Öne Çıkanlar Nurfer Tercan WHO Güler Sabancı Bill Gates İsmail Tokalak

AŞI KÜRESEL SAHTEKARLIK

Yeniçağ Gazetesi yazarı Arslan BULUT’un bugünkü, “Bu bir aşı değil, ‘zombi’ iğnesi” başlıklı yazısı dikkat çekti.  Pandeminin başladığı tarihten itibaren sorgulayan, araştıran yazılar yazan BULUT kafaların iyice karıştırıldığı bugünlerde okuyucularına bu kez de aşı konusunda yol gösteren oldu.

Arslan BULUT yazısında;    

Hani, gazeteci-yazar Birgül Göker Perdisa'nın derlediği İtalyan uzmanların görüşlerini, "İtalyan virolog: Korona virüs aşısı küresel bir sahtekârlıktır" başlığı altında yayınlamıştım ya, sosyal medyada birileri hemen bu yazıya karşı, "Aşılar, antibiyotikler, milyonlarca insanı hayatını kurtarmıştır" diyerek aşı karşıtlığının tehlikeleri üzerinde ahkâm kesmeye başladı!

Bu tutum, küresel sahtekârlığa alet olmaktır. Çünkü İtalyan virolog, aşı karşıtı olmak şöyle dursun, aşı geliştiren bir bilim adamıdır.

Zaten korona virüse karşı aşının çözüm olmadığını söyleyen İtalyan virolog Giulio Tarro, 1957'de ilk çocuk felci aşısını yapan viroloji uzmanı Dr. Albert Sabin'in öğrencisi... Üstelik iki defa Nobel Tıp ödülüne aday gösterilmiş, aşılar üzerine önemli çalışmaları var. İddiasının çarpıtılacağını bildiği için öncelikle şöyle demişti:

"Ben, çocuk felci aşısını bulan Albert Sabin'in gözde öğrencisiydim. Benim, aşıların önemini küçümsemem diye bir şey söz konusu olamaz. Ancak bazı virüsler için - Covid-19 da bunlardan biri - aşı gerçekçi bir yaklaşım değil... Tüm virüsler mutasyon geçiriyor; bunların pek çoğu da bizim zararımıza mutasyonlar değil. Korona virüs, 2002-2003 yılında ortaya çıkan SARS salgınının da sorumlusudur, ama şimdi bu virüs yok mesela, ortadan kayboldu. Aynı durumun Covid-19 için de geçerli olmaması için hiçbir sebep yok."

Bu bilimsel görüşler içinde aşı karşıtlığı var mı? Dr. Montanari de benzer bilgiler vermişti…

Dünyada uygulanan komployu görenler, Shakespeare'in, "Artık iyi olanların değil, iyi oynayanların dünyası burası...." sözünü paylaşıyor…

Zira insanlar, laboratuvarda üretilip üretilmediği tartışmalı olan korona virüsten mi, yoksa hastaya ilk gün çok yoğun antibiyotik verilmesi yüzünden ve kalpten mi, çoklu organ yetmezliğinden mi veya vücudunun direnci kalmadığından mı gidiyor, orası belli değil...

Türkiye'de de Dünya Sağlık Örgütü'nün verdiği tedavi şeması uygulanıyor. Oysa korona virüse veya gribe karşı geliştirilmiş bir ilaç olmadığını herkes biliyor. Öyleyse bu ilaç yüklemesi nedir?

Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta'nın son tespiti şöyle

"Bu senede aşıda durum özetle şöyle: Grip aşısı kalmadı, hangi korona aşısını verelim? Ölü virüslü mü mRNA' lı vektörlü mü zayıflatılmış virüslü mü? Neli isterseniz hepsi de var…"

Arzu Atamer, "Aşı reklamı yapan basın elemanları en yakın aşı uygulaması yapılan yere gidip gönüllü denek olsun. Onlara noter huzurunda aşı yapılsın. Hepimiz görelim. Bedavaya aşı var, kim engelliyor bunları?" diye soruyor.

Sadece basın elemanları değil, genetik yapıya müdahale eden aşıyı Türkiye'ye getirecek olanlar ve çocukları da noter huzurunda aşılanmalı!

Murat Soydan ise "Denemeleri bir yıl bile yapılmamış, ne olduğu belli olmayan bir sıvıyı vücudumuza enjekte ettirmek istemiyoruz. Sizin 'bilim adamı' dediklerinize de güvenmiyoruz. Yok aşı karşıtı yok bilmem ne gibi takacağınız karalayıcı sıfatlar umurumuzda değil" diye meydan okuyor.

Herkesin kuşkusu, genetik yapısıyla oynanan insanların zombileşeceği yönünde… Ve "bu bir aşı değil, zombi iğnesi" görüşü yayılıyor.

İtalyan virologların görüşlerinden alıntı yapan Doç. Dr. Nail Ersöz ise "Bir hekim olarak uyarıyorum; faz 3 çalışması yapılmamış, dünyadaki tek gen aşısı olan m RNA aşısını lütfen yaptırmayalım. Aşı olup olmamak konusunda sadece siz karar verebilirsiniz" diye uyarıyor.

Bir aşının aşı olabilmesi için birkaç ay denenmesi yeterli değildir. Yıllar gerekir…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.