Yazan Muammer KARABULUT
Nihayet 1800'lerin sonlarına doğru Heinrich von Treitschke (1834-1896) ve Houston Stewart Chamberlain (1855-1927) gibi düşünürler bunu ırksallaştırdı: “Töton ırkı”(*), insanlığın kurtarıcısı olmak üzere İlahi Takdir tarafından seçilmiş.” olduğunu söylediler.
Aslında Adolf Hitler (ö. 1945) bu dünya görüşünü miras aldı. Nadiren, “seçilmiş” dedi ama sürekli olarak, “İlahi Takdir” ve “kaderi” hatırlattı.
Nazi propagandasında, Almanya -ve Hitler'in kendisi- dünyayı temizlemek için, “İlahi Takdir tarafından seçilmişti.”
Ve sonra sürpriz geldi: Antisemitistler, Yahudileri ırksal olarak üstün olduklarına inanmakla suçladılar; oysa aslında bu ırkçı seçilmişlik versiyonu bir Alman icadıydı. Bu bir yansıtmaydı: Almanya'nın Yahudilere tuttuğu bir aynadan ibaretti. Yaşananlar İncil'in ahlaki antlaşmasının milliyetçi bir mite dönüşmesinden başka bir şey değildi.
Sonra bu mitin suçu ilk kurbanlarına atıldı. Modern Avrupa'da “seçilmişlik”in trajik ironisi de budur: Alçakgönüllülükle doğan bir fikir, tam tersi olarak yeniden doğdu. “Seçilmişlik” hikayesi, inancın nasıl ideolojiye dönüştüğünün hikayesidir.
Ve gururu dizginlemeyi amaçlayan bir fikir, onu meşrulaştırmak için kullanıldığında, sonuçlar felaket oldu.

Yahudilik bir ırk değildir, yalnızca dini inançtır. Dolayısı ile İsrail’de bir Yahudi devleti olamazdı. Bu çerçevede “seçilmişlik” ilk kez ateist olduğu bilinen Theodor Herzl tarafından uydurulmuştur.
Yahudilerin bir milliyet olmadığı göz önüne alındığında, İngiliz Kraliyet Yabancı Göçü Komisyonu tarafından Yahudi Milliyetçiliğinin ne olduğu soruldu. Herzl, kendi görüşüne göre bir ulusun, “ortak bir düşman tarafından bir arada tutulan, tanınabilir bir uyum içindeki tarihsel bir insan grubu” olduğunu söyledi -ardından ona Yahudilerin düşmanlarının kim olduğunu sordular. “Anti-Semitistler” dedi.
O zamandan beri Siyonistler Yahudilik için daha uygulanabilir bir tanım bulamadılar.
Bu ayrımcılık kurban olarak Yahudileri seçti. Seçilmişliğin üzerine üşüşen sayısız düşünceler ile Yahudiler bir daha yerinden kalkamadı. Yahudi olduğu için, zulüm gören ve zulmü yaşamadığı halde anlatılanlara karşı güvenlik kaygısı yaşayan herkes bu düşünceden istifa etmeye başladı.
Laikler de Yahudiliğin, “seçilmişliği” konusunda sessiz kaldılar. Çünkü Yahudilerin varlığını yalnızca dini inançlarının vazgeçilmezi olarak görmek istemediler. Siyonistlerin Yahudiler için uydurduğu, “seçilmişlik” işlerine geldi ve kendilerini korumak adına herhangi bir alternatif bulmadılar. (Devam edecek)
(*) Töton Irkı; Latince: Teutoni veya Teutones, Almanca: Teutonen), MÖ 4. yüzyıldan itibaren Jütland'da yaşamış bir halk. Başta Strabon ve Marcus Velleius Paterculus olmak üzere çeşitli Yunan ve Romalı kaynaklara göre bir Cermen ırkıdır. 2. yüzyılda günümüz Fransa'sında Romalılara karşı savaşmışlardır.




bilmiyorduk