Öne Çıkanlar Mikro Dalga Nurfer Tercan Aleksandr LUKAŞENKO Twitter 5G Virüs – Platformu

KENDİR, TÜRKİYE VE TÜRKİSTAN’DA

Yazan Dr. Erdem ULAŞ

“…Yün eğiriyor, kendir eğiriyor, bez örüyor, karış (?) dokuyor ve yine diğer ustalar da, kendi kendilerine, kendi san’at işlerini işliyorlar ve emek vererek, zahmet çekiyorlardı…” “Prens Kalyanamkara ve Papamkara” Uygur hikâyesi(1)

Büyük Asya’da Hunlar’dan başlayarak giyim kuşam için ekilip biçilen kendir, Osmanlılar ile birlikte Küçük Asya’da özellikle Karadeniz bölgesinde olmak üzere bilhassa stratejik bir ürün vasfı kazanmış, savaş ekonomisinin olmazsa olmazı haline gelmiştir. 19.yüzyılda Batı ile savaşın gereği üretimi zirvelere çıkan kendir, 20.yüzyıl ortalarına doğru Batı’nın baskıları neticesinde Türkiye Cumhuriyeti’nde üretimi yasak bir ürün haline gelmiştir.

Kendir aynı zamanda kendimizdir, kendimiz olma mücadelesidir. Her iki mücadele de birbiri ile iç içedir. 19.yüzyıl Merkantilizm çağında Baltalimanı Serbest Ticaret Anlaşması ile çökertilen Osmanlı Sanayii, İngiliz Kumaşı’nın, 2.Dünya Savaşı sonrası ABD ile olan anlaşmalar ise Amerikan Bezi’nin önünü açmış ve Trabzon Bezi, Rize bezi (Foretiko) ile birlikte yok olma sürecine girmiştir. Osmanlı topraklarında çıkan petrol ve yetiştirilen pamuk ele geçirilerek üretilen ve yerli acenteler ile ülkemize girişi yapılan ithal ürünler manivela olarak kullanılarak günümüze gelindiğinde ise kendimiz ile hesaplaşma sürecine girilmiştir.

(1854'de Bakü'de bulunan Petrol ve akabinde 50 yıl içinde milli misak sınırlarımızın altındaki emperyal kuşatma, 1838'de ki Baltalimanı Anlaşması ile birlikte 50 ve100 yıllık dönüşüm süreci)

21.yüzyıl başlarında hızlanmaya başlayan bu süreçte ortaya çıkmaya başlayan geçmişte kalan arşiv belgeleri de incelenerek yayınlanan kitabımızdaki çok yönlü sözlükler; dilimizin şaşmaz tanıklığıdır aynı zamanda.

Hun, Uygur ve Osmanlı atalarından miras KENDİR, kendimiz olma sürecinin mihenk taşıdır da. Mirasın gereği ise, binlerce yılın baştacı kültürümüzün yeniden değerlendirilerek daha da güçlendirilerek yaşatılmasını sağlamaktır.

Prof. Dr. B.Ögel hocanın ardından Nejat Diyarbekirli hoca 1969 yılında Türk Sanatı Tarihi ve Araştırma ve İncelemeleri adlı çalışmasında Ögel hocaya atıf yaparak Andronovo Kültürü dönemini Güney Sibirya için 1700-1200 olarak kabul etmiştir (Diyarbekirli, 1969:118). Ardından Prof.Dr.İbrahim Kafesoğlu 1977 yılında ilk baskısını yaptığı Türk Milli Kültürü adlı eserinde Rus arkeologlar Çernikov ve Kiselev’e atıf yaparak söz konusu kültür döneminin 1700’den itibaren hâkim olduğu Altay-Sayan bölgesine ve bu kabile mensuplarının yayılım sahalarından bahsetmektedir (Kafesoğlu, 2007:54). Son olarak 1978 yılında Emel Esin’in İslamiyet’ten Önceki Türk Kültür Tarihi ve İslam’a Giriş adlı çalışmasında Sibirya Bölgesinde M.Ö 2000-1200 yılları arasında Afanesyevo ve Andronovo Kabilelerinin Avrupai Mongoloid karışımı bir ırk tipinin vücuda geldiğinden ve Türklerin ataları olabileceklerinden bahsetmektedir (Esin,1978:3). İslam öncesi Türk Tarihi ve Sanatı için oldukça mühim çalışmalar yapmış olan bu değerli dört büyük Tarihçi ve Sanat Tarihçilerinin çalışmaları bu yıllardan günümüze değin Türk tarihçilerinin referansları olmuştur.

Kendir kaynakları incelememizin ana başlığında “Türkiye ve Türkistan” sınıflaması önerilmiştir. Kültür kökenlerimiz bir bütünlük arz eden iki uçlu bölge içinde şekillenmiştir. Umarız önerilen sınıflama kültürel, siyasi, iktisadi, stratejik ve jeopolitik incelemeler için de temel alınır. Dünya Türklüğü Kendir ile sarılıp sarmalanan bir yapılanmadır.

Türkistan boyutunu merkez alan değerlendirmede yirmi civarında Türk boyları Büyük Asya genişliği içinde incelenirken, etrafında yer alan Uzakdoğu, Hind Kıtası, Rusya ve Yakındoğu bölgelerine de değinmelerde bulunulmuştur.

Türkiye bölümünde ise Avrupa, Dönemler, Coğrafyalar, Teknikler ve Kaynaklar başlıkları altında incelenmiştir. Buradaki benzer bir ters yüz edici bakış açısınının da Küçük Asya-Türkiye merkezli olarak başta ülkemiz kültür insanları olmak üzere yeniden değerlendirilmesi hususunun gündeme gelmesi elzemdir!

Antik Anadolu’dan başlayan dönemlerin sonunda Türkiye Cumhuriyeti’nde kendir konusu da irdelenmiştir.

Teknikler bahsinde kullanım alanları beslenme tekniklerinden başlayarak yedi alt başlık altında incelemeye tabi tutulmuştur.

Kaynaklar bahsinde Dilimizin zenginliği sözlükler ve Arşiv kayıtları incelenerek bir kez daha bizleri hayranlık içinde bırakmıştır. Yirmiye yakın sözlük incelemesinde en dikkat çekici olanları yer adları ve arşiv (Osmanlı ve Cumhuriyet) incelemesinden çıkan beş yüzü aşkın söz dağarcığımızdır.

Kendir ile alakalı sözlerimizin dile getirilerek geniş bir gündem oluşturması bir gerekliliktir.

Detaylı ve çok yönlü kaynak kitaplar incelememizden çıkan tez ve iddia ise Kendir’den yola çıkılarak Kendimiz’e varmış olmanın mutluluğudur. Kendimize ait olanlara sımsıkı sarılmak, olmayanları ise ayıklamak başlıca bir vazife olmak gerektir.

Kaynak:

(1)Bahaettin Ögel, Türk Kültür Tarihine Giriş, Cilt 5, Türklerde Giyecek ve Süslenme, Ankara 1978, Kültür Bakanlığı Yayınları.ss.

Anahtar Kelimeler:
KenevirABDOsmanlıKendir
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.