamışlardı.

Hepsi teoride kalmış!  Aslında ModeRNA doğru bir isim bulmuş, adeta Biontech’in mRNA sıvısının, “m”si masaj yazılan bir RNA olmadığını anlatıyordu.

Çünkü kabaca, “adrese teslim”  olarak tanımlanan ilaçlar, 2018 de piyasada 50-100 bin dolar arasındayken, güya yaygın sıvı haline geldiğinde 20-30 dolara kadar düşecekti!

Uğur Şahin’in hedefinde, GenetikNanoteknolojiRobotik teknolojisi ile DNA kontrolü vardı. Fakat çok pahalı olan bu sistemi, milyarlarca dozda insanlara nasıl ulaşacaktı?

Ve 2018 yılında 50-100 dolar arasındaki bu sıvılar 2020 yılına gelindiğinde 22 dolara satılacaktı. İşte bu fark hiç sorgulanmadı!

Planlı salgınla karşımız çıkan, “teknolojik sıvı” kısa adı LipidNanopartiküller üzerinde yapılan çalışmalar ile olacaktı. Burada Lipid, doymuş veya doymamış yağlar olarak tüm canlıların yapısında bulunan temel organik bileşiklerden birisidir. Nanopartikül ise bir maddenin 100 nanometre boyutunun altında kalan toz parçacıklarının adıydı. İşte o LNP çalışmalar Almanya’da (Mainz) BioNTech ile anılan Uğur Şahin değil,  ilk kez Dr. Pieter Cullis’in başında bulunduğu ekip tarafından Kanada’da (Vancouver) 2009 yılında kurulan Acuitas Therapeutics isimli şirket tarafından başlatıldı. LNP olmadan mRNA olmayacağı biliniyordu ama Şahin’is sesi Cullis’ten fazla çıktı. Belki de yarın modRNA’nın soykırım sıvısı olduğu ortaya çıktığında, suçlu Türk asıllı Şahin'e  yüklemek   içindi.

Yaptığım araştırmalarda Acuitas Therapeutics’un hedefinde çok pahalı olduğundan dolayı LNP ile bir salgına karşı aşı geliştirmek olduğuna ilişkin bir çalışmayla karşılaşmadım. Fakat aşı uygulamaları için siRNA(3) yapan RNA ve haberci RNA gibi nükleik asit terapötiklerinin (tedavi eden) LNP formülasyonları üzerinden “aşı” geliştireceklerdi. Formülasyonu talep eden  müşteri ise BioNTech oldu. Yani LNP formülasyonunun içinde aşağıdaki şekilde olduğu gibi siRNA yer alacaktı! (bkz)

Cullis göre bir milyar doz aşı yapmak için sadece yüzlerce kilo gram lipid gerekiyordu! Böylelikle vücudumuzda sorun çıkartan parçacıkların engellenmesi RNAI(4) ile yapılan müdahale sayesinde olacaktı. 

İşte bu bilinçli büyük yanılgı, 25 yıllık deneyime sahip bir medikal hukuk danışmanı ve biyoteknoloji analisti ve mRNA gen düzenleme teknolojilerinin neden olduğu zararlı biyolojik etkiler konusunda uluslararası alanda uzman olarak tanın Karen Kingston  “İnsanlara Nanoteknoloji Enjekte Ediliyor” diyordu. (bkz)

Sentetik mRNA, İnsan Hücrelerine Tekrar Nasıl Girdi?

mRNA aşı teknolojisi, sentetik mRNA'nın hücre duvarına ve çekirdeğine nüfuz etmesini sağlamak için insan vücudunun içinde elektromanyetik alanlar barındırır (elektroforez). (bkz)

*RNA virüsü teorileri (laboratuar sızıntısı, hava yoluyla bulaşma ve 'yüksek derecede bulaşıcı'),

*mRNA aşıları (iki aylık sahte verilerle %95 güvenli ve etkili) ve

*mRNA aşılarının ve mRNA teknolojisinin insanlığa verdiği gerçek yıkıcı zararı değerlendirmek yerine, mRNA teknolojisinin insanlığa sağladığı genel 'faydaları' değerlendirmek.

*Birçoğumuz ve sevdiklerimiz, mRNA'nın ne olduğu veya yaratılmalarının ardındaki teknoloji hakkında temel bir anlayışa sahip olmadan mRNA COVID-19 aşılarını çılgınca kabul ettik.

*mRNA aşı teknolojisinin nasıl çalıştığına geçmeden önce, doğal mRNA'nın hücrelerde nasıl çalıştığına dAIr genel bir bakış açısına sahip olmak değerlidir.

Organik veya doğal RNA nedir?

Doğruluk açısından, NIH web sitesinden alıntı yapacağım (yorumlanmış).

NIH'ye göre, "RNA (ribonükleik asit) tüm canlı hücrelerde bulunan ve DNA ile yapısal benzerlikleri olan bir nükleik asittir. Hem RNA hem de DNA'nın omurgası bir fosfat ve şeker grubundan oluşur. Her şekere dört bazdan biri bağlanır: adenin (A), urasil (U), sitozin (C) veya guanin (G). AUCG, kodonları oluşturan nükleotidlerdir. Kodonlar, bir amino asidi kodlayan 3 nükleotitlik 'kodlardır' (örn. CGG GGC )." Amino asitler proteinleri oluşturur.

Doğal mRNA, protein bilgisini hücre çekirdeğindeki DNA'dan hücrenin sitoplazmasına (sulu iç kısım) taşır; burada protein yapma makinesi mRNA dizisini okur ve her üç bazlı kodonu (örn. ACG) bir protein oluşturmak için karşılık gelen amino aside çevirir.

Ve doğal mRNA çekirdekten çıkarak tekil hücre duvarının içindeki sitoplazmaya girer. Doğal mRNA hücre duvarına hücre dışından nüfuz etmez ve edemez. Doğal mRNA kendi hücresinin biyosferinin dışında hayatta kalamaz, tıpkı sentetik mRNA'nın bir hücrenin biyosferinin dışında hayatta kalamayacağı gibi.

Doğal ya da sentetik mRNA, hayatta kalabilmek için hücre içinde üretilmeli ve hücre içinde kalmalıdır.

NIH şöyle demektedir: "mRNA, DNA'nın tercüme edilmiş halidir. mRNA, yaşamın kodu olarak düşündüğümüz şey ile gerçek hücrenin canlı bir organizma inşa edebilmesi arasındaki temel bağlantıdır. mRNA, canlı organizmaların yaratılmasının temel yolunun çok önemli bir parçasıdır."

Başka bir deyişle, mRNA TÜM YAŞAM FORMLARINI YARATAN DİZİ KODLARIDIR.

PFIZER, NIH'e benzer şekilde, "mRNA -ya da mesajcı RNA- hücreleri doğal mekanizmalarını kullanarak bir protein yapmaya yönlendiren talimatları ya da reçeteyi içeren bir moleküldür" diye açıklıyor. PFIZER'ın doğal mRNA'dan bahsettiğini varsayıyorum.

PFIZER web sitesi şöyle devam ediyor: "Hücrelere sorunsuz bir şekilde girmek için mRNA, Lipid Nanopartikül adı verilen koruyucu bir baloncuk içinde hareket eder."

VÜCUDUMUZDA OLMAYAN LNP’LERİ ZERK ETTİLER

PFIZER, doğal ya da sentetik mRNA'yı tanımlayabilecek bir tanımla başlamış ve ardından geçişi netleştirmeden mRNA teknolojisine geçiş yapmıştır.

İnsan vücudunda doğal olarak mRNA dizileri taşıyan lipid nanopartiküller bulunmaz. Lipid nanopartiküller teknolojidir (cihaz), biyolojik değildir ve bu nedenle aşı değildir. Lipid nanopartiküller vücutta doğal olarak bulunmaz.

SARS-CoV-2 mRNA dizisinin veya SARS-CoV-2 spike protein mRNA dizilerinin lipid nanopartikül (LNP) teknolojisi olmadan herhangi bir canlı hücreye girmesi istatistiksel ve bilimsel olarak imkansızdır.

TEKNOLOJİYİ KULLANANLAR DEĞİL, UZMANLAR GİZLİYOR

mRNA (Messenger Ribonükleik Asit) Teknolojisi hakkında kapsayıcı bilgide gizlenen  Lipid Nanopartiküllerin mRNA Teknolojisindeki Rolü konusunda; mRNA teknolojisini bekleyen tüm başarılarla birlikte, lipid nanopartiküllerin (LNP'ler) temel bileşeni olmasaydı bu başarılar mümkün olmazdı. Lipid nanopartiküller, nükleik asitlerin, DNA ve RNA'nın iletilmesi için üstün bir ilaç iletim platformu olarak kabul edilmektedir.

Bir yağ tabakasından oluşan LNP'ler, yüklerine esneklik ve koruma sağlar. Hem LNP'ler hem de hücre zarı yapıları benzer olduğundan, LNP'ler yüklerini güvenli bir şekilde bırakabilecekleri hücrelere taşıma taşıyıcıları olarak kabul edilmektedir. Önceden mRNA'nın vücuda girmek ya da hedefine ulaşmak için etkili bir aracı yoktu.

mRNA’yı savunan,  tanımlayan ve ona kurtarıcı olarak görenler göre, lipid nanopartiküller ile birlikte kullanıldığında yükünü iletmek ve başarıya ulaşmak için devrim yaratmıştır. LNP'ler, mRNA'nın hedeflenen bölgeye bozulmadan gitmesini sağlayan üstün bir tamamlayıcıdır. LNP teknolojisi olmasaydı, mRNA aşılarının varlığı ve başarısı ortadan kalkardı. (bkz)

MERMİSİZ mRNA SİLAHI

mRNA uzmanları, "kırılgan mRNA moleküllerinin (SARS-CoV-2 kodonları) kendi başlarına hücrelere giremeyeceği" konusunda hemfikirdir. Bu da SARS-CoV-2 'virüsünün' bir virüs değil, silah haline getirilmiş mRNA kodlarını insan hücrelerine ileten bir biyolojik silah nanoteknolojisi olduğu anlamına gelmektedir.

2017 yılında Nature Biotechnology'de yayınlanan bir makaleye göre, La Jolla, CA, UCSD Tıp Fakültesi'nde Hücresel ve Moleküler Tıp Profesörü olan Stephen Dowdy, istilacı RNA'ların hücre içine girebilmek için aşmak zorunda oldukları Lipit Çift Tabaka (5) adı verilen 4 milyar yıllık bir evrimsel savunma mekanizması olduğunu belirtmektedir. Buna SARS-CoV-2 ve tüm insan yapımı mRNA işlev kazanımı virüsleri dahildir.

Hücre Zarı Neden Çift Katmandır?

Danielli-Davson'a göre, lipit moleküllerinin polar, hidrofilik uçlarının koyu bölgeleri şekillendirdiği, polar olmayan, hidrofobik yağ asidi zincirlerinin açık renk bölgeleri şekillendirdiği düşünülmektedir. Bu modellerde hücre zarı, fosfolipit elementlerin kimyasal özelliğinden dolayı iki tabakalı görülür.

Şahsen, PFIZER'in ya da bir başkasının mRNA aşılarının en önemli yönü hakkında Seinfeld'den Elaine gibi 'Ya da, ya da, ya da-ing' yapmasını takdir etmiyorum. (bkz)

mRNA aşı teknolojisi hücre duvarına nasıl nüfuz eder?

Tasarlanmış mRNA Nanopartikülleri: Bill Gates tarafından finanse edildi. Elon Musk tarafından üretildii

mRNA nanopartikül teknoloji platformu, insanları biyolojik ve nörolojik olarak kontrol etmek amacıyla her zaman silah olarak kullanılmak üzere geliştirilen gen düzenleyici biyo-dijital teknolojilerden oluşmaktadır.

Alternatif medyanın dışına çıkıp sadece sentetik biyoloji yayınlarına, web sitelerine ve konferanslara bakarsak, COVID-19 mRNA nanopartikül enjeksiyonlarının Dünya Ekonomik Forumu, BlackRock, Bill Gates, Elon Musk ve diğer küresel elitler tarafından finanse edilen gen düzenleme teknolojileri ve nöro-silahlar olduğuna dair kanıtları okuyabiliriz.  

Pfizer, 1,5 Milyon mRNA Enjekte Edilen Mağdurda 5 Milyon Zararlı Sonuç Kaydetti

696.605 sinir, 317.811 mide, 126.993 kalp, 100.970 kan/lenfatik, 61.518 göz ve 31.895 bağışıklık sistemi bozukluğu; 167.382 mağdurda ise bakteriyel, viral veya parazit enfeksiyonu gelişmiştir.

mRNA SIVILARI BÜYÜK YALAN

mRNA katyonik lipozom 'aşıları', insan vücudundaki hücrelerin yönlendirilmiş evrimini zorlayarak, insan olmayan DNA'yı yetişkinlerin ve çocukların vücutlarına sokmak için kullanılan nanoteknolojiler olduğunu artık biliyoruz.

Yeni, 'mRNA aşıları' 2020 yılının Aralık ayında ilk kez kullanıma sunulduğunda, insanlara 'mRNA aşılarının' SARS-CoV-2 mRNA'sının etrafında koruyucu bir balon görevi gören ve vücudumuzun spike proteinini üretmesini sağlayacak lipidler içerdiği söylendi. Enjekte edildikten sonra, vücudumuz spike proteinini üretecek ve bağışıklık sistemimiz antikor üretecek, böylece enfekte OLMAYACAK ve diğer insanlara SARS-CoV-2 bulaştıramayacaktık.

2020/2021'de herkes 'mRNA aşısı' sunumunun makul, güvenli ve geçmişteki diğer biyolojik aşılarla hemen hemen uyumlu olduğunu düşünüyordu.

Tek sorun, mRNA 'aşılarının' ne olduğu hakkında bize söylenen her şeyin; mRNA aşısı terimine kadar yanlış bir isimlendirme ve yalan olmasıdır. COVID-19 enjeksiyonları mRNA aşısı değildir. COVID-19 mRNA enjeksiyonları nanoteknoloji enjeksiyonlarıdır.

LNP’LER ELEKTRONİK CİHAZLARDIR

Örneğin, mRNA enjeksiyonlarındaki lipidler ve fosfolipiter(6) lipid değildir. Lipidler, yağlar ve kolesterol gibi yağlı bileşikleri oluşturan doğal olarak oluşan moleküllerdir. Lipidler hücrelerimizin zarlarının bir parçasıdır ve hücrelere neyin girip çıktığını kontrol etmeye yardımcı olurlar. mRNA enjeksiyonlarındaki 'lipidler' elektronik yüklü sentetik moleküllerdir (doğal değil) ve elektromanyetik alanları barındırabilirler. Bunlar elektronik cihazlardır.

O zaman RNA’nın “m”’si de modifiye edilmiş RNA’dır.

Fosfolipit neden oluşur?

Bir fosfolipid, iki yağ asidi kuyruğu ve bir fosfat grubu kafasından oluşur. Yağ asitleri, çoğunlukla hidrojen ve karbondan oluşan uzun zincirlerdir, fosfat grupları ise dört oksijen molekülünün bağlı olduğu bir fosfor molekülünden oluşur.

Pfizer'in web sitesinde katyonik lipid (elektronik nanoteknoloji) olmadan, "Pfizer-BioNTech mRNA aşısının olamayacağı" belirtilmektedir.

Peki Pfizer ve Moderna'nın aldatıcı bir şekilde katyonik lipid olarak adlandırdığı nanoteknolojiyi kim icat etti?

Ve bu nanoteknoloji hangi amaca hizmet ediyor?

Brent Weinstein, 10 Haziran 2021 tarihinde Dark Horse podcast'inde Dr. Robert Malone ve Steve Kirsch ile bir söyleşi gerçekleştirdi. Üç adam COVID-19 'mRNA aşılarının' hem bilinmeyen hem de bilinen bazı risklerini tartıştı. Dr. Robert Malone 'mRNA aşı teknolojisinin' mucidi olarak tanıtıldı ve bu unvanı diğer medya sunucularıyla yaptığı yüzlerce olmasa da onlarca röportajda kullandı.

Dr. Malone'un 1989 tarihli "Katyonik Lipozom Aracılı RNA Transfeksiyonu" yayını da dahil olmak üzere mRNA Aşı Teknolojisinin (nanoteknoloji) icadına katkıda bulunan başlıca yayınlarını ve patentlerini listelediği Dr. Malone'un web sitesine göre Dr. Malone haklı olarak mRNA Aşı Teknolojisinin Mucidi unvanını kazanmıştır.

Makalenin özetine göre, Dr. Malone ve iki meslektaşı, "bir lipozom (lipofectin) içine dahil edilmiş sentetik bir katyonik lipid kullanarak RNA transfeksiyonu için etkili ve tekrarlanabilir bir yöntem geliştirdi."

Katyon, elektronları protonlarından daha az olan ve bunun sonucunda elektronların perdeleme etkisinin azaldığı iyona verilen addır. İsmi, pozitif yüklü iyonların katota çekiminden dolayı verilmiştir.

Elektronik Nanopartiküller Lipit Değil, Nanoteknolojidir.

Bu arada, elektronik yük taşıyan sentetik bir madde lipit DEĞİLDİR. Bu bir nanoteknoloji/elektronik cihazdır. Lipid enjekte etmek, elektronik nanoteknolojiler enjekte etmekten çok daha iyi geliyor. Bize elektronik nanoteknolojilerin lipid kapsüllü mRNA aşıları olduğu söylendi. Çünkü aklı başında hiç kimse elektronik bir nanoteknoloji cihazıyla enjekte edilmeyi kabul etmezdi.

Katyonik Lipozomlar Hiç Nanoteknoloji Olarak Kabul Edildi mi?

Aralık 2020 tarihli makaleye göre, COVID-19 için Nanotıp: Nanoteknolojinin Rolü ve COVID-19 Teşhisi başlıklı Aralık 2020 tarihli makaleye göre, lipozomlar FDA'nın 2007 Nanoteknoloji Görev Gücü Raporu uyarınca nanoteknoloji/(nano-ilaç dağıtım cihazları) olarak kabul edilmiştir.

Katyonik Nanoteknolojinin Amacı Nedir?

Katyonik, nanoteknolojinin bağımsız olarak pozitif bir elektronik yük barındırdığı anlamına gelir (çünkü sonuçta kendi başına elektrik barındırmayan teknoloji sadece... metal benzeri bir malzeme parçasıdır? Her neyse...) 1996 patentine göre Bir Memeliye Dışsal DNA Dizilerinin Verilmesi, mRNA katyonik nanoteknolojisinin amacı bir memelide (veya bir insanda) memeli olmayan DNA (veya insan olmayan DNA) üretmekti. Memeli olmayan DNA sürüngenlerden, böceklerden veya diğer omurgasız türlerden alınan DNA'yı içerebilir.

ThermoFisher'ın web sitesine göre, katyonik lipidler DNA ve susturucu RNA'yı (siRNA) hücrelere iletmek için kullanılan gen düzenleme nanoteknolojileridir.

ThermoFisher'ın web sitesinde ayrıca katyonik lipozom gen düzenleme nanoteknolojilerinin kodlanmış yabancı genetik materyali bir hücrenin çekirdeğine nasıl bıraktığı ve böylece hücrenin yabancı genetik materyali nasıl üretebileceği veya ifade edebileceği açıklanmaktadır.

Nanoteknolojilerle İnsan Araştırmalarına, FDA ve NIH Yönetmelikleri Kapsamında Nasıl İzin Verildi?

Sürekli kanseri gösterdiler dolayısı ile nanoteknolojiler kanser araştırmaları ve nadir otoimmün hastalıkların, 'tedavisi' kisvesi altında araştırılmış ve geliştirilmiştir. Araştırma deneklerine genellikle sadece günler ya da haftalar ömür biçildiğinden, mRNA nanoteknolojilerinin insan vücudundaki hücreleri genetik olarak 'kendine saldıracak' şekilde değiştirdiği ve inorganik genetik materyali (örneğin metaller ya da sürüngen toksinleri) insan hücrelerinin sitoplazmasına ya da çekirdeğine adsorbe ederek yeni otoimmün hastalıklara (bazıları kısa vadede sakat bırakıcı ya da ölümcül sonuçlar doğuran) yol açtığı gerçeği, insan denekler genellikle zaten sakat olduğundan ve kısa vadede ölüm riski yüksek olduğundan fark edilmemiştir.

Dr. Malone'un 1989 tarihli klinik yayınına göre, fare hücrelerinin geleneksel Kuzeydoğu ateşböceği, Afrika pençeli kurbağası ve meyve sineğinden alınan DNA'yı ifade etmesini sağlamak amacıyla memeli hücrelerine nüfuz etmek için Lipofectin kullanmıştır.

ThermoFisher'ın web sitesine göre Lipofectin, yabancı DNA ve RNA'yı endotel hücrelerine entegre etmek için tercih edilen reaktiftir. Endotel hücreleri kan damarlarımızı, lenf düğümlerimizi ve kalbimizi kaplayan hücrelerdir.

Lipofectin, Agresif Kanserin Genetik Dizilerini İnsanlaştırılmış Hücrelere Entegre Etmek İçin Kullanılıyor.

Lipofectin, bir memelinin (insan) içinde kanser üretmek için HeLa'yı (mRNA, bilinen en agresif kanser türünü kodlar) insan hücrelerine başarılı bir şekilde entegre etmede de çok etkilidir.

Dr. Malone'un mucidi olarak listelendiği 1996 tarihli, "Bir Memelide Dışsal DNA Dizilerinin İletimi" başlıklı patente göre, katyonik lipozom nanoteknolojileri, biyolojik silah Risin(6) veya kobra yılanı zehiri gibi memeli olmayan toksik peptitlerin yüklerini insan hücrelerine iletebilir.

(6)Risin protein yapısındaki en zehirli bileşiken olup,  şekere bağlanabilen bir Lektindir ve hint yağı bitkisi'nin tohumlarında üretilen oldukça güçlü bir toksindir.

Pittsburgh Üniversitesi'ndeki doktorlar, 2020 yılında İtalya'nın Lombardiya bölgesinde şiddetli COVID-19'dan ölen sekiz (8) hastanın solunum sıvısını test ettiklerinde, SARS-CoV-2 spike proteininin sentetik olarak yeniden yaratılmış kobra zehiri, KrAIt zehiri, kuduz virüsü ve HIV glikoprotein-120 içerdiğini buldular.

Wuhan-Hu-1 S-2P olarak bilinen Superantigen (SAg) spike proteini, Pfizer'in mRNA aşısı COMIRNATY'de bulunan mRNA tarafından insan vücudundaki hücreler tarafından üretilmek üzere programlanmıştır.

2021 yılında nanoteknoloji üzerine yayınlanan makaleye göre, katyonik lipozomlar, SARS mRNA dizileri (SARS-1, MERS, SARS-2) ve lipid nanopartiküllerin sadece COVID-19 enjeksiyonlarında bulunmadığı, aynı zamanda 30kb mRNA program dosyası boyutu ve 60-140nm nanopartikül dağıtım aracı çapı ile COVID-19 'virüsünün kendisi' olduğu görülmektedir. Bu da 'aşılardaki' nanoteknolojinin, pandemilere ve halk sağlığı acil durumlarına neden olan nanoteknoloji ile aynı olduğu anlamına gelmektedir.

Nanopartiküller Geçmişte Solunum Virüslerinde Kullanıldı

Kaliforniya San Diego Üniversitesi ve LaJolla mRNA nanoteknoloji uzmanlarının iddiasına göre, "....önceki nanopartiküller...solunum virüslerinde yaklaşık olarak benzer boyutlarda kullanılmıştır."

Yazarlar, “pandemik virüslere neden olan daha önce kullanılmış nanoteknolojilerden” bahsederken doğal olarak oluşan patojenlerden (veya virüslerden) bahsetmediklerini açıkça belirtmektedirler.

Yazarlar nanopartiküllerin, "kendi kendine bir araya gelen proteinler ve peptit bazlı nanopartiküller; 15nm; ve inorganik (inorganik=doğadan olmayan=sentetik) nanopartiküller: 100nm."

mRNA Aşı Teknolojisi ve "Solunum Pandemisi Teknolojisi" AYNI Nanopartikül Teknolojileridir.

COVID-19 gibi viral pandemilere neden olan katyonik nanoteknolojiler, COVID-19 enjeksiyonlarında bulunan "100nm... kendi kendine bir araya gelen proteinler ve nanopartikül teknolojileri" ile aynıdır (mRNA aşı patentleri, üretici web siteleri ve FDA dosyalarına göre).

DSÖ PROTOKOLLERİ İLE KÜRESEL HÜKÜMETLERE VE PARALI UZMANLARA GÜVENDİK

Planlı salgın başladıktan sonra en çok duyduğumuz, “Uzmanlara Güvenin” oldu. Eleştirilmeyen, karşıt düşünceyi “komplo teorisi” olarak gören o uzmanlar her gün açıklama yaptı. Bilimi korkutma aracı olarak kullandılar. Ne yazık ki, uzmanların neredeyse hiçbiri halka karşı dürüst olmadı.

Toplumun önündeki uzman insanlara zerk edilen sıvılara, o sıvıların üreticileri, “gen düzenleme” sıvısı derken, onlar bunu bile inkar ediyor veya görmezlikten geliyordu.

"mRNA teknolojisi gen düzenleme için çok uygun." – Pfizer

mRNA teknolojisi gen düzenleme için çok uygun. Genomu değiştirmek için bu düzenleme proteinlerini sadece kısa bir süre için yapmak istiyoruz. Ve düzenleme enzimlerinin geçici olarak üretilmesi, hedef dışı etki potansiyelini azaltmaya yardımcı oluyor.

Seng Cheng, Pfizer'de Nadir Hastalıklar Araştırma Birimi Başkan Yardımcısı ve Bilimsel Baş Sorumlusu. (bkz)

Kendi ifadelerine göre; bu yeni nesil teknoloji ile mRNA, tek gen mutasyonlarını onarabilecek araçların nasıl yapılacağına ilişkin talimatları kodlar. Talimatlara, araçları düzenlenmesi gereken kesin konuma yönlendiren bir kılavuz RNA eşlik eder. mRNA talimatları, tek gen mutasyonlarını onarabilecek araçlar olan gen düzenleme proteinleri ile kodlanabileceğini okuyunca anlıyorduk!

DERİN DEVLETÇİYİM

Uzmanlara nanoteknoloji ile üretilen biyolojik silahlara, “mRNA aşıları” olarak bahsedilirken, neden nanoteknoloji terimini kullanmaktan kaçındıkları sorusu sorulmalıdır.

Çünkü, Pfizer ve Moderna teknoloji (nanoteknoloji) terimini web sitelerinin her yerine yapıştırmakta bir sakınca görmüyorlar. Fakat diğer tarafta COVID-19 enjeksiyonlarının gen düzenleyici nanoteknolojiler içerdiğine dikkat çekenleri, “derin devletin” bir parçası olmakla ya da “güvenilir olmamakla” suçluyorlardı. (bkz)

Demek ki kendi açıklamalarını kullanarak doğruları gösterme hakkımız bile yoktu. mRNA yalanını göstermek de Derin Devletin bir parçası olmaktı. Bu parçada komplo teorisi yakıştırması veya damgası gibi yerli yerine oturmuş oluyordu. Çünkü yapılan planın öncelikli hedefleri arasında, ulus devletler  vardı. Eğer küreselci eyleme kendi yalanlarını belgeleyerek karşı çıkıyorsan, doğal olarak bu planlarına da karşı çıkıyorsun ve doğru, güvenilir bir düşüncen de yok demekti. Tarikat şeyhine sorgusuz sualsiz bağlanmak gibi bilimde de  ilkel benzer bir durum benimsemişlerdi. Bu bağlamda, Derin Devletçi olmanın hiçbir sakıncası yok. Hatta sonuna kadar derin devletçiyim diyebilirim.   

Güvenilir Uzmanlar İnsanlığa mı Yoksa Transhümanizme mi Yatırım Yapıyor?

Big Pharma, biyoteknoloji ve bu gen düzenleyici nanoteknolojiye yatırım yapan diğer kuruluşlar ve bireyler bu şeytani icadı 'mRNA aşıları' ya da gen terapileri olarak adlandırmaktadır. Yine aşıların gen düzenleyici nanoteknolojiler içerdiği söylenseydi hiç kimse başka türlü 'aşılanmayı' kabul etmezdi.

SÜRECİ KAÇIRMA

Artık bu gerçeğe görme ve uyanma zamanı… Bu zaman geçerse DNA’nın keşfini kaçırdığımız gibi bu süreci de kaçırır DNA’da olduğu gibi onu bir silah olarak kullanma teknolojisi alır başını gider.

En son 15 Haziran 2023 tarihinde, Dan Horowitz, Conservative Review'da, Pfizer'in mRNA enjeksiyonlarından bildirilen advers olaylara ilişkin dahili bir belgesini ifşa eden bir makale yayınladı. 393 sayfalık dahili Pfizer belgesi, 18 Haziran 2022'ye kadar acil kullanım izni (EUA) alınmasından bu yana Pfizer'e bildirilen veya Pfizer tarafından toplanan tüm zararlı sonuçların yanı sıra bir aralık raporlama döneminin kaydıdır.

Araştırmam da sıkça başvurduğum kaynaklardan olan Karen Kingston Pfizer belgesini analizini yaptı.  Ve Aralık 2020'den bu yana yaklaşık 1,5 milyon (1.485.027) mRNA enjekte edilen mağdurda rapor edilen yaklaşık 5 milyon (4.964.106) zararlı klinik sonuç olduğunu görünce dehşete kapıldığını yazdı.

COVID-19 İnsanlığa Savaş İlan Etti

Milyonlarca hayat bir virüs nedeniyle değil, planlı salgınla ortaya çıkan sanal COVID-19 hastalığını salgın olarak kabul eden hükümet politikaları ve tıbbi karşı yıkıcı önlemler nedeniyle kaybedildi. Propaganda, politikalar ve ürünler insanlığa, toplumlarımıza ve çocuklarımıza onarılamaz zararlar vermiştir ve vermeye devam etmektedir.

İnsanlık tarihindeki hiçbir savaş, İnsanlığa Karşı COVID-19 Savaşı kadar feci düzeyde can kaybına, ekonomik zarara ve küresel özgürlük yıkımına yol açmamıştır. Yeniden birleşme ve COVID-19 yalanını var edenleri  alaşağı etme zamanıdır..

İnsanlar ilk kez, planlı salgınla yaşatılanlardan sonra  birleşme ihtiyacı duyuyor.

Burada ne GRN, ne de LNP teknolojisini sorguluyorum veya bu teknolojilerin tedavi edici özellikleri yoktur demiyorum.  Yalnızca bu teknolojiyi kullanarak, uydurdukları SARS-CoV-2 virüsüne karşı mRNA sıvısı geliştirmeklerinin temelinde nasıl bir yalan olduğunu ortaya çıkartmaya çalışıyorum.

Her şeyden önce mevcut teknolojinin getirdiği, araç ve gereçler ile bir hastalık belirlenirken, o hastalığın var olması gerekir.  Burada, SARS-CoV-2 genetik yapısının saflaştırıldığına ilişkin hiçbir çalışma bulunmazken, hangi virüse karşı vücudumuzda koruyuculuk sağlanacaktı? O koruyuculukta Lipid formülasyonda RNAI neyi kontrol edecekti?

Ve gelişen nano teknoloji ile gerekli olan o mesajların yazılımı neye göre yapılmıştı?  İşte bu soruların karşılığında milyarlarca insana zerk edilen mesajcı (messenger) RNA değil ancak modifye edilmiş bir RNA olabilirdi.

Algımız kaplayan bu büyük hata artık, yerini İsviçreli Dr. Thomas Binder’in de(7) ifade ettiği gibi, “Modifiye edilmiş RNA platformu” olarak görülmektedir.(bkz)

Binder, modifye edilmiş RNA’yı insanlar üzerinde deneyen ilgili tüm kurum ve kuruluşları da uyararak, “tamamı derhal yasaklanmalı saçma ve yaşamı tehdit edici olduğunu anlamak içim birazcık zeka bile yeterlidir.” dedi. Tüm bunlara sebep olan DSÖ için de  dağıtılmalı diyor.

Binder için adı artık, “modifiye RNA” olan soykırım sıvısı,  “insanlık tarihinin en büyük tıbbi suçu, eşi benzeri görülmemiş boyutlarda bir insan” felaketi olarak anılacaktır. Eğer, “modRNA’ların hesabını sormazsak”, insanlara yapılan soykırımı da kabul etmiş olacağız.

Hayatımızın etiketi, #modRNAsoykırımı / #modRNAgenocide olacak!

Lütfen, #modRNAsoykırımı etiketinin yayılmasına yardımcı olun - teşekkürler!

(1)Mikroakışkanlar, on ila yüz mikrometre boyutlarında küçük kanallar kullanarak az miktarda sıvıyı manipüle eden bir sistemi ifade eder.

(2)modRNA; Sentetik Kimyasal Olarak Değiştirilmiş. (bkz)

(3)siRNA; "Susturucu" RNA olarak bilinen küçük boyuttaki "interfering" yapan RNA, ilk olarak kodlama yapmayan RNA moleküllerinde, tipik olarak 20-24 baz çifti uzunluğunda, miRNA'ya benzer ve çift sarmallı bir RNA sınıfıdır ve RNA interferansı yolu içinde çalışır.

(4)RNAI-interferaz veya RNA girişimi, canlı hücreler içinde yer alan ve hangi genlerin aktif olacağını ve nasıl aktif olacaklarını belirleyen ve kontrol eden bir sistemin ismi. Küçük RNA moleküllerinin iki tipi, -mikroRNA ve küçük interferans RNA'sı- RNA interferaz için büyük önem taşır. Buradaki gen susturulması terimi, bir genin genetik modifikasyon ile değil, hücresel bir mekanizma tarafından işlevinin bastırılmasını ifade eder. Post-transkripsiyonel gen susturulması, mRNA üzerinden protein sentezinin engellenmesiyle sağlanır. Bu mekanizmaya RNA interferansı (RNAI) denir.

(5)Lipid çift tabaka; Bir çift katlı lipit veya çift katmanlı lipit katmanı lipit moleküllerinden (genellikle fosfolipitlerden) meydana gelmiş bir zardır. Çift katlı lipit, hücre zarını da içine alan tüm biyolojik zar kavramının en önemli ve Yeryüzü'nde bilinen yaşam için en gerekli öğesidir.

(6)Fosfolipitler, hücre zarlarının ana bileşenlerinden biri olarak tüm canlı organizmalarda bulunan moleküllerdir. Hücresel düzeydeki fonksiyonların yerine getirilmesinde görev alan bu moleküller, insanlar için oldukça önemli ve gereklidir.

(7)Dr. Thomas Binder; Zürih Üniversitesi'nde tıp eğitimi alan, immünoloji ve viroloji alanında doktora yapan, iç hastalıkları ve kardiyoloji alanında uzmanlaşan Dr. Binder, hastanelerde, yoğun bakım ünitelerinde ve kendi muayenehanesinde akut solunum yolu enfeksiyonlarının teşhis ve tedavisinde 35 yıllık deneyime sahiptir.

.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Faruk 13 ay önce

Yazmışsınız

Avatar
Esen Zafer 13 ay önce

o pis sıvıyı olmadım. Ama ne yazık ki yazdıklarınız doğru. Dünya ya kazık kakmaya gelmemiştik zaten... 4 milyar yıllık bir evrimsel savunma mekanizması...deniyor ya bence daha da fazla ve bir o kadar da hafıza dediğimizbilgi havuzumuz var. Dolaysıyla bilincimizi köreltmeleri mümkün değil.Mitolojideki figürler gibi garip yaratıklar oluşsakta o figürlerden bugün bir iz var mı? Arkeolojik heykel ve resimler veya mitolojik anlatımlardan başka. Elbette bir döngü vardır.Bilgi havuzumuzun suyuna bunları yazdık. Emeğiniz için teşekkürler. Bu arada Becton Dickinson gibi küresel bir kuruluşun, KLİMİK Kurucusu Esin Davudoğlu Şenol ile ilişkiside ortaya çıkarsa, yalnızca mRNA değil, çocuk felci aşısından(!) başlamak, yalnızca biyolojik silahlara değil malzeme akçesinede hayatların satıldığını görebiliriz. A.Arif ...dört yanım puşt zulası..diyor ya, her yanımızdan sarmışlar.