Öne Çıkanlar WHO Mikro Dalga Coca Cola Abdurrahman DİLİPAK Claus Köhnlein

AK PARTİ’YE EN YAKIN İSİMDEN,

5gvirusnews Haber Merkezi Röportaj / 11 Mayıs 2021

Metin KÜLÜNK 16.11.1960 Rize, Güneysu doğumlu. İlk ve orta öğrenimini sırasıyla Diyarbakır ve İstanbul'da tamamladı. Daha sonra Yıldız Teknik Üniversitesi, İnşaat Mühendisliği Bölümünü bitirdi. Milli Selamet Partisi’nde siyasete başladı. TBMM’de  24.25. ve 26. dönem İstanbul’dan AK Parti Milletvekili oldu. Aynı zamanda yazar da olan KÜLÜNK’ün yayınlanmış 6 kitabı bulunmaktadır. AK Parti'nin 7'nci Olağan Büyük Kongresi’nden sonra  MKYK üyesi olarak yer aldı.

KÜLÜNK AK Parti içinde, dünya gündeminin bir yıl aşkındır, bir numaralı gündemi olan covid-19 virüsünün neden olduğu söylenen pandemi ilanı öncesi ve sonrasındaki gelişmeleri yakında takip etmesi ile tanınıyor.

5gvirusnews: Pandemiye inanıyor musunuz?

-Pandemi sağlık sorunu mu, yoksa 4. sanayi devrimine geçişin bir aracı mı?

Metin KÜLÜNK: Çağımız teknolojisi, küresel endüstri, emperyal atlas, dijital istihbarat, Sömürge aygıtları, Gelecek senaryo kartelleri bize her defa tecrübe ettiğimiz bir oyunu hatırlatmaktadır: Artık yeryüzünde hiçbir gelişme bu sıraladığımız paradigma ve güç adreslerinden bağımsız, ilişkisiz ele alınamaz; yorumlanamaz ve alınacak tedbirlerinde bunları büyük fotoğraf olarak görüp öyle bir strateji geliştirmesi icab eder.

Bu bağlamda Pandemi gibi dünya ölçeğinde gelişen ve tüm dünya dengelerini politik, ticari, kültürel açıdan etkileyen bir sürecin sonuçlarına da tanık olduğumuzda; Pandemi etrafında yapılacak tüm analizleri, gelecek senaryolarını söz konusu ettiğimiz güçler, operasyonlar, senaryolar çerçevesinde dikkat çekeceğimiz kumpasları, ihtimalleri hem “gerçekçi analizler” kılar hem de “akıllı refleksler” listesine kaydeder.

Dolayısıyla Pandemi konusuna “sürpriz salgın”, “kontrol dışı yeni virüs” veya “salgın tarihinde en büyük pandemi” ölçeğine-anlayışına indirgeyemeyiz. Tabi ki hesap kitap yaparken; kamuoyunu bilinçlendirirken; ülke olarak strateji geliştirirken; dikkat çektiğimiz küresel endüstri, emperyal atlas, dijital istihbarat, Sömürge aygıtları, Gelecek senaryo kartelleri gibi arka plan öznelerle ilişkili konuşacağız. Ve bu sadece pandemi konusunda değil, ülkemizin, milletimizin kaderini ilgilendiren her gelişmeye bu arka plan ve adresler üzerinden bakmak durumundayız.

Ancak söz konusu ettiğimiz bu arka plan, güç odakları, küresel operasyon adreslerin bir aklı var, bir hazırlama ve uygulama cetveli, sistematik kontrol ara yüzleri ve en önemlisi kendilerini gizleyecek şekilde bir enformasyon ve gündem oluşturucu uzantıları var.

Dolayısıyla bizim bu adreslerin, güçlerin varlığı ve ilgisi var ön kabulüyle hareket ederken;  rastgele komplolar üretmemiz, afaki manipülatif gündemler ihdas etmemiz ve en tehlikelisi konuyu basite indirgeyen sosyal medya magaziniyle meşgul olmamız bu güçlerin işlerini kolaylaştıracaktır, gönüllü ve ahmak taşeronlar durumuna düşeceğizdir. O nedenle önemli olan şu: Senin kolektif aklın nerede? Deşifre edici, çözdürücü karşı örgütlenmen ne aşamada? Senin Atak Enformasyon sistematiğin ve iletişim cepheleri nasıl çalışıyor? Halkı sana güven duyan ve devlet aklını tek adres bilerek ama gerçekçi bir planlama içinde nasıl süreci kendi kontrolünde götüreceksin? Bunlardır önemli olan ve bizim cephemizden görmemiz gereken konular?

Örneğin; ABD başkanı Biden “Erdoğan’ı devirmek için muhalefeti desteklemeliyiz…” ilan etmişken; onun Pandemi ortamını suiistimal edecek, provakatif gündemler oluşturacağına ve hatta Erdoğan’ı devirmek isteyen tüm çevrelerin bu hesaplara destek vereceğini öngörmek de bu kapsamdadır.

5gvirusnews: İnsanı mı yönetmek isityorlar? Bir de yapay et,  iklim değişikliği adı altında Bill Gates’in doğaya da hakim olma isteğini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Metin KÜLÜNK: Dünyanın sektörlerine hakim olmak insanın aklına, insanın kendisine hakim olduğunuz anlamına gelmez. Doğaya hakim olma zihniyeti Biil Gates ile sınırlı bir olay değil… İnsanı ve doğayı sömürmeyi meşru gören zihniyet oldukça yaygın bir durum. Biz buna esastan itiraz geliştiren bir inanca, medeniyete ve politikaya sahibiz.

Ayrıca mevzuya “Bill Gates’in dijital oyunları, aşı endüstrisinin kartel operasyonları, veya “olmayan virüsün sanal pandemi tüneli” gibi bizim açımızdan kendi sorunumuzu gidermek ve operasyonlardan az hasar alarak çıkmak noktasında bize bir enerji, yol vermez! Yani bunu hesapta tutmak tek başına anlamlı değil demek istiyorum; Asıl önemli olan biz içinde olduğumuz süreci kendi aklımız, imkanlarımızla nasıl aşa biliyoruz. Hatta bu milli bir konu iken ve her bir insanımızın canını konu ediyorken, acaba gerçekten herkes el ele iktidarın öncülüğünde bunu aşmayı istiyor mu; yoksa iktidarın bu işi yüzüne gözüne bulaştırmasını arzu eden, ölümlerin artmasını ve bunu iktidarı düşürecek şekilde fatura etmeyi planlayanların mı var? Maalesef “Erdoğanız Türkiye” görmek için bu ülkenin ödeyeceği bedelleri sorun etmeden kendi iktidar duşmalığı için Pandmei sürecini ideolojik kuluçka olarak kullanma hevesinde çok çevreler var ve bunlar sözü ettiğimiz küresel güçlerin de uzantıları işlevinde pozisyonlar alabiliyorlar.

5gvirusnews: Devletleri kontrol etmek, her açıdan güçsüzleştirmek ve kendilerine bağımlı yaşatmak ile mümkün. Pandemi ile bu gerçek bir kez daha su yüzerine çıktı ve çok net görünüyor. Siz de,  “Yasaklama lobisi devreye girdi, amaçları ülkeyi kapatmak esnafı zor duruma düşürmek ve hükümete karşı eylemlerin ateşini yakmak. Lobinin vitrininde İBB’nin başındaki şahıs ve Tabipler Odası var.” dediniz. Hatta Gezinin, “hayatı durdurun” sembol sloganını hatırlatarak, “Aman dikkat! Kapatma çözüm değildir!” dediniz. En son da İBB’nin başındaki kişi kapanmayı istedi ve 17 günlük bir kapanma daha geldi.

-Kapanmanın sağlık ile ilgisi olmadığı anlaşılmadı mı veya Türkiye’deki  kapanma konusundaki lobi mi çok etkili oldu da tekrar 17 günlük kapanma kararı alındı?

Metin KÜLÜNK: Öncelikle çok temel bir şeyi hatırlatmak isterim; sonuçları karmaşık olan bir sürecin nedeni de karmaşıktır! Diyemeyiz. Tam aksine çoğu karmaşık sonuçları olan, süreçte karmaşıklaşan bir çok olayın aslı, astarı, sebebi gayet sade, basit bir nedene dayanır!

Bu virüs konusu da böyledir!...

Önemli olan sade ve basit nedenli bir konuyu bu kadar karmaşık hale kim niçin getiriyor!

Neden sebebi sade, basit diyoruz. Çünkü tıp bilimi ilk defa “virüs” diye adını koyduğu bir organizma ile karşılaşmıyor. Aksine Tıp biliminin virüs hakkındaki bilgisi çok ve virüs hakkında da yeterince deneyimi var.

Nedir bu basit-sade bilgi şudur:

Virüs her insana bulaşır; bu virüs de herkese bulaşacak!

Virüslerin bazıları kendisi öldürücü bazıları da başka enfeksiyonları tetikleyen yani domino etkisi olan virüs cinsinden. Bu virüste bu türden.

O zaman gayet sade olan tablo şudur: Herkes bu virüse yakalanacak ve bazı insanlarımız vefat edecek!

Peki bu sade-basit virüs gerçekliği neden ilk defa dünyayı bu kadar karıştırdı? Buna iki pencereden bakmamız gerekiyor.

Birincisi; sağlık açısından, yani sağlık tedbirleri, tedavi süreci ve gündemden çıkması en azından artık aşısı bulunmuş, kontrol altında “rutin virüs listesi”ne girmesini sağlamak.

Bu sağlık penceresinden covid19’a bakınca; bunu organize etmeniz gerekiyor. Peki kim yapacak bunu? Tabi ki Devlet? Peki Devletin bu süreçteki asli görevleri nelerdir? Onlar şudur: Virüs hakkında bilgi kirliliğini engellemek; sağlıklı-gerçekçi bilgiyi kamuoyuna sunmak; Nitekim bunun için Bilim kurulu ihdas etmiş ve ilgili bakanlık olan sağlık bakanlığı da düzenli kamuoyunu bilgilendirmeye çalışmıştır.

Ancak bu tip durumlarda sorumlu davranmak herkese düşerken; özellikle medya kuruluşlarımız “özgür haber” gerekçesiyle bir çok bilim adamını ekrana çıkarmış, bir çok bilim insanı da ekran yüzü olarak yorumlarıyla sürece dahil olmuşlardır. Ancak kısa sürede bilgi kirliliği, bilim adamı sınırlarını aşıp “paralel bilim kurulu” gibi siyasi mülahazalara da giren ama “tedbir” etiketiyle sunulan karmaşalara yol açılmıştır.

Dolayısıyla Bilim kurulunun “bilgilendirme” rolü çeşitlendirilmiş ve bu zenginlik sayılmıştır. Oysa öyle olmamıştır.

İkincisi ve asıl sade bir konuyu karmaşık hale getiren ikinci aşama söz konusudur; Nedir bu aşama? Yayılma hızını kontrol altına almak gerekiyor; Çünkü sağlık altyapınızla-üst yapınızla nüfus orantılı değil!... O kadar hızlı yayılıyor ki; milyonlarca insan var; buna karşılık hastane sayınız, yatak sayınız belli!

O zaman ne yapacaksınız; yayılma hızını “hastalık derecesi, belirti derecesi ve aciliyet sırası” gibi teknik ama ince yöntemler kullanmanız gerekiyor. Çünkü bu öncelik-sıralama organizasyonu vatandaşların arasında “ilgilenmediler, ölüme yol açtılar, adamını bulan hastaneye yatabildi..” gibi sağlık asayişine sebep olmamak lazım.

Çok şükür görüldü ki ülkemizin sağlık altyapısı dünyanın en iyilerinden ve çok başarılı yönetildi süreç. Sağlık asayişi karnemiz çok iyi….

Fakat bir çok güç ve adres sağlık tedbiri sağlık asayişine dönsün çok istedi. Maalesef iktidar karşıtı olanlardan bazı kesimler; Allahtan korkmadan; bu asayiş sorunu çıksın diye manipülatif haberler, provakatif sağlık haberleri yaptı. Fakat sonuç alamadılar.

Ancak bir şeye dikkat çekmek isteriz. Mademki bu virüse herkesin bulaşması söz konusu… o zaman yayılma hızı bazen hastane kapasitesi, tedavi kontrolü açısından “yayılma dalgalarına karşı dalga kıran” işlevinde “yasaklı günler” planlamak gerektiriyor.

Nitekim “yayılma dalgasına karşı dalga kıran tedbir günleri” yer yer uygulandı. Ve çok şükür asayişe dönmeden de yürütüldü. Fakat süre uzadıkça, yakalanan artıkça, sabırsızlı, keyifsizlik de arttı. Ve insanımız arzu etti ki; “bir sefer tam kapanalım; bir daha hiç olmasın!...”. Biz de arzu ederiz; ancak bu süreç öyle bir süreç değil!

Bu nedenle ben “Dalga boyu ve dalgalar serisi görülmeden; Tam kapanalım bir kez; sonra hep serbest olalım!” çağrılarına şerh düştüm; bazılarının zamanlamasına ve diline bakarak daha sert karşı çıktım!

Çünkü bu olay çok sade bir plan gerektiriyor: Dalga boyu ve serisine göre dalga kıran günleri belirle!” formülüdür. Bu arada bu da yapılmıştır; ancak tedbir gün sayısı ve şekli gelen dalga boyu-serisi ile kıyaslandığında ne kadar başarılı olmuştur… noktasında tabi ki eleştiriler olacak. Süreç çok yoğun.. Benim bile çok sert uyarılarım olmuştur uygulamaların bazılarına…

Halkımızın bir yılı aşkın yaşadıkları ve bu 17 gün uygulamasından sonra “Tam kapanma ve kapanma” tedbir uygulamasına tahammülü yok; kısa, öz ve mantığı olan kontrollü normalleşmeye ivedi olarak geçilmesini istiyor. Ardışık günler uygulaması devam ederse; “olan olsun” refleksine yönelecek ve istenmeyen boyutlara ulaşacaktır.

Dolayısıyla Bayram sonrası “nefes aldıran dalga kıranlar” dönemine geçilmelidir; “nefes kıran tedbirler” değil…

5gvirusnews: Türkiye’de siyasetçiler arasında anlaşılır bir şekilde yaşananları, “Dünya genelinde DSÖ ve küreselcilerin estirmek istediği korku ülkemizde maalesef bazı Bilim Kurulu üyeleri ve Türk Tabipler Birliğince üretilmektedir. Bilim adamı kimliği ile devlet yönetiminin ve siyasetin üzerinde vesayet odağı oluşturmasına izin verilmemelidir.” diyerek özetleyen ilk siz oldunuz.

-Şimdi AK Parti MKYK üyesi olarak, bu görüşlerinizi MKYK’da kabul ettirebilecek misiniz? Ve eğer kabul görürse Genel Başkanınız Erdoğan bu görüşler doğrultusunda karar alır mı?

Metin KÜLÜNK: MKYK ortak aklın oluşturulduğu bir meclistir. Kişisel fikirlerin dayatıldığı ve teke tek müzakere masası değildir… Herkes özgürce fikirlerini, tavsiyelerini, halkın taleplerini iletir. Kaldı ki sosyal medya başta olmak üzere bunları özgürce ortaya koyabilmekteyiz. Sayın Genel Başkanımız Erdoğan’da bunları dikkate alarak; devlet aklının gereğini yapmaktadır.

Ayrıca dikkatinizi çekerim: Yaratılan pandemi ortamı ile oluşan, kapanma ve alınan tedbirler doğal olarak devletin gücünü zayıflatıyor. Değişim veya “büyük sıfırlama” gibi konuların önünü açıyor, muhalif güçler de bu durumu fırsat olarak değerlendiriyor. Nerdeyse alınan tedbirlerin hep 2-3 katını istiyorlar. En çok kapanalım, aşı nerede diye söylenenler de muhalif güçler. Bu tabii ki insan sağlığı için değil, oluşan kaos ortamında devlet yönetimini zaafa uğraması için yapıyorlar.

5gvirusnews: Muhalefet veya açıkça Bill Gates çetesinin kontrolünde olan DSÖ’nün pandemi ilanı ve alınan  tedbirler üzerinden  siyaset yapılmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Muhalefetten birlikte hareket edelim diye bir teklif gelse tavrınız ne olur?

Metin KÜLÜNK: Öncelikle bir gerçeğe işaret etmem lazım: Sağlık tedbirleri sağlık asayişine dönmesin diye;  “Yayılma dalgasının boyu ve serisi” hakkında Bilim kurulunun bilimsellik adına ve iyi niyetle önerdiği-dayattığı tedbir süre ve şekilleri ile ilgili çok ciddi eleştirilerim var. Hatta bilim kurulunun virüs hakkında bilimsel çalışmalar, aşılar ve gelişme gösterdiği mutanta ilişkin tıbbi projeler geliştirmek yerine; sorumluluk tamamen kendilerinde kalmanın duygusuyla veya başka saiklerle “ Yayılma hızını kesmek için; Yasakla!... Yasakla!... Yasakla!..” diye tempo tutmak haricinde “bilimsel esneklik” veya farklı pencerelerden baka bileceğimiz “seçenekli tedbir modelleri” geliştirmediklerini düşünüyorum. İktidarımızın da “Aman… Bilim kurulana karşı geldiler! Bilime düşmanlar! Sırf politika yapıyorlar!” denmesin diye yani “sağlık asayişi” öncelikli “politik asayiş” krizine dönmesin diye bilim kurulunun bu “kapalı yasaklar!” tutumuna karşı eksik tavır aldığını veya süreci yönetmede ikincil kaldığını düşünenlerden ve eleştirenlerdenim.

Zaten karmaşa da buradan çıkıyor.

Oysa madem ki bu virüs herkese yayılacak ve madem ki kontrol gücü elde edilene kadar sağlık asayişi  ve yayılma hız dalgası-serisi ile yasaklı günler yani dalga kıranlar planlanacak;  o zaman biz bunu neden “hayat dursun! Olan olsun!... Herkes başının çaresine baksın!” gibi trajedik bir eşiğe kendi ellerimizle düşürelim ki…

Aksine devlet aklı bunun için var. Bir yandan da hayatın durmaması gerekiyor! Mecburuz hayatı da planlamayı… Hatta daha ileri gidelim: “Devlet de kapamasın!” diye bilir miyiz; ihracatı durdun.. ithalat dursun!... Turist gelmesin.. buradakiler evlerine gitsin… Devletin gelirleri kuruyuncaya kadar beklesin! Dene bilir mi…

Lütfen akıllı olalım ve kalalım.. Evet süreç zor ama… biraz da aklımızı kullanarak ve lütfen uygulamaları da akıllıca yapalım.

Örneğin; sağlık tedbirlerinden dolayı izole olan hayat içinde inanılmaz mağduriyetler yaşanıyor… Yaşanacak da maalesef.

Fakat nasıl sağlıkta virüsün yayılma hızı buna bağlı oluşan dalgalar ve serisi varsa; ona göre dalga kıranlar oluşturmak amaçlı maske-hijyen-mesafe yasaklı saatler, günler ve hatta mekanlar varsa…

Aynı şekilde hızla yayılan mağduriyetler var ve buna bağlı mağduriyet dalgası, serisi var. Bizim de buna karşılık mağduriyet dalga kıranları oluşturmamız gerekiyor.. Nedir bu dalga kıran işlevinde tedbirler.

Mağduriyet dalga ve serisine göre;

Sektörel tespit yapıp teşvikler, muaflar uygulamak…

Mağduriyet derecesine göre sektörlere “izinli ve kontrollü serbestlik” tanıyan alan açmalar…

Devletin gelirleri ve pandemi sonrası hayata devam için gerekli olan yasal düzenlemeler ve sağlık tedbir günlerinde “esnek muhatap” olarak seçenekli izinler…

Fakat maalesef bir kısır döngüye girdir…

Sağlık açısından dalga kıran karalar öyle sert ve dayatmacı hale geldi; mağduriyet dalgaları ve dalga kıran programı sürekli iptal oluyor…

Oysa biri diğerinin düşmanı ve sebebi değil. Devlet aklı da bunun için gerekiyor… Süreç zor ama bu uyum yakalanmak zorunda.

Buna bir de ekranlara çıkıp mağdurlara yönelik uygulanan her dalga kıran tedbiri ve esnekliği “vay virüsün yayılma hızı artacak; dalga boyu yükselecek ve serisi çoğalacak!... Bize ne biz sorumluluk almayız! “gibi bence kasıtlı ve bilimsel olmayan propagandalara girişile biliyor…

Oysa bilim adamı şunu der katkı olarak; “Aşı olanlar veya geçirmiş olanlar için bazı esnek yollar olabilir… Fakat aşı olmayana uygulamada ısrar edelim… Veya şunu söyleye bilir; açık alanda hız azalır; tarım sektörü ve tedbir olmak kaydıyla açık alanda işi olan sektörlere %50 kapasite ile izin olabilir…

Biz bu dili hiç görmedik… Hatta aksine bilimsel veri olmadan da sürekli yuvarlak cümleler, imalı polemikler görüyoruz..

Doğrusu bu yüzen içeride de iktidara karşı bazı kumpaslardan şüphelenmekteyiz.

Bir özeleştiriyi de iktidar için yapayım. Virüsün yayılma hızı, dalga boyu-serisi ile bunun için gerekli olan dalga kıranlar seçenekleri ile maalesef mağduriyet hızı boyu-serisi arasındaki bütünlüğü koruyan ve seçeneklendirerek yöneten ve millete anlatan bir fotoğrafı hep flü verdi… Ve muhalefetin, komplocuların cephe açmasına fırsat veren zafiyetlere arada bir de olsa düştü..

17 gün sonrasında bahsettiğimiz üzere konuya bakmakta ve dalga kıranları bir birine kırdırtmamak gerekiyor. Zaten devlet aklı da bunu gerektirir.

5gvirusnews:Dünya pandemi adı altında resmen küresel bir darbe dönemi yaşanıyor. Bugüne kadar darbe ve terörü destekleyen güçlerin hepsi sahada.

-AK Partisi’nin her zaman darbelere karşı bir tavrı oldu.  Şimdi yaşananları bir darbe olarak görmüyor mu? Veya 15 Temmuz gibi bir tavrı yani konuyu halka götürerek direnmesini isteyecek mi?

Metin KÜLÜNK: 15 Temmuzu kurgulayan ve uygulayan aklın Türkiye üzerinde hesabı devam ediyor. İktidarı düşürecek her yol, her ortam kullanılacaktır bu hedef için. Asıl dikkat etmemiz gereken ve cevabı verilmesi gereken durum şudur: Erdoğan karşıtlığında olanlar söz konusu bu farklı darbe türlerini organize edenlere karşı, devletin, milletin ve iktidarın yanında durarak, demokratik muhalifliğiyle ülke sevdası ve devlet aklına güvenmenin safında durmayı karıştırmadan milli refleksler göstermek noktasında nasıl bir karneye sahip?

Sayın Erdoğan, 15 Temmuzu kurgulayan aklın yeni oyunlarının izini sürmekte ve devletin, milletin geleceği noktasında pandemi sürecinde örgütlenen her türlü çabayı da engelleyecek tecrübeye sahiptir. Muhalefetin bu noktada gösterdiği zaafları ve kendisine yönelik geliştirilen cephenin tuzaklarını da milletin kalbini devletin aklıyla buluşturarak aşacak ufka sahiptir.

5gvirusnews: Cumhurbaşkanı Erdoğan ile aynı köylüsünüz, birlikte siyaset yaptığınız ve  aynı zamanda da çocukluk arkadaşısınız yani çok yakından tanıyan bir isimsiniz. Erdoğan bugün Covid-19 benzeri ve aynı çetenin ürünü olan Domuz Gribi’nin yaşandığı dönemlerde aşı olmam dedi. Ama bu sefer ne yazık ki aşı oldu!. Ve Avrupa Konseyi’nde Domuz Gribi’nin araştırılması için imza veren ve DSÖ’nün sorgulanması neden olan 14 üyeden,  2’si AK Parti’nin milletvekili (Mustafa Ünal ve Lokman Ayva ) idi.

-2010 yılında Sağlık Bakanı aşı olurken, Erdoğan, “aşı olmayacağı” konusu kendi iradesiyle mi, yoksa bu konuda bir bilgilendirme mi oldu. Bu konuda bir bilginiz var mı? 

Sizce aşı olmalımıydı?

Metin KÜLÜNK: Aşı düşmanı olmak; bizatihi aşının kendisine yönelik politika üretmek zaten anlamsız… Önemli olan bir aşı ihtiyacı dillendirildiğinde ve bu toplumsal ölçekte bir kampanya talebi formunda geliştiğinde, bunu hem bilimsel hem de siyasi açıdan tartarak, halkta panik oluşturmamak ve tartışmalı kararlar zincirine girmemek adına bazen takdirlerde bulunur. Sayın Erdoğan’ın domuz gribi aşısına ilişkin tutumu da bu bağlamda doğru idi; Covid-19 aşısı noktasında ise milletin sürecin içinde bir panik veya kargaşa içinde kalmaması için ve gelinen noktada aşıya güven duyulması noktasında bu takdirde bulunması da doğru bir karardır. ……………

5gvirusnews: Röportaj için teşekkür ederiz.

Anahtar Kelimeler:
RizeDSÖPCRGüneysuAK Parti
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ahmet ŞENGÜL 1 ay önce

Metin KÜLÜK, hem kapatmaların, pandeminin küresel güçler eli ile devletleri zayıflatıp istediklerini yaptırmak olduğunu söylüyor, hemde bizim gibi, bu süreci YENİ DÜNYA DÜZENİ- BÜYÜK SIFIRLAMA olarak palanlayan Öjenik Çetenin kendini ŞEYTAN TANRI ilan etme projesi olduğunu bilen ve başından beri karşı çıkan insanları BIDEN'in Erdoğan'ı devirme planlarına hizmet etmekle suçluyor. Tam bir AKPli... Ali BABACAN'da AKPli idi? değil mi?

Avatar
Tuncay tosun 1 ay önce

Çelişkiler yumağı kusura bakma m. Külünk. Abi aşı oldun mu. Olmayı düşünüyonmu.aşının koruyuculuğuna inanıyonmu.iktidarı kurtarırken milleti ve değerlerletini batırmak şart mı.karşıyım demekle karşı olmak farklı şeyler.kusura bakma beni uryan bırakan herşeye karşıyım.iktidarı başkalarına kaptırmayalım derken yönetecek millet kalmayacak.ee milletce bizde haketmedik değiliz.kaptanda tayfada hepimiz mesul ve sorumluyuz tüm olanlardan

Avatar
Zeynep A.. 1 ay önce

Çok yuvarlak cümleler bunlar sayın Külünk malesef samimi bulmadım. Daha net cümleler beklerdim . Oysa bilim adamı şunu der katkı olarak; “Aşı olanlar veya geçirmiş olanlar için bazı esnek yollar olabilir… Fakat aşı olmayana uygulamada ısrar edelim… Bu ne demek yaaa!

Avatar
Almancı 1 ay önce

Sokağa çıkma yasağı işe yaradıysa, neden tekrarlanıyor? İşe yaramadıysa neden tekrarlanıyor?

Avatar
Umay 1 ay önce

Aşı olmayanlar burnunu dışarı çıkarmasın diyorsunuz yani... Eee eleştirdiğiniz o kişilerden ne farkınız kaldı

Avatar
Fatih PURTUL 1 ay önce

Kapanmalar Esnaf veya İşletmeler üzerinden olmamalı.! Bütün ticari faaliyetler tedbirler m.m.h. ortamında açık olmalı, ticaretle meşgul olmayan vatandaşlara T.C.K.N. son hanelerine göre günbegün sokağa çıkma veya çalışma serbestisi getirilmeli.. Bu kural Fabrika Çalışanları İçin de geçerli olmalı.. Neticede sokakta esnaf açık olacak ancak kişiler azalacak.. Yani Devlet bu şekildeki uygulama ile arz (esnaf) ve talep (müşteri) ilişkisine %20, %30, %?.. oranda kısıtlama getirmiş oluyorsunuz. Durumun gidişatına göre de bu yüzdelik oranı da değiştirerek tedbiri artırabilir veya azaltabilirsiniz..

Avatar
Almancı 1 ay önce

Sokağa çıkma yasağı işe yaradıysa, neden tekrarlanıyor? İşe yaramadıysa neden tekrarlanıyor?