Yazan Muammer KARABULUT
Siyonist İsrail ve Almanya, henüz 7 Ekim 2023’te Gazze soykırımı başlamadan dokuz ay önce, 20 Ocak 2022 tarihinde, Holokost’un (Yahudi Soykırımı) inkar edilmesini ve çarpıtılmasını açıkça kınayan tarihi bir karar tasarısını BM Genel Kurulu’na konsensüsle (*) kabul ettirmişlerdir. İlgili karara bugün baktığımızda, Almanya’da gerçekleşen “Holokost” benzeri bir proje çerçevesinde planlandığı görülmektedir. Öneri sunulmadan önce Siyonistler, Siyonist olmayan “Yahudi düşmanlığının arttığını” savunarak BM’den bu kararın çıkmasını sağlamıştır.
Ancak bilindiği üzere, Gazze’de yaşananlar, tarihte görülmemiş ölçüde, Yahudi inancına mensup insanlara yönelik düşmanlığın haksız bir şekilde artmasına neden olmuştur.

ANTİSEMİTİZM’DEN, SOSYAL MEDYA SANSÜRÜNE
Kararın Yahudileri korumak için değil, gerçekleştirdikleri katliamlarla Yahudileri “günah keçisi” haline getiren Siyonistlerin çıkarları doğrultusunda alındığı, bugün çok daha iyi anlaşılmaktadır. Siyonistler, geçmişte kendilerini gizlemek için Nazileri kullandıkları gibi, bu kez de var ettikleri İsrail üzerinden yine Almanya’yı kullanarak üye ülkelere ve sosyal medya şirketlerine (**) antisemitizmle ve çevrim içi nefret söylemleriyle mücadele etme sorumluluğu yüklemiştir.
Bugün birçok sosyal medya platformu ve arama motoru, algoritmaları aracılığıyla Siyonist İsrail’in eylemlerine yönelik eleştirileri “antisemitizmle mücadele” kapsamında değerlendirerek sansürleyebilmektedir. Diğer taraftan, Siyonist İsrail yönetimi Yahudilere her türlü baskıyı uygularken, bu paradoksal antisemitizm söylemi yeterince kamuoyu önünde tartışılamamaktadır.
Hedefte Yahudiler vardır. Yahudiler, dünyayı yöneten “küresel güç” olarak gösterilir. Böylelikle Siyonistlerin her türlü kirli işinin sorumlusu olarak hep Yahudiler görünür.

SİYASİ ELEŞTİRİLERİN SANSÜRLENMESİ: SİYONİZM–İSRAİL AYRIMI
BM’de “antisemitizmle mücadele” başlığı altında kabul edilen kararlar, Siyonist İsrail’in politikalarına yönelik meşru eleştirilerin de otomatik olarak “antisemitizm” sayılmasına yol açmaktadır. Özellikle Orta Doğu’daki çatışmalar sırasında Filistin yanlısı veya savaş karşıtı sivil toplum kuruluşlarının, gazetecilerin ve aktivistlerin paylaşımlarının “nefret söylemi” gerekçesiyle silindiği ya da gölge yasaklamaya (shadowbanning) uğradığı sıkça rapor edilmektedir.
Kısaca Siyonistler, Gazze’de gerçekleştirdikleri soykırımı gizlemek ve uluslararası toplum karşısında kendilerini hukuki açıdan korumak amacıyla dokuz ay öncesinden bir kararı BM Genel Kurulu’ndan çıkartmışlardır.
Büyük bir suçu, yolsuzluğu veya herkesin kolayca fark edebileceği kadar büyük bir haksızlığı işlerken yakalanmamak ya da sorumluluktan kurtulmak için, bu işe girişmeden önce önlem alan İsrail’in bu hamlesi bir anlamda “minareyi çalmadan kılıfını” hazırlamaktır.

Siyonistlerin Gazze’deki eylemlerini gizlemek ve kendilerini uluslararası toplum karşısında hukuki olarak korumak amacıyla önceden atılmış bir adım olan bu kararla İsrail’in çocuk, genç ve yaşlı ayrımı yapmaksızın gerçekleştirdiği öldürmelere karşı çıkanlar, antisemitizmle bağlantılı “Holokost’u inkar edenler” olarak nitelendirilebilmektedir. Böylece tepkilerin sansürlenmesi için uluslararası düzeyde bir mutabakat zemini oluşturulmuştur.
TÜRKİYE DE DESTEK VERDİ
Kararın kabul edildiği Ocak 2022 dönemi, Türkiye ile İsrail arasındaki diplomatik ilişkilerin yeniden ivme kazandığı ve normalleşme adımlarının atıldığı bir zamana denk gelmiştir. Basında, Türkiye’nin karara verdiği desteğin Ankara’nın Batı dünyası ve İsrail ile diplomatik diyalog zeminini güçlendiren yapıcı bir hamle olduğu yönünde yorumlar yapılmıştır.

Sonuçta bu karar; Hamas’ın eylemine karşılık verme bahanesi ile İsrail’in Gazze’de başlattığı “soykırım” projesini çok daha önce planladığına ilişkin güçlü bir belge olmuştur.
(*) Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu'nun 20 Ocak 2022'de kabul ettiği “Holokost İnkarını Kınayan Karar” (A/RES/76/250) için ülke resmi bir oylama yapılmamıştır; karar konsensüsle (oy birliği/uzlaşı ile) kabul edilmiştir.

Oylama süreci ve katılım detayları şu şekildedir:
Oylama Sonucu: Genel Kurul Başkanı'nın tokmağı vurmasıyla, 193 üye ülkenin oylamasına gerek kalmadan “uzlaşıyla (by consensus)” doğrudan kabul edilmiştir. Bu durum, uluslararası diplomaside kararın arkasında çok güçlü bir ortak iradenin olduğunu gösterdi.
Destekleyen/Sponsor Ülkeler: İsrail ve Almanya tarafından ortaklaşa hazırlanan ve sunulan karar tasarısına, 114 ülke resmi olarak “ortak sunucu” (co-sponsor) olarak imza atmış ve doğrudan destek vermiştir.
193 üye ülke arasında karara açıkça itiraz eden ve kendisini karardan ayıran tek ülke İran olmuştur.
(**) BM Genel Kurulu'nun 20 Ocak 2022'de kabul ettiği Holokost İnkarını Kınayan Karar (A/RES/76/250), özellikle dijital alanda yayılan nefret söylemiyle mücadele etmek amacıyla sosyal medya ve teknoloji şirketlerine doğrudan sorumluluklar yüklemiş ve somut adımlar atma çağrısında bulunmuştur.
Karar metnine göre sosyal medya platformlarına getirilen temel sorumluluklar şunlardır:
1- Aktif Mücadele ve Önleyici Tedbirler Almak
Şirketlerin, bilgi ve iletişim teknolojilerini kullanarak antisemitizm, Holokost inkarı veya tarihsel gerçeklerin çarpıtılması (distorsiyon) içeren içeriklerin yayılmasını önlemek amacıyla aktif önlemler (active measures) alması istenmiştir. Bu, algoritmaların ve moderasyon sistemlerinin bu tür nefret söylemlerini tespit edecek şekilde optimize edilmesini kapsar.
2- Şikayet ve Bildirim Mekanizmalarını Kolaylaştırmak
Kullanıcıların platformlar üzerinde karşılaştıkları antisemitik, ayrımcı veya soykırım inkarı içeren içerikleri kolayca ihbar ve rapor edebilmeleri (facilitate reporting) için kullanıcı dostu mekanizmalar kurma ve bu bildirimleri hızlıca değerlendirme yükümlülüğü getirilmiştir.
3- Net ve Dar Tanımlı Topluluk Kuralları Belirlemek
Şirketlerin, ifade özgürlüğünü haksız yere kısıtlamadan, zararlı içerikleri (özellikle Holokost ve soykırım inkarını) açıkça yasaklayan şeffaf, net ve dar tanımlı topluluk standartları oluşturmaları ve bu kuralları tutarlı bir içerik moderasyonuyla uygulamaları teşvik edilmiştir.
4- Doğru Bilgiye Yönlendirme (Eğitici Rol)
Karar, sosyal medyanın dezenformasyon üretme riski kadar, tarihsel hafızayı koruma ve doğru eğitimi teşvik etme potansiyeline de vurgu yapmıştır. Bu doğrultuda şirketlerin (örneğin Meta/Facebook'un UNESCO ile yaptığı iş birliğinde olduğu gibi) platformlarında Holokost ile ilgili arama yapan kullanıcıları otomatik olarak doğrulanmış, tarihi açıdan doğru kaynaklara ve eğitim materyallerine yönlendirmesi istenmiştir.
Kararda Tanımlanan “Yasaklı” İçerik Kriterleri
BM, sosyal medya şirketlerinin hangi içeriklere müdahale etmesi gerektiğini netleştirmek adına Holokost inkarı ve çarpıtmasını şu kriterlerle tanımlamıştır:
-Nazi Almanya’sının ve işbirlikçilerinin işlediği suçları hafifletmeye veya mazeret bulmaya çalışmak.
-Güvenilir tarihi kaynakların aksine, kurbanların sayısını büyük ölçüde az göstermek.
-Yahudileri kendi uğradıkları soykırımdan ötürü suçlamaya yeltenmek.
-Holokost'u olumlu bir tarihi gelişme gibi sunan ifadeler kullanmak.
Nazi Almanya’sı tarafından işletilen ölüm kamplarının sorumluluğunu başka uluslara veya etnik gruplara yıkarak gerçek sorumluları gizlemeye çalışmak.
Not: BM kararları uluslararası hukukta devletler ve şirketler için doğrudan yasal bir ceza yaptırımı (bağlayıcılık) taşımasa da, küresel bir norm oluşturarak teknoloji devlerinin topluluk kurallarını sertleştirmelerinde ve yasal düzenlemelere (örneğin AB'nin Dijital Hizmetler Yasası - DSA gibi) uyum sağlamalarında en güçlü dayanaklardan biri olmuştur.
BM'nin 2022 yılındaki kararından sonra, küresel kamuoyu ve sivil toplum kuruluşlarının baskısıyla Meta (Facebook/Instagram), TikTok ve X (eski adıyla Twitter) gibi dev platformlar, topluluk kurallarında ve içerik moderasyon sistemlerinde bir dizi somut değişikliğe gitmek zorunda kaldı.
Şirketlerin bu süreçte attığı temel adımlar ve uyguladıkları politikalar şu şekildedir:
1- Meta (Facebook & Instagram)
Meta, nefret söylemi politikalarını güncelleyerek Holokost inkarını ve tarihsel gerçeklerin çarpıtılmasını (distorsiyon) platformlarında tamamen yasakladı.
-Doğru Bilgiye Yönlendirme: Meta, BM kuruluşu UNESCO ve CHABAD’ın kontrolünde olan Dünya Yahudi Kongresi (WJC) ile doğrudan bir ortaklık kurdu. Facebook veya Instagram'da "Holokost", "Auschwitz" veya "Nazi soykırımı" gibi terimleri aratan kullanıcıların karşısına, onları doğrudan tarihi açıdan doğrulanmış ve tarafsız bir eğitim sitesi olan AboutHolocaust.org adresine yönlendiren bilgi pencereleri çıkarılmaya başlandı.
-Yapay Zeka ve Gözetim Kurulu Müdahaleleri: Platform, inkar içerikli memleri (İnternet Mem'leri/Caps'ler / Komik Görseller) ve gizli sembolleri yakalamak için yapay zeka filtrelerini güncelledi. Nitekim Meta Gözetim Kurulu (Oversight Board), sistem gözünden kaçan veya algoritma tarafından silinmeyen bazı inkar içerikli gönderileri inceleyerek Meta’nın kararlarını bozdu ve şirketi daha sıkı denetim mekanizmaları kurmaya zorladı.
2-TikTok
Genç nüfusun yoğun kullandığı TikTok, BM kararı sonrasında nefret içerikli içeriklerin yayılmasını engellemek amacıyla algoritmik ve eğitsel önlemler aldı:
Arama Filtreleri ve Yönlendirme: TikTok da Meta'ya benzer şekilde arama motorunu güncelledi. Platformda Holokost ile ilgili yapılan aramalarda, kullanıcıların karşısına yine dezenformasyonu önlemek amacıyla AboutHolocaust.org yönlendirme banner'ları eklendi.
Topluluk Kurallarının Sertleştirilmesi: Antisemitik kalıp yargılar, kan iftiraları ve Holokost kurbanlarının sayısını az göstermeye yönelik dolaylı ifadeler (kodlanmış dil ve emojiler dahil) doğrudan “Nefret Söylemi” kapsamında kalıcı hesap kapatma sebebi sayıldı.
3. X (Eski Adıyla Twitter)
Twitter/X cephesinde süreç daha dalgalı ve tartışmalı ilerledi:
Politika Seviyesinde Yasak: X'in resmi kurallarında Holokost ve diğer şiddet içeren kitlesel olayların inkarı net bir şekilde yasaklanmış durumdadır.
Uygulamadaki Zorluklar: Şirket yönetiminin değişmesi ve moderasyon ekiplerinin küçültülmesiyle birlikte, platformda antisemitik söylemlerin ve inkar içeriklerinin zaman zaman yükselişe geçtiği bağımsız raporlarca (UNESCO verileri dahil) ortaya koyuldu. X, bu doğrultuda içerik silmek yerine çoğunlukla “Topluluk Notları” (Community Notes) sistemini devreye soktu. Tarihsel gerçekleri çarpıtan veya inkar eden paylaşımların altına kullanıcılar tarafından kanıta dayalı düzeltme notları eklenerek içeriğin yayılım gücü düşürülmeye çalışılmaktadır.
Sosyal medya şirketlerinin kuralları kağıt üzerinde katılaşmış ve BM kararıyla uyumlu hale getirilmiş olsa da, İnsan Hakları Örgütleri ve araştırmacılar, kullanıcıların algoritmaları atlatmak için yaratıcı kelime oyunları veya gizli semboller kullandığını, bu yüzden platformların hala tamamen temizlenemediğini belirtmektedir.
Sosyal medya platformlarının antisemitizm ve Holokost inkarıyla mücadele etmek için devreye soktuğu denetim mekanizmaları, beraberinde dijital çağın en büyük hukuki ve felsefi açmazlarından birini getirmiştir: Nefret söyleminin engellenmesi ile ifade özgürlüğünün korunması arasındaki denge.
Bu durum, hem küresel düzeyde yoğun fikir ayrılıklarına yol açmakta hem de teknoloji şirketlerini sürekli yeni filtreleme yöntemleri geliştirmeye zorlamaktadır.
Güncel Antisemitizm Karşıtı Filtreleme Yöntemleri
Kullanıcılar platform kurallarını ve kelime bazlı yasakları delmek için sürekli yeni yöntemler (kodlu diller, semboller) geliştirdikçe, teknoloji şirketleri de filtreleme yöntemlerini evrimleştirmiştir. Günümüzde kullanılan başlıca teknikler şunlardır:
Kodlanmış Dil ve Algoritmik Sözlükler (Leet-speak ve Algoritmik Çarpıtma): Kullanıcılar yapay zekaya yakalanmamak için "Yahudi" yerine "Y@hudi", "Jews" yerine "Juice" ya da Holokost yerine farklı kısaltmalar kullanmaktadır. Modern yapay zeka filtreleri, artık sadece kelimeleri tek tek aramak yerine, cümlenin bağlamını (Semantik Analiz) inceler. Yan yana gelen kelimelerin yarattığı gizli anlamı ve fonetik (ses benzerliği) benzerlikleri tespit ederek içeriği yakalar.
Görsel ve Sembol Tanıma (OCR ve Bilgisayarlı Görü): Antisemitik içerikler çoğunlukla görsellerin veya memlerin (caps) içine gizlenir. Gelişmiş filtreleme sistemleri, görsellerin üzerindeki yazıları okuyabilen (OCR) ve Neo-Nazi sembollerini (Gamalı haç türevleri, belirli sayı kombinasyonları örn: 88, 14) veri tabanındaki eşleşmelerle anında tespit eden bilgisayarlı görü teknolojilerini kullanır.
Kombine Emoji Analizi: Doğrudan hakaret içermeyen ancak nefret söylemi grupları tarafından belirli bir etnik grubu aşağılamak veya hedef göstermek için organize şekilde kullanılan emoji kombinasyonları (örneğin belirli burun emojileri, para keseleri veya gizli siyasi semboller) yapay zeka tarafından “şüpheli etkinlik” olarak işaretlenir.
Taktiksel Görünmezlik (Shadowbanning / Gölge Yasaklama): Platformlar, bir içeriği tamamen silip kullanıcıda “sansürlendim” tepkisi yaratmak yerine, içeriğin veya hesabın erişimini algoritmik olarak sıfıra yakın bir seviyeye indirir. Böylece nefret söylemi yayan kişi içeriğinin canlı olduğunu düşünür ancak gönderi kimsenin karşısına çıkmaz.
Topluluk Notları ve Bilgi Etiketleri (Kitle Kaynaklı Doğrulama): Özellikle X platformunun ağırlık verdiği bu yöntemde, nefret söylemi veya inkar içeren bir gönderi sistem tarafından silinmeden hemen altına “Bu iddia tarihi gerçeklerle çelişmektedir” şeklinde, topluluk tarafından onaylanmış ve kaynaklandırılmış düzeltme notları eklenir. Böylece ifade özgürlüğü kısıtlanmadan dezenformasyonun etkisi kırılmaya çalışılır.



