Öne Çıkanlar WHO Güler Sabancı Nurfer Tercan Bretton Woods Özlem AK

İNSANLAR DEĞİŞİMİ KABUL ETMEK ZORUNDA MI?

Yenilenmek mi, Değişim Mi veya Dönüşüm Mü?

Yazan Dr. Nurfer TERCAN

Virüs ikinci dalgasını geçti geçiyor derken ve bizler halen maske sopası ile kovalanırken, bir de baktık ki, Akdeniz’in doğusu ile ege sularında Yeni dalga Savaşları başlamış. Kimimiz, çaktırmadan, evimizin bilgesi google’a “Navtex nedir”sorusunu sorarken, kendimizi daha önce hiç tanımadığımız emekli paşalarımızın harita harita seslenişlerini akıll telefonlarımızın iletişim gruplarında paylaşırken bulduk. Ege’den beklediğimiz kıyamet ise, Hazar denizinden koptu geldi. KKTC Maraş’ına sevinemeden, Hatay’ın çığlığını Kahraman Maraş’ta duyuverdik.

Kısacası beklenilen mutasyon ceketli virus, ikinci seferinde dalgasını teğetle geçerek, yerini tez elden başka senaryolu 3.dalgasına bıraktı. Yeni ipek yolunun denizinden karasına kadar, boyut boyut dalgalarının olduğunu sanırım artık benimsedik. 

Hiç tahmini yapılamayan çarşambanın feryadını, aslında 1970’lerden kalan bir Perşembe yapmış da yine biz Okuyamamışız!

Alvin Toffler; Şok, Üçüncü dalga, Zenginlik Devrimi, Yeni Güçler Yeni Şoklar kitaplarında ve diğer eserlerinde yeni bir çağın başladığını ve büyük değişimlerin olacağının haberini veren ve bilgi çağını en iyi anlatan futurist yazardır. 1970’lerden itibaren bu büyük değişimin işaretlerini ve yönünü işaret eden Toffler, değişimlerin merkezinde derin esaslar olarak adlandırdığı; zaman, alan ve bilginin yer aldığını en iyi şekilde anlatmıştır. Toffler, Ilya Progogine’nin “Kaostan Düzene” adlı eserinde Ceteris Paribus(her şey birbirine benzer) prensibinin değiştiğini ve bu günün değişken, dengesiz, ve çalkantılı şartlarını kaos teorisini açıklamaktan da çekinmemiştir.

Değişimin mutlak gücü açılımı olarak, Ulus devletler ile küreselcilerin boğuşmasını sanırım yeryüzünde anlamadık kimse kalmadı. Alvin Toffler; değişim olgusuna direnenlerin de şok yaşayacağını ve bir anlamda yok olacağını net bir şekilde açıklıyor aslında…“İnsanlar ya değişimi kabul edecek ya da varlık gösteremeyecek”!

"Şok: Gelecek Korkusu" eserini 1970’lerde yazdığında, aslında 2020’de “Artık Hiçbir Şey eskisi gibi olmayacak” uyarısının ne olduğunu açıklamış, “bize Neler oluyor” sorusunun da analizini en iyi şekilde yapmış. "Kullan-at kültürü yaygınlaşacak... Tek tipleşme hakim olacak... İlişkiler bile geçici olacak"… Bir tek sosyal mesafe ve maske dememiş. Eğer dikkatlice okur isek, daha nelerini söylemiş de, işitmemişiz.

Toffler kadar sanırım henüz hiç kimse; “Değişmeyen tek şeyin değişim olduğunu” 2500 yılı aşkın süre önce belirten Heraklitos’un haklı olduğunu bu kadar ispatlı, belgeli yazamadı. Bizlerin yaşadığı, tanık olduğu bir önceki yüzyılda yayımladığı bu “şok”  eseri ile “Hey! bugünün genci çocuğu” haberiniz olsun ŞOK olacaksınız demiş de…

İnsanın derin derin, “Fesuphanallah” diyesi geliyor işte!

Alvin Toffler, Şok’ta önce avcı-toplayıcı, yarınınıdüşünmeyen toplumdan gelişimizi bahsetmiş. “Aman Ha Siz Siz olun da, “kendinizi Bilin” sonra Şoka girmeyin “Hafazanallah” demeye getirmiş.

Alvin Toffler, geçiciliği “kullan-at, çok al çok tüket, yeni dünya düzeninde seni iyice bir ufalasınlar” olarak uyarıcı niteliğinde kısacık açıklamış.

“…İnsan ilişkilerindeki değişime paralel olarak, insan nesne ilişkileri de kâğıt peçeteler, mendiller, havlular, pet şişeler, hazır yiyecek kapları gibi ürünlerle ‘kullan at’ tarzına dönüşmüştür.

…Hızlı yaşam, göçebe niteliğe sahip bir toplum yaratmıştır. Uzaklık kavramı, anlamını tamamen yitirmiştir. Günümüzdeki anlayış, insanların gerek iş amaçlı ve gerekse de eğlenmek için çok gezmesini şart koşuyor. Bu hareketliliğin teknolojik simgesi ise ‘otomobil’ oluyor. Mülkiyete bağlı yaşam, artık daha az özgür olarak tanımlanıyor. Bu nedenle ev kiralama da ev edinmeye göre daha tercih edilir hale geliyor. Kültürel ve ekonomik yönden daha iyi durumda olanlar daha hareketli kesimi oluşturuyor.”

Yenilenmek mi, değişim mi veya dönüşüm mü? Bu kavramlar iyi anlaşılamaz ise, insanı yiyip bitiren bir bakterinin oluşumuna doğru bir sonuca sürüklenmezmiyiz?Toffler’ın Yenilik kavramı; geçiciliğin hakimiyeti için güçlü bir tetikleme sistemi. Topluma aşılanan en büyük zehir,“ihtiyaç duyulmadığı halde, sahip olmak sadece tüketmek duygusu”. Vahşi kapitalizmin bir sonraki amacı sinsi bir şekilde var olmaya devam edeceği ile ilgili tespitini de hiç atlamamak gerekiyor.

Alvin Toffler daha ne desin, üstelik 1970’lerde! “…Geçmişin uzun süreli az sayıda arkadaşlığının yerini, gelecekte kısa süreli çok arkadaşlık kavramı alacaktır. İnsanlar arası ilişkiler daha geçici bir nitelik kazanacak, berber, garson, tamirci gibi insanlarla kurulan ‘modüler ilişki’ tipi hayatımızda önemli bir yer alacaktır. Günümüzde insan ilişkilerinin oluşma ve unutulma temposu hızlanacaktır. Sosyal statüsü yüksek olanlar ile daha zengin insanlarda bu durum daha belirgin olacaktır. Zira yoksulların dayanışma ihtiyacı, insan ilişkilerini biraz daha sıkı tutmalarını gerektirmektedir. Komşuluk, hemşerilik, vatandaşlık ilişkilerinin yerini; şirket, meslek, arkadaşlık bağları alacaktır. Çekirdek aile parçalanacak, çocuk yapmaktan vazgeçilecek, giderek ‘solo yaşam’ olarak ifade edilen yaşam tarzı yaygınlaşacaktır…”

Toffler’ın bugünün Çarşambası için bir başka tespiti ise; “kullan-at” kültürünün yaygınlaşacağına dikkat çekerken, adhokrasiden de haber getiriyordu.

Toffler’a göre; “adhokrasi” olarak tanımlanan örgüt tipidir. Kısacası, “Kullan-at” kültürünü içimize içimize işleyen bir örgütten bahsediyor.

Toffler; “…Bunlar, üyeleri belli bir sorunu çözmek üzere bir araya gelen ve dağılan geçici ekiplerdir. Bunlar bürokrasiden daha önemli olacak, bürokrasi çökecek ve belki de onun yerini alacaktır. Çünkü değişim hızı bürokrasinin uyum sağlayamayacağı bir düzeye erişecektir. Adhokrasi örgüt tipinde yetenek ve mesleki eğitim önem kazanacak, bürokrasideki gibi kişinin ünvanı önemli olmayacaktır.”

Alt kültürlerin yaratılmasıyla yeni ancak hiç tanımadığımız bir yaşam biçiminden bahsediyor. Mazallah!

İnsan için bilinmeyen korkunçtur. Hep korkutuğumuz için sevemedik bir türlü… Hep Nefret ettiğimiz için savaştık. Oysa ki, “İNSAN”ın yaratılış amacı sadece Sevmek üzerine idi. Bilemedik! Kendimizi Bilmediğimiz müddetçe de bilemeyeceğiz, sevemeyeceğiz, hep korkacağız. Bu sebep ile de kötülüklerin savaşı hiç bitmeyecek! Gelecek korkusu, geleceğin zamanından önce yaşamımıza girmesi sonucu oluşan ve sersemletici bir olgudur.”

Toffler’ın işaret ettiği gibi; korku ve sevmek üzerine biraz daha düşünsek olmaz mı? Kırık dökük, buruşmuş kullan at yaşamımızın, sevgi dolu yaşama dönüşebilmesi duası ile… Hani düştükçe düşleriz, düşledikçe düşünürüz ya… Düşünmenin tam zamanı diyelim!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.