Öne Çıkanlar GlobalReset Trans Humanizm ANTALYA TÜKETİCİ MAHKEMESİ DSÖ Refik Şevket İNCE

YENİDEN ŞEKİLLENEN DÜNYADA, TÜRKİYE

Yüz yıl sonra bölgemiz yeniden şekillenirken eski defterler açılmaya başladı. Avrupa’da, ABD, İngiltere, Ermenistan, Suriye hatta Irak Barzani bölgesinde Sevr haritaları peş peşe yayınlanmaya başladı. Müttefik olduğumuz ABD öncülüğünde kurulan NATO’da bile. Amerika ordusunda komuta heyetiyle birlikte çalışan, ortak görev yapan tüm subaylar adeta şok yaşarlar. Özellikle Orgeneral seviyesine ulaşan subaylar. Türkiye’nin önündeki var olma yok olma (beka) tehlikesini görüp ‘NATO’dan çıkalım İran ve Rusya gibi ülkelerle bölgesel ittifaklar kuralım gibi önerileri, devletin en üst kademelerinde tartışmaya açarlar.

Yüzyıl önce bölgemiz şekillenirken, Araplar kaldıraç olarak kullanıldılar. Şimdi İsrail , PKK ve türevleri kullanılıyor. Önceki yazılarımda açıklamaya çalıştım bölgemiz için durum eskisinden daha kötü olacak gibi görünüyor. 1 ve 2’nci dünya savaşından sonra bölgede daha çok acı ve gözyaşı oluştu. 1. Dünya savaşı öncesinde binlerce yılda oluşmuş huzur ve güven vardı. Fransa, İngiltere yakın dönemde ABD’nin bölgeye girmesinden sonra her kesim birbiriyle kavgalı hale getirildi. Onların ne istediği belli. Kaostan beslenerek bölgeden çıkar sağlamak. Kritik bir coğrafya. Bu bölgenin insanları birlik olmayı başaramadı. Başımıza gelen her şeyi dış güçlere bağlamak doğru değil. Ancak mevcut duruma bakıldığında bölge insanı, Türkiye dahil ülkeler, kurbanlık koyun gibi orta yerde edilgen durmaktadırlar. Bu gidiş yıkım ve daha çok kaos getirecektir.

ÇIKIŞ HER ZAMAN VARDIR

Çıkış var ve bu konularla ilgili düşüncemi her zaman açıklıyorum. İran ve Rusya veya bölge ülkelerine akıl vermek şöyle yapın demek gereksiz bir çaba. Bugüne kadar İran ve Rusya’ya karşı bir olalım çağrısına istenen cevap verilmedi. Bizimde iş birliğimizle Suriye ve Irak parçalandı. Birlik olmak kardeşlik temelinde eşit ittifaklar kurmak önemlidir. Ancak her toplumu, ülkeyi hizaya getirmek veya söz dinletmek ittifaka yanaştırmak önceliğimiz olmamalı biz güçlü olursak içine sürüklendiğimiz belirsizlikten çıkabilirsek onlar doğal olarak gelişir. Rusya Ukrayna batağında olmasına karşın Ortadoğu’da bizimle değil Amerika’yla iş birliği yapıyor. İran emperyalizmle mücadele ediyorum diyor kısmen doğru olsa da bölgede Türk düşmanlığı yapıyor. Biz ne yapabiliriz? Bu hengâmeden nasıl çıkabiliriz. Doğru analizler yapmak gerekli. Yüz sene önce Ülkemizin kurucu kadrosu bunu başardı. Biz bugün daha iyi şartlara ve geniş imkanlara sahibiz. Başarabiliriz.

KAOSTAN GÜÇLÜ ÇIKABİLİR MİYİZ?

Büyük savaş geliyor hatta başladı bile. Zamanımız var iken, İç cephe de birliğimizi sağlamlaştırmalıyız Tarım ve sanayide kendimize yetecek büyük yatırımları başlatmak zorundayız. Kendimizi en kötü senaryoya hazır etmeliyiz. Savaş alenileştiğinde dışarıdan hiçbir şey gelmeyeceğini bilmeliyiz. Hatta parasını ödediğiniz malzeme ve ekipman dahi gelmeyecektir. Tüm zamanlarda böyle olmuştur. Savaş bahanesiyle devletler bunlara el koyar. Ayrıca aşağıda sıralayacağım önlemlerin alınmasına müdahale edilir.

Türkiye’nin parçalanması için iç ve dış kaldıraçları öncelikle yok etmeliyiz. Suriye ve Irak’ın kuzeyinde oluşturulmak istenen ikinci İsrail devletinin tüm ayaklarıyla amansız ve kesintisiz mücadeleyi sürdürmeliyiz. İsrail’in kontrol ettiği tarikat ve cemaatleri sıkı bir kontrol içine almalıyız. Akim kalan FETÖ ile mücadele sürdürülmeli, yurt içinde tamamen temizlenmelidir. (FETÖ, Türkiye’de başta istihbarat olmak üzere devlet kurumları tarafından hafife alındığını düşünmekteyim. Teşkilat yapısı, refleksleri, gizlilikleri Mesihçi, misyoner ve aynı zamanda bir terör örgüt olan CHABAD benzeridir ve onun Türkiye ayağıdır. Sonraki yazılarda yurtiçi ve dışında yaptıkları Türkiye aleyhine faaliyetlerini açıklamaya çalışacağım)

Ordu’nun seferi ihtiyatlarıyla birlikte hazır hale getirilmesi önemlidir. Subay ve Astsubay yetiştirme okulları ortaokuldan itibaren kurulmalıdır. Askeri hastaneler tam teçhizatlı seferi durumda olacak şekilde hazırlanmalıdır.

İçimize hançer gibi sokulmuş göçmenleri sıkı kontrol edecek mekanizmalar geliştirmeliyiz. Türkiye’nin her tarafında serbest gezmelerine artık müsaade edilmemelidir. Savaş veya afetlerde başımıza bela olacakları kesindir. Geçmiş tarihte devletlerin düşüş ve çöküşlerinde en başat rolü göçmenler oynamıştır. Bu bağlamda güney illerimizde ve özellikle Hatay bölgesinde toprak satışının kontrol altına alınması ile demografik yapının korunmasına dikkat edilmesinin ötesinde yasal düzenleme yapılmalıdır.  

Caydırıcılık için acilen Nükleer silah elde etmeliyiz. İncirlik üssünün çevresine özel harp/harekât birlikleri konuşlandırmalıyız ve gerektiğinde İncirlik üssünde varlığı bile Türkiye’ye ağır bedeller ödeten, sayıları yaklaşık 500 adeti bulan nükleer harp başlığına el koyabilmeliyiz. (Üstelik bunun hukuki gerekçeleri de vardır.)

Kıbrıs’taki iki üsse gerektiğinde bir saat içinde baskın yapabilecek onları etkisiz kılacak sayıları en az bir tugay seviyesinde özel eğitimli birlik tahsis edebiliriz. Her koşulda başarılı olabilecek etkili ateş destek unsurlarını, başta Fırtına Obüs ve ‘siper’ füze bataryaları olmak üzere Zırhlı Birlik oluşturabiliriz. Kıbrıs’ta mevcut Kolordumuzun savaş seviyesini gerektiğinde taarruz edebilecek şekilde takviyelerle yükseltebiliriz. Çünkü bu paylaşım savaşında KIBRIS hayati rol üstlenecektir.

Türkiye bu önlemleri aldığında çok tepki alacaktır. Ancak sonuçta bizim üzerimize yaptıkları oyun bozulacaktır. Başlattıkları 3. Paylaşım savaşında tarafsız kalmamızı bile isteyeceklerdir emin olun. Sürdürülen 3. Büyük Savaş, küresel sistemin kendi içindeki savaşıdır. Mutlaka dışarısında kalabilmeliyiz.

Bugüne kadar yapılan politika ve uygulamalarla, Cumhuriyetimize karşı yıkıcı, kurucu atalarımıza karşı saygısızlık faaliyetlerine izin verilmiş olsa dahi bugün, Vatan ve Millet tehdit altındadır. Bu nedenle Türk tarihinde kritik zamanlarda olagelmiş kurultay ve çalıştaylara önem verilmelidir. Her kesimden her düşünceden, Vatanına ve Milletine bağlı insanlarımız göreve davet edilmelidir. Ve sorumluluk verilmelidir. Zamanımız var. Ancak geç kalınan her dakika, daha ağır bedel ödememizi getirecektir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Yalçın Kılıç 7 ay önce

Sayın Komutanım, yapılması gerekenleri çok güzel yazmışsınız da. Bunların yapılmasını sağlayacak irade, tam tersi uygulamaları destekliyor, tam tersi uygulamaların önünü açıyor. Ülkemiz ve Türklük için olması gerekenleri hangi irade gerçekleştirebilecek ki? Kafanı azıcık kaldırsan, hemen darbeyi yiyorsun. Azıcık daha kaldırayım desen, kafanı götürüyorlar. Memlekette ses çıkarabilecek cesareti gösterecek çok az insan kaldı. Memleket zaten Kurtuluş Savaşından beridir hain kaynıyordu. Şimdi ülkeye sokulan göçmenlerle birlikte bu sayı daha da arttı. Hemen hepsi de memleketin köküne kibriti çakmak için işaret bekliyorlar. Hain olarak nitelemeyemeyeceğimiz, aslında vatansever bir kesim var ki, bunlar da toplumun çoğunluğunu oluşturuyor, ya olan bitenden bihaber, ya da günlük koşuşturma ve yaşam mücadelesi içinde gözünü açamıyor.

Avatar
Ayfer 7 ay önce

Dış politikalar oluşturulurken referans alınacak nitelikte analiz. Teşekkürler