Öne Çıkanlar Dr. Saeed Qureshi Cumhuriyet Savcısı Prof.Dr. Selim Şeker Fetullahçı Terör Örgütü Probiyotikler

YBCO SERAMİĞİ:

Yazan Muammer KARABULUT / 19 Nisan 2026

Her şey, ABD’de 2022-2026 yılları arasında ölen veya kaybolan bilim insanlarının kimliklerinin ortaya çıkmasıyla başladı. Ben de Beyaz Saray’da aynı saatlerde bu konu hakkında toplantı yapıldığından habersiz olarak, ortadan kaldırılan bilim insanları dikkatimi çektiği için araştırmaya başladım ve aşağıda yer alan 12 kişilik tabloyu hazırladım.

Özellikle aralarında en çok ilgimi çeken ise Amy Catherine Eskridge oldu.

Trump da Beyaz Saray çıkışında, “Bu konu üzerinde bir toplantıdan yeni çıktım, oldukça ciddi bir durum. Umarım tesadüftür ama önümüzdeki bir buçuk hafta içinde bunu öğreneceğiz. Bazıları çok önemli kişilerdi ve bunu araştıracağız” dedi.

Ardından Beyaz Saray'ın resmi duyurusu 18 Nisan 2026 Cuma günü geldi. Sözcü Karoline Leavitt, FBI ve diğer kurumlarla birlikte vakaların bağlantılı olup olmadığının “bütüncül” şekilde incelendiğini ve “Hiçbir taş yerinde kalmayacak” ifadesini kullanarak açıkladı.  

Gelelim Amy Eskridge’nin neden dikkatimi çektiğine.

Amy Eskridge gibi fizikçi olan Prof. Dr. Engin Arık’ta (14 Ekim 1948 - 30 Kasım 2007) aydınlanamayan bir kaza sonucu hayatını kaybetmişti. Arık, Toryum madeninin enerji sorununa temiz ve ekonomik bir çözüm olabileceği yolundaki görüşleri ile tanınıyordu. Türkiye’yi bu alanda lider yapacak, hatta enerji alanında dışa bağımlılıktan kurtaracaktı.

Amy Eskridge de “YBCO seramiği” üzerinde çalışıyordu. Eğer çalışmaları üretime dönseydi bundan en karlı çıkan ülke Çin olacaktı. 

Bu teknolojinin fosil yakıtları bitirecek olması da en önemli ve en stratejik husustur. Buna tek başına, yeni dünya düzenine uygun ve itici güç de diyebiliriz.  Yine bu teknoloji ile süpersonik füzelerden çok daha hızlısı yapılabilirdi.

Şimdi Engin Arık ile benzer konularda araştırmalar yapan Amy Eskridge’nin deney detaylarına bakalım.

Amy Eskridge (1987-2022), babası Richard Eskridge ile birlikte HoloChron LLC adlı şirketlerinde yerçekimi modifikasyonu (gravity modification) üzerine çalışıyordu.

Şirketlerinin odak noktası, YBCO adı verilen özel süperiletken seramik disklerdi. Bu diskler, Podkletnov’un meşhur “dönen YBCO disk” deneyine benzer şekilde, yüksek voltajlı kısa elektrik darbeleri (Gradient Impulse Generator - GIG) ile çalıştırılıyordu. Amaç basitti ama devrimseldi: Disk dönünce yerçekimini zayıflatmak veya çok yönlü itki yaratmak.

Ne yazık ki Amy Eskridge’in kendi laboratuvar deneylerine dair kamuoyuna açık net veri bulunmamakta. Bilimsel makale veya laboratuvar raporu da yayınlamadı. Yaptığı çalışmalar büyük ölçüde gizli tutuldu ya da “henüz NASA onayı yok” gerekçesiyle açıklanmadı. Bilinen tek şey, yüksek voltaj + süperiletken disk + güçlü mıknatıs kombinasyonuyla yerçekimini etkilemeye çalıştıklarıdır.

Edindiğim tek bilgi, “ANTİ-YERÇEKİMİ TEKNOLOJİSİNE TARİHSEL BİR BAKIŞ” konulu Amy Eskridge’nin (Başkan)  bir PDF dosyası oldu.(bkz)

Peki bu teknoloji gerçekten üretime geçseydi ne olurdu? En büyük kazanan Çin olurdu.

Şimdi buluşun ekoteknolojik açılımına bakalım; YBCO seramiğinin en kritik ve pahalı maddesi Yttrium’dur. Dünyadaki Yttrium üretiminin %70-99’u Çin’in kontrolündedir.

Çin zaten ham Yttrium satmıyor; bunun yerine hazır YBCO diski + mıknatıs + komple sistem olarak paketleyip satmayı tercih ediyor. Dolayısıyla bu teknoloji yaygınlaşırsa, diğer tüm ülkeler (ABD, Avrupa, Türkiye dahil) Çin’e bağımlı kalacaktı. Çin hem maddi hem stratejik açıdan ezici bir üstünlük elde edecekti.

Asıl devrim ise fosil yakıtlarda yaşanacaktı.

Bu sistem reaksiyonsuz itki (yakıtsız itiş) sağladığı için roketlere, benzin ve jet yakıtına ihtiyaç kalmayacaktı. Uçan arabalar, roketssiz uzay gemileri ve sıfır emisyonlu ulaşım mümkün hale gelecekti. Fosil yakıt devri bitecek, petrol ve doğalgaz şirketleri büyük darbe alacaktı. Bu tek başına yeni dünya düzenine en uygun itici güçlerden biri olurdu: Hem çevre dostu hem de son derece ucuz ve hızlı bir ulaşım ve enerji devrimi.

Ayrıca askeri alanda da köklü değişim yaşanırdı. Normal roket ve füzeler yakıt sınırı yüzünden hız açısından kısıtlıdır. Bu disk teknolojisiyle süpersonik füzelerden çok daha hızlı, hipersonik ve hatta ötesinde sessiz araçlar ve silahlar üretilebilirdi. Uzayda ve havada güç dengesi tamamen yeniden yazılacaktı.

TÜRKİYE’DE DURUM

Yaptığım araştırmaya göre, Türkiye’de Amy Eskridge’in çalışmaları veya “YBCO diskleriyle yerçekimi modifikasyonu” üzerine hiçbir bilimsel makale, tez ya da akademik çalışma bulunmuyor.

Konu Türk akademisiyenlerin neredeyse hiç dikkatini çekmemiş.

YBCO süperiletkenler üzerine ise malzeme bilimi ve manyetik levitasyon (manyetik ray, süperiletken yataklar, ince film üretimi) alanında bazı tez ve makaleler mevcut. Ancak bunlar klasik süperiletkenlik araştırmaları olup, anti-yerçekimi veya gravity modification gibi iddialarla hiçbir ilgisi yok.

“ANTİ YERÇEKİMİ ÇAĞI”

Kısacası: Amy Eskridge, YBCO seramiğiyle “Anti-Yerçekiminin etkisini azaltma, iptal etme veya korumayı” hedefleyen öncü bir araştırmacıydı.

Eğer çalışmaları başarıya ulaşsaydı; bu icat “anti-yerçekimi çağı”nı başlatacak kadar devrim niteliğinde olurken, Çin maddi ve stratejik olarak ezici bir üstünlük kazanacaktı. Yenilenebilir enerji alanında adı geçmeden fosil yakıt çağı sona erecek ve dünya; enerji, ulaşım ve askeri güç dengesi bakımından yepyeni bir düzene geçecekti.

Bugün hala “gizli” ve “kanıtlanmamış” görünse de Amy Eskridge’nin 2022’de bıraktığı miras ve YBCO seramiğinin potansiyeli, bilim çevrelerinde giderek daha iyi anlaşılmaya başlandı.

Teknolojinin katlanarak gelişmesiyle birlikte YBCO seramiğinin günlük hayatımıza girmesi, yeni bir dünya düzeninin kapısını aralayacaktır.  

Trump’ın bilim insanlarının ölümleriyle ilgili soruşturma açılacağını açıklamasıyla birlikte –ister soruşturulsun ister soruşturulmasın– bugünden itibaren “YBCO seramiği ile Anti-Yerçekimi Çağı” konuşulmaya başlayacaktır.

En azından, Amy Eskridge ve çalışmaları 5gvirusnews’te yayınlanarak önemli bir adım atılmıştır.

Son olarak; Engin Arık ve Amy Eskridge gibi bilim insanlarının öldürülme emrini kimin verdiği sorusu akıllarda kalıyor. Bu emri verenler, dünyayı kontrol eden ve küresel sistemin efendisi konumundaki Siyonist güçlerdir. Onlar, iradeleri dışında sistemi değiştirebilecek veya etkileyebilecek hiçbir şeye izin vermezler.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
W. ... 3 saat önce

an excellent article

Avatar
Hayriye 2 saat önce

Şaşırdık mı.. açıkça söyleyim çok şaşırdım